İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra özellikle Birleşmiş Milletler
Teşkilatı'nın kurulması ile, dünya ülkeleri barış ve güvenlik
konusundaki kararlılıklarını göstermişlerdir. Bu dönemden
sonra artık savaşa en son çare olarak başvurulabilecektir.
Savaş yerine, uluslararası barış ve güvenliği korumakla
görevli olan BM'nin yetki vermesi şartıyla bazı durumlarda
kuvvet kullanılabilecektir. İşte uluslararası hukuk açısından
çok önemli bir yere sahip olan kuvvet kullanımı Bozkurt'un
son kitabına da esin kaynağı olmuştur. Bozkurt'un Birleşmiş
Milletler Sistemi'nde kuvvet kullanımını incelediği eseri,
hem öğrenciler için bir ders kitabı hem de son gelişmelerin
takip edildiği güncel bir kitap olarak okuyucuya sunulmuştur.
Kitabın ilk baskısı (Atlas Kitabevi, Konya 1996) 90'lı
yıllarda dünyanın gündemine oturan Körfez Krizinden esinlenilerek,
"Birleşmiş Milletler Sistemi'nde Kuvvet Kullanımı
ve Körfez Krizi Örneği" adı altında yayınlanmıştır.
Körfez Krizi'nin 90'lı yılların sona ermesiyle etkisini
yitireceği düşüncesinin haksız çıktığı günümüzde görülen
bir gerçektir. Yazar da, Irak'ın hala dünya gündeminin
en önemli konularından birisi olduğunu, buna ilaveten
kuvvet kullanımı ile ilgili yaşanan yeni gelişmeler nedeniyle
yeni baskıya gereksinim duyduğunu ikinci basımın önsözünde
belirtmiştir.
Yaşanan son gelişmelerin de ele alındığı kitap üç bölümden
oluşmaktadır. Birinci bölümde, Birleşmiş Milletler Sisteminde
Kuvvet Kullanımı adı altında, BM Sisteminde kuvvet kullanımı
mekanizması incelenmiştir. Bölüme Birleşmiş Milletler
öncesi kuvvet kullanımı sistemiyle giriş yapılmış, BM
Sisteminde mekanizmanın nasıl işlediği tarihi örneklerle
açıklanmıştır. Bu bölümde BM Örgütünün organlarından,
Güvenlik Konseyi ve Genel Kurul'un kuvvet kullanımına
karar verme prosedürleri ve örnekleri açıklanmıştır. Daha
sonra, Meşru Müdafaa ve Günümüzdeki Olaylar Karşısında
BM Antlaşması Hükümleri, başlıkları karşımıza çıkmaktadır.
Burada konu, BM Antlaşması ve Bazı Durumlar ve Soğuk Savaş
Sonrası Gelişmeler olmak üzere iki kısımda incelenmiştir.
İlk kısımda Antlaşmanın kuvvet kullanımına izin verdiği
maddeleri incelenmiştir. Burada özellikle Antlaşmanın
51. Maddesiyle ilgili yapılan açıklamalar dikkat çekmektedir.
İkinci kısımda ise, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından
sonraki gelişmeler, Körfez Krizi'nin etkileri ve 11 Eylül
saldırılarının etkileri dahilinde Antlaşmanın hükümleri
incelenmiştir. Birleşmiş Milletler Barış Gücü hakkında
yapılan açıklamalar ve Bölgesel Düzenlemelerle bu bölüm
noktalanmıştır.
İkinci bölümde, kuvvet kullanımı Körfez Krizi örneğiyle
ele alınmıştır. Bozkurt bu bölümde, Irak'ın Kuveyt'i işgalinden
başlayarak, BM'ce uygulanan ekonomik müeyyideleri ve verilen
kuvvet kullanımı kararından ateşkese kadar kronolojik
bir sırada konuyu sunmuştur. Kitabın bu sistematikte olması,
konuyla ilgili olarak A'dan Z'ye her şeyin okuyucuya sunulmasına
imkan vermiştir. Uluslararası hukukta özellikle savaş
dönemlerinde önemli bir yere sahip olan insan unsuru da
unutulmamış, bu bölümde tarihi gelişmeler de dahil olmak
üzere Körfez Krizi öncesi, savaş sırasında ve sonrasında
insani kurallara ve insan haklarına değinilmiştir. Körfez
Krizi tüm boyutlarıyla bu şekilde incelenmiş, ayrıca 11
Eylül saldırısıyla gündeme yeniden aynı sıcaklıkta oturan
Irak'a müdahale de tartışılmıştır. ABD yönetimi terörle
mücadelenin Afganistan'dan sonra da devam edeceğini açıklamış,
bu da bir sonraki durağın Irak olacağına işaret etmiştir.(s.183).
Yazar bu bağlamda, ABD'nin Irak'a olası müdahalesine değinmiş,
Türkiye açısından da son derece önem arz eden bu konunun
Türkiye'ye yapacağı etkileri de incelemiştir. Irak'a yönelik
bir harekatı meşruiyet temellerine oturtmak amacıyla ABD
tarafından Güvenlik Konseyi'ne çıkarttırılan 8 Kasım 2002
tarihli 1441 sayılı kararın önemli kısımları bu bölümün
sonunda aynen verilmiştir. Bozkurt, kararı aynen sunarken
kendi yorumlarını da eklemeyi ihmal etmemiştir. Yorumlarında
bu kararın ABD'ye direkt olarak kuvvet kullanımı yetkisi
vermekten çok Irak'ı silahsızlandırmayla ilgili olduğunu
bu silahsızlandırmanın ise aşırı şekilde kullanılmak istendiğini
belirtmiştir.
Kitabın üçüncü bölümü, "Amerika'ya Terörist Saldırı
ve Afganistan'a Müdahale" başlığını taşımaktadır.
11 Eylül 2001 tarihinde Amerika'ya düzenlenen terörist
saldırı, dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Dünyanın
süper gücüne yapılan bu saldırı, terör ve terörle mücadele
kavramını daha önemli hale getirmiştir. Türkiye dahil
bir çok devleti yıllardır çok zor durumda bırakan terör,
bu saldırı ile o ana kadar olmadığı derecede dünya gündemine
oturmuştur. Bozkurt da eserinde, son zamanların gündem
maddesini oluşturan terörün tanımını ve bu alanda yapılan
hukuki düzenlemeleri aktararak bu bölüme başlamıştır.
Yazar, terörizmin ortadan kaldırılmasının önündeki en
büyük engeli, terörizm kavramının çoğunluğun benimsediği
bir tanımının olmaması olarak görmektedir.(s.198) Günümüzde
masum bir çok kişinin ölümüne yol açan terör felaketinin
tam olarak önlenmesi gerçekten de zor görünmektedir. Bozkurt,
eserinde terörün ulusal ve uluslararası alandaki tüm yıkımlarını
belirterek bu konuda duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir
ve saldırı sonrasında devletlerde ve uluslararası örgütlerde
meydana gelen gelişmeleri titizlikle inceleyerek çalışmasına
devam etmiştir. Özellikle konuyla ilgili olarak, BM Güvenlik
Konseyince alınan 12 Eylül 2001 tarihli 1368 sayılı karar
ve akabinde alınan 1373 sayılı kararın hangi konuları
ve amaçları içerdiği yine bu bölümde açıklanmıştır. Bozkurt,
ABD'nin bu kararlara dayanarak kuvvet kullanmasındaki
çelişkilerde de bahsetmiştir. Uluslararası örgütlerde
yaşanan gelişmeler adı altında, Terörizmin Mali Kaynaklarının
Önlenmesi Hakkında Sözleşme de verilmiş ve NATO da meydana
gelen gelişmeler incelenmiştir. Yapılan saldırı sonrası
yaşanan gelişmeler ışığında, ABD'nin Afganistan'a yaptığı
müdahale tüm yönleri ile eserde ele alınmıştır. Ayrıca
stratejik açıdan önemli bir konuma sahip olan Türkiye'nin
11 Eylül saldırıları ve Afganistan'a müdahale ile ilgili
tepki ve politikaları da belirtilerek üçüncü bölüm sonlandırılmıştır.
Yukarıda kısaca özetlenerek tanıtılmaya çalışılan eserde,
son zamanlarda dünya gündemine oturan önemli konunun hukuki
boyutu incelenmiştir. Özellikle, Türkçe literatürde çok
fazla örneği olmayan 1368, 1373, 1441 sayılı kararlara
değinilmesi, bu konuda Bozkurt'un çalışmasını kaynak kitap
olabilecek niteliğe sokmaktadır. Uluslararası hukuk literatüründe
Türkiye'de nadiren yapılan bu çalışma, yukarıda açıklanan
konularda öncülük yapabilecek bir eserdir.