Günümüzde toplumların ekonomik kalkınmasını belirleyen
ve şekillendiren en önemli etken, teknolojik gelişme ve
bilimsel alandaki ilerlemedir. Bilgi çağını yaşayan dünyamızda,
teknoloji alanındaki değişim çok süratli olmaktadır. Sadece
teknoloji ithali ile sanayileşmesini gerçekleştirerek
kalkınmayı amaçlayan gelişmekte olan ülkeler, artık bu
imkanı kaybetmiş durumdadır. Çünkü ithal edilen teknoloji,
çok kısa bir süre sonra yeterliliğini ve geçerliliğini
kaybetmekte, bu alanda rekabet imkanı sağlayamamaktadır.
Bilimsel bilginin ve insan kaynaklarının üretildiği yerler
olan üniversitelerde, artık, temel araştırmaların yanında,
uygulamalı araştırmalar ve geliştirme çalışmaları da yoğun
olarak gerçekleştirilmektedir.
Yeni teknoloji tabanlı işletmelerin oluşumu ve var olan
işletmelerin de gelişmesinin sağlandığı yerler olan TEKNOPARK'lar,
üniversiteler ve araştırma kuruluşlarındaki bilimsel çalışma
sonuçlarının uygulamaya aktarılmasında en etkili mekanizmalardır.
Ekonomik ve sosyal şartlar dünyanın çeşitli ülkelerinde
hatta aynı ülkenin çeşitli yörelerinde farklılıklar göstermektedir.
Bu nedenle teknoparkların örgütlenişleri, amaçları, sunmakta
oldukları hizmetler, idari yapıları bakımından birbirinden
oldukça farklı bir yapı gösterirler. Dolayısıyla teknoparklar
için tek ve kapsayıcı bir tanım yapmak zordur.
ABD'de araştırma parkı, İngiltere'de bilim parkı, Fransa'da
teknopolis, Japonya'da teknopol, Almanya'da girişim merkezi,
yenilik merkezi ve ayrıca mükemmeliyet merkezi, endüstriyel
park, iş inkübatörleri gibi tanımlamalar ile anılan bu
merkezler ülkemizde genel olarak TEKNOPARK olarak adlandırılmaktadır.
Çeşitli tanımlar arasında en kapsayıcı ve amaca uygun
olanını, İngiltere Bilim Parkları Birliği yapmıştır. Buna
göre:
Bir üniversite veya yüksek öğrenim kurumu ya
da bir araştırma merkezi ile resmi ilişkiler kurmuş,
İçinde, teknoloji kökenli firma ve işletmelerin
oluşmasını özendirecek ve büyüyüp gelişmesine destek
verecek biçimde tasarlanmış,
Yönetiminin, ilgili firmalara teknoloji ve işletmecilik
becerilerinin transferi konusunda etkin uğraş verdiği,
bir girişimdir.
Sunmakta oldukları hizmet ve kurulma amaçlarına göre
değişik tanımlarla açıklanan ve üniversite-sanayi işbirliğinin
somutlaştığı yerler olan teknopark olgusunun temel mantığı,
Şekil 1'de gösterildiği gibi, insan kaynakları ve bölgesel
potansiyeller kullanılarak, üniversiteler ve araştırma
merkezlerindeki Ar-Ge sonuçlarının endüstriye aktarılmasıdır.
Araştırma-Geliştirme temeline dayalı olarak çalışan Bilim
Parkları ve Araştırma Parkları'nda çıkan uygulanabilir
ve ekonomik sonuçlar, iş inkübatörlerinde geliştirilerek,
Teknoloji Parkları ve Yenilik Merkezleri'nde yeni ürün
olarak, üretime hazır hale getirilerek endüstriye aktarılmaktadır.

Teknopark kuruluş amaçları şöyle sıralanmaktadır:
Kent çevresinin canlandırılması,
Yüksek teknoloji kullanan sektörlerde istihdamın
büyümesini sağlamak,
Bölgeler arası gelişmişlik farkını azaltmak,
Uzun dönemli istihdamın artışı ve yenilik kaynağı
olarak, teknoloji kökenli küçük işletmelerin ve ortaklıkların
ortaya çıkarılmasını sağlamak,
Yerel yönetimleri teknolojik gelişmede aktif hale
getirmek,
Araştırma geliştirme çabalarının bölgesel ve yerel
ekonomide yeniden yapılanmanın sağlanmasına katkıda bulunmak,
Bölgesel yenilik yaratma çabaları için altyapının
oluşturulmasını sağlamak,
Bölgesel kaynaklar ile bölgenin araştırma kapasitesi
ve yüksek öğretim kurumları arasında daha verimli ve aktif
ilişkiler kurmak,
Ürün yeniliğinin oluşmasında yardım sağlayarak,
yerel sanayiinin canlandırılmasını ve modernizasyonunu
teşvik etmek,
Diğer bölgelerden yüksek teknolojili firmaları
yöreye kazandırmak.
Dünyadaki Durum
Bilim ve teknolojinin nihai hedefi, yetişmiş insan gücü
kaynaklarını geliştirerek ucuz ve kaliteli yeni ürünlerin
üretimini sağlamak ve genel refah seviyesinin arttırılmasına
hizmet etmektir. Bu nedenle bütün ülkeler, özellikle bilim
ve teknolojinin yarattığı ekonomik faydaları elde eden
gelişmiş ülkeler, bilim ve teknolojiye büyük önem vermektedirler.
Son yüzyıl içerisinde dünyada teknolojik gelişme çok boyutlu
bir nitelik kazanmış, ülkelerin rekabet gücünün insanların
refah ve mutluluğunun temel unsurlarından biri haline
gelmiştir. Artık ekonomik, teknolojik ve politik gelişmeler
ileri teknoloji toplumunun özelliklerine göre yönlendirilmektedir.
Kuşkusuz ileri teknoloji alanlarında gelişmelerin oluşmasında
ise bilimsel Araştırma-Geliştirme faaliyetleri önemli
rol oynamıştır.
1970'li yıllarda petrol fiyatlarında meydana gelen ani
yükselmeler, bütün ülkelerde büyük maliyet artışlarına
yol açmış ve bunun sonunda bütün sanayi dalında durgunluk
ve üretimde azalma baş göstermiştir. 1970-1980 döneminde
sanayideki durgunluğu ortadan kaldırmak amacıyla özellikle
ABD ve Japonya gibi ülkelerde sanayi yeni Ar-Ge faaliyetlerine
giderek, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yakın
bir işbirliği başlatmıştır. Yapılan bu karşılıklı işbirliği
sonucunda;
Enformasyon teknolojileri ve yazılım,
Yeni malzemeler,
Biyoteknoloji,
Yeni enerji kaynakları,
Uzay teknolojileri,
Esnek imalat sistemleri, otomasyon ve robotik,
gibi alanlarda çok önemli teknolojik ilerlemeler olmuş,
yepyeni mallar ucuz fiyatlarla daha çok fonksiyonlu ve
hem de daha küçük hacimlerde üretilerek pazara sürülmüştür.
ABD ve Japonya'nın yanında Avrupa Topluluğu ülkeleri
ile Doğu ve Güney Doğu Asya ülkeleri de 1980'li yıllarda
benzer teknolojileri elde etmeye ve bunları kullanmaya
büyük önem vermişlerdir. Bu şüphesiz Ar-Ge harcamalarına
daha fazla kaynak ayrılması ile mümkün olabilmiştir. Bugün
ülkelerin bilim ve teknolojideki seviyeleri, GSYIH içinde
Ar-Ge'ye ayrılan kaynak miktarı ve 10.000 çalışana düşen
araştırıcı sayısına göre belirlenmektedir. Bu göstergelerin
alt sınır değeri, GSYIH içinde Ar-Ge'ye ayrılan miktarın
% 1, 10.000 çalışana düşen araştırıcı sayısının 15 olması
gerekmektedir. Ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde, bu
oranların eşik değerlerin çok üzerinde olduğu, gelişmekte
olan ülkelerin ise eşik değerin altında olduğu görülmektedir.
Gelişmiş ülkeler, Ar-Ge'ye bu kadar kaynak ayırırken,
araştırma sonuçlarını sanayiye aktarma mekanizmalarını
da oluşturmuşlardır. Bu konuda geliştirilen en etkili
mekanizma teknoparklardır. 1970'li yıllardaki ekonomik
krizden kurtulmak isteyen gelişmiş ülkeler, üniversiteler
ve araştırma kuruluşlarındaki Ar-Ge sonuçlarını uygulamaya
aktararak, bölgesel kalkınma, işsizliğin giderilmesi,
arazilerin değerlendirilmesi ve bilime dayalı üretimin
sağlanması bakış açıları ile teknopark girişimine önem
vermişlerdir. 1980'li yıllarda bu konuda önemli gelişmeler
kaydederek, amaçlanan konularda önemli sonuçlar alınmıştır.
Şekil 2: Dünyadaki Teknoparkların Kurulma Dönemleri

Kaynak : International Association of Science Parks
Dünyadaki teknoparkların kurulma dönemlerine baktığımızda;
en büyük gelişmenin 90'lı yıllarda olduğu gözlenmektedir.
Dünyada mevcut teknoparkların % 18'inin 2000 yılından
sonra kurulmuş olması, teknoparkların gelişmeleri ve öneminin
giderek artıyor olduğunu göstermektedir.
Şekil 3: Dünyadaki Teknoparklarda Yer Alan Firma ve
Kuruluşların Ortalama Sayısı (Mayıs 2000)
| |
Avrupa |
Asya
Pasifik |
Latin Amerika |
Kuzey Amerika |
Dünya |
|
Park Başına Ortalama Kiracı sayısı
|
122 |
98 |
16 |
86 |
81 |
Kaynak : International Association of Science Parks
NEWSLETTER, May 2000, No:1
Şekil 4: Teknoparklarda Yer Alan Kiracıların Tipleri
(Ortalama %)
| |
Avrupa
|
Asya
Pasifik
|
Latin
Amerika
|
Kuzey
Amerika
|
Dünya
|
|
Endüstri
|
14,4
|
12,0
|
19,2
|
5,8
|
12,85
|
|
Hizmet Sektörü
|
43,6
|
79,0
|
44,0
|
23,7
|
47,58
|
|
Araştıma Kuruluşları
|
15,6
|
3,0
|
3,5
|
52,9
|
18,75
|
|
Diğer
|
26,4
|
6,0
|
33,3
|
17,6
|
20,83
|
Kaynak : International Association of Science Parks
NEWSLETTER, May 2000, No:1
Şekil 5: Teknoparklardaki Kiracıların Nitelikleri
| |
%
|
|
Hizmet Sektörü
|
51
|
|
Araştırma Aktiviteleri
(temel ve Uygulamalı)
|
26
|
|
Endüstriyel Firmalar
|
18
|
|
Diğerleri
|
5
|
Kaynak : International Association of Science Parks
NEWSLETTER, May 2000, No:1
Şekil 6: Teknoparklar İçindeki Teknolojik Sektörler
| |
%
|
|
Bilişim ve İletişim Teknolojileri
|
26
|
|
Biyoteknoloji ve Hayat Bilimleri
|
20
|
|
Bilgisayar - Elektronik
|
19
|
|
Agro-food
|
9
|
|
Çevre
|
8
|
|
Yeni Malzemeler
|
6
|
|
Farmasotik
|
5
|
|
Diğer
|
7
|
Kaynak : International Association of Science Parks
NEWSLETTER, May 2000, No:1
Şekil 7: Teknoparkların Kuruluş Yerlerine Göre Dağılımı
| |
%
|
|
Üniversite Dışında Kurulanlar
|
68
|
|
Üniversite İçerisinde Kurulanlar
|
32
|
Kaynak : International Association of Science Parks
NEWSLETTER, May 2000, No:1
ABD
Teknopark kavramını en geniş şekilde ve en önce uygulamaya
aktarmış ülke ABD'dir. ABD'deki teknoparkların birçoğu,
Federal Hükümetler tarafından parasal olarak desteklenmiştir.
Federal Hükümetlerin desteği, 1973 yılında National Science
Foundation (NSF) kontrolünde, 20 üniversite-sanayi araştırma
merkezi kurulmasıyla başlamıştır. En eski ve olgunlaşmış
üç teknoparkın (Research Triangle Park, Slicon Valley
ve Route 128) yanı sıra, çok küçük alandan 10.000 dönüme
kadar alanı kapsayan ölçekte 150'nin üzerinde teknopark
şu anda faaliyet halindedir.
ABD'deki Araştırma Parkları ile Yeni İş Merkezleri'nin
sayısı son yıllarda hızlı bir artış göstermiştir. Bugün
için bu sayının yaklaşık % 85'i 1983 yılından sonra açılmış
olup, yalnızca 1985 yılı içinde açılanların oranı % 35'i
bulmaktadır. Coğrafi bakımdan ülkenin hemen her bölgesine
dağılmış olarak, toplam 28 eyalette faaliyet göstermektedir.
ABD'de teknopark hareketi ilk önce İş İnkübatörlerinin
kurulmasıyla başlamıştır. ABD'de İş İnkübatörü kavramının
gelişim süreci Stanford'da, üniversite, yerel yönetim
ve finans kurumlarının ortak girişimi ile elektronik sektörüne
yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu girişim, "Silicon
Valley"e dönüşmüş ve hemen ardından birçok Bilim
Parkı'nın kurulmasına öncülük etmiştir. İlk örnekler esas
olarak, ekonomik kalkınmadan çok teknoloji transferi ağırlıklı
olarak gerçekleşmiş ve sonuçların başarılı olmasında ABD
üniversitelerinin önemli katkısı olmuştur. Silicon Valley
ve California örneklerinin başarısı üzerine büyük firmalar,
devlet kuruluşları ve diğer üniversitelerin bu yöndeki
girişimleri hızla artmıştır. ABD'deki İş İnkübasyonu faaliyetleri,
özel sektörün özellikle risk sermayesi yolu ile bu faaliyetlere
geniş katılımı ile karakterize edilebilir. Devlet kurumları
ise esas olarak iş ve sosyal sorunlara çözüm getirmek
amacıyla söz konusu girişimleri desteklemektedir. Halen
ABD'de, teknoloji oryantasyonunun gerekli olmadığı, yeni
küçük işletmelere yönelik olarak, bir dizi iş geliştirme
hizmetinin, yer tahsisi yapılmaksızın sağlandığı "duvarsız
inkübatör" de dahil olmak üzere, NBIA (National Business
Incubation Association)'a kayıtlı 1000 civarında iş inkübatörü
faaliyet göstermektedir.
İngiltere
İngiltere'de ilk bilim parkı, 1972 yılında Edinburgh'da
Heriot-Watt ve Cambridge'de Trinity College tarafından
kurulmuştur. Bu parkların kuruluşunda, İngiltere Hükümeti'nin
araştırma kurumlarıyla endüstri arasında kurulacak işbirliğine
önem veren politikalarının önemi büyüktür. Söz konusu
parkların başarısından sonra, ikinci dalga teknoparkların
kuruluşu 1980'li yıllarda olmuştur.
İngiltere'de teknoparkların gelişmesi konusunda temel
faktör, üniversiteler üzerindeki ekonomik ve politik baskılar
olmuştur. 1981 yılında Üniversite Bağış Komitesi (Eğitim
ve Bilim Bakanlığı tarafından üniversitelere ayrılan fonların
dağılımı ile görevli komite) tarafından İngiliz üniversitelerinin
bütçelerinin selektif bir biçimde kısıtlanması, çarpıcı
bir olaydır. Bu kararın en ağır ve olumsuz etkisi bütçelerindeki
bağış desteği % 44 oranında azalan yeni teknik üniversitelerde
olmuştur. Bu durum üniversitelerin birdenbire maliyetleri
düşürmek ve gelirleri yükseltmek zorunluluğuyla karşı
karşıya kalmalarına neden olmuştur. Başlangıçta, kadroların
azaltılması, danışmanlık gelirlerinin yükseltilmesi ve
akademik araştırma için sanayi desteğinin artırılması
kısa dönemli önlemlerin alınmasını zorlamıştır. Daha sonra,
üniversiteler, uzun dönemde sanayi ile daha yakın ve dinamik
ilişkilerin gerekliliğini kavramışlar ve azalan kamu fonlarının
yerine en ümit verici katkı kaynağının sanayide olduğunu
görmüşlerdir.
Teknoparklara genellikle üniversitelerin ticari şirketleri,
belediye ve özel idareler, emlakçı şirketler ve bankalardan
kurulu tüzel bir kişiliğe haiz bir ortaklık sahiptir.
Her birinin ortak olmakta ayrı nedeni olmakla birlikte
ana amaç, teknoloji, sermaye ve yönetimin bir araya getirilmesi
ile ülke ekonomisine katkıda bulunacak bir tesisin kurulması
ve işletilmesidir. Teknoparkların parasal destek, işletme
ve yönetim politikaları yerel koşullara bağlı olarak gelişmiş
ve sonuç olarak bunların her biri farklı özellikler taşıyan
merkezler haline gelmişlerdir. Parkların kurulmasında
yerel ekonomi büyük rol oynamıştır. Ciddi ekonomik durgunluğun
yaşandığı bölgelerde, yerel yönetimler bu tür merkezlerin
kurulmasına ön ayak olmuşlardır.
Türkiye'deki Durum
Türkiye'de teknopark hareketi, düşünce olarak ilk defa
1986 yılında gündeme gelmiş ve daha sonraları, kalkınma
planlarında yer almaya başlamış, bilim ve teknolojinin
sonuçlarının uygulamaya aktarılması ve üniversite-sanayi
işbirliğinin tartışıldığı ortamlarda konuşulmaya başlanmıştır.
Türkiye'de teknopark olgusu çerçevesinde ilk adım 1991
yılında itibaren atılmış, KOSGEB'in girişimi ile ODTÜ
ve İTÜ'de birer tane Yenilik Merkezi türünde, Teknoloji
Geliştirme Merkezi açılmıştır.
Teknopark olgusunun 90'lı yıllarda dünyadaki gelişme
trendi, bu konunun ülkemizde de yoğun olarak tartışılmasına
neden olmuştur. Uzun tartışmalar ve çabalar sonucunda
26 Haziran 2001 tarihinde çıkartılan 4691 sayılı "Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri Kanunu" ile bu konu yasal
zemine oturtulmuştur.
Kanunun çıkması ile bir çok üniversite, konunun cazibesine
kapılarak, bünyelerinde teknopark kurmaya başlamışlardır.
Oysaki, teknopark kurma işlemi, uzun zaman, sabır, kararlılık
ve istikrar gerektiren bir girişimdir. Dünyadaki, başarılı
olmuş teknoparklara baktığımız zaman, bunların kurulduktan
çok uzun bir süre sonra (5-10 yıl), amaçlanan sonuçları
vermeye başladıkları görülmektedir. Teknoparklar, ülkenin
mevcut teknik/teknolojik yapısı, Ar-Ge yapısı, finansman
durumu, mevcut sanayiinin durumu ve diğer gerekli olan
altyapı imkanları göz önünde bulundurularak, belirli bir
program dahilinde kurulmalıdır. Bu mevcut durumlara göre,
ülkenin hangi bölgelerinde, hangi amaçlara hizmet edecek,
kaç tane teknoparkın kurulması belirlenmelidir.
Kuruluş Esasları
Teknoparkların kuruluş aşamasında, aşağıdaki hususların
göz önünde bulundurulması gerekmektedir:
1. Parkın içinde yer alacak firmalara teknoloji, know-how,
uzmanlık, yetişmiş uzman öğrenci, güçlü laboratuar imkanları,
özel cihazlar v.b. olanakları sağlayabilecek güçlü üniversite
veya araştırma kuruluşlarının varlığı,
2. Deneyimli akademisyen ve sanayicilerden oluşan uyumlu
ve etkin bir yönetim,
3. Devletin ve yerel yönetimlerin, özellikle altyapı çalışmalarındaki
katkılarının sağlanması,
4. Teknopark kurulacak yerin, üniversite ve sanayiye yakın
olması,
5. Seçilen arazinin genişlemeye müsait olması,
6. Yatırım harcamaları ile, başlangıç yıllarında park
yönetimi ve işletme giderleri için önemli ölçüde gerekli
olan finansman temini,
7. Çok dikkatli hazırlanmış, detaylı bir iş planı,
8. Küçük ve orta ölçekli firmalara, çalışma alanı sağlayabilecek
altyapı,
9. Teknopark kurulacak alanın, çevredeki pazarlara ulaşmada
kolaylık sağlayacak ulaşım imkanları.
Sonuç
Teknoparklar ülkemizde plansız ve programsız olarak gelişmektedir.
Teknoparkların amaçları, kuruluş esasları ve dünyadaki
uygulamaları dikkate alınarak, hangi bölgeye kaç tane
ve ne amaçla teknopark kurulacağı, detaylı çalışmalar
yapılarak belirlenmelidir. Aksi taktirde, bölgesel ve
ulusal kalkınma, yenilik ve istihdam sağlama, rekabet
gibi önemli katkılar sağlayan teknopark uygulamaları ülkemizde,
kendinden bekleneni veremeyecektir.
----------------------------------------------------------------------------------
KAYNAKÇA
Açıkgöz, R.,1993, Teknoparklar; Teknolojik Gelişmede
Yeri ve Türkiye'de Uygulanması: DPT Uzmanlık Tezi, Ankara,
30-127.
Ay, M.,1996, Teknoparkların Dünyadaki Durumu ve Türkiye'de
Uygulanabilirliği, Yüksek Lisans Tezi, Ankara
Breuer, H.W., 1989, Technology Transfer -From Laboratory
to Company: The Role of Science Parks in the Promotion
of Innovation and the Transfer of Technology, UKSPA, 95.
Dalton, I.G., 1987, Foreword by the Chairman of the United
Kingdom Science Park Association: (Hilary Sunman, Ed.),
Science Parks and the Growth of echnology-Based Enterprises,
CSP Economic Publication Ltd., Cardiff, i-ii,
Güleç, K., 1994, Türkiye'de ve Dünyada Teknolojik gelişmeler:
DPT Yayını, Ankara, 45-75.
International Association of Science Parks NEWSLETTER,
May 2000, No:1
International Association of Science Parks, http://www.iaspworld.org
KOSGEB., 1993, 1993 Yılı Çalışma Programı: Ankara, 5-7.
Lalkaka, R., 1990, Technology Incubation Centers for Innovation
and Entrepreneurship Development. Workshop on Incubators
of Entrepreneurship and Strategies to Stimulate Innovation
among Small and Medium Enterprises in Europe, Trieste,
Italy.
TÜBITAK., 1993, Türkiye'de Bilim ve Teknoloji İle İlgili
Mevzuat: Ankara.