Avrupa bütünleşmesi ve bu bütünleşmenin temel hukuksal
bir metne oturması fikri yeni bir fikir değildir. Eski
dönemlerde bu konuda bir takım fikirler ileri sürülmüştür.
Avrupa Toplulukları bir uluslararası hukuk tekniği olan
kurucu antlaşmalarla kurulmuştur. Kurucu antlaşmalar üzerinde
belli sürelerde periyodik olarak revizyona gidilmiş, Avrupa
Tek Senedi (1986), Maastricht (1992), Amsterdam (1997)
ve Nice (2001) antlaşması gibi antlaşmalar bu revizyonlar
sonucu ortaya çıkmıştır. Bu antlaşmaların her birinin
Avrupa bütünleşmesine oldukça önemli katkıları olduğu
kuşkusuzdur.
Ancak Amsterdam ve Nice antlaşmalarında elde edilen sonuçların
mütevazı olması Hükümetlerarası Konferans tekniğini sorgulanır
hale getirmiştir. Bunun sonucu olarak Temel Haklar Şartı'nın
(2) hazırlanması çerçevesinde kullanılan Kurultay tekniğinin,
Avrupa Birliği için temel bir metin ya da Anayasa taslağı
hazırlanması için de kullanılıp kullanılamayacağı sorunu
gündeme gelmiştir. Bu yöntemin, yetki verilen organda
üye devletlerin temsilcilerinin dışında bir takım kişilerin
olması ve bunun sonucu olarak yalnızca Hükümetlerarası
olmama gibi bir avantajı bulunmaktadır. Dahası değişik
kesimlerden temsilcilerin bu organda yer alması bu organa
çeşitlilik ve renk katmaktadır.
Diğer yandan Avrupa Birliği'nin bir Anayasası olması
konusu 21. yüzyılın başında daha önemli bir bağlamda gündeme
gelmiştir. Genişleme sürecini büyük ölçüde başarıyla tamamlayan
bir Avrupa Birliği için anayasa deyim yerindeyse elzem
hale gelmiştir. Bunun sonucu olarak Devlet ve Hükümet
Başkanları Nice Zirvesinde (Aralık 2000) Birliğin geleceği
üzerine daha geniş ve daha derin bir tartışmanın başlatılması
ve kurucu antlaşmaların daha ciddi biçimde revize edilmesi
konusunda görüş birliğine varmışlardır. Nice Antlaşmasına
ekli 23 numaralı deklarasyonda bu süreç için 3 aşama öngörülmüştür:
birinci aşamada açık bir tartışma ortamı oluşturulacak
ve buna her kesimden kişi ve kuruluşların katılması sağlanacaktır.
Bir sonraki aşama 2002-2003 yıllarını kapsayacak ve bu
aşamanın uygulama şekli Aralık 2001'de toplanacak Laeken
Zirvesinde belirlenecektir. Üçüncü aşamada ise kurucu
antlaşmalarda yapılacak değişikliklere karar verilmesi
için 2004'te Hükümetlerarası Konferans toplanacaktır.
Öngörüldüğü gibi Aralık 2001 tarihli Laeken Zirvesine
kadar açık tartışma süreci tamamlanmış, bu zirvede (15
Aralık 2001) Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından Avrupa
Birliği'nin geleceğine ilişkin Deklarasyon (3) kabul edilmiştir.
Bu deklarasyonla Birliğin daha demokratik, saydam ve etkin
olması ve Avrupa yurttaşları için bir Anayasa hazırlanması
yönünde karar alınmıştır. Anayasanın hazırlanması (4)
için de bir Kurultay toplanması kararlaştırılmıştır.
28 Şubat 2002'de toplanan Kurultay 15 aylık bir çalışmanın
ardından 13 Haziran 2003'te çalışmalarını tamamlamıştır.
Taslağın, Birliğin tanımının, ilkelerinin, kurumlarına
ilişkin hükümlerin yer aldığı I. Bölümüyle, Temel Haklar
Şartı'nın yer aldığı II. Bölüm Kurultay Başkanı Valery
Giscard D'Estaing tarafından 20 Haziran 2003'te Selanik
Zirvesinde Devlet ve Hükümet Başkanlarına sunulmuştur.
Taslağın III. ve IV. Bölümlerinin de 27 Haziran 2003 itibariyle
yazımı tamamlanmıştır.
Bu çalışmada söz konusu Kurultay tarafından hazırlanan
Anayasa taslağının Avrupa Birliği için getirdiği yenilikler
tartışılacaktır (II). Ancak bu tartışmaya geçmeden önce
Kurultayın hazırlık çalışmalarına bir göz atmak yerinde
olacaktır (I).
I- Hazırlık Çalışmaları
Bu çerçevede önce Kurultayın oluşumuna bir göz atılacak
(A), ardından Kurultayın çalışma metodu irdelenecek (B),
son olarak da çalışmaların tarih tarih nasıl ilerlediği
masaya yatırılacaktır (C).
A- Kurultayın Oluşumu
Anayasa taslağını hazırlamakla görevlendirilen Kurultay,
Temel Haklar Şartını hazırlamakla görevlendirilen Kurultayla
hemen hemen aynı oluşuma sahiptir. Buna göre Kurultay
toplam 105 üyeden oluşmakta olup (5) şu tür bir dağılım
içermektedir:
-1 Başkan (Valery Giscard D'Estaing) ve 2 Başkan Yardımcısı
(Jean-Luc Dehaene ve G. Amato)
-28 Devlet veya Hükümet Başkanı temsilcisi (her devlet
için 1 kişi) (15 üye devlet+13 aday ülke)
-56 ulusal parlamenter (her devlet için 2 parlamenter)
(30 üye devlet parlamenteri+26 aday ülke parlamenteri)
-16 Avrupa Parlamentosu üyesi
-2 Komisyon temsilcisi (Michel Barnier ve Antonio Vitorino)
Aday ülkelerden gelen temsilciler Kurultayın çalışmalarına
katılmaktalar, ancak üye devletler arasında varılan konsensüsü
engelleyememektedirler.
Kurultaya ayrıca gözlemci olarak aşağıdaki organlardan
13 temsilci katılmıştır:
-Bölgeler Komitesinden 6 temsilci,
-Ekonomik ve Sosyal Komiteden 3 temsilci,
-Avrupa çapındaki sosyal partnerlerden 3 temsilci,
-Avrupa Medyatörü.
Kurultayın Başkanlık Divanı (Praesidium) aşağıdaki 12
kişiden oluşmuştur
-1 Başkan (Valery Giscard D'Estaing) ve 2 Başkan Yardımcısı
(Jean-Luc Dehaene ve G. Amato)
-Kurultay çalışmaları boyunca dönem başkanlıklarını yürüten
İspanya'nın, Danimarka'nın ve Yunanistan'ın hükümet temsilcileri
(bu ülkelerin her birinden 1'er temsilci),
-Ulusal Parlamentoları temsilen 2 kişi,
Avrupa Parlamentosunu temsilen 2 kişi,
-Komisyonu temsilen 2 kişi.
Ayrıca Başkanlık Divanı'nda aday ülkelerin temsilcisi
olmadığı için Slovenya Parlamentosu temsilcisi toplantılara
katılmak üzere davet edilmiştir.
Kurultay'ın sekreteryası da bulunmaktadır. Genel Sekreterlik
görevini Sir John Kerr yürütmüştür.
B- Kurultay'ın Çalışma Metodu
Kurultayın çalışma metodu üzerine bilgi verirken önce
lojistik ve teknik veriler (1 ve 2) üzerinde durulacak,
ardından çalışma grupları üzerine bilgi verilecek (3),
son olarak da Kurultay çalışmalarına katılım konusu ele
alınacaktır (4).
1- Lojistik Veriler
Kurultay, çalışmalarını Avrupa Parlamentosunun Brüksel'deki
binasında sürdürmüştür. Bu durum lojistik olarak bile
olsa Parlamentonun, Avrupa Birliği'nin geleceğine katkıda
bulunması açısından önemlidir.
Asil ya da yedek üyeler veya gözlemciler Kurultayın çalışmalarıyla
ilgili olarak Başkanlık Divanına yazılı olarak başvurabilmektedirler.
Başvurular bireysel ya da kolektif olabilir. Başvurular
Kurultay Sekreterliği tarafından diğer asil ve yedek üyelere
ya da gözlemcilere iletilmektedir. İsteyen herkes bu başvurulara
sanal ortamda Kurultayın web sayfasından ulaşabilir.
Kurultay toplantıları Avrupa Birliği tarafından kabul
edilen 11 resmi dilde yapılmaktadır. Eşzamanlı tercüme
mevcuttur. Diğer yandan aday ülkelerden gelen temsilcilere
Kurultay toplantılarında kendi dillerinde söz alabilme
ve konuşma olanağı sağlanmıştır. Bu durumda bir tercüman
vasıtasıyla konuşma Topluluk resmi dillerinden birine
çevrilmiş, ardından bu çeviri esas alınarak diğer Topluluk
resmi dillerine aktarım yapılmıştır.
Kurultay Sekreterliği her toplantıdan sonra bu toplantının
sentetik bir özetini yayınlamıştır. Ayrıca toplantı esnasında
yapılan konuşmaların yapıldıkları dillerdeki geniş özeti
Kurultayın web sayfasında mevcuttur.
2- Teknik Veriler
Kurultay ayda 1 ya da 2 kez oturum (session plenière)
yapmıştır. Bu oturumlar genelde 2 ya da 3 gün sürmüştür.
Kurultay işe bir Anayasa taslak planı ya da çatısı oluşturarak
başlamıştır. Önce bu plan oluşturulmuş ve Valery Giscard
D'Estaing tarafından 28-29 Ekim 2002 tarihlerinde kamuoyuna
açıklanmıştır. Ardından bu planda yer alan maddeler kaleme
alınarak taslak oluşturulmuştur.
Bu aşamadan sonra tartışma ve çalışmalar 5-6 maddeden
oluşan madde grupları üzerinde yapılmıştır. Önce bu madde
gruplarına ilişkin metin önerisini Başkanlık Divanı, Kurultay
üyelerine ilgili oturumda takdim edilmiş, ardından bu
maddeler üzerinde tartışılmış ve değişiklik önerileri
Kurultay üyeleri tarafından Başkanlık Divanına iletilmiştir.
Oturumlar Başkan Valery Giscard D'Estaing'nin sözlü olarak
bir sonraki oturumda tartışılacak maddeleri sunmasıyla
sona ermiştir.
Anayasa taslağında yer alan maddelerin metinleri üzerinde
mutabakat konsensüsle sağlanmıştır. Üye devletler arasında
ortaya çıkan konsensüsü aday ülkelerin bozmaları engellenmiştir.
Eğer metin üzerinde değişik opsiyonlar varsa bunlar belirtilmiş
ve en çok sayıda üye devletin mutabık kaldığı metin taslakta
yer almıştır.
Son olarak Kurultay Başkanının Sevilla ve Kopenhag Zirvelerinde
Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyine sözlü olarak Kurultay
çalışmaları hakkında bilgi verdiğini belirtmek gerekir.
3- Çalışma Grupları
Kurultay çalışmalarının daha etkin bir biçimde yürütülebilmesi
için Başkanlık Divanı tarafından çeşitli konularda 14
tane çalışma grubu oluşturulmuştur. Bu çalışma gruplarının
çalışma konuları, çalışma biçimleri ve bu gruplarda kimlerin
yer alacağı gene Başkanlık Divanı tarafından belirlenmiştir.
Çalışma gruplarının her birine Başkanlık Divanından bir
üye başkanlık etmiştir. Kurultay Sekreterliği çalışma
gruplarının her toplantısından sonra bu toplantıya ilişkin
bir sentez notu hazırlamıştır.
Çalışma gruplarının ilk 6'sı Mayıs 2002'de oluşturulmuştur.
Bu çalışma grupları şunlardır:
-Grup I: Görevi sübsidiyarite ilkesine uyulup uyulmadığının
kontrolüdür. Başkanı Mendez de Vigo'dur.
-Grup II: Temel Haklar Şartıyla ilgilidir. Başkanı A.
Vitorino'dur.
-Grup III: Avrupa Birliği'nin hukuksal kişiliğinin açıkça
tanınmasıyla ilgilidir. Başkanı G. Amato'dur.
-Grup IV: Avrupa Birliği'nin şu anki yapısı içinde ulusal
parlamentoların rolüyle ilgilidir. Başkanı H. Stuart'dır.
-Grup V: Tamamlayıcı olarak nitelenen yetkilerle ilgilidir.
Başkanı C. Christpherden'dir.
-Grup VI: Ekonomik ve mali işbirliğiyle ilgilidir. Başkanı
H. Hänsch'dır.
12 Eylül 2002 tarihli Kurultay toplantısında yukarıdaki
çalışma gruplarına ek olarak 4 çalışma grubu daha oluşturulmuştur.
Bu gruplar şunlardır:
-Grup VII: Avrupa Birliği'nin dış faaliyetleriyle ilgilidir.
Başkanı J.L. Dehaen'dır.
-Grup VIII: Avrupa Birliği'nin savunmasıyla ilgilidir.
Başkanı M. Barnier'dir.
-Grup IX: Karar tekniklerinin ve prosedürlerinin basitleştirilmesiyle
ilgilidir. Başkanı G. Amato'dur.
-Grup X: Özgürlük, güvenlik ve adalet alanıyla ilgilidir.
Başkanı J. Bruton'dur.
Sayılan bu 10 grup çalışmalarını tamamlamış ve nihai
raporlarını 2002 yılı sona ermeden kabul etmişlerdir.
Bu raporlar Kurultay toplantılarında ayrıntılı olarak
tartışılmıştır.
Sosyal Avrupa'ya ilişkin XI. Çalışma Grubu Aralık 2002'nin
başında oluşturulmuştur. M. Katiforis tarafından başkanlığı
yürütülen bu çalışma grubu nihai raporunu Kurultayın 6
Şubat 2003 tarihli toplantısında sunmuştur.
Ocak 2003'teki Kurultay toplantısında Başkan Valery Giscard
D'Estanig Adalet Divanı'nın işleyişi üzerine bir tartışma
kulübünün (cercle de discussion) oluşturulacağını belirtmiştir.
Antonio Vitorino tarafından başkanlığı yürütülen ve önceki
çalışma gruplarına nazaran daha sınırlı sayıdaki kişiden
oluşan bu çalışma grubu, ilk toplantısını 17 Şubat 2003'te
yapmış ve nihai raporunu Kurultaya 25 Mart 2003'te sunmuştur.
Son olarak 2 fikir üretme kulübünün (cercle de reflexion)
daha oluşturulduğunu belirtmek gerekir. Bunlardan birincisi
bütçe prosedürüne ilişkin olup başkanlığı C. Christophersen
tarafından yürütülmüştür. İkinci çalışma grubu ise Avrupa
Birliği'nin öz kaynakları üzerine fikir üretmekle görevlendirilmiş
olup başkanlığını Mendez de Vigo yürütmüştür.
4- Kurultay Çalışmalarına Katılım
Kurultay çalışmaları esnasında tartışmalara olabildiğince
geniş bir kitlenin katılımının sağlanabilmesi için Laeken
Zirvesinde kabul edilen Devlet ve Hükümet Başkanları Deklarasyonuyla
sivil toplumu temsil eden kuruluşlar (sosyal partnerler,
ekonomik çevreler, sivil toplum kuruluşları, akademik
çevreler vs.) için Birliğin geleceği üzerine bir Forum
açılması öngörülmüştür. Bu forum bir ağ biçiminde olup
Kurultay çalışmalarına yönelik olarak katkıda bulunmak
isteyen ulusal ya da Avrupa çapındaki kuruluşlara açılmıştır.
Yapılan bu katkılar özet çevirileriyle birlikte katkının
yapıldığı dilde yayınlanmıştır. Kurultay Sekreterliği
bu forum için bir internet sitesi (6) hazırlamış olup
bu siteye teknik desteği Komisyon sunmuştur. Kurultay
Sekreterliği ayrıca Forumun toplantı gibi diğer bir takım
faaliyetlerini de düzenlemekle görevlendirilmiştir.
Tartışmanın genişletilmesi ve tüm yurttaşların bu tartışmalara
katılabilmeleri için Kurultayın bir oturumu sivil toplumun
dinlenmesine ayrılmıştır. Yukarıda zikredilen çalışma
grupları modeli benimsenerek, ilgili alanlarda temas grupları
oluşturulmuş, bu sayede sivil toplum kuruluşlarına görüşlerini
ifade etme olanağı sunulmuştur (7).
Son olarak Komisyonun hazırladığı ya da uzman kişilere
hazırlattığı çeşitli raporlarla (8) Kurultay çalışmalarına
katkıda bulunduğunu, "Birliğin geleceği ve kurumsal
sorunlar" isimli bir çalışma grubu oluşturduğunu
belirtmek gerekir.
C- Çalışma Takvimi
Yukarıda Kurultayın 28 Şubat 2002'de çalışmalarına başladığı,
28 Ekim 2002'de Kurultay Başkanı tarafından Anayasa taslak
planının kamuoyuna açıklandığı ve Anayasa taslağının ilk
2 bölümünün Kurultay Başkanı tarafından 20 Haziran 2003'te
Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyine sunulduğu belirtilmişti.
Taslağın III. ve IV. Bölümlerinin yazımı ise 27 Haziran
2003 itibariyle bitmiştir. Bu bölümde çalışma takvimi
üzerine biraz daha ayrıntılı bilgiler verilecektir.
Öncelikle I. Bölümün ilk 3 başlığının (Birliğin tanımı
ve objektifleri, temel haklar ve Birlik yurttaşlığı, Birliğin
yetkileri) 27-28 Şubat 2003 tarihli oturumlarda tartışıldığını
belirtmek gerekir. Ancak tartışmalar bitmemiş, 5 ve 26
Mart 2003 tarihli ek oturumlarda da gene bu konular tartışılmıştır.
Kurumsal yapıyla ilgili hükümler oldukça geç sayılabilecek
15-16 Mayıs 2003 tarihli oturumlarda tartışılmıştır.
Gene taslağın ilk bölümünde yer alan yetkilerin kullanılmasıyla
ilgili hükümler 28 Şubat 2003 tarihli oturumda, Birliğin
demokratik yaşamıyla ilgili hükümler 24 Nisan 2003 tarihli
oturumda, Birliğin mali yapısıyla ilgili hükümler 4 Nisan
2003 tarihli oturumda, Birliğin yakın çevresiyle ilişkileri
ve son olarak Birliğe aidiyet (Birliğe üye olma ya da
çıkma) konuları 25 Nisan 2003 tarihli oturumda tartışılmıştır.
Birlik politikalarına ilişkin III. Bölümle ilgili olarak
Parlamento, Konsey ve Komisyonun hukuk servislerindeki
uzmanlardan oluşan bir grup, Kurultayda üzerinde mutabakata
varılan maddelerin redaksiyonunu yapmakla görevlendirilmiştir.
Bu grup raporunu Mart 2003 ortalarına doğru Kurultaya
sunmuştur. Ayrıca III. sütunla ilgili hükümler 3-4 Nisan
2003 tarihli oturumda, II. sütunla ilgili hükümler 15-16
Mayıs 2003 tarihli oturumda tartışılmıştır.
Genel Hükümlere ilişkin IV. Bölüm 25 Nisan 2003 tarihli
oturumda tartışılmıştır.
Taslağın I. III. ve IV. Bölümlerinin geneline ilişkin
olarak, Kurultayın 5-6 ve 12-13 Haziran 2003 tarihli oturumlarında
tartışma yapılmış, taslağa Selanik Zirvesi öncesi son
şekli verilmiştir.
II- Taslağın Öngördüğü Yenilikler
Taslağın öngördüğü yeniliklerin ayrıntılı incelemesine
geçmeden önce gerek Nice antlaşmasıyla gerekse Laeken
Zirvesiyle Kurultayın gündemine getirilen konulara bir
göz atmak yerinde olacaktır.
Yukarıda bahsedilen Nice antlaşmasına ekli Birliğin geleceğine
ilişkin 23 numaralı Deklarasyon, açıkça 4 konuyu belirlemekte
ve tartışmaların bu 4 konu üzerinde yoğunlaşması gerektiğini
belirtmekteydi. Bu 4 konu şunlardır:
-Birlikle üye devletler arasındaki yetki paylaşım sınırlarının
tam olarak belirlenmesi (sübsidiyarite ilkesine uygun
olarak),
-Temel Haklar Şartının Statüsü,
-Daha anlaşılır ve açık hale gelmesi için antlaşmaların
basitleştirilmesi,
-Ulusal parlamentoların Avrupa Birliği çerçevesindeki
rollerinin açık bir biçimde belirlenmesi.
Benzer biçimde 15 Aralık 2001 tarihli Laeken Zirvesinde
kabul edilen Birliğin geleceğine ilişkin Deklarasyon,
60 civarında soru ortaya atmıştı. Bu soruları aşağıdaki
4 noktada toplamak mümkündür:
1- Birlik içinde yetkilerin tanımı ve genel işleyiş
2- Birlik araçlarının basitleştirilmesi: Bu çerçevedeki
konular yasal düzenlemelerle yürütme önlemlerinin ayrımı,
yasal düzenleme türlerinin sayısının azaltılması, çerçeve-yasalara
daha fazla önem verilmesi gibi konulardır.
3- Daha fazla demokrasi, saydamlık ve etkinlik: Bu çerçevedeki
konular Komisyon (başkan ve üyelerin atanması), Avrupa
Parlamentosunun seçimi ve yetkileri, kurumlararası denge,
ulusal parlamentoların rolleri, karar sürecinin etkinliği
ve kurumların işleyişi gibi konulardır.
4- Birlik Anayasasına doğru: Bu çerçevedeki konular halihazırdaki
antlaşmaların basitleştirilmesi (Birlik ve Topluluklar
arası ayrım ve 3 sütunlu yapı dahil olmak üzere), antlaşmaların
temel hükümleriyle diğer hükümleri arasında ayrım yapılması,
Temel Haklar Şartının statüsü, anayasal bir metin kabul
edilmesi ihtimali gibi konulardır.
Yukarıdaki konularla gündemi oluşan Kurultay 28 Şubat
2002'de toplanmış ve yukarıda belirtildiği gibi tüm bu
konulara yanıt olmak üzere bir Anayasa taslağı hazırlamıştır.
Bu taslağı 4 bölüm halinde ele almak yerinde olacaktır.
A- Birliğin Amaçları, Yetkileri ve Kurumları
Taslağın, Birliğin amaçları, yetkileri ve kurumlarına
ayrılan ilk bölümü 9 başlıktan oluşmaktadır. Bu başlıkları
şöyle özetlemek mümkündür:
I. Başlık (md. I-1 ila I-4) Birliğin tanımı ve amaçlarına
ilişkindir. Taslak, Avrupa halklarından ve devletlerinden
oluşan bir Avrupa Birliği kurmakta ve bu Birliğin tüm
Avrupa devletlerine açık olduğunu belirtmektedir. Taslak,
Birliğin üzerine oturduğu değerleri şöyle sıralamaktadır:
insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukuk
devleti, insan haklarına saygı. Bu bölümle ilgili olarak
taslağın getirdiği en önemli yenilik, Birliğin üye devlet
kimliklerine saygılı olduğunun belirtilmiş olması (md.
I-5/1) ve Birliğe hukuksal kişiliğin açıkça tanınmış olmasıdır
(md. I-6)
II. Başlık Temel Haklar ve Birlik yurttaşlığına ilişkindir
(md.I-7 ve I-8). Bu başlıkta Temel Haklar Şartının Anayasanın
ayrılmaz bir parçası olduğu ifadesi yer almaktadır
III. Başlık Birliğin yetkilerine ilişkindir (md. I-9
ila I-17). Taslak, yetkilerle ilgili olarak bir sınıflama
getirmektedir. Buna göre Birliğin yetkileri
-münhasır yetkiler (örneğin ortak ticaret politikası,
gümrük birliği),
-paylaşılmış yetkiler ( örneğin tarım, sosyal politika),
-istihdam ve ekonomik politikaların koordinasyonu,
-ortak güvenlik ve dış politika ve
-ulusal eylemlere destek sağlanan alanlar (örneğin eğitim,
kültür) biçiminde sınıflanmaktadır.
Bu başlık, AT antlaşmasının 308. maddesindeki (eski 235.
madde) esneklik hükmünü korumuştur. Taslakta yer alan
düzenlemeye göre, Birliğin amaçlarından birinin gerçekleşmesi
için bir tasarruf gerekli olur ve bu konuda Birliğe tanınan
yetkilerde bir eksiklik olduğu anlaşılırsa, Konsey, Komisyonun
teklifi üzerine Avrupa Parlamentosunun onayını aldıktan
sonra oybirliğiyle gerekli önlemleri alır (md. I-17).
IV. Başlık Birliğin kurumlarıyla ilgilidir (md. I-18
ila I-31). Baştan belirtmek gerekir ki ne kadar eleştirilirse
eleştirilsin taslağın en çok yenilik öngören başlıklarından
biri bu başlıktır.
Öncelikle kurumsal çerçevede önemli bir değişiklik yapılarak
Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyine kurum statüsü verildiğini
belirtmek gerekir (md. I-18). Bu genel değişikliğin yanı
sıra kurumlarla ilgili şu değişiklikler getirilmiştir:
Avrupa Parlamentosundaki milletvekili sayısı 736 ile
sınırlandırılmıştır (md. I-19). Bunun yanı sıra Parlamentonun
Konseyle birlikte ortak yasama organı olduğunu (9), ortak-karar
prosedürünün genel yasama prosedürü olarak taslakta nitelendiğini
ve 30 civarındaki yeni alanda da bu prosedürün uygulanmasının
kabul edildiğini belirtmek gerekir. Bununla birlikte 50
civarındaki konuda hala oybirliği sistemi devam etmektedir.
Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi'ne bu Konsey tarafından
2,5 yıl süreyle bir Başkan seçilmesi sisteminin getirildiğini,
2 kez seçilmenin mümkün olduğunu belirtmek gerekir (md.
I-21). Başkan seçilecek kişinin önceki dönemlerde bu Konseyin
üyeleri arasında yer almış, ya da halihazırda bu Konseyin
üyesi olması gerekmektedir. Başkan Devlet ve Hükümet Başkanları
Konseyinin çalışmalarını canlandırma, toplantılarına başkanlık
etme, devamlılığı sağlama gibi görevleri yerine getirecektir.
Ayrıca taslak Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyinin
oluşumunu da düzenlemektedir. Buna göre Devlet ve Hükümet
Başkanları Konseyi, Başkan, Devlet ve Hükümet Başkanları,
Komisyon Başkanı ve Avrupa Birliği Dışişleri Bakanından
oluşmaktadır. Taslakta ayrıca Devlet ve Hükümet Başkanları
Konseyinin her 3 ayda bir toplanması kuralı benimsenmiştir
(md. I-21).
Bakanlar Konseyiyle ilgili olarak Bakanlar Konseyinin
oluşumlarının sayısının azaltıldığını belirtmek gerekir
(md. I-23). Bundan böyle Bakanlar Konseyinin Genel İşler
Konseyi, Yasama fonksiyonunu icra edecek Konsey, Dışişleri
Konseyi ve Ecofin (Ekonomi ve Maliye) gibi oluşumları
söz konusu olacaktır. Konseyin bu oluşumlarının başkanlıkları
Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyinde konsensüsle belirlenecek
bir üye devlet tarafından 1 yıl süreyle yürütülebilecektir.
Ancak bu kuraldan Dışişleri Konseyi istisnadır. Zira Konseyin
bu oluşumunun başkanlığını AB Dışişleri Bakanı yürütecektir.
AB Dışişleri Bakanı Birliğin hem ortak güvenlik ve dışişleri
yüksek temsilcisi, hem de dış ilişkilerden sorumlu komiseri
sıfatını taşıyacaktır (md. I-27). Daha açık bir anlatımla,
AB Dışişleri Bakanı'nın "çifte kasketli" olma
durumu söz konusudur. Taslaktaki düzenlemeye göre AB Dışişleri
Bakanı, Komisyon Başkanının mutabakatıyla Devlet ve Hükümet
Başkanları Konseyi tarafından belirlenecek ve Komisyon
Başkanının yardımcılığı görevini de üstlenecektir. Bu
açıdan bakıldığında AB Dışişleri Bakanının yeni sistemde
oldukça önemli bir role sahip olacağı açıktır.
Komisyonun oluşumuyla ilgili olarak taslak oldukça ilginç
bir yöntem benimsemiştir (md. I-25). Buna göre Komisyon
2009 yılından itibaren 1 Başkan, 1 Başkan Yardımcısı (ayrıca
AB Dışişleri Bakanı otomatik olarak Komisyon Başkan Yardımcısı
olacaktır) ve 13 Komiser olmak üzere toplam 15 üyeden
oluşacaktır. Söz konusu 13 Komiser üye devletlerden eşitlikçi
rotasyon sistemine göre (10) belirlenecek ve üye devletler
tarafından her devlet için önerilen 3 isim arasından Komisyon
Başkanı tarafından seçilecektir. Ayrıca Komisyonda oy
hakkına sahip olmayan Komiserlerin de yer alabileceği
taslakta yer alan ilginç bir tekliftir. Son olarak Devlet
ve Hükümet Başkanları Konseyi, Komisyon Başkanlığı için
aday belirlerken Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçlarını
hesaba katacaktır (md. I-26).
Taslak Adalet Divanının oluşumuyla ilgili olarak da ilginç
bir düzenlemeye gitmiştir. Buna göre Adalet Divanı, Avrupa
Adalet Divanı, Üst Derece Mahkemesi (Tribunal de Grande
Instance) ve Uzmanlaşmış Mahkemelerden oluşacaktır (md.
I-28).
Kurumsal sistemle ilgili son değişiklik nitelikli çoğunlukla
ilgilidir. Taslak, bir oylama sistemi olarak nitelikli
çoğunluğu yeniden tanımlamıştır (md. I-24). Buna göre
2009'dan itibaren nitelikli çoğunluk, üye devletlerin
salt çoğunluğunun ya da -Komisyonun teklifi üzerine karar
verilmeyen durumlarda- 2/3 çoğunluğunun oylarıyla gerçekleşecektir.
Ayrıca bir teklif ya da karar lehinde oy kullanan üye
devletlerin, Birlik nüfusunun en az beşte üçünü (% 60)
temsil etmesi gerekmektedir. Böylece taslağın Amsterdam
antlaşmasından bu yana seslendirilen çifte çoğunluk (üye
devlet sayısı+toplam nüfus) yönünde tercihini kullandığını
söylemek yanlış olmaz.
V. Başlık Birliğin yetkilerinin kullanımıyla ilgilidir
(md. I-32 ila I-43). Bu başlık Birliğin yasal düzenleme
araçlarını, ortak dış politika, güvenlik ve savunma ilkelerini
tanımlamakta, ayrıca özgürlük, güvenlik ve adalet alanının
hayata geçirilmesini belirlemektedir.
Bu başlıkta ayrıca Birliğin yasal düzenleme teknikleri
de 6 ile sınırlandırılmıştır (md. I-32). Bunlar sırayla
yasa, çerçeve-yasa, yönetmelik, karar, tavsiye ve görüştür.
Yasal ve yönetsel düzenlemeler arasındaki hiyerarşi de
taslakta düzenlenmiştir. Buna göre yasa, bir alanda önemli
unsurları belirleyecek, daha teknik yönler Komisyona bırakılabilecektir
(md. I-35). Taslağa göre yasaların esas olmayan öğelerini
tamamlayan ya da değiştiren uygulama yönetmeliklerini
Konsey ve Parlamentonun denetiminde yalnızca Komisyon
kabul edebilecektir (md. I-36). Bunun yanı sıra bir yandan
ortak güvenlik ve dış politika konusunda, diğer yandan
özgürlük, güvenlik ve adalet konularında (md. I-41) karar
alma prosedürleriyle ilgili özel hükümler öngörülmüştür
(md. I-39 ve I-40).
VI. Başlık Birliğin demokratik hayatıyla ilgilidir (md.
I-44 ila I-51). Bu başlık katılımcı demokrasi veya kurumların
çalışmalarının saydamlığı gibi bazı ilkeleri koymaktadır.
Bu başlığın asıl orijinal yanı, Birlik kurumları için
sivil topluma danışma, saydamlık (md. I-49), belgelere
erişim, kişisel bilgilerin korunması (md. I-50) gibi konularda
yeni yükümlülükler öngörmüş olmasıdır. Dahası sosyal partnerlerin
ve kiliselerin rolleri taslakta sağlam biçimde yer almıştır
(md. I-51). Ayrıca yasama sürecinde yurttaş girişimi ilkesi
kabul edilmiştir. Buna göre 1 milyon yurttaşın imzası,
Komisyona yeni bir teklif hazırlaması yönünde bir girişim
için yeterli olacaktır (md. I-46/4).
VII. Başlık Birliğin mali yapısıyla ilgilidir ve Birliğin
bütçesiyle ilgili ilkeleri koymaktadır (md. I-52 ila I-55).
Taslak, şu ankine göre daha basit bir prosedürle Birlik
bütçesinin Konsey ve Avrupa Parlamentosu tarafından kabul
edileceğini öngörmektedir (md. III-306). Aynı çerçevede
Konsey tarafından kabul edilen ve "çok yıllık mali
çerçeve" adı verilen yasa, Birliğin harcamalarının
üst sınırlarını belirleyecektir (md. I-54 ve III-306).
Yıllık bütçeler Konsey tarafından belirlenen çok yıllık
mali çerçeveye riayet etmek zorundadır.
VIII. Başlık Birliğin yakın çevresiyle ilişkileri üzerinedir
(md. I-56). Bu başlık, Birliğin yakın çevresiyle iyi komşuluk
ilişkileri kurmasına ve bir refah alanının oluşturulmasına
ilişkindir. Ancak bu başlıkla ilgili olarak bir takım
spekülasyonlar yapılmaktadır. Bu spekülasyonlara göre
bu başlık, Kurultay Başkanı Valery Giscard D'Estaing tarafından
taslağa koydurulmuş olup Türkiye'nin üyeliğini engellemeye
yöneliktir. Taslaktaki bu hükümler kabul edildiği takdirde,
Birlik Türkiye'yi tam üye olarak almaktansa bu hükümleri
temel alarak Türkiye'yle daha yakın ilişkiler kurmayı
yeğleyecektir. Bu tür değerlendirmeler yukarıda da belirtildiği
gibi spekülasyondan öteye gitmemekte ve dile getirilmesi
bile Türkiye açısından son derece inciticidir.
I. Bölümün son başlığı ise Birliğe aidiyet başlıklı IX.
Başlıktır (md. I-57 ila I-59). Bu başlık altında Avrupa
Birliği'ne üye olmak için gerekli kriterler, Birliğe üye
olma prosedürü, temel hakların ihlali durumunda Birlik
üyeliğinin askıya alınması, Birlikten kendi isteğiyle
çıkma gibi konular düzenlenmiştir. Bu konular arasında
Birlikten kendi isteğiyle çıkma konusu taslağın getirdiği
bir yenilik olup taslağın I-59 maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddede öngörülen düzenlemeye göre, her üye devlet
kendi anayasal kurallarına uygun bir biçimde Birlikten
çıkabilir. Böyle bir durumda bu devletle Birliğin ilişkileri
özel bir anlaşmayla düzenlenecektir. Bu anlaşma çerçevesinde
Birliği Konsey temsil edecek ve Konsey Avrupa Parlamentosunun
onayını aldıktan sonra nitelikli çoğunlukla karar verecektir.
Son olarak I. Bölümün sonunda protokollerle düzenlenen
2 konuya değinmekte yarar vardır: Bunlardan birincisi
ikincillik (sübsidiyarite) ve oranlılık ilkelerinin uygulanmasıdır.
Protokolde yer alan düzenlemeye göre, Komisyon bir teklif
yaptığı zaman bu iki ilkeyi nasıl hesaba kattığını açıklayacaktır
(Protokol md. 4). Ayrıca ulusal parlamentolar Komisyonun
teklifini inceleyebilir ve ikincillik ilkesine riayet
edilmediği görüşündeyse bir gerekçeli görüş açıklayabilir.
Eğer üye devletlerden üçte birinin de ulusal parlamentoları
aynı görüşteyse Komisyon teklifini yeniden formüle etmek
zorundadır (Protokol md. 6). Teklif düzeyindeki bu kontrole
bir de a posteriori bir kontrol eklenmiştir. O da ilgili
düzenleme kabul edildikten sonra açılacak davalar aracılığıyla
Adalet Divanı tarafından yargısal olarak yapılacaktır
(Protokol md. 7).
Görüldüğü gibi taslak ikincillik ve oranlılık ilkelerinin
uygulanmasıyla ilgili olarak oldukça karmaşık ve cüretkar
bir denetim mekanizması getirmiştir. Ancak bu mekanizmanın
Hükümetlerarası Konferansta da kabul görüp görmeyeceğini,
kabul görse bile etkin olarak işleyip işlemeyeceğini zaman
bize gösterecektir.
İkinci konu ulusal parlamentoların rolüdür. İlgili Protokolde
benimsenen düzenlemeye göre ulusal parlamentolar, Komisyon
tarafından yapılan her türlü teklif ve öneri için Konsey
ve Avrupa Parlamentosuyla aynı zamanda bilgilendirileceklerdir
(Protokol md. 1 ve 2). Ayrıca ulusal parlamentolar Konseyde
kendi hükümetlerinin benimsedikleri pozisyonları izleme
olanağına sahip olacaklardır. Bunun yanı sıra ulusal parlamentolar
ikincillik ilkesinin uygulanması çerçevesinde, teklif
aşamasında yukarıda aktarılan "erken uyarı"
mekanizmasını harekete geçirebileceklerdir (Protokol md.
3). Böylece ulusal parlamentolar yasama sürecini daha
etkin bir biçimde etkileme olanağına sahip olacaklardır.
Son olarak Avrupa Parlamentosu ve ulusal parlamentolar
arası işbirliğinin geliştirilmesi konusunun da bu Protokolde
yer aldığını belirtmek gerekir (Protokol md. 9-10).
B- Temel Haklar Şartıyla İlgili Gelişmeler
Temel Haklar Şartı taslağın içine dahil edilmiş ve taslağın
II. Bölümü Şarta ayrılmıştır (md. II-1 ila II-54). Öze
ilişkin olmayan bazı düzeltmelerin dışında Temel Haklar
Şartı bu bölümde aynen yer almaktadır. Bu nedenle kısaca
Şartın içeriğine değinmekte yarar vardır.
Temel Haklar Şartı medeni, siyasi, ekonomik ve sosyal
hakları içermektedir (11). Ancak Şartta, hakların bu biçimde
bölümlenmesi yerine orijinal bir bölümlenme tercih edilmiş
ve aşağıda ele alınan 7 bölüm halinde Şart Anayasa taslağında
yer almaktadır:
1- İlk bölümün başlığı Onur (dignité)dur. 5 maddeden oluşan
bu bölümde, sırayla insan onurunun ihlal edilemezliği
(inviolabilité), yaşam hakkı, kişinin bedensel ve ruhsal
dokunulmazlık hakkı, işkence veya insanlık dışı veya alçaltıcı
muamele veya ceza yasağı, kölelik ve zorla çalıştırılma
yasağı gibi konular yer almaktadır. Bu bölümde dikkati
çeken hüküm "hiç kimse ölüm cezasına çarptırılmamalı
veya idam edilmemelidir" hükmüdür.
2- İkinci bölüm, özgürlüklere (libertés) ayrılmıştır.
Toplam 14 maddeden oluşan bu bölümde, özgürlük ve güvenlik
hakkı, özel yaşama ve aile yaşamına saygı, kişisel bilgilerin
korunması, evlenme ve aile kurma hakkı, düşünce, vicdan
ve din özgürlüğü, ifade ve haber alma özgürlüğü, toplanma
ve örgütlenme özgürlüğü, ticari faaliyette bulunma özgürlüğü,
mülk edinme özgürlüğü, sığınma hakkı, ihraç, sınır dışı
veya iade etme yasağı gibi konuların yanı sıra sanat ve
bilim özgürlüğü, eğitim hakkı, meslek seçme ve çalışma
hakkı gibi yeni kuşak hak ve özgürlükler bulunmaktadır.
3- Eşitlik konusuna ayrılan 3. Bölüm, toplam 7 maddeden
oluşmakta ve yasa önünde eşitlik, ayrımcılık yasağı, din,
dil ve kültür çeşitliliği, kadın-erkek eşitliği, çocuk
hakları, yaşlıların hakları, engellilerin toplumla bütünleştirilmesi
gibi konular bu bölümde yer almaktadır. Dikkat edilirse
bu konuların hemen hemen tamamının, yeni kuşak hak ve
özgürlükler arasında yer aldığı görülür.
4- Kuşkusuz Şartın en ilginç ve modern bölümü Dayanışma
(solidarité) başlığını taşıyan 4. Bölümüdür. Toplam 12
maddeden oluşan bu bölümde sırasıyla şu konulara yer verilmiştir:
işçilerin işletme içinde bilgi alma ve danışma hakkı,
toplu sözleşme görüşmeleri yapma ve eylem hakkı, işe yerleştirme
hizmetlerinden yararlanma hakkı, haksız işten çıkarmaya
karşı koruma, adil ve hakkaniyete uygun çalışma koşulları,
çocuk işçi çalıştırmanın yasaklanması ve çalışan gençlerin
korunması, aile ve meslek yaşamı, sosyal güvenlik ve sosyal
yardım, sağlık hizmetleri, genel ekonomik konulardaki
hizmetlerden yararlanma, çevrenin korunması ve tüketicinin
korunması. Görüldüğü gibi çevre bir kenara bırakılacak
olursa, bu bölümde yer alan hükümler daha ziyade sosyal
içeriklidir.
5- Şartın getirdiği bir diğer yenilik, Birlik yurttaşlarının
bugüne kadar kurucu antlaşmaların çeşitli hükümlerinde
dağılmış olan haklarını tek bölüm altında toplamış olmasıdır.
Böylece doktrin tarafından da ileri sürülen bu teklif,
projede somut bir çözüme kavuşturulmuştur. Yurttaşların
Hakları başlığını taşıyan bu bölümde şu haklar yer almaktadır:
ikamet şartına bağlı olmaksızın Avrupa Parlamentosu seçimlerinde
ve yerel seçimlerde oy kullanma ve aday olma hakkı, iyi
idare hakkı, belgelere erişme hakkı, Arabulucuya başvurma
hakkı, dolaşım ve ikamet özgürlüğü, diplomatik ve konsolosluk
koruması.
6- Bireylerin etkin bir yargısal korumaya kavuşturulması
konusuyla ilgili hükümler 6. Bölümde Adalet başlığı altında
ele alınmıştır. Toplam 4 maddeden oluşan bu bölümde sırasıyla
etkin yargısal başvuru ve adil yargılanma hakkı, masuniyet
karinesi ve savunma hakkı, cezayı gerektiren suçların
ve cezaların orantılı olması ve yasada tanımlanması, cezayı
gerektiren aynı suçtan iki kere yargılanmama veya cezalandırılmama
gibi konular yer almaktadır.
7- Nihayet 4 maddeden oluşan son bölüm Genel Hükümler
başlığını taşımaktadır. Bu bölümde projenin kapsamı, teminat
altına alınan hakların kapsamı, koruma düzeyi ve hakların
istismar edilmemesi gibi tüm haklara ilişkin yatay hükümler
olarak adlandırılabilecek genel hükümler yer almaktadır.
Şartın taslak içine dahil edilmesiyle Birliğin bir temel
haklar kataloguna sahip olması hedeflenmiştir. Şartın
hükümleri bağlayıcı bir güce sahiptir. Bununla birlikte
bu durumun Birliğin yetkilerinde bir genişlemeye neden
olmaması gerekir.
Birlik kurum ve organları Şartta yer alan haklara riayet
etmekle yükümlüdürler. Aynı yükümlülük Birlik hukukunu
uygulamaya koymaları esnasında üye devletler için de geçerlidir.
Adalet Divanı Şarta riayet edilip edilmediğini kontrolle
görevlendirilmiştir.
Son olarak halihazırdaki antlaşmalar uyarınca Avrupa
Birliğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olma
yetkisinin bulunmadığını belirtmek gerekir. Oysa taslak
bu noktada radikal bir çözüm benimseyerek bu yetkiyi Birliğe
tanımış ve Birliğin söz konusu Sözleşmeye taraf olması
için gerekli girişimleri yapacağını belirtmiştir (md.
I-7/2). Dolayısıyla taslağın benimsediği yaklaşıma göre,
Temel Haklar Şartının Avrupa Birliği Anayasasında yer
alması ve Avrupa Birliğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine
taraf olması birbirinin alternatifi olmayıp tam tersine
birbirinin tamamlayıcısıdır.
C- Ortak Politikalarla İlgili Gelişmeler
Taslağın III. Bölümü ortak politikalara ilişkindir. Bu
bölüm Birliğin ortak politika ve eylemlerini düzenlemekte
olup, halihazırdaki hükümlerin tamamına yakını taslağın
bu bölümünde yer almaktadır.
Bu bölümde şu hususlar dikkati çekmektedir:
Öncelikle taslak, ortak güvenlik ve dış politika, özgürlük,
güvenlik ve adalet alanı, ekonomik ve parasal Birlik gibi
bazı politikaların reformuna özel bir önem vermektedir.
Buna karşılık Birliğin yürüttüğü diğer politikalarla ilgili
olarak taslak önemli değişiklikler içermemektedir.
Taslakta ayrıca Birliğin politikalar çerçevesindeki eyleminin
uyumuna özel bir önem verilmektedir. Bu çerçevede politikaların
tanımı ve uygulamalarında fırsat eşitliği, çevre, tüketicinin
korunması gibi bir takım hususlara dikkat edileceği ifade
edilmektedir.
Son olarak taslak, Birliğin bazı alanlarda faaliyet gösterebilmesi
için yeni olanaklar öngörmektedir. Bu çerçevede aşağıdaki
alanlarda Birliğin gerektiğinde müdahale edebilmesine
olanak sağlayan hukuksal altyapının oluşturulduğunu belirtmek
gerekir:
-Kamu sağlığı (SARS, biyolojik terörizm gibi yurttaşların
güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı)
-Enerji (kamu hizmetine erişimi kolaylaştırmak, ikmal
güvenliğini, yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesini
sağlamak için)
-Sivil savunma (doğa ya da insan kaynaklı afetlerle mücadelede
üye devletlere yardım için)
-Spor (eğitim boyutunun geliştirilmesi ve dopinge karşı
mücadele çabalarının koordinasyonu için).
Bu bölümde son olarak dış ilişkiler alanıyla özgürlük,
güvenlik ve adalet konularına göz atmak yerinde olacaktır.
Öncelikle Birliğin dışarıya yönelik tüm eylemlerinin
-gerek insani, gerek politik gerekse ekonomik- taslağın
III. Bölümünde yer alan V. Başlıkta toplandığını belirtmek
gerekir (12). Bu da kurucu antlaşmaların çeşitli yerlerinde
dağılmış durumda bulunan şu anki düzenlemeye göre daha
düzenli ve uyumlu bir görünüm arz etmektedir.
Dış politika konusunda bir çok konuda oybirliğiyle karar
alınmaya devam edilecektir (md. I-39 ve md. III-196).
Bu nokta taslaktan bu konuda büyük bir ilerleme bekleyenleri
düş kırıklığına uğratmıştır. Dış politika konusunda en
önemli gelişme yukarıda ele alınan Birlik Dışişleri Bakanlığı
makamının ihdas edilmiş olmasıdır. Birlik Dışişleri Bakanı
dış politika konularından üye devletlere yakın temas halinde
çalışacak ve Birliğin 125 değişik ülkedeki diplomatik
temsilcilikleri Birlik Dışişleri Bakanına bağlı olacaktır.
Bu kişi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde de Birlik
adına konuşabilecektir (md. III-192).
Savunma politikası konusunda taslak radikal değişiklikler
içermemektedir. NATO ile rekabete girme ya da bazı ülkelerin
tarafsızlığına son verme gibi durumlar söz konusu değildir
(md. I-40). Ayrıca savunma konusunda Avrupa Silahlanma
Ajansı kurulması taslakta yer almaktadır (md. I-40 ve
md. III-207). Böylece birden fazla ülkenin aynı konuda
vakit ve para harcaması önlenecektir. Terörist saldırı
veya doğal afet durumunda Birliğin müdahale etme olanağı
taslakta yer almaktadır (md. I-40).
Ortak Ticaret Politikası alanında şimdiye kadar neredeyse
hiç rolü olmayan Avrupa Parlamentosunun rolü artırılmıştır.
Böylece Parlamento Konseyle neredeyse eşit konuma gelmiştir
(md. III-212).
Taslakta insani yardım politikasıyla ilgili düzenleme
hükmü yer almakta ve bu politikanın uluslararası insani
yardım hukuku kurallarına bağlı olacağı belirtilmektedir
(md. III-188 ve md. III-218).
Dışa yönelik son konu Birliğin üçüncü ülke ya da örgütlerle
uluslararası anlaşma yapmasıdır. Taslakta yer alan düzenlemeye
göre Komisyon ya da Birlik Dışişleri Bakanı görüşmeleri
yürütecek, Konsey Avrupa Parlamentosuyla birlikte anlaşmayı
sonuçlandıracaktır (md. III-220 ila 223).
Özgürlük, güvenlik ve adalet alanıyla ilgili olarak taslağın
getirdiği en önemli değişiklik III. sütunu kaldırmış olmasıdır.
Bunun yerine Birliğin tüm politikaları (II. ve III. sütunlar
da dahil olmak üzere) tek bir çatı altında toplanmış ve
karar prosedürlerinin daha demokratik, etkin ve saydam
hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bu çerçevede üye devletlerin
dörtte biri tarafından sunulan bir teklif Komisyonun teklifiyle
aynı niteliğe sahiptir. Diğer bir deyişle taslakta da
Komisyon teklif yetkisini üye devletlerle paylaşmaktadır.
Aynı biçimde III. sütun çerçevesinde oybirliği yerini
büyük ölçüde nitelikli çoğunluğa bırakmıştır.
Diğer yandan III. sütunla ilgili olarak kurumsal anlamda
da bir takım değişiklikler öngörülmüştür. Bu noktada şu
anki durumda neredeyse hiç rolü olmayan Avrupa Parlamentosu
Konseyle ortak karar organı haline getirilmiştir. Bunun
yanı sıra Adalet Divanının yargı yetkisine ilişkin kısıtlamalar
kaldırılmış, Adalet Divanı III. sütun çerçevesinde kabul
edilen tüm kararlar üzerinde yargısal kontrol yetkisine
kavuşmuştur.
Kurumsal konuların dışında III. sütunda şu noktalarda
da bir takım değişiklikler öngörülmüştür:
Öncelikle Birliğin, tek bir mülteci statüsünü ve ortak
iltica prosedürünü içeren bir ortak iltica politikası
olması fikri taslakta açıkça yer almaktadır (md. III-161).
Dolayısıyla iltica konusunda halen yürürlükte olan minimum
kuralların belirlenmesi yaklaşımı bir kenara bırakılmıştır.
Aynı biçimde taslak şu anki durumdan farklı olarak Birliğin
göç konusunda ortak bir politikasının olması fikrine açıkça
yer vermiştir (md. III-163).
Taslakta sayılan terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı, insan
ticareti, ırkçılık, Yahudi düşmanlığı, çocukların cinsel
sömürüsü, çevreye karşı işlenen suçlar gibi ciddi ve sınır
aşan suçlar için Konsey ve Avrupa Parlamentosu tarafından
tanımlar ve yaptırımlar kabul edilebilecektir (md. III-167).
Ceza usulü, mağdurların hakları gibi konularda çerçeve
yasaların kabul edilebilmesi ve sınıraşan suç faillerinin
takibatı ve soruşturulması için Avrupa Savcılığının kurulabilmesi
olanağı (üye devletler tarafından oybirliğiyle alınacak
bir kararla, md. III-170) taslakta ceza hukukuyla ilgili
diğer yenilikleri oluşturmaktadır (md. III-166).
Ayrıca adalete erişim konusunda (Medeni Hukuk alanında)
Konsey ve Avrupa Parlamentosu birlikte yasa veya çerçeve-yasa
kabul edebilecektir (III-165).
Son olarak Avrupa Polis Teşkilatının (Europol) hem Avrupa
Parlamentosunun hem de ulusal parlamentoların kontrolüne
tabi kılındığını belirtmek gerekir (md. III-155 ve III-172)
Taslak güçlendirilmiş işbirliği konusunda da sessiz kalmamış,
üye devletlerden üçte birinin katılımıyla güçlendirilmiş
işbirliği yoluna gidilebileceğini düzenlemiştir (md. I-43).
D- Genel Hükümler
Taslağın bu bölümü Avrupa Birliği'nin hukuksal devamı
konusunu açık hükme bağlamaktadır. Zira yukarıda da belirtildiği
gibi, taslak AT-AB ayrımını ve 3 sütunlu yapıyı kaldırmaktadır.
Bu durumda ister istemez hukuksal olarak AT ve AB antlaşmalarının
devamı sorunu ortaya çıkmaktadır. Taslağın IV-2 maddesi
bu konuyu çözüme kavuşturmuştur.
Bu bölümde ele alınan bir diğer konu, Anayasanın kabul
ve revizyon prosedürleridir. Taslakta yer alan düzenleme
(md. IV-6/4), Anayasanın tüm üye devletler tarafından
onaylanması ilkesinden hareket etmektedir. Anayasanın
üye devlet temsilcileri tarafından imzalanmasının ardından
2 yıl içinde üye devletlerin sadece beşte dördü tarafından
onaylanırsa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi konuyu
görüşecektir.
Anayasanın sonraki revizyonları ise sınırlı kapsamdaki
değişiklikler hariç, bir Kurultay tarafından hazırlanacaktır
(md. IV-6/2). Bu Kurultay konsensüsle kararlaştıracağı
tavsiyeyi Hükümetlerarası Konferansa sunacaktır. Anayasada
yapılan değişiklikler üye devletlerin iç hukuk prosedürlerine
göre onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir. Dolayısıyla
revizyon prosedürüyle ilgili olarak taslak Kurultay modelinin
dışında bir değişiklik getirmemektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
AB Anayasa taslağının getirdiği değişikliklerin ayrıntılı
bir biçimde ele alındığı bu çalışmayı, taslağın artı ve
eksileri üzerine genel bir değerlendirme yaparak bitirmek
yerinde olacaktır (13).
Öncelikle Temel Haklar Şartının Anayasa taslağına dahil
edilmiş olması taslağın en büyük artısı olarak değerlendirilmelidir.
Bu nokta bir yandan temel hakların korunmasına ve Birlik
yurttaşlığının gelişmesine katkıda bulunacak; diğer yandan
uluslararası alanda AB'ne daha etkin bir rol oynama olanağı
sağlayacaktır.
Ayrıca AB antlaşmasındaki 3 sütunlu yapının Anayasa taslağında
yer almaması ve AT ve AB ayrımının kaldırılmış olması
Kurultayın sağladığı bir diğer büyük başarıdır. Böylece
3 sütunlu yapıdaki karmaşıklık ortadan kaldırılmış, Birliğin
işleyişi daha basit ve saydam hale getirilmiştir.
Bunun yanı sıra bazı istisnalar dışında Birlik yasalarının
kabulü için gerekli prosedür genelleştirilmiştir. Bu da
gene Birliğin saydamlığını ve demokratik meşruiyetini
güçlendirici bir etki yaratacaktır.
Bir diğer önemli nokta Birliğin ve üye devletlerin karşılıklı
yetkilerinin açık bir biçimde belirlenmiş olmasıdır. Bu
da gene yurttaşlara Birliğin ve üye devletlerin karşılıklı
yetkilerini daha iyi ayırt etme olanağı sunacaktır.
Son olarak II. ve III. sütunla ilgili gelişmeleri ele
almak yerinde olacaktır: II. sütunla ilgili getirilen
yeni hükümler, ihdas edilen Birlik Dışişleri Bakanlığı
makamı ile birlikte ele alındığında Birliğin uluslararası
alanda daha belirgin bir rol oynamasına katkıda bulunacaktır.
Bu da şimdiye kadar AB'ne bu konuda yöneltilen eleştirileri
bir miktar olsun azaltacaktır. Aynı biçimde savunma alanında
getirilen yeni hükümler Birliğin askeri kapasitesinin
iyileştirilmesine katkıda bulunacak ve isteyen üye devletlere
bu alandaki işbirliğine katılma olanağı sağlayacaktır.
III. sütunla ilgili olarak da taslakla sağlanan gelişmelerin,
bu alana Topluluk metodunun ve karar alma mekanizmalarının
uygulanabilmesine olanak sağlayacağını belirtmek gerekir.
Yukarıda ele alınan artıların yanı sıra Anayasa taslağında
bir takım eksilerin bulunduğunu da belirtmek gerekir.
Bu noktaları şöyle sıralamak mümkündür:
Öncelikle Anayasa taslağına yöneltilebilecek en ciddi
eleştiri kurumsal dengeyi gözetmemiş olması ve kurumların
rollerini açık bir biçimde belirlememiş olması noktasında
yoğunlaşmaktadır. Bir yandan yukarıda değinildiği gibi
Komisyonda 2 farklı tür Komiserlik bulunması (yani her
üye devletten bir Komiser bulunmasına karşılık yalnızca
15 Komiserin oy hakkına sahip olması) Komisyonun işleyişini
zayıflatma riskini beraberinde getirmektedir. Diğer yandan
2,5 yıllık süre için seçilecek Devlet ve Hükümet Başkanları
Konseyi Başkanı haliyle dönem başkanlığı sisteminden daha
sürekli ve ağır bir makamda bulunacaktır. Bu da gene kurumlar
arası dengeyi Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi lehine
bozacak bir durumdur. Dahası bu durumda Komisyon Başkanı
varken Devlet ve Hükümet Başkanları seviyesinde neden
böylesine önemli bir makamın yaratıldığı, ileride Devlet
ve Hükümet Başkanları Konseyi Başkanı'nın Komisyon Başkanıyla
ister istemez aynı rolleri paylaşma riskinin ortaya çıkıp
çıkmayacağı sorgulanabilir. Ayrıca Devlet ve Hükümet Başkanları
Konseyi Başkanı'nın sorumluluğu konusu taslakta net olarak
yer almamaktadır.
Bunun yanı sıra nitelikli çoğunlukla karar almanın alanı
şu anki duruma göre genişletilmiş olmasına rağmen, bu
durum 30 üyeli bir Birlikte karar alma sürecinin rahat
işleyebilmesi için yeterli değildir. İdeal olan Komisyon'un
da belirttiği gibi oybirliğinin tamamen kaldırılmasıdır
(14).
Kurumsal mekanizmayla ilgili eksiklerin dışında Anayasa
taslağı üye devletlerin onayına tabi olmayan ve oybirliğini
gerektirmeyen bir değişiklik prosedürünü öngörmemiş olmasıyla
da eleştirilmektedir. Oysa Anayasa taslağındaki bir takım
hükümler için bu tür basit bir değişiklik prosedürü öngörülebilirdi.
Ayrıca taslakta ekonomik yönetişim ve Euro'nun dış temsiliyle
ilgili ilerlemeler yeterli görülmemektedir. Oysa aynı
paraya sahip üye devletlerin aralarında Topluluk metotlarını
kullanarak karar verebilmeleri gerekirdi.
Son olarak taslağın ortak politikalara ayrılan III. bölümüyle
ilgili olarak da bir takım iyileştirmelerin yapılabileceği
Komisyon tarafından ifade edilmektedir (15). Tabi bu konudaki
yetersizlik de Kurultaya ayrılan sürenin kısalığıyla yakından
ilgilidir.
Yukarıda artı ve eksileri değerlendirilen Anayasa taslağı
ile kurucu antlaşmaların revizyon sürecinin başladığını
söylemek yanlış olmaz. Bu süreçte önümüzdeki gelişmeleri
kısaca şu biçimde özetlemek mümkündür:
Ekim 2003'te Hükümetlerarası Konferans'ın (HAK) toplanması
(16) ve HAK'ın çalışmalarını Mart 2004 dolaylarında bitirmesi
planlanmaktadır. AB Anayasasını oluşturacak antlaşmanın
yeni üyelerin katılım tarihi olan 1 Mayıs 2004'ten hemen
sonra imzalanması, imzalanan bu antlaşmanın üye devletler
tarafından onaylanarak 2006 yılında yürürlüğe girmesi
beklenmektedir. Bu süreçte beklenen en olumlu gelişme
Kurultay tarafından oluşturulan metindeki standardın altına
inilmemesi, tam tersine zayıf noktaların daha da takviye
edilmesidir. Ancak bu tür gelişmenin yaşanıp yaşanmayacağını,
Birliğin önümüzdeki yıllarda ne tür bir gelişme izleyeceğini
zaman bize gösterecektir.
------------------------------------------------------------------------------------
1. Bu çalışma aşağıdaki belgelerden hareketle kaleme
alınmıştır :
- Commission européenne, Secrétariat Général, Task Force
Avenir de l'Union et questions institutionnelles, "
Le Projet de Constitution : guide du citoyen "
(europa.eu.int/futurum/comm/documents/guidecitoyen_fr.pdf)
(erişim tarihi, 07.07.2003)
-Commission européenne, " La Convention européenne
sur l'avenir de l'Union ", note d'information, (europa.eu.int/futurum/comm/documents/note_fr.pdf)
(erişim tarihi, 23.06.2003)
- Commission européenne, " Convention sur l'avenir
de l'Europe : Projet de traité constitutionnel, Declaration
de la Commission ", Bruxelles, IP/03/836, 13 juin
2003
(www.europa.eu.int/rapid/start/cgi) (erişim tarihi, 23.06.2003)
-La Convention Européenne, " Projet de Traité instituant
une Constitution pour l'Europe ", CONV 820/03, Bruxelles,
le 20 juin 2003, (http://european-convention.eu.int/docs/Treaty/cv00820-re01.fr03.pdf)
(erişim tarihi, 23.06.2003)
-La Convention Européenne, " Projet de Constitution,
Volume II ", CONV 836/03, Bruxelles, le 27 juin 2003,
(http://european-convention.eu.int/docs/Treaty/cv00836.fr03.pdf)
(erişim tarihi, 29.06.2003)
Anayasa taslağı üzerine daha ayrıntılı bilgi edinmek için
aşağıdaki web sitelerine bkz :
-http://european-convention.eu.int (Kurultayın web sayfası)
-http://europa.eu.int/futurum/forum convention/index fr.htm
(Forumun web sayfası)
-http://europa.eu.int/futurum/index fr.htm (Forumun kamuya
açık tartışma sitesi).
2. Temel Haklar Şartı'nın türkçe metni için bkz, Güncel
Haber, Ekim 2000 sayısı eki. Fransızca metin için bkz,
Revue de Droit de l'union européenne, sayı 3/2000, s.
705. Bu konuda ayrıca bkz, J. Dutheil de la Rochère, ''La
Convention sur la charte des droits fondamentaux et le
processus de construction européenne'', Revue du Marché
Commun et de l'Union européenne (RMCUE), sayı 437, Avril
2000, s. 223 ; A. Vitorino, "La Charte des Droits
Fondamentaux de l'Union européenne", Revue de Droit
de l'union européenne, sayı 3/2000, s. 501 ; N.F. Sola,
"A quelle nécessité juridique répond la négociation
d'une Charte des Droits Fondamentaux de l'Union européenne",
Revue du Marché Commun et de l'Union européenne (RMCUE),
sayı 442, Ekim 2000, s. 596 ; Présidium de la Convention,
"Comment la Charte a été élaborée- Sources des droits
et des libertés", (europa.eu.int), s.1. Temel Haklar
Şartının hazırlanması esnasında Kurultaya sunulan tüm
yazılı dokümanlar http://db.consilium.eu.int/df adresinde
yer almaktadır.
3. Bu deklarasyonun tam metni için bkz,
http://europa.eu.int/comm/laeken_council/index_fr.htm
4. Avrupa Birliği Anayasası konusu doktrinde de yıllardan
beri tartışılmaktadır. Bu konuda bkz, K. Lenaerts&
P. Van Nuffel, Constitutionnal Law of the European Union,
Sweet&Maxwell, London, 1999 ; J. Gekrath, L'émergence
d'un droit constitutionnel pour l'Europe, ULB, Bruxelles,
1997.
5. Bu üyelerin yedekleri de mevcuttur.
6. Bu sitenin adresi " http://europa.eu.int/futurum/forum
convention " biçimindedir.
7. Bununla birlikte yapılan anketlerde yurttaşların Kurultay
çalışmaları konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıkları
yapılan bir anket sonucu ortaya çıkmıştır. Bkz, Eurobarèmetre,
" Les citoyens se déclarent favorables à la constitution,
mais connaissent mal la Convention ", IP/03/850,
Bruxelles, 17 juin 3002 (europa.eu.int/futurum/documents/press/pr170603_fr.pdf)
(erişim tarihi 10.07.2003)
8. Bu raporlara örnek olarak bkz, " Rénover la méthode
communautaire " başlıklı 5 Aralık 2001 tarihli bildiri,
COM (2001) 727 ; " Un projet pour l'Union européenne
", başlıklı 22 Mayıs 2002 tarihli katkı, COM (2002)
247 final. Ayrıca Komisyon 5 Aralık 2002 tarihinde kurumsal
yapı üzerine bir bildiri yayınlamıştır. Bkz, COM (2002)
728 numaralı doküman. Son olarak uzman kişilerden oluşan
ve " Groupe Pénélope " adı verilen bir gruba,
Komisyonu Kurultay'da temsil eden M. Barbier ve A. Vitorino'nun
isteği üzerine bir proje hazırlatıldığını belirtmek gerekir
(bu projenin tam metnine sanal ortamda ulaşmak için bkz,
europa.eu.int/futurum/docinstcomm_fr.htm). Bu proje daha
ziyade o sırada devam eden Kurultay çalışmalarına teknik
bir katkı olarak düşünülmüştür.
9. Bu yaklaşım taslağa damgasını vuran devletler ve halklar
birliği yaklaşımını gayet güzel bir biçimde göstermektedir.
Bu prosedürde de çifte meşruiyet durumu sözkonusudur.
Konseyin meşruiyeti devletlere, Parlamentonun meşruiyeti
ise halklara dayanmaktadır.
10. Bu sisteme göre üye devletler küçüklük ya da büyüklüklerine
bakılmaksızın eşit olarak değerlendirilmekte ve coğrafi
bir dağılım gözetilerek üye devletler arası dönerli bir
sistem uygulanmaktadır.
11. Bu yönüyle Şart, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden
daha geniş bir içeriğe sahiptir.
12. Dolayısıyla II. sütun kaldırılmıştır.
13. Bu çerçevede bkz, Commission européenne, " Convention
sur l'avenir de l'Europe : Projet de traité constitutionnel,
Declaration de la Commission ", op cit.
14. ibid.
15. ibid.
16. Nice Antlaşmasına ekli 23 numaralı Deklarasyonda Hükümetlerarası
Konferans'ın 2004'te toplanacağı ifade edilmekteydi. Ancak
son gelişmelerden, bu Konferans'ın toplanmasının biraz
erkene (Ekim 2003'e) alındığı ve 15 Haziran 2004'te yapılacak
Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce Hükümetlerarası
Konferans çalışmalarının bitmesinin ve yeni antlaşmanın
imzalanmasının planladığı anlaşılmaktadır.