Etnik olgu, günümüz Amerikan iç politikasında etkili
olduğu kadar, dış politikasında da aynı ölçüde etkin bir
unsurdur. Yahudi, Yunan, Ermeni, vb. gibi bazı güçlü etnik
çıkar grupları Amerikan iç politikasında büyük güç sahibi
olmuşlardır ve özünde ait oldukları ülkelerle ilgili dış
politika konularında da bu gücü giderek artan bir şekilde
kullanma eğilimindedirler.
Etnik çıkar gruplarının etkisi, politika belirleme sürecini
etkileyen ve iç politik sistemin doğası, devlet-toplum
ilişkileri, kamuoyunun ve toplumsal grupların rolü ve
hatta politika belirleme sürecini etkileyen fikirler ve
algılamalar gibi konular dahil, çok geniş kapsamlı iç
determinantlarla yakından ilgilidir. Kamuoyunun ve toplumsal
grupların politik etkileri nelerdir? İç yapı, çeşitli
çıkar gruplarının faaliyetlerine nasıl bir zemin hazırlar?
Çeşitli çıkar grupları ve kamuoyu politika belirleme sürecine
nasıl ve hangi mekanizmalarla etki eder? ABD politik sisteminde
seçkinler ve genel halk arasındaki ilişki nedir ve kim
kimi izler? Bu makalenin araştırma gündemini tüm bu sorular
oluşturmaktadır.
Bu makalenin amacı; 1990'lı yılların başından günümüze
kadar olan sürede Ermeni lobisinin ABD'nin Azerbaycan'a
yönelik dış politikalarının şekillendirilmesi üzerindeki
rolü örneğinden giderek, iç etnik çıkar gruplarının dış
politikanın belirlenmesindeki rolünü değerlendirmektir.
Bu amaçla, bu makalede Ermeni çıkar grupları örneğinde
olduğu gibi, etnik lobilerin ne ölçüde ve hangi mekanizmaları
ve stratejileri kullanarak ABD dış politikasını etkiledikleri
tanımlanmaya çalışılacaktır. Bu makale; etnik grupların
dış politika üzerinde önemli etkileri olmasına karşın,
etnik lobi çalışmalarının politik kararları ve sonuçlarını
belirlemediğini ve hatta daha geniş çaplı ulusal çıkarlar
söz konusu olduğunda bunlardan kolaylıkla vazgeçilebileceğini
söylemektedir. Bunun gibi, Ermeni çıkar gruplarının ABD
politikaları üzerinde önemli etkilerini göstermekle beraber,
Ermeni etnik lobisinin ABD'nin Azerbaycan'a yönelik politikalarının
belirleyici öğesi olmadığı ve etkisinin açık ulusal çıkarlarla
sınırlı olduğu vurgulanmaktadır.
Bu savı ispatlamak için, ilk önce ABD politik sisteminin
özellikleri ve bu sistemin çeşitli çıkar gruplarının faaliyetlerine
nasıl zemin hazırladığı incelenecektir. Bunu takiben,
etnik çıkar gruplarının ABD'nin politika belirleme sürecinde
baskı ve etki yapmak için kullandıkları mekanizmalar ve
stratejiler tartışılacaktır. Son olarak, bir örnek olay
incelemesi sunularak, ABD-Azerbaycan ilişkilerinin tarihindeki
önemli gelişmeler özetlenerek, konuyla ilgili Amerika'daki
Ermeni çıkar gruplarının faaliyetleri belirtilecektir.
Baskı Gruplarının Etki Boyutu: ABD'nin İç Politika
Yapısı ve Devlet-Toplum İlişkileri
Bu bölüm, "Amerikan politik sisteminin etnik grup
faaliyetlerine yalnızca izin vermekle kalmayıp hatta teşvik
ettiğini" göstermeyi amaçlamaktadır. (1) Bu nedenle
etnik çıkar gruplarının ve özellikle Ermeni çıkar grubunun,
ABD iç ve dış politikasındaki rollerini anlamak için ABD'nin
iç yapısının incelenmesi gerekmektedir.
Kuruluşundan bu yana, ABD toplumu değişik menşeili ve
geçmişli çok kültürlü bir toplum olmuştur. Dolayısı ile
bu etnik çıkar gruplarının, pek çok durumda, orijinleri
olan ülke ya da yerlerle ilgili olarak etki yapmak istemeleri
doğaldır. Ancak Smith tarafından yazıldığı gibi, "Dış
politika ile ilgili meselelerde etnik aktörlerin etkin
rollerinin olması yalnızca ABD'nin bir göçmenler ülkesi
olarak sosyal yapısından değil, aynı zamanda Amerikan
demokrasisinin politika belirlemede etnik topluluklara
ve daha geniş kapsamda tüm çıkar gruplarına verdiği haklardan
kaynaklanmaktadır."(2) Aşağıda görüleceği gibi, ABD
politika belirleme sürecine etkide bulunan, etnik gruplar
dahil, çeşitli çıkar gruplarına izin veren faktörler,
daha geniş kapsamda devlet-toplum ilişkilerinin doğasında
ve ülkenin politik ve parti organizasyonunda yatmaktadır.
Genelde ABD'nin ademi merkeziyetçi bir politika belirleme
yapısına sahip olduğu kabul edilir. ABD'nin kurucuları
ABD politik sistemini "kontroller ve dengeler"
ilkesi üzerine kurmuşlardır. Bu demokrasi ilkesi hükümetin
değişik branşlarının birbirlerinin faaliyetlerini kontrol
etme yetkisini ve birinin aşırı güçlenmesini engelleyebilme
imkanını sağlamıştır. ABD Anayasasında kutsanan bu "kontroller
ve dengeler" ilkesi çeşitli çıkar gruplarının faaliyetlerine
geniş bir özgürlük sağlamaktadır. Watanabe, ABD'nin dış
politika belirleme sürecindeki bu dağınıklığın kaynaklarını
şu satırlarla ifade etmektedir:
"Dış politika yönetim yetkisi kuşkusuz tek başlarına
veya beraberce Başkan ve Kongre'ye verilmişken, pek
çok sorumluluğun sınırlandırılması belirsizlik taşımaktadır.
.. Dış politika yetkilerindeki belirsizlik ve düzensizliği
çözümleme gayretlerinde mahkemeler, ve Özellikle Anayasa
mahkemesi, görünür bir biçimde sessiz kalmıştır. ..
Mahkemelerin bu anlaşmazlıkları giderme konusundaki
isteksizliği bu konuların politik alandan yargı alanına
kaymasına neden olmuştur. Bu çerçevede, örgütlü çıkar
faaliyetleri, örneğin etnik grup çalışmaları, mahkeme
kararları gibi, dış politika sorumluluklarının tanımlanmasında
kesin çözüme götürebilir."(3)
Amerikan dış politikasının belirlenmesinde sosyal güçlerin
rolünü artıran diğer bir faktör, siyasi parti organizasyonlarının
özgün sistemidir. Smith'in belirttiği gibi: "Kongre
ve Başkan aynı görüşlerde veya aynı partiden olabileceğinden,
Anayasa tarafından öngörülen siyasi kurumsal mücadelenin
meydana gelmemesi olasıdır ve hükümet sosyal baskılar
açısından nispi bir özgürlüğü tadabilir". (4) Bu
nedenle parti sistemi, kamu görevlilerinin isimlerinin
parti tarafından değil, yerel seçmenlerin kararıyla sonuçlanan
ön seçim adayları tarafından belirlenmesi şeklinde oluşmuştur.
"Bu tür bir parti disiplininin sonucu olarak - Smith'in
yazdığı gibi- pratikte kamu görevlileri seçmen kitleleriyle
olduğu kadar parti liderliği ile de uyumlu olabilirler."(5)
Hatta, Kongrenin de ademi merkeziyetçi yapısı dikkate
alındığında, küçük sosyal tabanlı vatandaş çıkarları bile
yasama içinde yansıma bulabilir. (6) Federalist yapısından,
Kongre ve yönetim arasındaki "kontrol ve denge"
sisteminden ve yoğun grup temsil ağından ötürü, ABD genelde
tipik bir "zayıf devlet" olarak tanımlanır.
(7)
Yukarıdaki tartışmada görüldüğü gibi; iç yapısında toplum
egemen olan ABD'de iç ve dış politikaların belirlenmesinde
kamuoyu ve sosyal gruplar önemli rol oynar. Muller ve
Risse-Kappen, toplum egemen iç yapılarda kamuoyunun önemini
şu satırlarla gösterirler:
"..kamuoyu birbirleriyle rekabet eden yönetim
hizipleri, amaçları için harekete geçtiğinde bir kaynak
halini alır. Kamuoyu, fikir birliğinin derecesine ve
özelliğine bağlı olarak, siyasi sistem içinde yer alan
seçeneklere daha geniş ya da daha dar sınırlar koyar."
(8)
Ancak, ABD politika belirleyicileri için kamu beklentileri
büyük önem taşımasına karşın, kamuoyunun yönetim tarafından
manipule edilme olasılığı da vardır. Unutulmaması gereken
bu yönetici sınıfın kamuoyunu şekillendirmede en etkin
araç olan medyaya erişim ve onu kullanma konusundaki büyük
imkanlarıdır. Hatta, halk arasında fazlaca bilinmeyen
bir çok olayda, yönetimin kamuoyunu manipule etmesi kolaylaşır.
Bu nedenle, kamuoyu ve yönetim etkileşimi konusu her durum
ve olaya bağlıdır. Toplum mu yönetimi, yönetim mi toplumu
izler, hangisi daha önemlidir sorusu aslında yanıltıcı
bir ikilemdir. Ve her ikisini bağımsız iki aktörmüş gibi
düşünmekten vazgeçtiğimizde de kolayca çözümlenir. İç
yönetimler, kural olarak, güç kazanmak için mücadele eden
ve amaçlarına ulaşmak için toplumu kullanan rakip gruplardır.
Bunun gibi, ana politika konularında aynı görüşü paylaşan
kamu, pek çok özel olayda ayrı düşünebilir.
Yönetici sınıfları ve halkı birbirinden ayrı ve bağımsız
aktörler olarak düşünmenin daha da büyük önemi, çıkar
gruplarının gerek yönetimi ve gerekse kamuoyunu etkileme
ve hatta şekillendirmedeki önemli rolünü gözden kaçırmamıza
yol açmasıdır. Bu nokta akademisyenler tarafından uzun
süre göz ardı edilmiştir. Skidmore ve Hudson şunları yazmışlardır:
"Daha önceki iç-merkezli dış politika davranışları,
teorileri geliştirmeye yönelik çabalar, toplumsal grupların
önemli doğal rolü göz ardı edildiğinden eksik kalmıştır".
(9) Everts'in gözlemi ise "özellikle Amerika'da kamuoyu
bir kitlesel görüş olarak incelenirken, partilerin ve
çıkar gruplarının kitlesel görüş ve dış politika arasındaki
bağlantıyı nasıl etkilediklerini gözden kaçırdığıdır."
(10) Risse-Kappen ise en azından (a) kitlesel kamuoyu,
(b) politika ile yakından ilgili ve dikkatli kamu, ve
(c) belirli konulara özellikle hassas olan olay gruplarının
ayırt edilmesini önerir. Bu örnekte, etnik çıkar grupları
(Ermeniler dahil) özellikle akraba ve dostlarına yönelik
dış politikalarla yakından ilgili olarak üçüncü kategoriye
yerleştirilebilir.
Yalnızca halkın değil yönetici sınıfların da, her ne
kadar kamuoyunu manipule edebilseler de, onların da çeşitli
çıkar grupları özellikle etnik gruplar tarafından etkilenebilecekleri,
hatta manipule edilebileceklerini göz önünde tutarak,
bir bütün olarak değerlendirilmemeleri konusunda aynı
yaklaşım izlenebilir. Smith tarafından haklı olarak yazıldığı
gibi: "Amerikan politikası yalnızca güç gruplarının
değil aynı zamanda örgütlenmiş çıkarların tipik bir politikasıdır"
(12). Ancak pek çok durumda çıkar grupları ve yönetici
sınıflar birbirinin desteğinden yararlanır ve aynı zamanda
ortak yarar sağlarlar. Bu açıdan bakıldığında, Kongrenin
etnik çıkar grupları dahil yerel seçmenlerine olan yüksek
duyarlılığı, bazı çıkar gruplarına özellikle çekici gelmektedir.
Watanabe'nin yazdığı gibi:
"Etnik organizasyonlar belirli politika önerilerini
hayata geçirmek için Kongrenin duyarlılığına ve politika
belirleme konusundaki yasal yetkisine güvenmektedirler.
Kongre, ise büyük ölçüde, dış politika oluşturma rolünü
başarıyla yerine getirmek için etnik faaliyetlerden
kaynaklanan ve hükümetin dışında oluşan kamuoyunun harekete
geçirilmesine dayanmaktadır. " (13)
Watanabe kamuoyunu şöyle de tanımlamaktadır: "Politika
belirleyicilerin gerçekten temsil vasfını taşıdığına inandığı
son derece kaygan ve tehlikeli bir kavram". (14)
Bu tanım doğrudur, ancak yalnızca kısmen. Politika belirleyicilerin
kamuoyunun ne olduğunu tanımlamaları konusundaki serbestlikleri
pek çok durum için geçerli değildir. Hatta, yukarıdaki
tartışmalardan görüleceği gibi, çıkar grupları kamuoyu
oluşturmada pek çok durumda politika belirleyicilerinden
daha fazla etkindir. Çünkü hareket alanları bu kamuoyu
ile belirlenen alternatiflerle sınırlıdır.
Etnik Grup Etkileme Mekanizmaları ve Stratejileri:
Ortak Çıkarları Ortaya Koymak
Politika belirleme ve etnik grup etkileşimine çerçeve
hazırlayan politik yapıları enlemesine tartıştıktan sonra,
şimdi aynı iç politik yapı içinde faaliyet gösteren belirli
etnik lobilerin diğerlerinden daha etkin olmalarına yol
açan çeşitli stratejileri inceleyeceğiz. Watanabe'nin
yazdığı gibi: "Etnik etkinin en önemli ölçüsü bu
etnik grupların, resmi yetkilileri kendi durumlarını güçlendirici
yönde karar almaya ikna etmelerindeki başarılarıdır."
(15) Etnik grupları etkili kılan ve politika belirleyicilerin
kararlarını oluşturmalarında onlara tesir etmelerini sağlayan
çeşitli faktörler vardır. Bu makalede, en önemli oldukları
düşünülen faktörlerden söz edilecektir.
Smith, politik kurumlar üzerinde baskı oluşturmak için
etnik dahil çıkar gruplarının kullandığı üç yaklaşımdan
bahsetmektedir: (a) Oy vererek, (b) Finansal katkı kampanyaları
ile, ve (c) uluslararası bir kuruluş ile. (16) Demokratik
pek çok toplumda olduğu gibi ABD'de de küçük bir oy sayısı
büyük bir farklılık yaratabilir. Eğer etnik grupları ele
alacak olursak ve iyi örgütlenmişlerse, özellikle seçim
zamanlarında, genelde sorunlarını dile getireceklerdir.
Ve seçime katılımları da kural olarak ortalamanın üstünde
olacaktır. Bu ise ne kadar küçük de olsa bir etnik grubun
ABD politikalarının belirlenmesinde ne kadar kritik bir
önem taşıyacağını açıkça gösterir. (17) Başkanlık ve Kongre
seçimlerinde adayların kampanyalarına para yardımı yapmak
da, karar alıcılara ulaşmak için başka bir değerli kaynaktır.
(18) Watanabe'in yazdığı gibi: "organizasyonel gerekler
ve taraf tutma sürecinin talepleri, büyük miktarda paraya
ihtiyaç gösteren bilginin değerlendirilmesi ve iletişim
becerilerinin değerini artırır". (19)
Para ve oylar, ancak etnik çıkar grupları belirli konu
alanlarına yönlendirerek etkili olabilecekleri bir iyi
örgütlenmiş kurumsal yapıya sahipseler etkin olabilir.
Smith etnik örgütlerin ; 1) etnik topluluğun organizasyonel
birliğini sağlaması gerektiğine, 2) diğer özel güçlerle
yakın ortaklıklar kurması ve bunu işletmesine, ve 3) politika
üreten ve uygulayan hükümet görevlilerine politika önerileri
götürüp onları izleme gerekliliğine işaret etmektedir.
(20). Politika belirleyiciler genelde etnik çıkar gruplarını
daha büyük etnik toplulukların temsilcisi olarak görürler
ve seçim zamanlarında onların desteğini almak için onlarla
işbirliğine sıcak bakarlar. Bu nedenle Watanabe'nin işaret
ettiği gibi, "Politika belirleme yapısının içinde
etkileşim için öncelikli öğe olan bu organizasyonlar,
politika belirleyiciler için de etnik toplulukların davranışlarını
anlamak, onlar hakkında bilgi edinmek için başlıca temas
noktalarıdır." (21)
Yukarıda tartışıldığı üzere, hükümetin en önemli kolu
olan Kongre, ademi merkeziyetçi yapısı, güçlü parti disiplini
olmayışı ve en önemlisi kongre ön seçimlerindeki önemi
nedeniyle "etnik lobilerin karar alma mekanizmasına
katılımı için bir kaynaktır." (22) Etnik eylemciler
yakın işbirliği kurulabilecek Kongre üyelerine etki edebilmenin
Başkan'a ve politikalarına etki edebilmekten çok daha
kolay olduğunu bilmektedirler. (23) Bu bakımdan, Kongre
ile ilgili komitelerde de "belirli bir çıkar grubunun
yararına beraber çalışacak kişilerin beraberce çalışması
da bahse değer." (24) Etnik çıkarları temsil eden
Kongre komiteleri bu etnik gruplarla etnik çıkarlar lehine
sıkı bir işbirliği yaparlar. Ermeni konusu üzerinde 1995
yılında teşkil edilen Kongre Komitesinin Ocak 2003 itibari
ile 126 üyesi vardır, (25) ve şu anda ABD Kongresinin
en büyük komitesidir. (26) Bunu izleyen ikinci büyük komite
117 üyeli Rum komitesidir ve birbirleri ile yakın işbirliği
içindedirler. (27)
Etnik çıkar grupları ve organizasyonları tarafından yerine
getirilen bir diğer önemli işlev, yukarıda gördüğümüz
gibi, politik öneriler yapıp onları izlemeleridir. Etnik
organizasyonlar bu izlemeyi yaparlar ve üyelerini ve daha
geniş toplulukları hükümetteki gelişmeler ve dünyaca önemli
olduklarına inandıkları konularda bilgilendirirler. (28)
Aynı zamanda, etnik gruplar ve organizasyonlar, Watanabe'nin
ifadesiyle politika belirleyicilere yararlı bilgiler ve
kullanılabilir veriler sunarak "eğitici rolü"
de yüklenirler. Gerçekte "pek çok önerge kanun teklifi
metni doğrudan bu etnik organizasyonların işaretini taşır".
(29) Ve burada, politika belirleme sürecinde enformasyon
sağlamanın önemine geliyoruz. Enformasyon etnik gruplar
veya bireyler tarafından çeşitli yollarla iletilir: Mektupla,
telgrafla, konuşmalarla, raporlar, dokümanlar, gazeteler,
tanık dinletmelerle, telefonla, toplantılarla, gösterilerle,
ve diğer bir çok resmi veya gayrı resmi araçla. (30)
Son zamanlarda, internet gelişimi ile, web bazlı kampanyalarla
etnik grup üyelerinin belirli konularda web aracılığı
ile faks çekmeleri, e- posta yollamaları konusunda uyarılmaları
çok popüler olmuştur. Bu web bazlı kampanyalara ilginç
son bir örnek, Amerikan hükümetinin yeni anti-terör programı
çerçevesinde Göçmen ve Nötralize Etme Servisi'ne (Immigration
and Naturalization Service- INS) yapılacak özel kayıttan
ABD'de ikamet eden Ermeni asıllı vatandaşlarının muaf
tutulması olmuştur. 2002 Kasım ayında, INS ve Adalet Bakanlığı
çoğunluğu Orta Doğu ülkelerinden oluşan ve terörizm açısından
çok riskli olarak tanımlanan 18 ülkeyi belirlediler. Bu
ülkelerin ABD'de ikamet eden 16 yaş ve üstü erkeklerin
Ulusal Güvenlik Giriş-Çıkış Sistemi (National Security
Entry-Exit Registration System -NSEES) için özel bir kayıt
yaptırması istendi. Bundan bir ay sonra, 13 Aralık'ta
bu listeye Pakistan ve Suudi Arabistan'ın yanı sıra Ermenistan
eklendi ve 16 Aralık'ta devlet kaydı olarak yayınlandı.
Bu hareket listede tek eski Sovyet Bloğu üyesi olan Ermeni
Hükümetinin ve Ermeni çıkar gruplarının "kızgın bir
lobicilik çalışmasını" (31) başlatmasına yol açtı.
Kararın yayınlanmasından sonra 24 saat içinde, ABD'nin
en büyük Ermeni çıkar gruplarından biri olan Amerikan
Ermeni Ulusal Komitesi (Armenian National Committee of
America- ANCA) 'nin başlattığı bir hareketle, 10,000'den
fazla web faksı Başkan Bush'a yollanarak Amerikan Ermeni
Topluluğunun bu hareketi şiddetle kınadığı bildirildi.
"ANCA, diğer Amerikan Ermeni grupları, Kongre Ermeni
Komitesi, Beyaz Sarayla yakın ilişkisi olan Amerikalı
Ermeniler ve dış politikadan önemli kişileri kapsayan
geniş tabanlı bir koalisyonla, üst düzey idari görevlilerle
beraber bu sorunu çözümlemek için çalıştılar." (32)
Bu üst düzey temaslar ve etkileme kampanyaları sonucunda
iki gün içinde ABD hükümetinin fikri değiştirildi ve Ermenistan
INS listesinden çıkartıldı. Adalet Departmanının 18 Aralık'ta
Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride "listeye
yalnızca Pakistan ve Suudi Arabistan'ın eklendiği ve Ermenistan'ın
listeye yanlışlık sonucu alınmış olduğunu" söylendi.
(33) ANCA'nin Kaliforniya -Fresno'daki şubesinin başkanı
Bayan Hygo Ohannessian'un bu vesile ile söyledikleri önemlidir:
"Ermeni topluluğunun bu konuya bu kadar hızla tepki
vermesine ne kadar memnun olduğumu anlatamam. Artık Bush
yönetimi Ermenistan aleyhinde olabilecek en ufak bir söz
ya da harekete tepki verileceğini öğrenmiş oldu".
(34)
Yukarıda gördüğümüz gibi, iyi kurulmuş bir organizasyon,
finans ve enformasyon kaynakları etnik grupların etkili
lobi çalışmaları için gereklidir. Ancak bu faktörler gerekli
olmalarına rağmen yeterli değildir. Martin Weil'e referans
veren Rogers, Smith'in öngördüğü üç kriter benzeri üç
kriteri etnik çıkarların ABD dış politikasını etkileyebilmesi
için gerekli görür: (1) bir seçim tehlikesi, (2) bir lobi
organı ve (3) Amerikan milliyetçiliğinin sembollerinin
başarılı kullanımı (35). İlk iki kriter temelde Smith'in
ilk ve üçüncü kriterlerine tekabül etmektedir ve onları
yukarıda tartıştık.
Üçüncüsü ise ilginç bir kriterdir ve özel bir ilgi gerektirmektedir.
Bunun anlamı etnik grupların politika belirleyicileri
kendi lehlerinde etkilemek ve kendi etnik kaygılarına
duyarlı kılmak için talep ve politikalarını (eğer uyarlayamıyorlarsa)
mevcut kamusal ve yönetsel tercihlere göre ve daha geniş
kapsamlı ulusal çıkarlar terimleriyle formüle etmeleridir.
Watanabe bu kavramın önemini kavradığını şu sözlerle ifade
etmektedir. "etnik gruplar iletişimlerini bilinçli
bir şekilde formüle etmek ve kendi konumları ile genelde
tüm halkın genel çıkarları arasındaki uyumu vurgulamak
durumundadırlar." (36) Mevcut halk ve yönetim konuşmalarını
kullanan etnik çıkar gruplarının örnekleri bolca mevcuttur.
Son örneklerden biri, ANCA tarafından başlatılan ve Ermeni
topluluğu üyelerinin ABD Posta Servisinden sözde Ermeni
soykırımı anısına bir pul bastırmasını talep edecekleri
harekettir. (37) ANCA'nın web sayfasında yer alan örnek
mektubun ilk cümlesi şöyledir: "Amacı dünyada adalet
ve insan haklarını yaymak olan bir ülkenin vatandaşı bir
Amerikalı olarak, Ermeni Soykırımını Amerika adına kınamak
üzere bir pul bastırılmasını talep ediyorum." (38)
Burada Amerikan toplumunun değerleri ile ABD posta servisi
görevlilerinin çok az bilgi sahibi olduğu tarihi olaylar
arasında bağ kurma girişimi açıktır. Bir başka örnek mektup,
olarak yukarıda verilen NSEES listesine Ermenistan'ın
koyulmasında da yine ulusal çıkarlara değinilmiştir: "Ermenistan...ABD
tarafından başlatılan anti-terörist çabalara sadakatle
destek vermeye devam etmektedir.... Bir Amerikalı Ermeni
olarak, teröre karşı mücadelede Ermenistan'la olan işbirliğinin
devamını destekliyor ve bu ülkeyi, ülkemize karşı suç
işlemiş ülkelerle bir araya getiren herhangi bir listeden
derhal çıkarılmasını istiyorum."(39)
Bu nedenle başarılı bir lobiyle politika belirleme sürecinde
etkin olmak için güçlü bir organizasyon ve zengin kaynakların
yanı sıra, bu etnik grupların talep ve politikalarını
daha kapsamlı ulusal çıkarlar olarak formüle etmeleri
gerekmektedir. Burada politika belirleyicilerin algılamaları,
etnik çıkarları anlama ve bunlara cevap verebilme açısından
ciddi bir önem taşır. Politika belirleyicilerin etnik
çıkarlara karşı duyarlılık ve anlayışı ise bu çıkarların
ulusal ya da devletin çıkarları ile uyumunun derecesine
göre artar ya da eksilir. Bu nedenle eğer etnik çıkarlar
ulusal çıkarlarla örtüşüyor veya en azından onlarla ters
düşmüyorsa politika belirleme sürecini etkileyebilir.
Bir Örnek Olay İncelemesi: Ermeni Lobisinin ABD'nin
Azerbaycan Politikalarının Belirlenişine Etkileri
Başlangıçta politik ve ekonomik alanda ABD ile daha yakın
bir işbirliği içinde olmak isteyen Azerbaycan'a karşın
ABD, Azerbaycan'la olan ilişkilerini güçlendirme konusunda
fazlaca gönüllü olmadığından ABD-Azerbaycan ilişkileri
asimetrik bir görünümdeydi. 1991-1994 olarak adlandırılabilecek
bu başlangıç yılları için ABD'nin Azerbaycan dış politikasını
etkileyen en önemli iki faktör şöyle tanımlanabilir:
1) ABD'nin Azerbaycan ve genel olarak Kafkasya bölgesi
ve sorunları hakkında tam bir fikre sahip olmaması ve
buraya yönelik tutarlı bir dış politikaya sahip olmaması;
2) ABD politika belirleyicilerinin ve geniş halk yığınlarının
Azerbaycan hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması buraya
yönelik tutarlı bir politikanın olmaması ile birleşince,
ABD'nin Azerbaycan dış politikasının belirlenmesi bu ilk
yıllarda etnik çıkar gruplarının ve özellikle Ermeni çıkar
gruplarının baskılarına açık yaşandı.
Sovyetler Birliği'nden ayrılan bu devletlerin demokrasilerinin
geniş çaplı desteklenmesinden ve anlaşmazlıkların barışçıl
yollarla çözümünden ayrı olarak, ABD'nin Kafkaslara yönelik
özel bir politikası var gibi görünmüyordu. (40) Petrol
şirketlerinin Azerbaycan'a ilgisi bu yeni kurulan bağımsız
devletleri Rusya'nın etki alanında görme eğiliminde olan
ABD hükümetinden çok daha fazlaydı. (41)
Diğer yandan, Azerbaycan'ın dış politikası ta başından
itibaren kuvvetle ABD'ye yönelikti. Bu politika yaklaşımında
başlıca iki görüş etkin olmuştu:
1) Azerbaycan, bağımsızlığının ilk yıllarında güvenliğine,
politik bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne karşı potansiyel
bir tehlike olarak gördüğü ve özellikle Karabağ uyuşmazlığında
Ermeni hükümetine ve ayrımcılara fiili destek veren Rusya'ya
karşı ABD'yi bir denge gücü olarak görüyordu.
2) Azerbaycan ABD'yi aynı zamanda önemli bir iş ortağı
olarak görüyor ve Hazar Denizi kıyılarındaki petrol kaynaklarının
kullanımı için Amerikan yatırımcılarının ilgisini çekmek
istiyordu.
Bağımsızlığının ilk yıllarında, diğer eski Sovyet Cumhuriyetleri
gibi, Azerbaycan da Sovyetler zamanındaki ekonomik bağlantılarının
kopmasından ötürü ciddi bir ekonomik gerileme yaşadı.
Ancak bu durum komşusu Ermenistan'la, nüfusu ağırlıklı
olarak Ermeni olan Karabağ eyaletinde yaşanan etnik ve
toprak çatışmaları yüzünden daha da ağırlaştı. (42) Birleşik
Devletler Dağlık Karabağ anlaşmazlığının barışçıl yollardan
çözümü için uluslararası çabalara fiilen katıldı. 1992
yılında Ermenistan ve Azerbaycan anlaşmazlıklarının barışçı
yollarla ve görüşmelerle çözümünü desteklemek için Avrupa
Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (OSCE) tarafından kurulan
Minsk Grubu çalışmalarında ABD önemli rol oynadı. 1997
yılının başlarında Minsk Grubunda Rusya ve Fransa'nın
yanı sıra yönetime gelerek ağırlığını artırdı.
Ermenistan'la olan anlaşmazlığı, Azerbaycan'ın ABD ile
olan ilişkilerini derin bir şekilde etkiledi. İki ülkenin
ikili ilişkilerinin ABD'de 1990'dan bu yana iç politikayı
etkileyen bir güç haline gelen Ermeni lobisinin faaliyetleri
ile tamamen karardığını söylemek abartılı olmayacaktır.
Smith'in dediği gibi "Soğuk Savaşın bitimi daha önce
faal olan veya olmayan etnik toplulukların Amerikan dış
politikasında yeni bir rol almasına yol açmıştır. Ve Ermeni
Amerikalılar 1991 yılında bir Ermeni Cumhuriyetinin kurulmasıyla
Kafkaslardaki ABD politikası üzerinde son derece kritik
bir etki sağladılar." (43)
Ermeni çıkar grupları öncelikle Azerbaycan ve Ermenistan'a
verilecek ABD dış yardımı kararlarını etkilemede başarılı
oldular. 1992 yılının sonbaharında ABD Kongresi, Sovyetler
Birliği'nin eski üyelerine ekonomik ve insancıl yardım,
demokrasi sürecinin hızlandırılması ve ekonomik gelişimi
canlandırmak için Özgürlük Destek Yasasını (Freedom Support
Act- FSA) çıkardı. Ancak, yasanın kabulünden bir ay sonra,
24 Ekim 1992'de Kongreye, Ermeni lobisinin hazırladığı
ve FSA'nın 907 olarak adlandırılan bölümüne, ABD'nin Azerbaycan
Hükümetine direkt yardımını yasaklayan bir değişiklik
önergesi verildi. Azerbaycan'a yönelik tutarlı ABD politikalarının
olmaması, ülke hakkında fazla bir bilgi olmaması, ve Ermeni
lobisine karşı çıkacak diğer çıkar gruplarının olmaması
nedenleri ile Kongre etnik Ermeni taleplerine çok duyarlı
bir şekilde yaklaştı. ABD'nin ilk arabulucusu John J.
Maresca, Dağlık Karabağ anlaşmazlığı için şöyle yazıyor:
Sorunun çözümü için, Kongreyi etkileyecek çok az çaba
ya da ABD Hükümetinin tarafsız hareket ettiğine dair
çok az işaret vardı. Kongre lobicilerin etkisi altındaydı
ve Özgürlük Destekleme Kanunu'nun, ABD'nin Azerbaycan'a
direkt yardımını yasaklayan 907. bölümü kabul edildi.
O zamanlar Kongre konu ve sonuçları hakkında en basit
kelimelerle cahildi. Mevcut idarenin Kongreyi bilgilendirme
ve etkileme konusundaki hatası bugünkü idareye bu hatanın
sonuçlarını düzeltme sorumluluğunu vermiştir".
(44)
907. Bölümün kabulü şüphesiz ABD'deki Ermeni çıkar gruplarının
önemli bir zaferi olmuştur. Azerbaycan hükümeti alabileceği
yıllık 50-60 milyon dolarlık bir yardımdan yoksun kalmıştır
ve Sovyetlerden ayrılan devletler içinde böyle bir yaptırıma
maruz kalan tek devlettir. Buna karşın, ABD'nin Ermenistan'a
dış yardımı giderek artmış ve 1997 yılında 95 milyon dolara
yükselmiştir. Bu rakamla Ermenistan'ın aldığı ABD dış
yardımı kişi başı bazında İsrail'den sonra en yüksek düzeye
ulaşmıştır. (45) Bunu takiben Ermeni lobisi ABD hükümet
yardımındaki bu yüksek düzeyi sürdürmeyi başarmıştır.
2003 mali yılı için ABD Senatosu 2003 yılı Ocak ayında
Ermenistan'a 90 milyon dolar yardım ve Karabağ-Nagorno
için ek 5 milyon dolar insani yardım amaçlı ödeneğin Ödenek
Çerçeve Kanun tasarısını onaylamıştır. (46)
Ancak Azerbaycan için 907. Bölümün çarpık mantığı ve
ifade ediliş tarzı ile manevi yanı mali yanından çok daha
fazla önemli olmuştur. Azeri yetkililer 907. bölümde Azerbaycan'ın
bir saldırgan olarak tanımlanmasından dolayı duydukları
rahatsızlığı defalarca dile getirmişlerdir. 907. bölüme
göre: "ABD Başkanı karar verip, Azerbaycan hükümetinin
Ermenistan ve Nagorno-Karabağ'a karşı saldırgan tutumundan
vazgeçtiğine ve ablukasını durdurduğuna dair somut adımlar
attığını Kongre'ye rapor edene kadar Azerbaycan Hükümetine
bu veya bir başka yasa çerçevesinde hiçbir yardım yapılmayacaktır."
(47) 907. Bölüm ile Ermeni lobisi Azerbaycan hükümetine
önemli bir ABD hükümeti yardımının yapılmasını engellemekle
kalmamış, aynı zamanda Dağlık Karabağ yöresindeki anlaşmazlıkta
Azerbaycan'ın saldırgan rolü üstlendiği olumsuz imajını
da yaratmıştır. Hatta, Ermeni lobisinin bir başka stratejik
zaferi Dağlık Karabağ yöresini Azerbaycan'ın dışında ayrı
bir oluşum olarak (ki bu bölgenin ABD dahil uluslararası
olarak Azerbaycan'a ait olduğu kabul edilmiştir) 907.
bölümde gösterme şekli ve Azerbaycan'ın Nagarno-Karabağ'a
karşı saldırgan güçler kullandığını ifade etmesidir. 907.
bölümle ilgili en ironik yan ise "Ermeni lobisinin
Sovyetler Birliği'nden ayrılan yeni bağımsız devletlere
verilecek yardımdan Azerbaycan'ı yararlandırmamasına karşın,
Ermeni Hükümetinin bölgede ABD'nin rakipleri konumunda
olan İran ve Rusya ile dostluk ilişkileri içinde olan
otoriter ve mütecaviz bir hükümet oluşuydu." (48)
Azerbaycan yetkilileri, pek çok bağımsız Amerikalı gözlemcinin
de yaptığı gibi, ABD Hükümetinin ve özellikle Kongresinin
Kafkaslarla ilgili politika yetkilerini etnik Amerikalı
çıkar gruplarının ellerine bıraktıkları şeklinde defalarca
eleştirmişlerdir. Azerbaycan Hükümeti ise; Ermenistan'ın
abluka iddialarını, kendilerini savaş durumunda farz ettikleri
bir ülkeyle tüm ekonomik ilişkilerini dondurarak ve ortak
projelerde iş yapmayarak kendilerini savunma açısından
yasal haklarını kullandıklarını öne sürerek reddetmiştir.
Aynı zamanda, Azerbaycan yetkilileri, Ermenistan'ın tek
sınır komşusunun kendileri olmadığını söyleyerek, Ermenistan'ı
gerçekten ablukaya alamayacaklarını söylemişlerdir. 907.
Bölüm, ABDli yüksek mevkili yetkililer tarafından da şiddetle
eleştirilmiştir. Dağlık Karabağ ilk ABD arabulucusu John
J. Maresca bununla ilgili olarak şunları söylemiştir:
"907. Bölüm Nagorno-Karabağ anlaşmazlığında Azerbaycan'ın
saldırgan rolünde olduğunu kabul etmektedir. Bu kısıtlayıcı
maddenin ifadesi Azerbaycan'ın "Ermenistan ve Nagorno-Karabağ'a
karşı saldırgan güç kullanıldığıdır." Ancak açık
olan husus, Azerbaycan'ın hiç kimseye karşı saldırgan
güç kullanmadığıdır. Tam aksine, toprakları istila edilen
Azerbaycan bunun sonucunda yüzlerce iç göçmenle sorun
yaşamaktadır. Azerbaycan en az altı yıldır kendini savunmaktadır.
907. Bölüm, bu nedenle, tamamen gerekçeden yoksun, haksız
ve gerçekdışı varsayımlara dayalıdır." (49)
Böylece başlangıçta Azerbaycan ve ABD arasında dengesiz
bir ilişki oluşmuştur. Azerbaycan'ın daha yakın işbirliği
isteğine karşın, ABD iç etnik çıkar gruplarının etkisinde
kalarak kararsız kalmıştır. Smith'in yazdığı gibi: "Amerikan
Ermeni lobisinin yüzünden ABD'nin Kafkaslarla ilgili politikası
uzun süre çok katı ve basiretsiz olmuştur."(50)
Ancak ABD-Azerbaycan ilişkileri incelendiğinde, Azerbaycan
konusunda kamu bilincinin yükselip, Amerikan iş hayatının
Azerbaycan'la ilgili ticaret ve güvenlik bağları arttıkça,
Ermeni lobisinin yönetici sınıflar üzerinde etkisinin
giderek azaldığı gözlenmektedir. 1994 yılında Hazar kıyılarındaki
petrol sahalarının çalıştırılması için başlıca Amerikan
ve batılı petrol firmalarıyla anlaşma yapıldıktan sonra
ABD'nin Azerbaycan ve Kafkas bölgesindeki stratejik ve
ticari çıkarları büyük ölçüde artmıştır. 1994 yılından
başlayarak, aynı zamanda Azerbaycan ve Ermenistan arasında
ateşkes imzalandıktan sonra, yasal engellemelerin politik
ve ekonomik işbirliğini ve insani yardım teslimatını engelleyebileceği
endişesi başlamıştır. 907. Bölüm yasaklarının erozyonu
1997'den bu yana çok daha ciddi bir hal almıştır. Bunun
nedeni kısmen pek çok kişinin ABD'nin bir yandan Minsk
grubu içinde barış görüşmelerinden yana bir rol alırken
Ermenistan adına taraf-tutar görünmesini istemediğinden,
bir taraftan da ve daha da önemlisi ABD'nin ekonomik çıkarlarının
Azerbaycan petrolünün ABD firmaları tarafından işletilmesiyle
artmasındandır. (51) Gerek Bush (baba) ve gerekse Clinton
yönetimleri, yaptırımların ABD'nin bölgedeki çıkarlarını
olumsuz etkilediği görüşüyle, Kongreyi Azerbaycan aleyhindeki
yaptırımlarından ötürü defalarca eleştirmişlerdir. Clinton
yönetiminde Dışişleri Bakanlığı Eski Sovyet devletleri
koordinatörü olan John Herbst'in sözleriyle, Kongrenin
Ermenistan'ı ödüllendirme ve Azerbaycan'ı cezalandırma
çabaları ABD'nin bölgedeki dış politikasını engellemektedir.
(52) Ancak acil bir durum söz konusu olmadığı için Başkan'ın
idaresi yasal icra yetkisi ile yaptırım maddelerini kaldırarak
Amerikan Ermeni toplumunun öfkesini üzerine çekmek istememiştir.
Bunun yerine Beyaz Saray 907. Bölümün Kongre'de iptali
için çalışmış, ancak Ermeni lobisinin yoğun muhalefeti
nedeniyle başarılı olamamıştır. Smith bu çabalardan birine
örnek olarak aşağıdaki cümleyi yazmıştır:
"18 Eylül 1998 tarihinde Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi
bir basın açıklaması ile Kongrenin karar alışından (231
karşı 182 oyla red) bir gün önce 907. Bölümün kaldırılması
ile ilgili kararın reddedilişinin zaferini kutladı. Ki
bu öneri yalnızca Clinton yönetimince desteklenmiyordu
(özellikle Madeleine Albright Ermeni lobisine ciddi bir
eleştiri getirmişti). Aynı zamanda Hazar Denizi ve dolayısı
ile Azerbaycan'da çıkar sahibi olan 14 petrol şirketi,
Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmek isteyen etkin Musevi
organizasyonları ve Tahsisat Komitesi başkanı dahil Kongredeki
Cumhuriyetçilerin bir kısmı bu öneriyi desteklemekteydi."
(53)
Ancak, Beyaz Saray'ın, Azeri yanlısı Türk ve Musevi lobilerinin
ve petrol şirketlerinin baskısı ile 907. bölümün bazı
maddeleri çıkarıldı. Bunun yerine getirilen maddelerle
demokrasiyi destekleyici, insancıl yardım, eğitim ve Güney
Kafkasya ülkeleri arasında güven yaratılması gibi anahtar
alanlarda ABD yardımının yapılmasına olanak sağlandı.
11 Eylül saldırısı ve bunu izleyen teröre karşı savaş
süreci ABD-Azerbaycan ilişkilerinin güçlenmesi için yeni
olanaklar yarattı. Azerbaycan'ın Avrupa'ya, Orta Doğu'ya
ve Orta Asya'ya açılan bir yerdeki jeo-stratejik konumu
ve teröre karşı savaşta verdiği destek (örneğin hava sahasını
ve hava alanlarını Orta Asya'ya uçmaları için Amerikan
jetlerine açması), gerek Bush yönetimi ve gerekse Azerbaycan
hükümeti tarafından kısıtlamanın kaldırılmasının daha
çok ifade edilir olmasına yol açtı. 19 Aralık'ta Temsilciler
Meclisi'nde ve 20 Aralık'ta Senato'da çoğunluk oyu ile
"Başkan, ABD'nin ulusal güvenliği için gerekli olduğuna
karar verdiği takdirde, Azerbaycan üzerindeki yasaklamanın
kalkması" kabul edildi. (54) Başkan Bush verilen
bu yetkiyi 25 Ocak 2002 tarihinde başarıyla kullanarak
907. Bölümü iptal etti.
Hiç şüphe yok ki, 11 Eylül terörist saldırısından sonra
ortaya çıkan yeni gerçekler Başkanın 907. bölümü kaldırmasında
büyük etken oldu. Ancak 11 Eylül sonrası yeni gerçekler,
Azerbaycan aleyhindeki ayrımcı müeyyidelerin kalmasının
ana nedenleri olmaktan çok bir tetikleyici olmuşlardır.
907. Bölümün kaldırılmasını Beyaz Saray politikalarının
bir sonucu olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Bu bağlamda, 11 Eylül'den sonra, Azerbaycan'ın artan jeostratejik
önemi ve bu ülkede zaten var olan Amerika'nın ekonomik
çıkarları nedeniyle Bush yönetimi Azerbaycan -ABD ilişkilerindeki
bu son engeli kaldırmak için uygun bir zamanı değerlendirmiştir.
Bugüne kadar Azerbaycan, Amerikan ticari çıkarlarının
ülkeye bağlanması için gerekenleri yapmış, ABD'deki diğer
çıkar grupları ile yakın ilişkiler (örneğin Kongredeki
Musevi ve Türk lobileri ile) tesis etmiştir. 1990 yılına
nazaran kamuda ve yönetimdeki Azerbaycan ve Kafkas bölgesi
hakkındaki anlayış büyük ölçüde gelişmiştir. Ve sonuç
olarak, Amerikan politik kuruluşları Azerbaycan'la ilgili
ulusal çıkarlarının daha iyi farkına varmışlardır. Etnik
Amerikan çıkarları ise giderek ABD'nin Azerbaycan ve Kafkas
bölgesindeki çıkarlarının ciddi bir engelleyicisi olarak
değerlendirilmeye başlanmıştır. Yasa iptal edildikten
sonra, ABD'nin Azerbaycan Büyükelçisi Ross Wilson; "ABD-Azerbaycan
ilişkilerinde 907. Bölümün engel olduğu pek çok şeyi yapmak
durumundayız. Birçok şeyi zamanında yapamamamızın maliyeti
bugün 11 Eylül saldırısı nedeniyle çok daha fazladır."
(55)
11 Eylül terörist saldırısından sonra ABD'nin Azerbaycan'a
yönelik politikalarında meydana gelen bir diğer önemli
değişiklik, Washington'un Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü
daha fazla desteklemesidir. Unutulmamalıdır ki ABD, Azerbaycan'ın
toprak bütünlüğünü diplomatik ilişkilerin tesisinde ikili
anlaşmalarla ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde
Karabağ anlaşmazlığı için 1993'te oylama yapılırken ve
bir çok ikili ya da çoklu toplantılarda zaten tanımıştı.
(56) Ancak, Washington yönetimi, özellikle 11 Eylül saldırılarından
önce Azerbaycan'ın toprak bütünlüğüne destek verme politikasında
daima kararsızdı. Bunun en ilginç örneği, 15 Aralık 1999
tarihindeki Birleşmiş Milletlerin 54. Genel Kurul toplantısında
Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü oylanırken çekimser kalmasıydı.
Genel Kurul toplantısında Birleşmiş Milletler ve Avrupa
Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (Organization for Security
Cooperation in Europe- OSCE) arasında işbirliği hakkındaki
BM kararı tartışmalarında, anlaşmazlıklarla ilgili bölüme
Dağlık Karabağ ile ilgili bir madde sunuldu ve bunun sonucunda
Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü konusu gündeme geldi. Azerbaycan'ın
toprak bütünlüğü ile ilgili madde oy çoğunluğu ile kabul
edildi. Ancak, pek çok batılı ülke, ABD dahil, Azerbaycan'ın
toprak bütünlüğü konusunda hala kararsız oldukları gerekçesiyle
oy vermekten kaçındılar. (57) 11 Eylül saldırılarından
sonra Azerbaycan'a verilen önemin artmasından sonra Washington
resmi çevreleri Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü destekleyen
bir çok beyanatta bulundu. Resmi açıklamalarda söylenen:
"Birleşik Devletler Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü
destekler ve Nagorno-Karabağ'ın gelecekteki statüsünün
Minsk sürecindeki tarafların görüşmeleri sonunda ortaya
çıkacağı" (58) yüksek mevkili görevliler tarafından
açıkça söylenmektedir. ABD Büyükelçisi Ross Wilson 14
Ocak 2002 tarihinde verdiği demeçte şöyle söylemiştir:
"ABD Hükümetinin amacı Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün
eski haline gelmesini ve bölgede istikrarı sağlamaktır".
(59) 14 Temmuz 2002 tarihinde Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden
biri de: "Washington, Nagorno-Karabağ hükümetini
tanımamaktadır. .. ABD Hükümeti Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü
desteklemektedir, ve inanıyoruz ki, anlaşmazlığa politik
bir çözüm getirilecektir". (60)
Bu şekilde, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin Azerbaycan'a
yönelik politikası etnik grup çıkarlarından çok ulusal
çıkarlarla yönlenmektedir. Ancak, Ermeni çıkar grupları
hala Ermenistan ve Azerbaycan konularında politika belirlenmesinde
önemli ölçüde söz sahibidirler. 907. maddenin iptal edilmeyip,
uygulamanın Başkanlık kararı ile durdurulması bile Ermeni
lobisinin etkinliği sonucudur. 2003 yılı Ocak ayında Başkan
Bush 907. Bölümün durdurulmasını bir yıl daha uzatmıştır.
907. madde ile ilgili 17 Ocak 2003'te yayınlanan Başkanlık
kararında "uzatmanın ABD'nin terörizmle mücadelesi
için ve ABD veya koalisyon ortaklarının silahlı kuvvetlerinin
operasyonel hazırlıkları için gerekli olduğu ve Azerbaycan'ın
sınır güvenliği için önemli olduğu" belirtilmiştir.
(61)
Özetle, ABD-Azerbaycan ilişkileri giderek iyileşen sürekli
bir gelişme içindedir. İki ülke arasında artan ekonomik
ve politik bağlar fayda yaratmakta ve bu durum Ermeni
etnik çıkarlarını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle,
etnik Ermeni çıkar gruplarının ABD'nin politika belirlemesi
üzerindeki etkisi 1990'lı yılların başına göre azalmıştır
ve ABD'nin Azerbaycan'daki ulusal, ticari ve güvenlik
çıkarları daha geniş kapsamlı olarak ve ABD politika belirleyicileri
konunun önemini anladığı ölçüde artmıştır.
Sonuç
Bu makale ile amaçlanan; "özellikle ABD gibi demokrasinin
ve toplumun egemen olduğu iç politikalara sahip ülkelerde,
etnik çıkar grupları dış politika üzerinde kayda değer
bir etki yaratabilir, ancak etnik çıkarlar politika belirleyicilerin
önemini kavradıkları ulusal çıkarların üstüne çıkamaz"
ı göstermektir. Sosyal baskılara duyarlı, ABD gibi toplumun
hakim olduğu zayıf devletlerde bile, süper örgütlü, zengin
finans ve enformasyon kaynaklarına sahip etnik çıkarlar
bile başarı için yeterli değildir. Etnik gruplar çok kültürlü
ortamlarda ve çeşitli çıkarlar adına faaliyet gösterdiklerinden,
çalışmalarının başarısı büyük ölçüde destek kazanma yeteneklerine,
diğer grupların muhalefetini ortadan kaldırmalarına, ve
daha geniş toplumsal ve ulusal çıkarlara seslenebilmelerine
bağlı olmaktadır. Bunun gibi, etnik lobicilikte nihai
başarı politika belirleyicilerin kararını etkilemek olduğuna
göre, etnik talepler ve politikalar politika belirleyicilerin
çalışma gerçeklerine uyumlu olmak, kamu ve yönetimin tercihleri
doğrultusunda olmak ve "ulusal çıkar"larla bütünleşir
olmak zorundadır. Watanabe'nin doğrudan gösterdiği gibi:
"Etnik grupların desteklediği görüşler ulusal çıkarları
güçlü ve inanılır bir şekilde temsil etmediği sürece nadiren
benimsenirler." (62)
ABD-Azerbaycan örneğinde, özellikle ticari ve güvenlikle
ilgili ortaya çıkan yeni çıkarlar, Amerikan ulusal çıkarları
ile Azerbaycan'ı zaman içinde yaklaştırmıştır. Ve sonuç
olarak, ABD'nin Azerbaycan dış politikasını yönlendirmekte
olan Ermeni lobisinin etkisini ve önemini azaltmıştır.
Bu Ermeni lobisinin rolü ABD-Azerbaycan ilişkileri daha
geliştikçe kaybolacak anlamında değildir. Ve doğal olarak,
yalnızca gelişen ABD-Azerbaycan ilişkileri de değildir.
ABD- Ermenistan ilişkileri de bu arada güçlenmektedir.
Buradaki nokta, ABD-Azerbaycan ilişkileri geliştikçe Ermeni
lobisinin 1990'lı yıllarda olduğu gibi kolaylıkla Azerbaycan'a
karşı dış politika oluşturuluşunu etkileyemeyeceğidir.
Ermeni çıkar gruplarının şimdi ve belki de gelecekte hala
ABD'nin Azerbaycan'a yönelik politikalarında büyük etkisi
vardır ve olacaktır. Ancak ABD'nin ulusal çıkarları Azerbaycan'la
giderek örtüştükten sonra, Ermeni lobisinin etkisi de
buna bağlı olarak daralacaktır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
1. Tony Smith, Yabancı Ekler: The Power of Ethnic
Groups in the Making of American Foreign Policy, (Harvard
University Press, 2000), 101
2. ibid., 86
3. Paul Y. Watanabe, Ethnic Groups, Congress, and American
Foreign Policy: The Politics of the Turkish Arms Embargo,
(Greenwood Press, 1984), 26-27
4. Smith, 88
5. ibid.
6. ibid.
7. Harald Muller ve Thomas Risse-Kappen, "From the
Outside in and from the Inside Out: International Relations,
Domestic Politics and Foreign Policy", in The Limits
of State Autonomy: Societal Groups and Foreign Policy
Formulation, David Skidmore ve Valerie Hudson, eds., (Westview
Press, 1993), 34
8. ibid., 41
9. David Skidmore and Valerie M. Hudson, "Establishing
the Limits of State Autonomy: Contending Approaches to
the Study of State-Society Relations and Foreign Policy-Making",
in The Limits of State Autonomy: Societal Groups and Foreign
Policy Formulation, David Skidmore ve Valerie M. Hudson,
eds., (Westview Press, 1993), 1
10. Philip P. Everts, "Introduction" in Public
Opinion and the International Use of Force (2001), ed.
Philip P. Everts ve Pierangelo Isernia, 8
11. Thomas Risse-Kappen, "Public Opinion, Domestic
Structure, and Foreign Policy in Liberal Democracies",
World Politics 43, (1991), 482
12. Smith, 94
13. Watanabe, 41
14. ibid., 50
15. ibid. , 48
16. Smith, 94
17. Bu bakımdan Smith New York'lu Musevilerle ilgili iyi
bir örnek sunmaktadır. New York nüfusunun % 9'unu oluşturan
Musevilerin önemli etkisi vardır ve eyalet ortalamasında
oy vermede duyarlıdırlar. Bkz., Smith, 99
18. ibid., 101
19. Watanabe, 68
20. Smith, 109
21. Watanabe, 71
22. Smith, 99
23. Watanabe, 122
24. Bangladesh Congressional Caucus, Web sitesi
http://bangladeshunited.alochona.org/bangladeshunited/Caucus.html
25. Washington Demokrat senatörü James McDermott 2003
Ocak ayında "Armenian Caucus"a en son katılanlardandır.
Pan Armenian haber ajansına göre, "Osmanlıların Ermeni
soykırımı ile ilgili Atom Egoyan'ın "Ararat"
filminden etkilenmiştir".
"Representative James McDermott Joins Congressional
Armenian Caucus", PanArmenian news agency, January
25, 2003.
26. "Armenian Caucus" üyeliği 125 e çıktı. "Armenian
Assembly of America" web sitesi
http://www.aaainc.org/press/11-01-02.htm;
27. "Congressional Hellenic Caucus", "American
Hellenic Council" Web sitesi
http://www.americanhellenic.org/network/modules.php?name=Caucus
28. Watanabe, 72
29. ibid., 62
30. ibid.
31. Alan Cooperman, "Armenians in U.S. Not on INS
List", The Washington Post, 18 Aralık, 2002,
http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/articles/A4407-2002Dec17.html
32. Armenian National Committee of America (ANCA) Press
Release, 16 Aralık, 2002,
http://www.anca.org/anca/pressrel.asp?prID=274
33. Washington File, EUR315 12/18/2002, "INS Revised
Notice: Armenia Not Included in Registration System",
http://www.usemb.ee/wf/eur315.htm
34. ANCA Press Release, December 20, 2002, http://www.ancfresno.org/html/press/pr122002.html
35. Elizabeth S. Rogers, "The Conflicting Roles of
American Ethnic and Business Interests in the U.S. Economic
Sanctions Policy: The Case of South Africa", in The
Limits of State Autonomy: Societal Groups and Foreign
Policy Formulation, David Skidmore ve Valerie M. Hudson,
eds., 191
36. Watanabe, 59
37. "Sözde" kelimesi burada kullanılmıştır,
çünkü yazara göre 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nda
etnik soykırımının olduğuna etnik gruplar değil, tarihçiler
karar vermelidir.
38. "Help "Stamp" Out Genocide Denial",
ANCA Action Alerts,
http://www.anca.org/anca/actionalerts.asp?aaID=12
39."Protest Bush Administration Regulation Requiring
Registration of Armenian citizens" ANCA Action Alerts,
http://www.anca.org/anca/actionalerts.asp?aaID=60
40. Manuel Mindreau, U.S. Foreign Policy Toward the Conflict
Between Armenia and Azerbaijan, s. 9; http://www.docentes.up.edu.pe/Mmindreau/docs/U.S.%20Foreign%20Policy%20-%20Armenia%20and%20Azerbaijan.PDF
41. John J. Maresca "U.S. Ban on Aid to Azerbaijan
(Section 907), Azerbaijan International, Kış 1998 (6.4),
http://www.azer.com/aiweb/categories/magazine/64_folder/64_articles/64_maresca.html
42. 1989'daki ilk uyuşmazlık öncesi nüfus sayımına göre
dağlık Karabağ Özerk Bölgesinin nüfusu %75 Ermeni ve %25
Azeri'dir. Azerbaycan'ın de fakto asgari yenilgisi ve
etnik temizlik politikalarından sonra Etnik Karbağ ve
çevresinde hiç Azeri yaşamamaktadır.
Uluslararası dokümanlarda Dağlık Karabağ olarak adlandırılan
bölgenin (bazen Upland de denmektedir) Rusça ismi Nagorno-Karabağ'dır.
Bu metinde her ikisine de yer verilmiştir. .
43. Smith, 69.Küçük bir detay olarak, 1991'de kurulan
Ermeni Cumhuriyeti ilk Ermeni Cumhuriyeti değildir. Tüm
güney Kafkasya ülkeleri, Ermenistan dahil, 1918-21 yılları
arasında bir bağımsızlık süreci yaşamıştır. (Ermenistan-
1921) Kendi cumhuriyetlerini kurmuşlardır.
44. Maresca, op.cit. http://www.azer.com/aiweb/categories/magazine/64_folder/64_articles/64_maresca.html
45. see: Emil Danielyan, "Armenia's Foreign Policy:
Balancing Between East and West", Prism, Volume 4,
Issue 2, January 23, 1998, http://russia.jamestown.org/pubs/view/pri_004_002_003.htm;
Senatör Nancy Pelosi, http://www.house.gov/pelosi/armenia.htm
Web Sitesi
46. "U.S. Senate Approved Aid to Armenia and Nagorno-Karabakh",
PanArmenian news agency, 27 Ocak, 2003
47. Freedom Support Act, Section 907 (102nd Congress,
2nd Session, Public Law 102-511)
48. Smith, 70 referring to Carrol J. Doherty, "Armenia's
Special Relationship with U.S. is Showing ," Congressional
Quarterly, 5/31/97 and Washington Post, 8/1/96
49. Maresca, op. cit.
http://www.azer.com/aiweb/categories/magazine/64_folder/64_articles/64_maresca.html
50. Smith, 78
51. Curt Tarnoff, "The Former Soviet Union and U.S.
Foreign Assistance", Congressional Research Service
(CRS) Issue Brief for Congress, Order Code IB95077, 7
Ocak, 2002,
http://www.globalsecurity.org/military/library/report/crs/IB95077.pdf
52. K.P. Foley, "Congress Complicating Caucasus Conflicts,
Official Suggests", RFE/RL, Weekday Magazine, http://www.rferl.org/nca/features/1996/07/F.RU.96073116315555.html
53. Smith, 14
54. Tim Waal, "Bush Administration Uses Economic
Levers To Encourage Anti-Terrorism Cooperation" Eurasia
Insight 10/22/2001, http://www.eurasianet.org/departments/insight/articles/eav102201c.shtml
55. ibid.
56. These UN SC Resolutions are Resolution 822 (30 April
1993), Resolution 853 (29 July 1993), Resolution 874 (14
October 1993), Resolution 884 (12 November 1993). Kararlarlarla
ilgili tüm metinler için bkz. : http://www.state.gov/p/eur/rls/or/13508.htm
57. 54. Genel Kurul toplantısındaki toprak bütünlüğü sorusuna
ilişkin detaylar için bkz., Elkhan Shahinoglu "West
Uncertain Over Azerbaijan's Territorial Integrity",
http://www.geocities.com/fanthom_2000/archives/Archive9.html
58. ABD Dışişleri Bakanlığı Web Sitesi , "The United
States and Nagorno-Karabakh",
http://www.state.gov/p/eur/rls/fs/13502.htm
59. PRIMA News Agency[406-2002-01-15-Azer] "United
States stands for restoration of territorial integrity
of Azerbaijan", http://www.prima-news.ru/eng/news/news/2002/1/15/17551.html
60. "U.S. Aid to Disputed Region", The Washington
Post, June 19, 2002, cited in the web site of the self-proclaimed
Nagorno-Karabakh Republic Ministry of Foreign Affairs,
http://www.nkr.am/eng/news/digest.html (2 Ocak 2002 de
en son erişilmiştir).
61. 907.Bölümle İlgili Başkanlık Kararı Metni, Beyaz Saray
Basın Sekreteryası
17 Ocak 2003, Başkanlık Kararı No. 2003-12
Başkanlık Kararı No. 2003-12
62. Watanabe, 60