İnternet, bilgisayarların ve çok hızlı
veri bağlantılarının kullanılması ile
herhangi bir kişinin kolayca erişebileceği
dünya çapında muazzam bilgi deposudur.
1960'larda araştırma, eğitim ve savunma
amacıyla geliştirilen bilgisayar ağı
projesi günümüzde her alanda bilgi değişimine
olanak veren ve araştırma, eğitim, sosyal
iletişim, politika, eğlence ve ticaret
gibi insanları ilgilendiren tüm faaliyetleri
çevreleyen bir kullanıma ulaşmıştır.
İnternet, Dünya tarihindeki en hızlı
gelişen elektronik teknolojidir. Amerika'da
yapılan bir araştırmada, elektrik kullanılmaya
başlanmasından 46 yıl sonra evlerin
% 30'una girmiştir. Bu sürenin telefon
için 38 yıl, televizyon için 17 yıl,
internet için ise sadece 7 yıl olduğu
belirtilmektedir. Bir başka araştırmada
ise; Dünyada 50 milyon televizyon rakamına
10 yıl içinde ulaşıldığı, internete
bağlı bilgisayar sayısının 50 milyona
ulaşmasının ise sadece 3 yıl sürdüğü
belirtilmektedir. 1990 yılında kullanıcı
sayısı 1 milyon iken 1995'te 16 milyona,
Mart 2000'de 350 milyona ulaşmış olup,
2005'te bu sayının 1.3 milyarı aşacağı
tahmin edilmektedir (1).
İnternetin bu şekilde hızlı yayılımı
günlük yaşamımızı ciddi şekilde değiştirmeye
başlamakla birlikte beraberinde de bazı
sorunları getirmiştir. Bu sorunların
başında, alan adlarının geliştirilmesi,
yönetilmesi ve çok dilli alan adlarının
kullanımının temin edilmesi gelmektedir.
Alan Adları Sistemi
Alan adları kullanıcılara bir anlam
ifade eden, kolayca hatırlanabilen kısaltmalardan
oluşan www.tk.gov.tr gibi internet
adresleridir. Alan adları internette
kullanıcıların dolaşım yeteneklerini
kolaylaştıran merkezi bir fonksiyon
hizmetini görmektedir. Her alan adına
karşılık gelen ve 192.91.247.53 gibi
sayısal bir adres olan İnternet Protokol
(IP) Numarası bulunmaktadır. Geniş
veri tabanlarında (registry), alan adları
ile bunların karşılığı olan IP sayısal
adreslerinin bir listesi yer almaktadır.
Bu veri tabanları, alan adları ile bu
isimlere karşı gelen IP sayısal adreslerinin
eşleştirilme fonksiyonunu yerine getirirler.
İnternet kullanıcısı, bir alan adını
bilgisayarına yazdığı zaman, internet
yazılımı otomatik olarak bu alan adını
IP sayısal adresine dönüştürür, ilgili
servis sağlayıcı (server) ile bağlantı
kurar ve alan adına karşı gelen ana
sayfa bilgisayarda görünür.
Alan adları "birinci-derece alan
adı" (top level domain-TLD) ve
"ikinci-derece alan adı" (second
level domain-SLD) olmak üzere en az
iki kısımdan oluşur. "tk.gov.tr"
alan adında "gov.tr" birinci-derece
alan adıdır(TLD) ve "tk" ikinci-derece
alan adıdır(SLD).
w w w .
tk. gov. tr
SLD TLD
Birinci-derece alan adları iki kategoriye
ayrılmıştır: Jenerik birinci derece
alan adları (generic top level domains-gTLDs)
ve ülke kodu birinci derece alan adları
(country-code top level domains-ccTLDs).
Yukarıdaki örneğimize göre "gov"
gTLD ve "tr" ccTLD'dir.
Halihazırda kullanılmakta olan 14 adet
gTLD vardır. Bunlardan ".com.",
".net ".org"
ve ".info" talep eden
herkesin kullanımına açıkken ".int",
".edu", ".gov",
".mil", ".aero",
".biz", ".coop",
".name", ".pro"
ve ".museum" belirli kriterleri
sağlayan kurumlara tahsis edilmektedir
(2). Günümüzde, ".com",
".edu", ".net" ve
".int" en çok kullanılan
gTLD'lerdir. Ticari kuruluşlar için
ise hiç şüphesiz ki ".com",
dünyada en fazla aranan ve ticari değer
ifade eden TLD olmaktadır. Dolayısıyla,
alan adı ihtilaflarının bir çoğu
".com" TLD'in içinde
ortaya çıkmaktadır.
1995'in başlarında dünyada 100,000
civarında alan adı var iken bu sayı,
1999 ortalarında yaklaşık olarak 7,2
milyona yükselmiş ve Ağustos 2002'de
29.123.260'a ulaşmıştır. Bunlardan 21.191.591'i
".com" uzantılıdır. Günlük
yeni tescil edilen alan adı sayısı ise
39.900 civarındadır (3).
İnternet ve Alan Adlarının Tarihsel
Gelişimi
İnternet günümüzden yaklaşık 40 yıl
önce ABD hükümeti tarafından başlatılan
bir araştırma projesinin ürünü olarak
ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar 1960'lı
yıllarda Savunma Bakanlığı'nın İleri
Araştırma Projeleri Ajansı ( Department
of Defense's Advanced Research Projects
Agency-DARPA) tarafından oluşturulmuş
olan ARPANET (İleri Araştırma
Projeleri Ajansı Bilgisayar Ağı) ağı
ile başlamış ve projenin daha sonraki
aşamalarında iletişim ağlarını ve "
Packet-Switching" teknolojisini
geliştirmek üzere fonlar ayrılmıştır.
1970'lerde ise DARPA ağların ağı (İnternet)
ve ağların karşılıklı iletişimini temin
eden protokollerin (İnternet Protokolleri-IP)
geliştirilmesini desteklemiştir. 1973
yılında DARPA çeşitli tiplerdeki paket
ağlarının birbirleriyle bağlantısını
sağlayacak teknoloji ve teknikleri detaylı
olarak inceleyecek bir araştırma programı
başlatmıştır. Bu programın amacı ağa
bağlanmış bilgisayarlar arasındaki iletişimin
şeffaf bir şekilde gerçekleştirilmesini
sağlamak ve paket ağlara bağlantılı
iletişim protokollerini geliştirmek
olmuştur. Bu durum " internetting
project" olarak adlandırılmış ve
araştırma sonucu ortaya çıkan "
ağlar sistemi" ise " internet"
olarak adlandırılmıştır. Araştırma sonucu
geliştirilen protokoller sistemi ise
" Transmission Control Protocol-TCP"
ve " İnternet Protocol-IP"
adı altında ilk iki protokol ortaya
çıktıktan sonra " TCP/IP Protokol
İkilisi" olarak adlandırılmaya
başlanmıştır.
1986 yılında ABD Ulusal Bilim Vakfı
(National Science Foundation-NSF) bugün
bile internet için önemli bir iletişim
omurgası olan NSFNET'in oluşumunu başlatmıştır.
İnternet için " bölgesel"
düzeydeki destek, çeşitli konsorsiyum
ağları; "yerel" düzeydeki
destek ise araştırma ya da eğitim kurumları
aracılığıyla sağlanmıştır. ABD'de bu
desteğin çoğu federal hükümet ya da
eyalet yönetimleri tarafından verilmiş
ancak önemli bir bölümü de bilgi ve
iletişim teknolojileri endüstrisi tarafından
sağlanmıştır. Avrupa'da ve diğer ülkelerde
ise bu destek, uluslararası işbirliği
girişimleri ve ulusal araştırma kuruluşları
aracılığıyla sağlanmıştır.
ABD'de temel bilimsel araştırma, mühendislik
ve eğitim faaliyetlerini destekleyen
ve teşvik eden; ayrıca, araştırma ve
eğitim kurumlarıyla bağlantı kuracak
bilgisayar ağlarını temin etmekle görevli
bir kurum olan Ulusal Bilim Vakfı (NSF),
1991-92 yıllarında, internet altyapısının
askeri olmayan kısmının yönetimine parasal
destek sağlama ve koordine etme yükümlülüğünü
üstlenmiştir. NSF, alan adı kayıt hizmetleri
de dahil olmak üzere, bu altyapı hizmetlerinin
çeşitlendirilmesini sağlamak üzere rekabetçi
yaklaşımlar getirmiştir. 31 Aralık 1992
tarihinde NSF, bu hizmetlerin alan adı
kayıtlarını da içine alan bir bölümü
için Network Solutiona Inc. (NSI)
ile bir işbirliği anlaşması yapmıştır.
O tarihten beri NSI, internet alan adı
sisteminin kayıt, koordinasyon ve bakım
gibi ana fonksiyonlarının yerine getirilmesi
işinin idarecisi olmuştur. NSI, jenerik
birinci derece alanında (generic top
level domains-gTLDs) alan adlarını "ilk
gelen-ilk alır" kuralına göre
kayıt etmiş, ayrıca alan adı servis
sağlayıcılarının IP numaraları ile alan
adlarını birbirine bağlayan bir "
directory" ile internet kayıtlarına
ait resmi bir veri tabanı oluşturma
çalışmalarını da sürdürmüştür.
Her bir alan adına bir IP numarasının
karşılık geldiği yukarıda ifade edilmişti.
Bu IP numaralarının tahsisi IANA (Internet
Assigned Numbers Authority) tarafından
yapılmaktadır. Her ne kadar ABD Hükümeti
ile IANA arasında yapılan sözleşme 1998
yılında sona ermişse de IANA bu tahsisleri
halen devam ettirmektedir. IANA bu tahsisleri
bünyesinde yer alan bölgesel IP numarası
kayıt kurumları aracılığıyla yürütmekte
olup bunlar; ARIN (American Registry
for internet: Kuzey Amerika, Güney Amerika,
Güney Afrika ve Karaipler),. RIPE
(Reseaux IP Europeans: Avrupa ve Afrika)
ve APNIC (Asia Pacific Network
Information Centre: Asya/Pasifik Bölgesi
)'tir.
Büyük internet servis sağlayıcıları
bu bölgesel kurumlara başvurarak IP
sayılarını blok olarak alır ve daha
sonra aldıkları IP sayısal adreslerini
bu kez daha küçük servis sağlayıcılara
ve nihai kullanıcılara tahsis ederler.
Aşağıdaki tabloda gerek internet alan
adlarının gerekse de IP numaralarının
tahsis yapısı görülebilir (4).
İnternet alan adları sisteminin gelecekteki
organizasyonu ve idaresi üzerindeki
yoğun baskılar sonucunda, Temmuz 1997'de
Clinton Yönetimi tarafından "Elektronik
Ticaret İçin Küresel Çerçeve-A Global
Framework for Electronic Commerce"
projesinin bir parçası olarak alan ismi
sisteminin özelleştirilmesi, rekabetin
artırılması ve uluslararası katılımın
teşvik edilmesi amacıyla Ticaret Bakanlığı
görevlendirilmiştir.
Ticaret Bakanlığı ile Ulusal Telekomünikasyon
ve Bilgi İdaresi'nin (National Telecommunications
and Information Administration-NTIA)
girişimleri sonucu, 30 Ocak 1998 tarihinde
bir "Yeşil Kitap" (Green
Paper) yayınlanarak ilgili kesimlerin
görüşüne açılmıştır. DNS'nin özel sektöre
transferi; TLD'lerin tespiti, yenilerinin
yaratılması; bunların SLD'ler ile ilişkisi;
aralarındaki uyuşmazlıkların çözümü
açısından "İnternet İsim
ve Adreslerinin Teknik Yönetimini Geliştirecek
Bir Teklif" (5) olan Yeşil
Kitap'ta ortaya konan yaklaşımda, daha
önce hazırlanan taslak plan ile IAHC
gTLD-MoU önerilerinin dahil edildiği
ifade edilmektedir.
Yeşil Kitap'ın yayınlanmasını müteakip
ilgili kesimlerin görüşleri alınarak
NTIA tarafından yapılan değerlendirme
sonucunda, Ticaret Bakanlığı 5 Haziran
1998 tarihinde "Beyaz Kitap"
olarak bilinen "İnternet İsim
ve Adreslerinin Yönetimine İlişkin Politika
Tespiti" (6) konulu bir bildiri
yayınlamıştır. Beyaz Kitap'ta, alan
adı sisteminin idaresinde kâr amacı
gütmeyen (non-profit) bir özel kurumun
oluşturulmasına atıfta bulunulmaktadır.
Beyaz Kitap'ta DNS için öngörülen sistem
4 temel ilkeye dayanmaktadır: İstikrar,
rekabet, özel sektör koordinasyonu ve
temsil. ABD tarafından yayınlanan Beyaz
Kitap'ın önerilerinin dikkate alınması
sonucunda, bir mutabakat metni ile Eylül
1998'de "İnternet Tahsisli Sayılar
ve İsimler Kurumu (Internet Corporation
for Assigned Names and Numbers-ICANN)"
kurulmuştur. Beş yıllık bir süre için
gTLD'lerin kayıt ve dağıtım işlemlerini
yürüten NSI, 30 Eylül 1998 tarihinden
itibaren bu görevi ICANN'a devretmiştir.
İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler
Kurumu (ICANN)
İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler
Kurumu, internetin iş dünyası, teknik,
akademik ve kullanıcı gruplarının geniş
katılımıyla oluşturulmuş kâr amacı gütmeyen
bir özel sektör kuruluşudur (7). ICANN'ın
görevi, interneti çalıştırmak değil,
aksine, merkezi bir koordinasyon gerektiren
teknik, idari ve politika geliştirme
görevlerini koordine etmektir. İnternet
alan adları sisteminin teknik yönetimini,
IP adres alanlarının tahsisini, protokol
parametrelerinin belirlenmesini ve internet
ana servis sağlayıcı (root server) sisteminin
idaresini koordine etmekle görevlendirilmiş
olan ICANN resmi olarak 30 Eylül 1998
tarihinde göreve başlamıştır. 25 Kasım
1998 tarihinde ABD Ticaret Bakanlığı
ve ICANN arasında bir "Mutabakat
Metni" imzalanmış ve böylece ICANN,
ABD Hükümeti tarafından resmi olarak
tanınmıştır. ICANN yönetiminin hukuki
dayanağı 6 Kasım 1998 tarihinde yayımlanan
Yönetmelik'tir (Original Bylaws). (8)
ICANN organizasyon yapısında en başta
bir Yönetim Kurulu ve onun altında;
Temsili Üyelik (At Large Membership),
Alan İsmi Destek Kuruluşu (Domain Name
Supporting Organization), Adres Destek
Kuruluşu (Address Supporting Organization)
ve Protokol Destek Kuruluşu (Protocol
Supporting Organization) olmak üzere
4 ana birim bulunmaktadır. Temsili Üyelik
sisteminden 9 (At-Large) ve diğer Destek
Kuruluşlarının her birinden 3 üye (toplam
9) olmak üzere toplam 18 kişi Yönetim
Kurulu'na seçilmektedir. ICANN Yönetim
Kurulu Başkan ile birlikte 19 yöneticiden
oluşmaktadır. ICANN Temsili Üyeliği
(At-Large Membership) programı, bütün
dünyadaki internet kullanıcılarının,
internet alan adları ve sayıları sistemi
için ICANN'ın teknik politikalarının
oluşturulması sürecinde seslerini duyurmalarını
sağlayacak bir araç olarak tasarlanmıştır.
ICANN Destek Kuruluşları, uzmanlık
konuları bulunan ve üyelik temeline
sahip birimlerdir. Uzmanlık alanlarına
göre üç gruba ayrılmışlardır:
1. IP Adresleri Destek Kuruluşu
(Address Supporting Organization-ASO):
IP Adresleri Destek Kuruluşu, adından
anlaşılacağı üzere, IP adreslerine ilişkin
politikaları belirleyen bir birimdir.
2. Alan Adları Destek Kuruluşu (Domain
Name Supporting Organization-DNSO):
Alan İsimleri Destek Kuruluşu, internet
alan adları sistemine ilişkin çalışmalar
yapan bir birimdir.
3. Protokol Destek Kuruluşu (Protocol
Supporting Organization-PSO): Protokol
Destek Kuruluşu, bilgisayarlar arasındaki
bilgi alış verişine izin veren ve internet
üzerinden iletişimi sağlayan teknik
standartları kolaylaştırmak amacıyla
internet protokol numaraları üzerinde
çalışan bir birimdir.
ICANN Yönetim Kurulu'nca oluşturulan
üç tane de Danışma Komitesi vardır:
1. Üyelik Danışma Komitesi (Membership
Advisory Committee-MAC): Üyelik
Danışma Komitesi, ICANN Yönetim Kuruluna
19 üyenin seçimini sağlayacak üyelik
yapısına ilişkin öneriler sunmakla görevlidir.
2. İdari Danışma Komitesi (Governmental
Advisory Committee-GAC): İdari Danışma
Komitesi, ülkelerin hükümetleri, çok
uluslu kuruluşlar ve uluslararası örgütler
tarafından atanmış temsilcilerden oluşmaktadır.
Komitenin görevi, hükümetlerin görüşlerini
ICANN Yönetim Kuruluna sunmaktır. GAC,
hükümetlerin ilgi ve uğraş alanlarını
tüketicilerin ilgi alanlarını da içerecek
şekilde tartışma zemini yaratan bir
forum gibi çalışmaktadır. Danışma Komitesi
olduğu için GAC, ICANN için çalışmak
ya da ICANN'ın faaliyetlerini kontrol
etmek gibi herhangi bir yasal güce sahip
değildir. Bununla birlikte GAC, bulgularını
ve tavsiyelerini ICANN Yönetim Kuruluna
bir raporla bildirmektedir.
3. Ana Hizmet Sistemi Danışma Komitesi
(Root Server System Advisory Committee):
Ana Server Sistemi Danışma Komitesi,
alan adları sisteminde ana isim sağlayıcıların
çalışması ile ilgili olarak Yönetim
Kuruluna öneriler sunmakla görevlidir.
Host donanım kapasiteleri, işletim sistemleri
ve isim sağlayıcı yazılım tipleri, network
bağlantıları ve fiziki çevreyi de içine
alan ihtiyaçlara yönelik olarak çalışmalar
yapmaktadır. Komite ayrıca, ana isim
sağlayıcı sistemin güvenlik konularını
inceleyerek tavsiyelerde bulunur. Komitenin
bir diğer görevi de, ana isim sağlayıcıların
sayılarını, bulundukları bölgeleri ve
dağılımlarını incelemek ve gözden geçirmektir.
Kuruluşunu müteakip ICANN internetin
ve alan adlarının devamlılığını sağlayacak
rekabetçi bir alan adları kayıt sistemine
geçişi temin etmek için kayıt kurumlarını
akredite etmeye başlamış olup şu an
da akredite edilmiş 168 kayıt kuruluşu
faaliyetlerine devam etmektedir (9).
NSI ise veri tabanı idarecisi olmaya
devam etmektedir.
ICANN ve Internet Alan Adları İle
İlgili Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Gerek ICANN gerekse internet alan adları
ile ilgili çok sayıda çözüm bekleyen
sorun mevcuttur.
Sorunlar
İnternetin hızlı gelişimi ve yayılımı,
bireylerin, özel sektör kuruluşlarının,
kamu kurumlarının ve uluslararası kuruluşların
internette yer almaya başlamasıyla internet
ve alan adları ile ilgili pek çok sorun
ortaya çıkmaya başlamıştır.
Konu ile ilgili en önemli sorun fikri
mülkiyet hakları ve markalarla ilgili
problemlerdir.
Konu ile ilgili diğer bir önemli sorun
ICANN'ın kendi yapısından kaynaklanmaktadır.
ICANN tüm hükümetlerin tanıdığı, hükümetlerarası
bir anlaşmayla kurulmuş, uluslararası
bir kuruluş değildir. ABD Ticaret Bakanlığı
(TB) ile imzalanan bir anlaşmayla (10)
kurulmuş kâr amacı gütmeyen özel bir
kuruluş olup, Bakanlığa internet ile
ilgili tavsiyelerde bulunmaktadır. ICANN
Kaliforniya eyaletinin hukukuna tabidir.
Bu yapı, internet üzerinde ABD'nin etkinlik
ve kontrolünü sağlarken diğer hükümetlerin
herhangi bir resmi ve yasal etkisinin
olmasına ise olanak tanımamaktadır.
İnternetin ortaya çıkardığı zararlar
ve olumsuzluklarla mücadele etmesi beklenen
hükümetler internetin yönetiminde yer
alamamaktadırlar.
Bu temel sorunlara ek olarak ICANN;
çok yavaş çalıştığı, sorunları çözmekte
yetersiz kaldığı, çalışma süreçlerinin
ve prosedürlerinin düzgün ve kolay anlaşılabilir
olmadığı, hükümet, endüstri ve internet
toplumunu biraraya getiremediği (11),
yeterli mali kaynaklara sahip olamadığı,
".int" ve ".arpa"
uzantılarının tahsisini gerektiği şekilde
yapamadığı, CCTLD'lerin idaresini yapacakların
tespiti ve CCTLD'lerin temsili hususunda
ilgili ülkelerle gerekli konsültasyonu
yapmadığı Board ile GAC arasında gerekli
bağlantıları tesis etmediği (12) şeklinde
yoğun eleştirilere muhatap olmaktadır.
Çözüm Önerileri
Birinci derece alan adları ve markalar
ile ilgili sorunların gün geçtikçe artması
üzerine sorunu çözmek için çalışmalara
başlanmıştır. Markalardan kaynaklanan
hakların korunması ve marka sahiplerinin
alan adları alma konusunda mağdur olmamaları
için dört teklif ortaya atılmıştır (13).
Birinci teklif, dünya çapında bir marka
veri tabanı oluşturulmasıdır. Böyle
bir veri tabanı ile online araştırma
yapılabilecek, alan adına müracaat eden
kişi seçtiği alan isminin bir marka
ile ihtilaf yaratıp yaratmadığını görebilecek;
marka sahibi ihtilafları işaret etmek
amacıyla, yeni alan adlarını veri tabanı
aracılığı ile otomatik olarak karşılaştırabilecek
ve alan adlarını kayıt edenler markalarla
ihtilaf yaratabilecek alan adlarının
ön kayıt izlemesini yapabilecektir.Ancak
bu tür bir sistem teknik nedenlerle
çeşitli zorluklar içerdiğinden sınırlı
olabilecektir. Sistemde sadece kelimelerden
oluşan markalar ve bunların da Latin
karakterlerden oluşması mümkün görülmektedir.
İnternetin Latin karakterler dışındaki
işaretleri ve grafiksel sunuşları kapsayan
markaları da bünyesine dahil edeceği
zamana kadar bu sınırlamalardan kaynaklanan
zorluklar devam edecektir. Örneğin,
Latin harflerinden oluşmayan tescilli
bir marka Latin harflerine çevrilebilecek
ancak, bu çevrilme işlemi bir kullanıcıdan
diğerine geçişte uygun olmayabilecek
ve böylece araştırma ve karşılaştırma
esnasında sorun çıkabilecektir. Günümüz
koşullarında, dünya ölçeğinde bir marka
veri tabanı, sadece elektronik ortamda
ve sürekli güncellenen veri tabanı bulunan
marka ofislerince tescil edilen markalar
için anlamlı gözükmektedir. Kendi veri
tabanlarına online ortamda sahip olan
yeterli sayıda ulusal ofis bulunursa,
merkezi bir koordinasyon otoritesi bu
elektronik veri tabanlarını tek bir
online alanda bir araya getirerek ortak
bir ara yüzey oluşturabilecektir ki
bu da zor görünmektedir.
Önerilen ikinci çözüm yolu ise, internet
alan adlarını kapsayan bir marka katalogunun
web ortamında oluşturulmasıdır. Bu katalog
içinde araştırma yapılabilecek (marka
açısından) ve marka sahibi ve markanın
tescil edildiği ülke ile ilgili bilgilere
ulaşılabilecektir. Mevcut alan ismi
sisteminde karşılaşılan sorun, marka
sahibinin alan ismini tanımlayan bir
evrensel katalog servisinin olmamasıdır.
Katalog servisinin gerçek anlamda olmaması
ise, şirketlerin internet kullanıcıları
tarafından kolayca hatırlanabilir bir
alan ismine sahip olamamasına sebep
olmaktadır. Araştırma yapılabilecek
bir katalog enstitüsünün, bir şirketin
kolayca hatırlanamayan alan ismini kullanmasını
sağlayarak alan ismi sistemi üzerindeki
birtakım baskıları ortadan kaldıracağına
inanılmaktadır. Bu durum ayrıca, marka
sahiplerinin markaları ile bağlantılı
bir alan ismi almaları gibi bir baskı
altında kalmalarına da engel olabilecektir.
Zaten bazı durumlarda aynı marka için
birden fazla marka sahibi olabilmekte
(örneğin, farklı ülkelerde ya da farklı
mal ve hizmetlerde) bu da alan adı tahsisinde
zorluklara yol açabilmektedir.
Üçüncü teklif ise, alan adı müracaatlarında
markalar açısından ihtilafı önlemek
amacıyla bir "Ön İnceleme"
sisteminin getirilmesi hususudur. Bu
şekilde, alan adı tahsis edilmeden önce,
alan adı ile markanın karşılaştırmasının
yapılmasıyla potansiyel bir ihtilafın
ortaya çıkarılması mümkün olabilecektir.
Bu tür bir incelemenin yapılması için
önce marka ofisleri düşünülmüşse de,
bunun hem zaman alıcı hem de pahalı
bir işlem olacağından hareketle, "ön
inceleme"nin otomatik bir şekilde
bilgisayar aracılığı ile yapılmasının
en doğru yaklaşım olacağı tespit edilmiştir.
Böylece, mevcut marka veri tabanını
kullanan bilgisayar, alan ismi müracaatını
inceleyecek, herhangi bir anlaşmazlık
olduğu durumda da hem alan adı kaydını
yapan kurumu, hem müracaat eden kişiyi
hem de marka sahibini uyaracaktır. Ancak,
bu tür bir incelemenin hızlı bir şekilde
yapılması gereken alan ismi tahsislerinde
zaman kaybına neden olabileceği üzerinde
de durulmaktadır. Ayrıca, alan adlarında
hızlı ve kolay araştırma yapılmasını
sağlamak amacıyla yeni alan adlarının
biran önce yayınlanması konusunda uluslararası
alanda bir fikir birliği bulunmaktadır.
Ortaya atılan son çözüm yolu ise, ISO
3166 ülke kodu birinci seviye alan adı
altında bir ".tm" alt
alanı ve ".tm.int"
şeklinde uluslararası marka-özel alan
ismi ihdasıdır. Marka-özel alanı ya
da alt alanı, marka sahipleri için bir
tür "güvenilir bölge" oluşturacak
ve marka sahibinin web sayfasına ulaşmak
için alan ismini kullanan internet kullanıcıları
için de bir çeşit sigorta olacaktır.
Ancak, internet ortamında markalara
ilişkin yeni ilke ve politikalarda temel
amaç tüm alanlarda markaları korumak
olduğundan bu tür bir yaklaşım kısmi
çözüm olmaktadır. Bu nedenle, bu hususun
gelecekte uygun bir zamanda yeniden
tartışılması düşünülmektedir.
Markalara ilişkin sorunların çözümüne
yönelik yukarıda ifade edilen dört teklife
ek olarak Beyaz Kitap ilkeleri çerçevesinde
WIPO tarafından yürütülen çalışmalar
da mevcuttur. Beyaz Kitap'ın yayımlanmasını
müteakip WIPO, Beyaz Kitap'ta getirilen
çerçeveyi esas alarak, alan adları ile
bağlantılı fikri haklar konusu (anlaşmazlıkların
halli dahil) üzerinde uluslararası bir
süreç başlatmıştır. Bu sürecin sonunda
30 Nisan 1999 tarihinde WIPO Nihai
Raporu (Final Report) yayınlanmıştır.
Raporda;
Kişisel isimlerin,
İlaçlarla ilgili Dünya Sağlık
Örgütü'nce belirlenen Uluslararası Mülkiyet
Dışı İsimlerin (International Nonproprietary
Names-INNs),
Uluslararası kuruluşların isimlerinin
(Birleşmiş Milletler gibi) ve
Markalar dışındaki fikri hakların
(coğrafi işaretler, ticari isimler)
kötü niyetli, haksız, yanlış ve ihlal
edici kullanımlarının engellenmesi gerektiği
vurgulanmıştır.
Raporda; internet alan isimleri ile
markalar arasında mevcut durumda varolan
önemli bir probleme işaret edilmektedir.
Bu problem, bir tarafta büyük ölçüde
özel sektör eliyle yönetilen ve küresel
olarak kolayca ulaşılabilen alan ismi
sistemi, diğer tarafta ise kamu tarafından
idare edilen ve bölgesel bazda varolan
fikri haklar sistemi arasındaki kesişmedir.
Alan adları ile fikri haklar arasında
ortaya çıkan ihtilaflar, bu birbirinden
bağımsız iki sistemin birbirinin varlığını
önemsemeden işleyişine devam etmesinden
kaynaklanmaktadır. Bu problemin giderilmesine
yönelik olarak yapılan tavsiyeler ise
dört ana başlıkta toplanmaktadır:
Kayıt İşlemlerinin İyileştirilmesi
İnternetin hızlı gelişimini destekleyici
özelliğinden ötürü, alan adları kayıt
işlemlerinin basit, etkin ve düşük maliyeti
öngören mevcut sisteminde büyük bir
değişiklik yapılmaması önerilmektedir.
Jenerik Birinci Derece Alanında
Anlaşmazlıkların Çözümü İçin Basit,
Hızlı ve Tek Bir İdari Süreç
Alan adları ile fikri haklar arasında,
markaların alan ismi olarak kötü amaçla
kayıt ettirilmesi ve kullanımı şeklinde
en fazla karşılaşılan ihtilafların giderilmesi
amacıyla bir yöntem geliştirilmelidir.
Böylelikle, alan ismi kayıt anlaşması
çerçevesinde, alan adı için müracaat
edenlerden üçüncü taraflardan bir talep
gelmesi halinde bu süreci kabul etmeleri
istenecek, tarafların hukuki hakları
korunacaktır. Sürecin sonuçları bütün
kayıt kurumlarınca uygulanacaktır. Süreç,
alan isimleri ile markalar arasındaki
tüm anlaşmazlıklarda değil sadece hakların
kötü amaçlı kullanımı halinde uygulanacaktır.
Tanınmış Markaların Kötü Kullanımdan
Korunması
Ulusal ve uluslararası yasalarla zaten
özel bir korumaya sahip olan tanınmış
markaların siber uzayda da korunması
için yasal bir süreci izleyen ve ayrıcalık
getiren bir mekanizma önerilmektedir.
Buna göre, yaygın bir coğrafi alanda
ve çeşitli ürün sınıflarında tanınmış
olan bir markayı tanımlayan bu ayrıcalıklı
koruma, tanınmış markanın sahibi dışında
diğer insanlar tarafından alan ismi
olarak kayıt ettirilmesini engelleyecektir.
Bütün tanınmış markalara bu ayrıcalık
tanınmayacak, sadece bir ülkede ya da
bir mal veya hizmet sınıfı içinde tanınmış
olan markalar bundan yararlanamayacaklardır.
Yeni Yaratılacak Jenerik Birinci
Derece Alanların Etkileri
Raporda son olarak yeni yaratılacak
jenerik birinci derece alanlarının etki
değerlendirmesine yer verilmiştir. Buna
göre, eğer kayıt işlemlerinde iyileştirme,
tek bir anlaşmazlık çözüm süreci ve
tanınmış markalara ayrıcalıklı koruma
mekanizması kabul edilirse, yeni jenerik
birinci derece alanların -kontrollü
bir şekilde- yaratılmasının fikri hakların
korunmasına büyük ölçüde zarar verici
bir etkisi olmayacaktır.
Raporda ayrıca politikaların uygulanabilmesi
ve ortaya çıkacak anlaşmazlıkların halli
için WIPO Hakemlik ve Arabuluculuk Merkezi'nin
yetkili olması tavsiye edilmiştir.
WIPO Nihai Raporu sadece gTLD'lere
uygulanmak üzere hazırlanmış bulunmaktadır.
Ülkelerin ccTLD'lere ilişkin seçmiş
oldukları kurumlar isterlerse, Rapor'un
içerisinde yer alan önerilerden yararlanabileceklerdir.
Burada da alan adları ile markalar arasında
ortaya çıkabilecek sorunların etkin
bir şekilde çözümü esas alınmaktadır.
ccTLD kurumlarının bu önerileri uygulayıp
uygulamamaları yine kendi iradelerine
bırakılmıştır.
WIPO nihai raporu dahil yapılan tüm
çalışmalar doğrultusunda 24 Ekim 1999
tarihinde "Alan Adı Anlaşmazlıklarının
Halli İçin Yeknesak Politikalar (The
Uniform Domain Name Dispute Resolution
Policy-UDRP)" (14) metni kabul
edilmiştir. Metnin kabulünden sonra
29 Kasım 1999 tarihinde ilk servis sağlayıcı
kurum olarak WIPO onaylanmış ve politikalar
1 Aralık 1999'da uygulamaya konmuştur.
Buna göre şikayetçi taraf;
Alan adının sahip olduğu bir
ticaret ya da hizmet markasına benzer
ya da aynı olduğu,
Alan adını kaydettirenin bu alan
ismi ile ilgili hiçbir hakkı olmadığı
ya da yasal bir ilgisi bulunmadığı,
Alan adının kötü niyetle kayıt
ettirildiği ve kullanıldığına ilişkin
itirazlarıyla beraber resmi olarak onaylanmış
bir idari servis sağlayıcısına sunmak
zorundadır.
1 Mart 2003 tarihi itibariyle 4 adet
servis sağlayıcı (World Intellectual
Property Organization (WIPO), The National
Arbitration Forum (NAF), DeC-Disputes.org/eResolution
Consortium ve CPR Institute for Dispute
Resolution) bulunmakta (15) olup, bu
servis sağlayıcılar fikri mülkiyet ve
markalara ilişkin şikayetleri değerlendirmektedirler.
Şikayetleri çözmek için bu prosedürlerin
geliştirilmiş olması ileriye doğru atılmış
olumlu bir adımdır. Ancak şikayetlerin
konusunu ortadan kaldırmanın daha yapıcı
bir çözüm olacağı muhakkaktır. Bu çerçevede,
yapılması gereken, alan adlarının CCTLD
uzantılı hale getirilmesinin teşvik
edilmesi ve bu konuda gerekli tedbirlerin
alınarak sadece gTLD uzantılı adreslerin
minimize edilmesidir. CCTLD uzantılı
alan adları altındaki kayıt işlemleri,
ilgili ülke tarafından fikri mülkiyet
hakları ve markalar ile ilgili mevzuata
uygun yapılacağından sorunların çok
büyük oranda kayıt esnasında çözülebileceği
düşünülmektedir. Bu yöntem ".int"
hariç tüm gTLD için uygulanabilirdir.
".int" uzantısı hükümetlerarası
anlaşmalarla kurulan uluslararası kuruluşlara
verildiğinden bunlara CCTLD eklenmesi
mümkün olmadığı gibi uluslararası kuruluşlar
arasında böyle bir sorunda söz konusu
değildir. Aynı şekilde ülkelerin kayıt
kurumlarının kontrolünde CCTLD uzantılı
tahsisler yapılırken belli kriterlerin
aranmakta olması kötü niyetli alan adı
tahsislerini engelleyecektir.
ICANN'ın uluslararası bir kuruluş olmaması
ve hükümetlerin ICANN çalışmalarında
yeteri kadar yer almaması, ICANN açısından
bir meşruiyet tartışması yaratmaktadır.
İnternetin ABD tarafından keşfedilerek
kullanılmaya başlanması dolayısıyla
internet üzerindeki ABD etkinliği makul
karşılanabilirse de artık internetin
küresel hale gelmiş ve kullanıcılarının
büyük çoğunluğunun ABD dışından olması
internet yönetiminin küresel hale getirilmesinin
ve hükümetlerin yönetim sürecinde kapsanmasının
zaruretini ortaya koymaktadır. ICANN'ın
mevcut yapısı aynı zamanda çalışmalarının
dünya çapında uygulanabilir ve etkin
olmasını da engellemektedir. Bu itibarla,
ICANN'ın tek bir hükümetin kontrolünde
gayrıresmi yapısından kurtarılarak tüm
hükümetlere açık uluslararası meşruiyeti
olan bir kuruluşa dönüştürülmesinin
gerektiği değerlendirilmektedir (16).
ICANN bünyesinde hükümetlerin daha etkin
hale gelmesi ve ICANN'a yöneltilen diğer
eleştirilerin bertaraf edilmesi için
bir kısım çalışmalar yapılmış ve ICANN'ın
yapısı değiştirilmiştir.
Yeni yapıya göre ICANN'ın başında bir
başkan bulunacaktır. Başkan aynı zamanda
Yönetim Kurulunda (Board of Directors)
da bulunacaktır. Yönetim Kurulu 15'i
oy kullanma hakkı olan ve 6'sı oy kullanma
hakkı olmayan toplam 21 üyeden oluşacaktır.
Yönetim Kurulu'nun altında Adresler
Destek Kuruluşu (Address Supporting
Organization), Jenerik Alan Adları Destek
Kuruluşu (Generic Domain Name Supporting
Organization) ve Ülke Kodu Birinci Derece
Alan Adları Destek Kuruluşu (Country
Code Domain Name Supporting Organization)
ile İdari Danışma Komitesi (Governmental
Advisory Committee), Temsili Üyelik
Danışma Komitesi (At-Large Advisory
Committee), Ana Hizmet Sistemleri Danışma
Komitesi (Root Server System Advisory
Committee), Güvenlik ve İstikrar Danışma
Komitesi (Security and Stability Advisory
Committee) ve Teknik Yönlendirme Grubu
(Technical Liaison Group) yer alacaktır.
Her bir Destek Kuruluşu'ndan ve Teknik
Yönlendirme Grubundan 2'şer ve her bir
Danışma Komitesinden 1'er kişi Yönetim
Kurulu'na katılacaktır. Yönetim Kurulu'nun
geri kalan 8 üyesi ise internet toplumunun
tüm paydaşlarından oluşan Adaylık Komitesi
(Nominating Committee) tarafından belirlenecektir.
Ayrıca, ICANN yönetiminde şeffaflığı
ve hesap verilebilirliği sağlamak amacıyla
Ombudsman müessesi oluşturulmuştur (17).
ICANN yapısının değiştirilmesi olumlu
bir adım olmakla birlikte hükümetler
açısından yetersizdir. Bütün çağrılara
rağmen hükümetlerin ICANN çalışmalarına
rağbet etmemesi bunun bir göstergesidir.
İnternetin gelişimiyle ortaya çıkan
siber suçlarla ve internet alan adlarından
kaynaklanan fikri mülkiyet ve markalara
ilişkin sorunlar vb. sorunlarla mücadele
etmesi istenen hükümetlerin yönetimde
etkili olamamaları isteksizliği körüklemektedir.
Bu temel soruna ek olarak yukarıda
ifade edildiği üzere ICANN'ın çok yavaş
çalıştığı, sorunları çözmekte yetersiz
kaldığı, çalışma süreçlerinin ve prosedürlerinin
düzgün ve kolay anlaşılabilir olmadığı,
hükümet, endüstri ve internet toplumunu
biraraya getiremediği (18), yeterli
mali kaynaklara sahip olamadığı, ".int"
ve ".arpa" uzantılarının tahsisini
gerektiği şekilde yapamadığı, CCTLD'lerin
idaresini yapacakların tespiti ve CCTLD'lerin
temsili hususunda ilgili ülkelerle gerekli
konsültasyonu yapmadığı Board ile GAC
arasında gerekli bağlantıları tesis
etmediği (19) gibi konularda yoğun eleştirilere
muhatap olmaktadır.
Bu eleştirilerin bertaraf edilmesi,
ICANN'ın gerekli teknik çalışmaları
yapabilmesi, sorunları çözebilmesi ve
hükümet-endüstri-sivil toplum ortaklığını
kurabilmesi için; BM'ye bağlı uluslararası
özel uzmanlık kuruluşu olan, 138 yıllık
teknik ve idari birikime sahip, hükümet-endüstri-sivil
toplum ortaklığını kurmayı başaran,
oturmuş ve kolay anlaşılabilen çalışma
sistemi ve prosedürleri olan ve meşruiyet
sorunu olmayan Uluslararası Telekomünikasyon
Birliği (ITU) ile ortak çalışmalar yapması
önerilmiştir (20). ITU'nun tecrübelerinin
internet düzenlemelerinde ICANN'a ışık
tutacağı ve ICANN'ın işlerini kolaylaştıracağı,
ancak maksimum faydanın sağlanması için
internetin ve alan adlarının yönetiminde
farklı avantajlara ve dezavantajlara
sahip ICANN ve ITU'nun kurumsal çatışmalara
girmesinin ve birbirlerini destekler
mahiyette çalışmalarının sağlanmasının
önemi vurgulanmaktadır (21).
Açıkça ifade etmek gerekirse, ICANN
sakat doğmuş bir yapıdır ve gerek hükümetler
gerekse internet toplumu bu kurumu benimsememiştir.
ICANN, ABD'den tüm interneti idare etmek
gayreti içindedir. Hiyerarşik bir yapıdan
ve merkezi kontrolden uzak internetin
tüm internet paydaşlarına açık kuruluşlarca
idaresi güzel bir düşünce olmakla birlikte
internetin ortaya çıkardığı sorunları
bertaraf etmekte bir fonksiyonları olmayan
bu kuruluşlardan çok şey beklemek ve
her işi onlara bırakmak doğru değildir.
Bu çerçevede, uluslararası kamuoyunun,
hükümetlerin, ilgili paydaşların benimsemediği,
gerekli etkinlik ve yetkinlikten uzak,
çalışma sistemi ve prosedürleri oluşmamış,
süreçleri karışık ve ek maliyet gerektiren
(21 personeli olan ICANN'ın 5 milyon
$ olan 2001-2002 yılı bütçesinin yeterli
görülmemesi ve ICANN Başkanı Stuart
Lynn'in yıllık 25 milyon $ talep etmesi
işin ekonomik boyutunun internet toplumuna
getireceği yükleri göstermesi açısından
dikkate değerdir) (22) ICANN gibi bir
kuruluşun varlığına gerek olmadığı ve
ICANN tarafından yürütülmekte olan çalışmaların
BM'ye bağlı uluslararası özel uzmanlık
kuruluşu olan, 138 yıllık teknik ve
idari birikime sahip, hükümet-endüstri-sivil
toplum ortaklığını kurmayı başaran,
oturmuş ve kolay anlaşılabilen çalışma
sistemi ve prosedürleri olan, ekonomik
kaynaklara sahip, ICANN'ın çözmek için
yoğun çaba sarfettiği sorunlarla ilgili
çok ileri düzeyde çalışmalar yapmış
olan ve ciddi bir birikime ulaşan (23)
ve meşruiyet sorunu olmayan Uluslararası
Telekomünikasyon Birliği'ne (ITU) (24)
devredilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir..
Böylelikle internet güvenilir ve nitelikli
bir kuruluşa emanet edilebilir, internet
toplumuna ve kullanıcılara ek maliyetler
çıkarılmamış olur ve internet ile ilgili
yapılacak çalışmalar ve internet alan
adlarının tahsisinden elde edilecek
gelirler (cüz'i de olsa) az gelişmiş
ve gelişmekte olan ülkelerde internetin
geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına
kullanılabilir. 190 üye ülkesi ve 650'nin
üzerinde sektör üyesi (25) olan ITU'nun
çalışmalarının internetin geleceği ve
gelişimi açısından bir fırsat olacağı
değerlendirilmektedir. İnternet yönetiminin
ITU'ya devrinden sonra ICANN, ABD Ticaret
Bakanlığı ile yapmış olduğu anlaşma
çerçevesinde ABD de aynı fonksiyonları
yürütmeye devam edebilir.
İnternet Alan Adları Yönetiminde
Ülke Örnekleri ve OECD Uygulamaları
Küresel anlamda ICANN tarafından yönetilmekte
olan internet alan adlarının ülkesel
bazda yönetimi büyük farklılıklar göstermektedir.
Çalışmanın bu bölümünde öncelikle değişik
ülkelerde alan adlarının nasıl yönetildiği
akabinde ise OECD ülkelerinde alan adları
yönetimi uygulamaları üzerinde durulacaktır.
Ülke Örnekleri
CCTLD'lerin yönetimi ICANN ile sözleşme
imzalayan taraflarca yapılmaktadır.
Bu taraflar, bir akademik kuruluş, kâr
amacı güden veya gütmeyen bir özel kuruluş
veya bir hükümet kuruluşu olabilir.
Bu bölümde incelenecek olan 45 ülkede
ki CCTLD idarelerinden; 10 tanesi kamu
kurum ve kuruluşu, 20 tanesi kâr amacı
gütmeyen ve 9 tanesi kâr amacı güden
özel kuruluş, 5 tanesi akademik kuruluş
ve 1 tanesi bir birey tarafından yönetilmektedir.
(26)
CCTLD yönetimi 10 ülkede hükümet kuruluşlarınca
yürütülmekte olup, bu ülkelerin 4'ünde
bu işi telekomünikasyon ile ilgili düzenleyici
kuruluşlar yapmaktadır.
CCTLD yönetiminin özel şirket kuruluşlarınca
yürütüldüğü 9 ülkenin 2'sinde (ABD ve
Japonya) kuruluşlar ile hükümetler arasında
resmi; 3 tanesinde gayrı resmi ilişki
mevcuttur. 4 ülkede ise hükümetler ile
kuruluşlar arasında hiçbir ilişki yoktur.
CCTLD yönetiminin kâr amacı gütmeyen
kuruluşlarca yürütüldüğü 20 ülkede hükümetler
ve kuruluşlar arasındaki ilişki 4'ünde
resmi, 11'inde gayrı resmi ve 5'inde
ilişkisizdir.
CCTLD yönetiminin akademik kuruluşlarca
yürütüldüğü 5 ülkede kuruluşlar ile
hükümetler arasında hiçbir ilişki mevcut
değildir.
Aşağıdaki tabloda (27) konu ile ilgili
ayrıntılı bilgi yer almaktadır:
|
ÜLKE
|
KODU
|
CCTLDİDARESİ
|
HÜKÜMETLE İLİŞKİSİ
|
İDARENİN STATÜSÜ
|
| ARJANTİN |
AR
|
MRECIC |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| ÇİN |
CN
|
CNNIC |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
|
FİNLANDİYA
|
FI
|
FICORA |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
|
HİNDİSTAN
|
IN
|
NCST |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
|
MALAVİ
|
MW
|
Malawi SDNP |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| MALEZYA |
MY
|
MYNIC |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| FAS |
MA
|
ANRT |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| NORVEÇ |
NO
|
NORID |
Gayrı Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| İSPANYA |
ES
|
RED.ES |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| TUNUS |
TN
|
ATI |
Resmi
|
Hükümet Kuruluşu
|
| GAMBİYA |
GM
|
nic.gm |
İİlişkisiz
|
Birey
|
| GANA |
GH
|
NCS |
İİlişkisiz
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
| ENDONEZYA |
ID
|
IDNIC |
Gayrı Resmi
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
| JAPONYA |
JP
|
JPRS SDNP |
Resmi
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
| LİBYA |
LY
|
Nic.ly |
İlişkisiz
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
|
TUVALU
|
TV
|
.tv corporation |
İlişkisiz
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
|
UKRAYNA
|
UA
|
Hostmaster |
Gayrı resmi
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
|
İNGİLTERE
|
UK
|
Nominet |
Gayrı resmi
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
| ABD |
US
|
Neustar |
Resmi
|
Özel Sektör Kuruluşu
|
|
AVUSTRALYA
|
AU
|
AUDA |
Resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| AVUSTURYA |
AT
|
Internet Foundation
Austria |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| BELÇİKA |
BE
|
DNS.be |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
BURUNDİ
|
BI
|
CNI SDNP |
Resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
KANADA
|
CA
|
CIRA |
Resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
DANİMARKA
|
DK
|
. DIFO |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| FRANSA |
FR
|
AFNIC |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| ALMANYA |
DE
|
DENIC |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
HONG KONG
|
HK
|
HKIRC |
Resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| İRLANDA |
IE
|
IEDR |
İlişkisiz
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| İSRAİL |
IL
|
Israeli Internet Association
|
İlişkisiz
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| İTALYA |
ID
|
IDNIC |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| KORE |
KR
|
KRNIC |
Resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
HOLLANDA
|
NL
|
SIDN |
İlişkisiz
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
| YENİ ZELLANDA |
NZ
|
InternetNZ |
Gayrı resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
PERU
|
PE
|
Nic.pe |
İlişkisiz
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
POLONYA
|
PL
|
NASK |
İİlişkisiz
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
RUSYA
|
RU
|
RIPN |
Gayri resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
GÜNEY AFRİKA
|
ZA
|
Namespace |
Gayri resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
İSVEÇ
|
SE
|
II-Stiftelsen |
Gayri resmi
|
Kâr amacı gütmeyen
kuruluş
|
|
KOLOMBİYA
|
CO
|
University of Columbia
|
Gayri resmi
|
Akademik Kuruluş
|
|
GUATEMALA
|
GT
|
Universidad del Valle
|
İlişkisiz
|
Akademik Kuruluş
|
| MORİTANYA |
MR
|
Nic-Mauritanie |
İlişkisiz
|
Akademik Kuruluş
|
| MEKSİKA |
MX
|
NIC-Mexico |
Gayri resmi
|
Akademik Kuruluş
|
| İSVİÇRE |
CH
|
SWITCH |
Resmi
|
Akademik Kuruluş
|
Ülke örneklerine bakıldığında hükümetlerin
konuyu gittikçe daha ciddi olarak ele
aldıkları ve inisiyatifi almaya çalıştıkları
görülmektedir. Avusturya, Kanada ve
İrlanda'da CCTLD idaresi üniversitelerden
alınarak değişik kuruluşlara verilmiştir.
Guatemala ve Kolombiya'da hükümetler
CCTLD yönetimini akademik kuruluşlardan
alarak kendileri yapmak istemelerine
rağmen kuruluşların direnişiyle karşılaşmış
ve konu bu ülkelerde sorunlu hale gelmiştir.
Hollanda, İsveç, İngiltere, Rusya, Kolombiya,
Gambiya, Güney Afrika ve İtalya'da CCTLD'yi
idare edenlerle hükümetler arasındaki
ilişkinin resmileştirilmesine yönelik
yoğun çalışmalar yürütülmektedir.
CCTLD yönetimi için ilgili kuruluşların
ICANN ile sözleşme yapmaları gerekmektedir.
Yapılan sözleşmeler hükümetlerin bilgisi
dışında yapıldığından bazı sorunlarla
karşılaşılmaktadır. Örneğin; Japonya'da
Japan Registry Service Co. (JPRS) ".jp"nin
yönetimini yapmak için ICANN ile sözleşme
imzalamıştır. Ancak Japon hükümeti bu
sözleşmenin kendisini bağlamadığını
ICANN ve JPRS'ye bildirmiş ve JPRS'nin
".jp" tahsisi için Japon hükümetiyle
anlaşması gerektiğini ifade etmiştir.
JPRS, Japon hükümetiyle sözleşme imzaladıktan
sonra ancak faaliyete başlayabilmiştir
(28). Benzeri bir durum Hong Kong'ta
(29) da yaşanmıştır.
Bundan daha büyük bir sorun Libya ile
yaşanmaktadır. ".ly" nin tahsisi
için Alshaeen adlı bir Libya şirketi
IANA'ya başvurarak tahsislere başlamıştır.
ICANN, IANA'nın bu yetkilendirmesini
tanımamıştır. Al Foursan adlı uluslararası
bir şirket ise ".ly"nin tahsis
hakkının kendinde olduğunu ileri sürmektedir.
Her ne kadar ICANN ve IANA Al Foursan'ın
yetkili olmadığını ileri sürmekteyse
de şirket talep edenlere halen tahsisat
yapmaktadır (30). Bu arada Libya hükümeti
".ly"nin tahsisini alabilmek
ve kontrol edebilmek için uğraşmaktadır.
Gittikçe çetrefilleşen soruna henüz
bir çözüm bulunamamıştır.
Söz konusu 45 ülkedeki durum genel
olarak ele alındığında hükümetlerin,
CCTLD yönetiminin hükümet kuruluşlarının
sorumluluğunda olmasını ancak karar
alma sürecinde internet ile ilgili tüm
paydaşların yer almasını istedikleri
görülmektedir. CCTLD yönetiminin hükümet
kuruluşlarında olmayıp da kâr amacı
güden kuruluşlarda olması durumunda
ise hükümetler bu kuruluşların karar
alma mekanizmalarında veto hakkına sahip
olarak (31) yer almak istemektedirler.
Sonuç olarak; CCTLD yönetimi açısından
hükümetlerin etkin, karar alma mekanizmasının
tüm paydaşlara açık ve ilgili kuruluşlar
ile hükümetler arasında sözleşmeye dayalı
resmi bir ilişkinin mevcut olduğu bir
sistemin en makul çözüm olduğu değerlendirilmektedir.
OECD Ülkelerindeki Uygulamalar
Gerek ICANN İdari Danışma Komitesi
gerekse ITU-T Bürosu, CCTLD'lerin en
etkin ve verimli şekilde yönetilmesi
ve ICANN, hükümetler ve alan adı tahsisi
yapan kuruluşlar arasında gerekli iletişimin
sağlanması amacıyla bazı prensip kararları
almışlardır (32). Bu prensipler dolayısıyla
pek çok ülkede olduğu gibi OECD üyesi
ülkelerde de alan adları tahsisinde
benzer uygulamalar ortaya çıkmışsa da
tahsisle ilgili farklı durumlarda söz
konusu olabilmektedir.
OECD 30 ülkenin üyesi olduğu uluslararası
bir think-tank kuruluşudur (33). Tüm
dünyada 2000-2002 döneminde tahsisli
alan adlarının sayısı 17.4 milyondan
28.7 milyona yükselirken bu rakam OECD
ülkelerinde 6.7 milyondan 15 milyona
yükselmiştir. 2000'de toplam içindeki
payı % 30 civarında olan OECD ülkelerinin
payının 2002'de % 55'lere yükselmiştir.
Bu gösterge OECD'nin öneminin anlaşılması
açısından kayda değer bir göstergedir.
OECD ülkelerindeki dağılım aşağıdaki
tabloda görülmektedir (34):
|
Ülke
|
cc
|
Kayıt
2000
|
Kayıt
2002
|
|
Avustralya
|
.au
|
148 539
|
250 000
|
|
Avusturya
|
.at
|
157 387
|
252 441
|
|
Belçika
|
.be
|
32 709
|
206 989
|
|
Kanada
|
.ca
|
60 000
|
300 000
|
|
Çek
Cumhuriyeti
|
.cz
|
66 555
|
119 145
|
|
Danimarka
|
.dk
|
208 300
|
397 552
|
|
Finlandiya
|
.fi
|
17 603
|
36 210
|
|
Fransa
|
.fr
|
89 097
|
155 554
|
|
Almanya
|
.de
|
1 732 994
|
5 666 269
|
|
Yunanistan
|
.gr
|
18 670
|
55 000
|
|
Macaristan
|
.hu
|
..
|
81 804
|
|
İzlanda
|
.is
|
3 300
|
8 200
|
|
İrlanda
|
.ie
|
15 506
|
29 920
|
|
İtalya
|
.it
|
417 609
|
735 156
|
|
Japonya
|
.jp
|
190 709
|
482 644
|
|
Kore
|
.kr
|
494 074
|
479 643
|
|
Lüksemburg
|
.lu
|
11 404
|
15 454
|
|
Meksika
|
.mx
|
49 947
|
71 590
|
|
Hollanda
|
.nl
|
532 596
|
748 510
|
|
Yeni
Zelanda
|
.nz
|
67 777
|
111 000
|
|
Norveç
|
.no
|
45,541
|
150 000
|
|
Polonya
|
.pl
|
56 708
|
150 812
|
|
Portekiz
|
.pt
|
14 394
|
26 158
|
|
Slovak
Cumhuriyeti
|
.sk
|
..
|
57 091
|
|
İspanya
|
.es
|
29 590
|
40 952
|
|
İsveç
|
.se
|
45 241
|
102 785
|
|
İsviçre
|
.ch
|
262 822
|
456 539
|
|
Türkiye
|
.tr
|
..
|
37 822
|
|
İngiltere
|
.uk
|
1 938 740
|
3 635 585
|
|
ABD
|
.us
|
|
269 233
|
|
ccTLDs Total
|
|
6 707 812
|
15 130 058
|
Yer Şartı
OECD ülkelerinden 17 tanesi alan adı
kaydı için yer şartı ararken 13 tanesi
aramamaktadır. Yer şartı arayan ülkeler
ikiye ayrılmış durumdadırlar. Bazıları
yerel bir adresin varlığını yeterli
görürken bazıları o ülkenin milliyetinden
olma şartı aramaktadır. 8 ülke milliyet
şartı ararken 9 ülke yerel bir adres
belirtilmesini yeterli görmektedir.
İrlanda, İspanya ve ABD ikisinden birini
yeterli görürken, Norveç her iki şartı
da talep etmektedir. Fransa, Macaristan
ve Kore bireyler ve şirketler için ayrı
kriterler koymuşlardır (35). Fransa
ve Macaristan'da bireyler yerel adres
veya milliyet şartlarından birini sağladıkları
taktirde alan adı alabilirken, şirketlere
tahsis yapılabilmesi için bu ülkelerin
hukukuna göre kurulmuş olma şartı vardır.
Kore şirketler için milliyet ve yerel
adres şartı koşarken, bireyler için
yerel adres şartını yeterli görmektedir.
Macaristan ve İzlanda da yabancı şirketlere
alan adının tahsis edilebilmesi için
bunların bu ülkelerin patent kuruluşlarına
talep ettikleri isimleri kaydetmeleri
şartı aranmaktadır. İtalya kayıt için
milliyet şartı aramakta olup, AB üyesi
tüm ülkeler milliyet sınırları içinde
kabul edilmektedirler.
Başvuru Sınırı
OECD ülkelerinin 20'sinde başvuru sayılarına
hiçbir sınırlama getirilmemiştir. Yunanistan,
Kore, Hollanda, Finlandiya, İsveç ve
İtalya'da bireylere yalnız bir alan
adı tahsisi yapılırken, bu ülkelerde
şirketler istedikleri kadar alan adı
alabilmektedirler. Japonya'da ".jp"
adı altında sınırsız tahsisat yapılırken
".co.jp" ve ".or.jp"
ikinci derece alan adları altında her
kuruluşa yalnız bir tahsisat yapılmaktadır.
İzlanda'da yerel halka sınırsız tahsisat
yapılırken yabancılara yalnız bir alan
adı tahsis edilebilmektedir. İtalya'da
ise daha farklı bir sistem göze çarpmaktadır.
Bu ülkede vergi numarası olan bireylere
ve şirketlere sınırsız tahsisat yapılırken,
numarası olmayanlara yalnız bir tahsisat
yapılmaktadır. 1997 yılında sadece 12
ülke alan adı tahsisine ilişkin koşullar
aramazken (36) bu sayı şu an da 20'ye
çıkmış ve giderek artmaktadır.
Ticari Marka Politikaları
Tüm OECD ülkelerinde ilgili idareler
ticari markalarla ilgili bir kısım kurallar
koymuşlardır. Alan adı tahsisinde genellikle
"ilk gelen ilk alır" prensibi
geçerli olduğundan ve ilgili idareler
bu tahsislerin marka ve üçüncü kişi
haklarını ihlal edip etmediğini kontrol
edemediklerinden; idareler, kayıt yaptıran
tarafın markalara ve üçüncü kişilerin
haklarına ilişkin tam sorumluluğu almalarını
şart koşmaktadırlar (37). Kayıt yaptıran
ile üçüncü taraf arasında bir sorun
ortaya çıktığında bazı ülke idareleri
müdahil olmamaktaysa da genellikle idareler
"Alan adı sorunlarının çözüm yollarına
ilişkin usul ve esaslar" belirlemekte
ve bu usul ve esaslar çerçevesinde sorunları
çözmekte ve kaydın silinmesi de dahil
bir kısım yaptırımlar uygulamaktadırlar.
Ülkelerdeki alan adı tahsislerine ilişkin
aşağıdaki tabloda ayrıntılı bilgiler
yer almaktadır.
|
ÜLKE
|
MARKA
POLİTİKASI
|
|
Avustralya
|
Alan
adı, kayıt yaptıranın adını, adının
eşanlamını, kısaltmasını veya
kendisiyle çok temel ilişkisi
olan bir hususu karşılamalıdır.
|
|
Avusturya
|
Kayıt
yaptıran, ilgili mevzuata bağlı
olmak ve üçüncü kişilerin markalara
ilişkin haklarına rekabet politikası
çerçevesinde uymak zorundadır.
|
|
Belçika
|
Kayıt
yaptıran, üçüncü kişilerin tüm
haklarına saygı duymak bu hakları
ihlal etmemekle yükümlüdür.
|
|
Kanada
|
Kayıt
yaptıran, alan adını tahsis talebi
doğrultusunda, üçüncü kişilerin
fikri mülkiyet, markalar ve diğer
haklarını tehdit ve ihlal etmeyecek
şekilde ilgili düzenlemelere,
insan haklarına ve ceza hukukuna
uygun kullanmalıdır.
|
|
Çek Cumhuriyeti
|
Bu
konuda hiçbir düzenleme bulunmamaktadır.
|
|
Danimarka
|
Kayıt
yaptıran, alan adını tahsis talebi
doğrultusunda, üçüncü kişilerin
fikri mülkiyet, markalar ve diğer
haklarını tehdit ve ihlal etmeyecek
şekilde ilgili düzenlemelere ve
mevzuata uygun kullanacağına yönelik
teminat vermelidir.
|
|
Finlandiya
|
Alan
adı, kayıtlı bir firma adına,
paralel bir firma adına, ek bir
firma adına veya ek bir firmanın
çevirisi adına veya başvuru sahibi
adına kayıtlı bir Fin marka adına
yaptırılabilir.
|
|
Fransa
|
Kayıt
yaptıran, talep ettiği alan adının
üçüncü kişilerin fikri mülkiyet,
markalar ve diğer haklarını tehdit
ve ihlal etmediğini ispat etmekle
yükümlüdür.
|
|
Almanya
|
Kayıt
yaptıran, alan adı seçerken markalar
ve diğer mevzuattan doğacak sorunların
sorumluluğunu üstlenir. Tahsis
talebinde bulunan talebinin üçüncü
kişilerin fikri mülkiyet, markalar
ve diğer haklarını tehdit ve ihlal
etmediğine ilişkin teminat verir.
|
|
Yunanistan
|
Tahsis talebinde
bulunan talebinin üçüncü kişilerin
fikri mülkiyet, markalar ve diğer
haklarını tehdit ve ihlal etmediğine
ilişkin garanti verir. Aksi halde
Yunan otoriteleri her türlü tedbiri
alma hakkını haizdir.
|
|
Macaristan
|
Alan adı, talepte
bulunanın firmasının resmi adının
tamamından veya kısaltmasından
veya Macar Patent Ofisinin onayladığı
bir markadan oluşabilir.
|
|
İzlanda
|
Kayıt
yaptıran, alan adını İzlanda mevzuatına
uygun kullanmalıdır.
|
|
İrlanda
|
Talepte
bulunanın önerdiği alan adı, başvuru
sahibinin resmi adının tamamı
veya bundan türetilmiş bir ad
(kısaltma veya eşanlamlısı gibi)
olmalıdır.
|
|
İtalya
|
Bu
konuda her hangi bir düzenleme
yoktur.
|
|
Japonya
|
“İlk
gelen ilk alır” prensibi geçerlidir.
“.jp” tahsisi ilk başladığında
JPRS “.co.jp” ve “.or.jp” için
ön kayıt sistemi getirmiş, ön
kayıtta bir ay bekleyen talepler
bir ay sonunda itiraz olmazsa
veya olurda reddedilirse karşılanmıştır.
Bu uygulama dolayısıyla son iki
yıldır sadece on sorun ortaya
çıkmıştır. (38)
|
|
Kore
|
Tahsis talebinde
bulunan, talebinin üçüncü kişilerin
fikri mülkiyet, markalar ve diğer
haklarını tehdit ve ihlal etmediğine
ve rekabet politikasına uygun
olduğuna ilişkin tüm sorumluluğu
alır. Bu konuda tahsisi yapan
otoritenin hiçbir sorumluluğu
yoktur.
|
|
Lüksembourg
|
Alan
adı tahsislerinde tüm sorumluluk
tahsisi yapan otoritededir. İlgili
otorite tahsisli alan adının üçüncü
kişilerin fikri mülkiyet, markalar
ve diğer haklarını tehdit ve ihlal
edip etmemesinden ve amacına uygun
kullanılıp kullanılmamasından
da sorumludur.
|
|
Meksika
|
Tahsis
talebinde bulunan, talebinin üçüncü
kişilerin fikri mülkiyet, markalar
ve diğer haklarını tehdit ve ihlal
etmediğine ve ilgili mevzuata
uygun olduğuna ilişkin tüm sorumluluğu
alır.
|
|
Hollanda
|
Başvuru
sahibinden tahsis talebinde bulunulduğunda
her hangi bir belge vb. istenmez.
Ancak, başvuru sahibinden, bir
sorun ortaya çıktığında tüm yetkinin
ilgili otoritede olduğunu kabul
ettiğini belirten yazılı teminat
alınır.
|
|
Yeni Zelanda
|
“İlk gelen ilk
alır” prensibi geçerlidir. İlgili
otorite sorunların çözümüyle ilgilenmemektedir.
|
|
Norveç
|
Tahsis
talebinde bulunan, tahsis öncesinde
talebinin üçüncü kişilerin fikri
mülkiyet, markalar ve diğer haklarını
tehdit ve ihlal etmediğine ve
Norveç mevzuatına uygun olduğuna
ilişkin bir belge imzalar.
|
|
Polonya
|
Tahsis talebinde
bulunan talep öncesinde alan adını
amacına uygun kullanacağını ve
tüm hukuki sorumluluğun kendisinde
olduğunu belirten bir belge imzalar.
|
|
Portekiz
|
Talepte
bulunulan alan adları karışıklığa
sebep olacak ve çok popüler markalarla
karıştırılacak şekilde olamazlar.
Tüzel kişilerin başvurularında
talep edilen ad firmanın resmi
ve adı veya türetilmişi bir ad
olabilir.
|
|
Slovak Cumhuriyeti
|
Talep edilen
alan adı başkası üzerine kayıtlı
bir ad olamaz. Ancak marka sahibinin
yazılı rızası alınırsa bu durum
kabul edilebilir.
|
|
İspanya
|
Alan
adı kuruluşun resmi adı veya türetilmişi
olabilir.
|
|
İsveç
|
Alan adı firmanın
resmi adını yansıtmalıdır. Eğer
alan adı bir şirkete aitse bunun
İsveç Patent Enstitüsünden onaylanması
gerekir. Eğer bir marka söz konusu
ise o halde alan adı “.tm.se”
uzantılı olabilir.
|
|
İsviçre
|
Tahsis
yapan otoritenin tam sorumluluğu
vardır. Başvuru belgesindeki tüm
bilgiler doğru olmalıdır. İlgili
otorite alan adının amacına uygun
kullanımını kontrol eder.
|
|
Türkiye
|
Alan
adı talebinde bulunan taraf ,
bildiği kadarıyla talebinin üçüncü
kişilerin fikri mülkiyet, markalar
ve diğer haklarını tehdit ve ihlal
etmediğini beyan eder.
|
|
İngiltere
|
Alan
adı talebinde bulunan taraf ,
talebinin üçüncü kişilerin fikri
mülkiyet, markalar ve diğer haklarını
tehdit ve ihlal etmediğini garanti
eder.
|
|
ABD
|
Alan
adı talebinde bulunan taraf ,
talep ettiği alan adının ve alan
adının kullanımının üçüncü kişilerin
fikri mülkiyet, markalar ve diğer
haklarını tehdit ve ihlal etmediğini
ve ilgili mevzuata uygun olduğunu
garanti eder.
|
Bilgilendirme Sistemi
ICANN kayıtlı alan adlarının tahsis
edildiği kişilere ilişkin bilgilerin,
herkesin erişimine açık olmasını ve
böylelikle sürecin şeffaflığının sağlanmasını
tavsiye etmektedir. Bu çerçevede, ilgili
otoritelerin bu bilgileri web sayfalarında
yayınlamalarını talep etmektedir. ICANN'ın
web sayfalarında yer almasını önerdiği
bilgiler (39) şunlardır:
1. Kayıt edilen alan adı
2. Kayıt edilen ad için birincil ve
ikincil hizmet sunucuların adları
3. Kayıt yapana ilişkin bilgiler
4. Kaydın ilk yapıldığı tarih
5. Kaydın bitiş tarihi
6. Kayıt yaptıran kişinin adı, posta
adresi vb. bilgiler
7. Kayıtlı adın teknik sorumlusuna
ait ayrıntılı bilgiler
8. Kayıtlı adın idari sorumlusuna
ait ayrıntılı bilgiler
ICANN'ın önerisi karşılama noktasında
OECD ülkelerindeki durum aşağıdaki tabloda
görülmektedir.
|
ÜLKE
|
Bilgiler
Kamu Erişimine Açık mı?
|
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
6
|
7
|
8
|
|
Avustralya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Avusturya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Belçika
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Kanada
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Çek Cumhuriyeti
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Danimarka
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Finlandiya
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Fransa
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Almanya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Yunanistan
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Macaristan
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İzlanda
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İrlanda
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
|
İtalya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Japonya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Kore
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
|
Lüksembourg
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Meksika
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Hollanda
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Yeni Zelanda
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
|
Norveç
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
Polonya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Portekiz
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Slovak Cumhuriyeti
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İspanya
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İsveç
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İsviçre
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
|
Türkiye
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
|
İngiltere
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
Evet
|
Hayır
|
Hayır
|
|
ABD
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Evet
|
Görüldüğü üzere, OECD ülkeleri yönetimde
şeffaflık sağlayan ICANN'ın bu tavsiyesine
genel itibariyle uymaktadırlar. Ülkemiz
de bu kriterlere genel itibariyle uyum
sağlamakla birlikte bilgilendirme sistemimizde;
kayıt yapana ilişkin bilgiler, kaydın
ilk yapıldığı tarih ve kaydın bitiş
tarihi yer almamaktadır.
Türkiye'de İnternetin Tarihsel Gelişim
Süreci
Türkiye internetle ilk kez 12 Nisan
1993 tarihinde tanışmış ve o günden
bu yana on yıl geçmiştir. İnternetin
bu on yıllık geçmişine rağmen, Türkiye'deki
hızlı gelişimi dünyayla paralel olarak
son yıllarda olmuştur. Dünyadaki internet
kullanıcı sayısı 610 milyona ve alan
adı sayısı 35 milyona, Türkiye'de internet
kullanıcısı 6 milyona ve alan adı sayısı
40 bine ulaşmıştır (40). Mevcut olan
".tr" ccTLD'inin altında yer
alan gTLD'ler; com.tr, org.tr, .edu.tr,
.gov.tr, .nom.tr, .k12.tr, .mil.tr,
.gen.tr, .bbs.tr ve .net.tr olup,
1 Mart 2003 tarihi itibari ile Türkiye'deki
alan adları sayısı aşağıda görülmektedir.
(41)
|
Birinci
Seviye Alan Adı/
Top Level Domain Name
|
Alan Adı Sayısı/
Domain Name Count
|
|
com.tr
|
30450
|
|
org.tr
|
1909
|
|
edu.tr
|
158
|
|
K12.tr
|
478
|
|
bbs.tr
|
5
|
|
gov.tr
|
1320
|
|
net.tr
|
151
|
|
mil.tr
|
8
|
|
gen.tr
|
5381
|
|
nom.tr
|
199
|
|
Toplam
/ Total
|
40059
|
Diğer ülkelerle kıyaslandığında, Türkiye'nin
çok iyi bir konumda olduğu söylenememektedir.
Türkiye ne yazık ki İngiltere, Rusya,
Meksika gibi büyük ülkeler dışında Belçika,
Hollanda, Finlandiya ve Polonya gibi
hem nüfus hem de yüzölçümü olarak Türkiye'den
çok küçük olan ülkelerin dahi çok gerisinde
bulunmaktadır.
Türkiye'de Alan İsmi Sistemi
Her bir TLD'nin kendi idari sorumlusu
vardır. Eğer bir TLD altında doğrudan
alan adı tahsisinin yapılması isteniyorsa,
o zaman TLD idari sorumlusuna başvurmak
gerekmektedir. Bu idari sorumlu, gTLD'ler
için ICANN tarafından akredite edilmiş
herhangi bir kayıt kurumu; ccTLD'ler
için ise ülkelerin kendi idari sorumlularıdır.
Türkiye için ccTLD alan ismi tahsisinin
idari sorumlusu Orta Doğu Teknik Üniversitesi'dir
(ODTÜ). ODTÜ 1992 yılında InterNIC'e
kayıt olmuş ve bu tarihten itibaren
".tr" birinci-derece
alan ismi ve onun altında yer alan ikinci
derece alan adlarının yönetimi ve koordinasyonundan
sorumlu hale gelmiştir.
ODTÜ, 1992'den itibaren ".tr"
alanının yönetimini akademik ölçekte
sürdürmüştür. 1990'ların ikinci yarısından
itibaren internetin dünyada ve ülkemizde
gelişiminin ve kullanım amaçlarının
hızla artması, artış ile birlikte bir
kısım sorunların ortaya çıkması dolayısıyla
ODTÜ, Alan Adı Yönetimi'nce ".tr"
birinci derece alanında alan adı taleplerinin
hızlı, düzenli ve eşitlik ilkesi ile
değerlendirilmesini esas almış ve bu
çerçevede bazı yöntem ve kurallar belirleyerek
Temmuz 1996'dan itibaren uygulamaya
koymuştur. Bu uygulamalar bazı sorunları
beraberinde getirmiştir.
Ülkemizde İnternet politikalarını belirleyecek
ve uygulayacak bir kurum, kuruluş, oluşum
vb.nin olmaması ve gerek İnternet gerekse
de alan adları ile ilgili sorunları
çözecek bir mekanizmanın eksikliği hissedilmiştir.
Bu itibarla, ana işlevi Ulaştırma Bakanlığı'na
danışmanlık olmak üzere; Türkiye'de
İnternet'in altyapıdan başlayarak tüm
boyutları ile kısa, orta ve uzun vadeli
hedeflerini belirlemek, bu hedeflere
erişmek için gerekli stratejik ve taktik
ulusal kararların alınması ve uygulanması
sürecinde danışmanlık görevini yürütmek,
uygulamada gözlenen aksaklıkları belirlemek
ve giderilmesi için öneriler oluşturmak,
konu ile ilgili birimler arasında eşgüdüm
sağlamak, gelişme, yaygınlaştırma, hizmet
üretimi konularında düzenleyici öneriler
oluşturmak, ve uluslararası gelişmeleri
yakından izleyerek ülke çıkarlarını
korumak amaçları ile, Ulaştırma Bakanlığı
tarafından "İnternet Kurulu"
oluşturulmuştur. (42) Daha sonra, alan
adları sisteminde yaşanan sorunların
çözülmesi ve İnternet toplumunun ortak
görüşlerinin alınması amacıyla "DNS
Çalışma Grubu" (43) kurulmuştur.
Temmuz 2000'de Kuruluş ve Çalışma
İlkeleri belirlenen grup üyelerinin
belirlenmesinden sonra 2 Kasım 2000
tarihinde çalışmalarına başlamıştır.
DNS Çalışma Grubu ve İnternet Kurulu
bünyesinde yürütülen çalışmalar sonucunda
".tr" Alan Adları Politikalar,
Kurallar ve İşleyişler" adlı doküman
hazırlanmış ve ".tr" alan
adının yeni yönetim kuralları belirlenmiştir.
(44) ".tr" üst düzey alan
adının altında yer alan ikinci düzey
alan adlarının kimlere tahsis edilebileceği
kurallara bağlanmıştır. (45) Buna göre:
".com.tr",".biz.tr"
ve ".info.tr" yalnızca ticari
faaliyet gösteren kişi ve kuruluşlar
tarafından alınabilen alt alan adlarıdır.;
".net.tr" internete
ilişkin erişim hizmeti, internet üzerinden
portal, tarama, e-posta gibi katma
değerli, geniş ölçekli hizmetler ve
uygulama servis sağlayıcılığı hizmetleri
veren kurum ve oluşumlar tarafından
alınabilen alt alan adıdır.;
".org.tr" vakıf,
dernek, kâr amacı bulunmayan oluşumlar
ve benzeri sivil toplum örgüt ve kuruluşları
tarafından alınabilen alt alan adıdır.;
".web.tr" ve ".gen.tr"
kişisel ve kurumsal başvurunun (genel)
yapılabildiği ve "ilk gelen alır"
ve "alan adı - kişi/kuruluş adı
ilişkisi aranmaz" ilkeleri ile
ad tahsisi yapılan alt alan adlarıdır.
".av.tr" serbest
avukatlar, hukuk büroları ve avukatlık
ortaklıkları için alınabilen alt alan
adıdır.
".bbs.tr" BBS(Bulletin
Board System) hizmeti veren kuruluşlar;
".name.tr" T.C. vatandaşları
ile Türkiye'de yaşayan yabancı uyruklu
kişiler tarafından alınabilen alt
alan adıdır.
".tel.tr" Türkiye'de
yaşayan kişiler ile faaliyet gösteren
kuruluşların, Türkiye'de kullandıkları
her türlü telefon numarası ile bağlantılı
olarak tahsis edilen alt alan adıdır.
".gov.tr" T.C. kamu
kurum ve kuruluşları tarafından alınabilen
alt alan adıdır.
".bel.tr" il, ilçe
ve belde belediye teşkilatları tarafından
alınabilen alt alan adıdır.
".pol.tr" emniyet
teşkilatı tarafından alınabilen alt
alan adıdır.
".mil.tr" T.C. askeri
kurum ve kuruluşları tarafından alınabilen
alt alan adıdır.
".k12.tr" T.C. Milli
Eğitim Bakanlığı'nca onaylanmış ilkögretim,
lise ve dengi okullar tarafından alınabilen
alt alan adıdır.
edu.tr" T.C. Yüksek Öğretim Kurumu'nca
onaylanmış yüksek öğretim kurumları
tarafından alınabilen alt alan adıdır.
Alan adları aşağıdaki tabloda yer alan
koşullarda tahsis edilmektedir.
| |
Başvuru
Sırasında Belge
|
Onay
|
1
Yıl
(M TL)
|
2
Yıl
(M TL)
|
3
Yıl
(M TL)
|
4
Yıl
(M TL)
|
5
Yıl
(M TL)
|
|
.com.tr
|
Var
|
Var
|
25
|
45
|
65
|
84
|
100
|
|
.net.tr
|
Var
|
Var
|
25
|
45
|
65
|
84
|
100
|
|
.info.tr
|
Var
|
Var
|
25
|
45
|
65
|
84
|
100
|
|
.biz.tr
|
Var
|
Var
|
25
|
45
|
65
|
84
|
100
|
|
.org.tr
|
Var
|
Var
|
15
|
28
|
40
|
50
|
60
|
|
.web.tr
|
Yok
|
Yok
|
15
|
28
|
40
|
50
|
60
|
|
.gen.tr
|
Yok
|
Yok
|
15
|
28
|
40
|
50
|
60
|
|
.av.tr
|
Var
|
Var
|
15
|
28
|
40
|
50
|
60
|
|
.bbs.tr
|
Yok
|
Yok
|
15
|
28
|
40
|
50
|
60
|
|
.name.tr
|
Yok
|
Yok
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.tel.tr
|
Yok
|
Yok
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.gov.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.bel.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.pol.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.mil.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.k12.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
|
.edu.tr
|
Var
|
Var
|
5
|
10
|
15
|
20
|
25
|
Yeni kurallara göre daha önce tahsisi
yapılmayan jenerik alan adları bir liste
halinde yayınlanmakta ve talip olanlar
arasında kura çekmek suretiyle bu adlar
tahsis edilmektedir.
Başvurular www.nic.tr adresi üzerinden
yapılmakta ve her tür işlem bu adresten
takip edilmektedir.
Çok Dilli Alan Adları (Multilingual
Domain Names)
Mevcut alan adları sistemi sayılar
ve Latin karakterlerden oluşmaktadır.
Bu durum Latin karakterler dışındaki
karakterlerden oluşan dillerde alan
adı kaydettirilmesini engellemektedir.
Latin karakterleri bilmeyen bireyler
ve toplumlar için internet kullanımında
önlerindeki en önemli engel dil olup,
alan adlarının tamamı ve büyük oranda
içeriği İngilizce olan web sitelerini
hatırlamak, İngilizce bilmeyenler için
çeşitli sıkıntılar ortaya çıkarmaktadır.
Çok dilli alan adları, ülkelerin kendi
dillerindeki özel karakterlerden oluşan
alan adlarına denmektedir. Sistemin
çok dilli alan adlarına uygun olması
halinde http://www.başbakanlık.hük.tr
veya
gibi çok dilli alan adlarının kullanımı
mümkün olabilecek ve herkes kendi dilinde
alan adlarını rahatlıkla yazıp interneti
kullanabilecektir. Alan adlarının çok
dilli hale getirilmesi için bazı çalışmalar
yapılmaktaysa da ICANN'a göre yeni çok
dilli alan adları henüz kullanıma hazır
değil ve yeni karakter setleri test
aşamasındadır. Diğer taraftan teknoloji
standartlarındaki değişikliklerden dolayı
tüm çok dilli alan adlarının tamamen
kabul edilip edilmeyeceği konusu garanti
edilmemektedir. Alan adları sisteminin
çok dilli olmaması beraberinde bazı
sorunları da getirmektedir.
Rekabet Politikası ve Pazara Giriş
Açısından Alan Adları
Alan adı olarak sadece Latin karakterlerin
kullanılıyor olması ekonomik açıdan
da bir takım sonuçlar doğurmaktadır.
Her şeyden önce e-trade denilen elektronik
ticaret günümüz ekonomisinin önemli
bir parçası haline gelmiştir. İnternet
üzerinden yapılan elektronik ticaretin
hacmi yüz milyarlarca doları aşmış durumdadır.
Elektronik ticaretin bu kadar önemli
bir konuma geldiği bir ortamda, sadece
Latin karakterlerin kullanıldığı alan
adı sistemlerinde başta Amerikan ve
İngiliz şirketleri olmak üzere Latin
alfabesini kullanan diğer ülkelerin
şirketleri Arap, Çin ve Hint gibi kullanmayan
ülkelerin şirketlerine göre önemli avantajlar
elde etmektedirler. Ülke ya da dünya
çapında iyi bir marka oluşturmak için
şirketler önemli miktarlarda paralar
harcamaktadırlar. Günümüzde alan adları
artık birer marka gibi kullanılabilmektedir.
Örnek olarak bir Çin ya da Japon firması
internet üzerinden ticaret yapmak istediği
zaman kendi markası yerine, Latin karakterli
yeni markalar (alan adı olarak) ortaya
çıkarmak durumundadır. Bu durumda bir
Çin ya da Japon firması ile örneğin
Amerikan firması arasında haksız bir
rekabet ortaya çıkmaktadır. Türkiye
için bir örnek verecek olursak İş Bankası
ya da Arçelik gibi bir çok büyük firmalar
internet alan sisteminde Türkçe karakter
kullanılamadığı için zorunlu olarak
alan adlarını " Isbank ya da Arcelik"
olarak Latin alfabesine uygun hale getirmektedirler.
Aslında bu konu Amerika ve İngiltere
hariç tüm dünyayı ilgilendirmektedir.
Türkçe'de bulunan 29 harfin 6'sı internette
alan adı sisteminde kullanılamamaktadır.
Bu da 1/5 gibi bir oranda hala satılabilir
bir isim yumağı olduğunu göstermektedir.
Mevcut internet alan sisteminin rekabet
açısından yol açtığı önemli bir sonuç
da şudur: Halen kullanılan sistem insanların
aklına gelen her konuda web sayfası
açmasına imkan vermektedir. Bu da bazı
kişilerin spekülasyon yapmasına ve değişik
şekillerde rekabet avantajı sağlamasına
olanak vermektedir.
Kültürel ve Sosyal Boyut
İnternette alan adları sisteminde (DNS)
sadece Latin karakterlerin kullanılabilmesi
kültürel ve sosyal açıdan bir takım
sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Her şeyden
önce Dünya'da 2 milyara yakın Uzakdoğulu
(Çinli, Japon vb.), 1 milyara yakın
Hintli, 500 milyona yakın Arap ve 300
milyon civarında Türk kökenli insan
yaşamakta ve bunlar kendilerine ait
alfabe sistemlerini kullanmaktadır.
Yani dünya nüfusunun yarısından fazlası
Latin karakterlerini kullanmamaktadır.
Bu şu anlama gelmektedir: Dünya nüfusunun
yarısı, kendi dilinde okuma yazma bilmesine
rağmen Latin karakterlerini bilmiyorsa,
interneti kullanamayacak ya da bir başkasının
yardımı ile kullanabilecektir. Bu durum
BM'nin ve diğer uluslararası kuruluşlarca
desteklenen Bilgi Toplumu Projesi'nin
(İnformation Society Project) önündeki
en büyük engellerden bir tanesidir.
Bir başka ifadeyle bu durum, hızla gelişen
teknolojiyi takip etmekte geri kalan
gelişmemiş ülkeler (ki bunların çoğunluğu
Latince karakterleri bilmemektedirler)
ile gelişmiş ülkeler arasındaki "digital
divide" denilen sayısal uçurumun
giderek daha da açılması anlamına gelmektedir.
Bugün dünya üzerindeki en önemli olay
bilgiye hızlı ve zamanında ulaşabilmektir.
Bilgiye hızlı bir şekilde ulaşmanın
en güvenilir yolu da internettir. Hem
diğer iletişim araçlarına göre daha
ucuz olması, hem de bir çok yönden alternatifinin
bulunmaması, interneti diğerlerinden
çok ayrıcalıklı bir konuma koymaktadır.
Bu yönüyle internet, gelişmekte veya
gelişmemiş ülkeler için çok büyük önem
arz etmektedir. İletişim kurma ve haberleşme
özgürlüğü bugün gelişmiş ve demokratik
sistemlerle yönetilen her ülkenin anayasasında
önemli bir yer tutmakta ve bu hakların
sağlanması, hem de " evrensel hizmet"
boyutunda sağlanması konusunda devletler
milyarlarca dolarlık yatırımlar yapmaktadırlar.
İnternetin ilk ortaya çıkışı ve bugün
geldiği noktada başarılı olmasının tek
bir nedeni vardır; o da azami özgürlüğe
sahip olup hiç bir üst otoritenin (tabi
ki bir takım düzenleyici kurumlar hariç)
kontrolünde olmamasıdır. Bir başka ifadeyle
internet dünyada özgürlüğün sembolü
haline gelmiştir. Fakat alan adları
olarak sadece Latin karakterlerin kullanılması
zorunluluğu internetin "özgürlük
sembolü" boyutuna büyük bir darbe
vurmaktadır. Daha net bir ifade ile
evrensel bir değer olan haberleşme özgürlüğüyle
çelişmektedir. Bu sebeple İnternet Alan
Sistemi'nde (DNS), Latin karakterlerin
kullanılması "tekeline" en
kısa zamanda son verilmeli ve bu konudaki
alt yapı çalışmalarının neticelendirilmesi
için daha çok kaynak ayrılmalıdır.
Çok-dilli Alan Adları Sistemi (Multilingual
Domain Name) diye adlandırılan bu sistem
sayesinde tek bir kültürün (Latin) baskın
olmasının önüne geçilecek ve bir çeşit
"ayrımcılık" olan bu uygulama
sona erdirilmiş olacaktır. Latince bilmemenin
sonucunda ortaya çıkan "dil sorunu"
nedeniyle ulaşılamayan ülke veya insan
gruplarına ulaşılmış olacaktır. Her
ne kadar küreselleşme olgusu sonucunda,
dünya "global" bir kültüre
doğru yol alıyor olsa bile her insan
kendi kültürünün gerektirdiği şekilde
kendini tanımlama özgürlüğüne sahiptir.
Dil ise kültürlerin en önemli ve vazgeçilmez
parçasıdır. Eğer bir birey kendi dilinde
kendisini ifade edemiyorsa ya da internet
üzerinden kendi kültürüne mensup insanlarla
iletişim kurmak için bile başka bir
kültürün parçası olan bir dili öğrenmek
zorunda kalıyorsa burada tam bir "kültürel
özgürlükten" bahsetmek mümkün değildir.
İnsanların kendi dillerini kullanarak
internet adreslerine erişebilmesi, internetin
kullanıcı yaşının küçülmesini de sağlayacaktır.
Örnek olarak Amerika'ya baktığımız zaman,
okuma yazmayı yeni öğrenen bir çocuk
rahatlıkla internet adreslerini yazabilmektedir.
Ülkemize baktığımızda ise ilkokulda
alfabeyi yeni öğrenen bir çocuğun "başbakanlık"
sitesine girebilmesi için "basbakanlik"
yazması gerektiğini öğrenmesi hem zor
olacak hem de kafa karışıklığına sebep
olacaktır. Bu da interneti verimli kullanma
yaşını ileri yaşlara atacaktır. Bütün
bunlara ek olarak, kendi ana dilinin
alan adı sisteminde kullanılması, dilin
kendi yapısının korunması ve yabancı
kültürlerin etkisinin aza indirilmesi
açısından da önemlidir.
Çok Dilli Alan Adı Kullanımının
Olabilecek Faydaları
Çok dilli alan adı kullanımı internetin
dil sorunu nedeniyle ulaşamadığı bölgelere
ulaşmasına yardımcı olacaktır. Örneğin
servis sağlayıcılar, internet yoluyla
tanıtımını yapacağı web sayfalarını,
çok dilli alan adlarının desteğiyle,
daha önce dil sorunu yüzünden ulaşamadıkları
ülkelere ve insanlara daha kolayca ulaştırarak,
Bilgi Toplumu'nun gelişmesine katkı
sağlamış olacaklardır.
Çok dilli alan adlarının kullanılması,
farklı dilleri konuşan geniş kitlelere
ulaşmayı sağlamakla birlikte, ülkeye
ait alan adı (ccTLD) uzantısının kullanılması
sonucunda da o ülkeye önemli ölçüde
maddi gelirler de sağlayacaktır.
Şu anki sisteme göre, internette bazı
Türkçe sayfalar ".com" uzantılı
olduğu için tüm Türkçe içerikler yurt
dışından dolaşmaktadır. Yurt dışı çıkışını
1Mbit arttırmak için gereken yatırım
başka alanlara kaydırılabilirse, önemli
bir tasarruf yapılabilir. Aynı zamanda
Türkiye'nin kazanacağı domain ve hosting
ücretleri yurt dışına gitmeyecektir.
Türkçe karakterli bir sayfa, yurtiçinden
bağlananlara zaman kazandırıp, maliyetten
tasarruf sağlarken, bu sayfa aynı zamanda
yurtdışından bağlananlara da hizmet
verebilecektir.
Alan Adlarına İlişkin Genel Değerlendirme
Uluslararası Yönetimine İlişkin
Değerlendirmeler
Alan Adları konusunda ortaya
çıkan sorunlar, bu konuda uluslararası
düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır.
Normal şartlarda ulusal otoritelerce
düzenlenmekte olan fikri mülkiyet hakları,
markalar, rekabet vb. gibi alanlar,
dünyanın küreselleşmesi, internetin
küresel bir ağ ve uluslararası nitelikleri
haiz olması dolayısıyla uluslararası
boyutta düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.
İnternetin kendine has özellikleri dolayısıyla
uluslararası boyutta düzenlemeler yapılması
gerekliliği ve ulus devletlerin de bu
düzenlemelerle bağlı olmaları, ulusal
egemenliği kısıtlamakta, böylelikle
ulus devletler kendilerine ait olan
yetkileri bu alandaki uluslar arası
ve ulus üstü yapılarla paylaşmak zorunda
bırakılmaktadırlar. Bu sorunu çözmenin
tek yolu karar alma süreçlerinde hükümetleri
etkin konuma getirmektir. Alan adları,
siber suçlar vb. tüm alanlarda ortaya
çıkan sorunları çözmesi beklenen ve
bu konularda kendilerine sorumluluklar
yüklenen hükümetlerin karar alma süreçlerinde
etkinliği mutlaka sağlanmalıdır.
İnternetin uluslararası yönetimi
ICANN tarafından yapılmaktadır. Ancak,
ICANN çok yavaş çalışmakta, sorunları
çözmekte yetersiz kalmakta, düzgün ve
kolay anlaşılmayan çalışma süreçlerine
ve prosedürlerine sahip bulunmakta,
yeterli nitelikli personele ve bilgi
birikimine sahip bulunmamakta, hükümet,
endüstri ve internet toplumunu bir araya
getirememekte ve yeterli mali kaynaklara
sahip bulunmamaktadır. Açıkça ifade
etmek gerekirse, ICANN sakat doğmuş
bir yapıdır ve gerek hükümetler gerekse
internet toplumu bu kurumu benimsememiştir.
Hiyerarşik bir yapıdan ve merkezi kontrolden
uzak internetin tüm internet paydaşlarına
açık kuruluşlarca idaresi güzel bir
düşünce olmakla birlikte internetin
ortaya çıkardığı zararları bertaraf
etmekte hiçbir fonksiyonları olmayan
bu kuruluşlardan çok şey beklemek ve
her işi onlara bırakmak doğru değildir.
Bu çerçevede, uluslararası kamuoyunun,
hükümetlerin, ilgili paydaşların benimsemediği,
gerekli etkinlik ve yetkinlikten uzak,
çalışma sistemi ve prosedürleri oluşmamış,
süreçleri karışık ve ek maliyet gerektiren
(21 personeli olan ICANN'ın 5 milyon
$ olan 2001-2002 yılı bütçesinin yeterli
görülmemesi ve ICANN Başkanı Stuart
Lynn'in yıllık 25 milyon $ talep etmesi
işin ekonomik boyutunun internet toplumuna
getireceği yükleri göstermesi açısından
dikkate değerdir) ICANN gibi bir kuruluşun
varlığına gerek olmadığı değerlendirilmektedir.
Bu itibarla İnternet ve alan adlarının
yönetiminin BM'ye bağlı uluslararası
özel uzmanlık kuruluşu olan, 138 yıllık
teknik ve idari birikime sahip, hükümet-endüstri-sivil
toplum ortaklığını kurmayı başaran,
190 üye ülkesi ve 650'nin üzerinde sektör
üyesi olan, oturmuş ve kolay anlaşılabilen
çalışma sistemi ve prosedürleri olan,
ekonomik kaynaklara sahip, ICANN'ın
çözmek için yoğun çaba sarf ettiği sorunlarla
ilgili çok ileri düzeyde çalışmalar
yapan ve ciddi bir birikime ulaşan ve
meşruiyet sorunu olmayan Uluslararası
Telekomünikasyon Birliği'ne (ITU) devredilmesinin
en uygun çözüm olduğu düşünülmektedir.
İnternetin ekonomik, sosyal,
kültürel boyutlarının araştırılması
ve ortaya çıkacak sorunların (Çok dilli
alan adları, sayısal uçurum vb.) çözümüne
yönelik acil ve yoğun çabalar harcanması
gerekmektedir. Sayısal Uçurumun önlenmesi,
internetin tüm dünya çapında yaygınlaştırılması
ve herkesin internete ulaşımının sağlanması
için az gelişmiş ve gelişmekte olan
bölgelere Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma
Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Asya
Bankalar Birliği gibi kalkınma bankaları
kanalıyla uzun vadeli, düşük faizli
krediler sağlanarak global ölçekte bu
sorunlara çözümler bulunmalıdır. Bu
konuda ITU Kalkınma Bürosunun yürüttüğü
çalışmalar ve araştırmaların yararlı
olacağı değerlendirilmektedir.
İnternetin dünya çapında hızlı
ve etkili kullanımını sağlamak ve bütün
ülkelerin sınırları dahilinde alan adlarını
düzenleyebilmelerini sağlamak için tüm
ülkelerin kendi internet altyapılarını,
sistemlerini kurmaları teşvik edilmeli
ve bu konuda ITU ihtiyacı olan ülkelere
teknik, ekonomik ve sosyal destek sağlamalıdır.
Alan adları ile ilgili bir düzenleme
mutlaka yapılmalıdır. Yeni düzenleme
ile CCTLD kullanımı zorunlu hale getirilmelidir.
CCTLD'siz yalnız gTLD'li adlar uluslararası
şirketlerden alınarak kullanılmamalıdır.
Böylece ülkelerin kullanıcılardan aldıkları
ücretler dünyadaki bir kaç şirkete aktarılmayarak
ülkelerdeki CCTLD idarelerine kalacak
ve ilgili ülkelerin internet altyapısı
ve internetin yaygınlaştırılması için
harcanabilecektir. Bu durum ayrıca,
fikri mülkiyet hakları ve markalarla
ilgili ortaya çıkan sorunların halline
de olanak sağlayacaktır. Ülkelerin ilgili
internet otoriteleri ülkenin yetkili
patent veya marka tescil ile ilgili
kurumuyla işbirliği yaparak ülke sınırları
içinde fikri mülkiyet haklarının ihlalini
önleyebilecek ve sorunlar ortaya çıkmadan
bertaraf edilebilecektir.
ccTLD'siz, yalnız gTLD'li alan
adları, bu adları talep edenlerin hiçbir
ülke ile özdeşleştirilemeyeceği durumlarda
verilmelidir. BM, NATO, AB, ASEAN, OPEC,
ECOWAS gibi hiçbir ülkeyle bağlantılı
olmayan ve ccTLD alması mümkün olmayan
uluslararası oluşumlar bu şekilde değerlendirilebilir.
Ülke uzantısı almak istemeyen
ve dünya çapında tanınan ya da ortak
semaye ile kurulmuş olan şirketlerin,
daha yüksek ücretler ödeyerek belli
gTLD'leri (örneğin, ".intcom")
alabilmelerine imkan sağlanmalıdır.
Bu tahsis ITU tarafından yapılmalı ve
ITU bu yolla elde ettiği gelirleri Dünya
Bilgi Toplumu Zirvesi Eylem planı doğrultusunda
kurulacak olan Sayısal Dayanışma Fonuna
aktararak Sayısal Uçurum'un önlenmesi
amacıyla kullanmalıdır.
Türkiye'ye İlişkin Değerlendirmeler
Ülkemizde internete ilişkin
en önemli sorun mevzuat eksikliğidir.
Ülkemizde internete münhasır hiçbir
kanun bulunmamakta değişik kanunlarda
geçen ifadelerde sorunların çözümüne
ve internetin etkin ve verimli kullanımı
ve yönetimine olanak sağlamamaktadır.
Bu itibarla, ülkemizde internetin sahibi
ve sorumlusu belli değildir. Konu ile
ilgili halihazırdaki en yetkin yer olarak
Ulaştırma Bakanlığı (UBAK) görülmektedir.
Ancak ne yazık ki Ulaştırma Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda
(3348) dahi İnternet ile ilgili bir
hüküm yoktur. 4502 sayılı kanunun 22.
maddesi ile 3348 sayılı kanuna ek birinci
madde olarak "Bakanlık, teknolojinin
getirdiği yeni ulaştırma ve haberleşme
hizmetleri ile ilgili olarak oluşturulacak
politikaların tespitinde Bakanlık dışından
tecrübeli ve yetişkin kişi ve kuruluş
temsilcilerinin katıldığı geçici danışma
kurulları kurabilir. Bu kurul üyelerinin
yol ve konaklama giderleri ile birlikte
kurulun diğer faaliyet giderleri Ulaştırma
Bakanlığı bütçesinden karşılanır."
ibaresi konulmuştur. Bu madde ülkemizde
internetle ilgili hususların tüm paydaşlar
tarafından tartışılmasına olanak sağlayan
İnternet Kurulu'nun oluşumuna dayanak
teşkil etmiştir. Ancak burada dikkat
edilmesi gereken husus kanundaki "geçici
danışma kurulları" ifadesidir.
"Geçici" ibaresi her gün gelişen
ve ortaya yeni şekillerde ve hizmetlerle
çıkan internetin dinamik yapısıyla taban
tabana zıt bir ifadedir. "Danışma
kurulları" ifadesi de tüm paydaşların
ortak görüşlerinin akıbetini meçhul
hale getirmekte ve yaptırım gücünden
uzak bulunmaktadır. Danışma kurulu niteliğindeki
İnternet Kurulu'nun ve çalışma gruplarının
kararlarının hiç bir hukuki dayanağı
yoktur. Bu çerçevede, internetin dinamik
yapısını da göz önüne alarak internete
ilişkin çerçeve bir kanun hazırlanmalı,
İnternet ile ilgili politikalar küresel
trendlerle uyumlu olarak kurulacak bir
Bilgi Toplumu Bakanlığı'nca veya mevcut
durumda Ulaştırma Bakanlığı'nca belirlenmeli;
konu ile ilgili düzenlemeler ve sistemin
işleyişi ise Telekomünikasyon Kurumu'nun
sorumluluğuna bırakılmalıdır. Böylelikle
ülkemizde internetin sorumluları belirlenmiş
olacak ve internetin en etkin şekilde
çalışması sağlanabilecektir. İnternet
Kurulu ve altındaki çalışma grupları
da kuruluş amaçlarına uygun olarak Bakanlığa
danışmanlık görevi yapmaya ve politikaların
oluşumuna katkı sağlamaya devam edeceklerdir.
İnternet ilk dönemlerinde daha
çok akademik amaçlarla kullanıldığından
akademik kuruluşların İnternet ve ilgili
konulara yatkınlıkları mevcut idi. Alan
adlarının ilk tahsis edilmeye başlandığı
dönemlerde de bu işi çoğunlukla akademik
kuruluşlar üstlenmiştir. Akademik kuruluşlar
bu yetkiyi InterNIC veya ICANN ile imzaladıkları
sözleşmelerden almışlardır. Ülkemizde
de ODTÜ 1992 yılında InterNIC'e kayıt
olmuş ve bu tarihten itibaren ".tr"
birinci-derece alan ismi ve onun altında
yer alan ikinci derece alan adlarının
yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu
hale gelmiştir. Bu sözleşmeler ülkelerin
iç hukukları açısından bir anlam ifade
etmemektedirler. Yukarıda da ifade edildiği
üzere Japonya ve Hong Kong'da hükümetler
ICANN ile sözleşme imzalayan kuruluşları
tanımamış ve ancak onlarla özel sözleşmeler
imzaladıktan sonra bu kuruluşların alan
adlarını tahsisine izin vermiştir. Son
yıllardaki trendleri bakıldığında alan
adları yönetiminin akademik kuruluşlardan
hükümet kuruluşları veya kâr amacı gütmeyen
özel kuruluşlara geçtiği görülmektedir.
Ayrıca hükümetlerin İnternet eksenli
artan problemleri de göz önüne alarak
bu konuda daha müdahil hale gelmek için
çaba sarf ettikleri ve alan adı tahsisi
yapan kuruluşlarla sözleşmeler imzaladığı
görülmektedir. Bu çerçevede yapılması
gereken İnternet toplumunun alan adlarının
kim ve nasıl yönetileceğine ilişkin
bir faaliyet organize etmesi ve alan
adları yönetimi için en doğru adresi
tartışarak bulmasıdır. İnternet alan
adlarının yönetiminin ayrım gözetmeme,
şeffaflık ve hesap verilebilirlik
ilkeleri üzerine kurulmuş bulunan
Telekomünikasyon Kurumu tarafından yapılmasının
yerinde olacağı değerlendirilmektedir.
İnterneti ülkemize getiren ve
alan adlarının yönetimini yürüten ODTÜ'nün
ilgili web sayfası bir sorun teşkil
etmektedir. Alan adı yönetiminin gerek
eski (www.dns.metu.edu.tr) gerekse de
yeni (www.nic.tr) web sayfaları dar
bir kapsamda hazırlanmıştır. Web adresleri
neredeyse sadece alan adı tahsisi yapılanlara
hitap ederken, ülkemizde internetin
ve alan adlarının dünü, bugünü ve yarını
ile ilgili her hangi bir bilgi, istatistik,
araştırma veya rapora rastlanılmamaktadır.
ODTÜ sadece belli kriterlere sahip kişilere
adları tahsis etmekte, konuya genel
bir yaklaşım sergilememektedir. Yukarıda
önerilen düzenlemelerle birlikte konuya
daha hassas eğin ileceği değerlenmektedir.
ODTÜ alan adları yönetimi ne
yazık ki şeffaflıktan uzak ve sorumsuzca
davranmaktadır. Değişik kurumların bilgi
taleplerine duyarsız davranmaktadır.
20 yüzyılın "yönetim"
anlayışının yerini almakta olan "yönetişim"
anlayışının temel ilkelerinden biri
"hesap verilebilirlik" iken
konu ile ilgili mevzuat yokluğu ve ODTÜ'nün
her hangi bir hükümet birimiyle sözleşme
imzalamamış olması dolayısıyla ODTÜ
için hesap verilebilirlik söz konusu
olamamaktadır.
Çok Dilli Alan Adlarına İlişkin
Değerlendirmeler
ITU, çok dilli alan adlarının
etkinleşmesi için yoğun çaba sarf etmeli
ve sistem etkinlik kazandıktan sonra
farklı ülkelerin kurdukları yerel veri
tabanları arasında ortaya çıkması muhtemel
uyuşmazlıkların çözümü ve uygun ara
protokollerin oluşturulması için gerekli
çalışmaları yapmalı ve böylelikle bütün
ülkelerin küresel internet omurgasına
bağlı kalmalarını sağlamalıdır.
Sonuç
Telekomünikasyon ve ulaştırma sektörlerindeki
hızlı gelişme Sanayi Toplumundan Bilgi
Toplumuna dönüşümün yolunu açmış ve
İnternet bu dönüşümün sembolü olmuştur.
İnternet gün geçtikçe gelişmekte, her
geçen gün bir yandan yeni imkanlar diğer
yandan yeni sorunlar ortaya çıkarmaktadır.
İnternetin sunduğu yeni imkanların toplumun
tüm kesimleri tarafından kullanılabilmesi
ve zararlarından herkesin korunabilmesi
için internetin tüm paydaşların görüşü
alınarak şeffaf süreçlerde alınacak
kararlarla yönetilmesi sağlanmalıdır.
-----------------------------------------------------------------------------------------------
1. Hasibe Işıklı, İnternet Alan
Adları Sistemi, DPT Yayınları, Ankara,
Şubat 2001, sf. 5
2. http://www.icann.org/tlds/
3. http://www.registeryourdn.com/useful_info.html
4. Hasibe Işıklı, İnternet Alan Adları
Sistemi, DPT Yayınları, Ankara, Şubat
2001, sf. 71
5. www.ntia.doc.gov/ntiahome/domainname/dnsdrft.htm
6. www.ntia.doc.gov/ntiahome/domainname/6_5_98dns.htm
7. http://www.icann.org/general/abouticann.htm
8. http://www.icann.org/general/bylaws.htm
9. http://www.icann.org/registrars/accredited-list.html
10. http://www.icann.org/general/icann-mou-25nov98.htm
11. http://www.itu.int/ITU-T/tsb-director/itut-icann/ICANN%20Reform.doc
12. www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
13. Hasibe Işıklı, İnternet Alan Adları
Sistemi, DPT Yayınları, Ankara, Şubat
2001, sf. 45 vd.
14. http://www.icann.org/dndr/udrp/policy.htm
15. http://www.icann.org/udrp/udrp-schedule.htm
16. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/025r1.pdf
17. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/024r1.pdf
18. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld046.pdf
19. www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
20. www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
ve
http://www.icann.org/general/lynn-reform-proposal-24feb02.htm
21. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld046.pdf
22. http://www.itu.int/ITU-T/tsb-director/itut-icann/ICANN%20Reform.doc
23. http://www.itu.int/ITU-T/ ve http://www.itu.int/osg/spu/enum/index.html
24. http://www.itu.int/aboutitu/overview/history.html
25. http://www.itu.int/members/index.html
26. http://www.cctldinfo.com
27. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld06.pdf
28. http://jprs.jp/eng
29. http://sheep.hkdnr.net.hk/hkdnr/index.jsp
30. www.lydomains.com
31. www.cctld.ru/en
32. www.icann.org/committees/gac/gac-cctldprinciples-23feb00.htm
33. www.oecd.org/history
34. OECD Compiled from country and generic
NICs, August 2002.
35. http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld43.pdf
36. OECD, Internet Domain Names: Allocation
Policies", OECD/ GD (97) 207, p.34
37. OECD, Comparing Domain Name Administration
in OECD Countries, 2003, p. 11
38. http://jprs.jp/en/GUJP-Eng.files/frame.htm
39. www.icann.org/registrars
40. http://www.nua.ie/surveys/how_many_online/
41. www.dns.metu.edu.tr
42. http://www.kurul.ubak.gov.tr/m01.php
43. http://www.kurul.ubak.gov.tr/calgrup01.php#
44. https://www.nic.tr/index.php?PHPSESSID=105720984919
517517325789361&USRACTN=SMGD
45. https://www.nic.tr/index.php
Kaynaklar
1)Hasibe Işıklı, İnternet Alan Adları
Sistemi, DPT Yayınları, Ankara, Şubat
2001, sf. 5
2)http://www.icann.org/tlds/
3)http://www.registeryourdn.com/useful_info.html
4)http://www.icann.org/general/abouticann.htm
5)http://www.icann.org/general/bylaws.htm
6)http://www.icann.org/registrars/accredited-list.html
7)http://www.icann.org/general/icann-mou-25nov98.htm
8)http://www.itu.int/ITU-T/tsb-director/itut-icann/ICANN%20Reform.doc
9)www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
10)http://www.cctldinfo.com
11)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld06.pdf
12)http://jprs.jp/eng
13)http://sheep.hkdnr.net.hk/hkdnr/index.jsp
14)www.lydomains.com
15)www.cctld.ru/en
16) www.icann.org/committees/gac/gac-cctldprinciples-23feb00.htm
17)www.oecd.org/history
18)OECD Compiled from country and generic
NICs, August 2002.
19)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld43.pdf
20)OECD, Internet Domain Names: Allocation
Policies", OECD/ GD (97) 207, p.34
21)OECD, Comparing Domain Name Administration
in OECD Countries, 2003, p. 11
22) http://jprs.jp/en/GUJP-Eng.files/frame.htm
23)http://www.nua.ie/surveys/how_many_online/
24)http://www.kurul.ubak.gov.tr/m01.php
25)http://www.kurul.ubak.gov.tr/calgrup01.php#
26)https://www.nic.tr/index.php?PHPSESSID=1057
20984919517517325789361&USRAC TN=SMGD
27)Hasibe Işıklı, İnternet Alan Adları
Sistemi, DPT Yayınları, Ankara, Şubat
2001, sf. 45 vd.
28)http://www.icann.org/dndr/udrp/policy.htm
29)http://www.icann.org/udrp/udrp-schedule.htm
30)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/025r1.pdf
31)http://www.icann.org/general/icann-org-chart.htm
32)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/024r1.pdf
33)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld046.pdf
34)www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
35)www.itu.int/ITU-T/BUREAU/CIRC/125E.doc
ve
36)http://www.icann.org/general/lynn-reform-proposal-24feb02.htm
37)http://www.itu.int/itudoc/itu-t/workshop/cctld/cctld046.pdf
38)http://www.itu.int/ITU-T/tsb-director/itut-icann/ICANN%20Reform.doc
39)http://www.itu.int/ITU-T/ ve http://www.itu.int/osg/spu/enum/index.html
40)http://www.itu.int/aboutitu/overview/history.html
41)http://www.itu.int/members/index.html