İçinde yaşadığımız çağda, bir taraftan "parçalanmışlık",
"hiper-bireysellik" ve artan "yalnızlaşma"
yaşanırken, diğer taraftan da "postmodern
kabileleşme" olarak adlandırılan bir
tür cemaatleşmeye yönelik ilginin artışına
tanık olunmaktadır.
Post-endüstriyel çağın teknolojik altyapısını
oluşturan "enformasyon-iletişim teknolojileri"
(ve özellikle de bunların içerisinde internet/web),
daha önce tarihte hiç tanık olunmamış tarzda,
"yeni tür ilişkiler"i ve "sanal
cemaatler"i (virtual communities) gündeme
getirdi. American online ya da WELL örneklerinde
görüldüğü gibi, bu "cemaatler"in
(communities) üyeleri, daha şimdiden milyonlarla
ifade edilmeye başlanmıştır.
Aslında "modern insan"a ilişkin
en büyük vurgu, onun "tek başına"lığınadır.
Jung'un deyimiyle, bu özellik onu, daha bilinçliliğe
doğru atmış olduğu adımda, kitle insanı ile
mistik katılımdan ve ortak bilinç dışına dalma
tehlikesinden uzaklaştırır. Modern insan,
"sorgu" ve "şüphe" altındadır;
Ortaçağ insanının metafizik kesinliklerinin
hepsini bitirmiştir ve derin bir "belirsizlik"
içerisinde, öldürücü bir şokun acısını çekmektedir.
Peter Le Burger'a göre, modern dünyada ana
özellik teknolojik üretim haline gelmiştir.
Modernleşme ile bağlantılı her şeyin, temel
sebebi, teknoloji tarafından dünyanın dönüştürülmesidir.
Artık hiçbir şey güvende değildir ve hiçbir
şey kutsal değildir. Bilimde, teknolojide
ve ekonomideki gelişmeler, geleneksel bakış
açısını aşındırmıştır. Teknolojinin getirdiği
yüksek hayat standardı, cemaatlerin çözülmesine
ve yeni tür bireyciliğin yükselmesine yol
açmıştır. Kişinin kendi öz çıkarı, gruptan
daha önemli hale gelmiştir. Şehir yaşamı ve
ekonomik gelişmeler, bireyciliği ve izolasyonu
güçlendirmiştir. Modern insan Burger'a göre
"yurtsuzluk acısı" çekmektedir (Morley,
Robins, s. 124; Rose, P. Burger vd., s.34-52).
Geçtiğimiz yüzyılda, Tocqueville'in (s.266)
uzak görüşlülükle "Amerika'da Demokrasi"
kitabında belirttiği şekilde, yabancılaşmış
bu insan "yurttaşlarıyla birlikte yaşar
ama onları göremez, onlara dokunur ama onları
hissetmez, kendi içinde ve yalnız kendisi
için varlığını sürdürür" hale gelmiştir.
20. yüzyıl, modern insanın yurtsuzluk acısının
doruk noktasına çıktığı ve cemaat kavramının
en çok saldırıya uğradığı yüzyıl olmuştur.
Cemaat ilişkilerinin temelini oluşturan bağlar,
modernleşme sürecine paralel bir şekilde çözülmüş,
Sennet'in (1996) ünlü çalışmasında vurguladığı
şekilde, "kamusal alan" sürekli
daraltılmıştır.
Gemeinshaft'tan Gesellshaft'a
Geleneksel/coğrafi cemaat kavramı konusunda
çalışmaları en fazla tanınan sosyolog Tönnies
olmuştur. Tönnies'e göre, modern/endüstriyel
toplumların gelişimine paralel olarak "gemeinshaft"
(cemaat) ilişkileri yerini "gesellshaft"a
(toplum/society) bırakacaktır.
Gemeinshaft, pre-endüstriyel toplumlara özgü
toplumsal ilişkiler ağıdır. Burada ortak geçmiş
yaşam tecrübelerine sahip insanlar, bir cemaat
duygusunu birlikte yaşarlar. Bu ilişkiler
içinde toplumsal ilişkiler "samimi"dir.
"Dayanışma ruhu" ve "Ortak
bir irade"nin mevcudiyeti söz konusudur.
Aile hayatı esastır. Köy topluluğu kendini
geniş bir aile olarak hisseder. Miras alınan
statüler söz konusudur. Gemeinshaft, durağan
bir toplumdur; dolayısıyla toplumsal değişme
sınırlıdır. Güçlü bir dayanışma ruhu mevcuttur.
Görevler ve sosyal ilişkiler birbirinden ayrılamaz.
Buna karşılık Gesellshaft tipinde, ilişkiler,
hukuk, sözleşme, kamuoyu, para ekonomisi ve
rasyonellik öne geçer. Mekana bağlılık azalır.
Kişisel çıkar öncelik kazanır. Özel yaşam
değerli hale gelir. Kent tipik bir Gesellshaft'tır.(Tönnies
ve Skidmore, s.168-169). Modernleşme sürecine
paralel olarak, Gemeinshaft yerini Gesellshaft'a
bırakmıştır. Ancak modern dünyada gerileyen
"cemaat", post-endüstriyel sürecine
paralel olarak yeniden gündeme gelmiştir.
Cemaat Ya Da Yıkıcı Gemeinshaft
Her ne kadar, Tönnies'in "Gemeinshaft"ı
iyi tanımlanmış, sınırları belirli bir kavram
olsa da, sosyoloji literatüründe sık sık kullanılan
cemaat kavramı, oldukça belirsizdir. O komşuluktan
ulusa kadar geniş alandaki gruplar için, söz
konusudur. Kişisel düzeyden mesleki düzeye
kadar uzanan bir dayanışmayı ifade eder. Cemaat
belli bir amaca yönelik olabileceği gibi aksi
de olabilir. Dayanışma cemaatin bir karakteristiğidir.
Ancak cemaatler sadece dayanışmacı değil,
rekabetçi de olabilirler. Cemaatler ortak
fikirler, algılar ve anlayışlar üzerine kurulur
(Smith).
Colley, her normal insanın, cemaate doğal
bir yakınlık eğilimi içerişsinde olduğunu
belirtir. Ona göre, cemaatlerin oluşmasını
engelleyen en önemli faktör, ölçek sorunundan
ziyade, örgütlenmedir. Bunun için ise, en
önemli sorun iletişimdir. Zira iletişim olmaksızın
toplumsal ilişkileri örgütleyecek eylemin
de olması mümkün değildir. Bu ilişkinin yakın
doğası en iyi cemaat (community) ve iletişim
(communication), sözcüklerinde kendini gösterir.
Her iki sözcük de ortaklık (common) ifade
eden, communis sözcüğünden gelir (Fernback&Thamson).
Geleneksel/coğrafi cemaatin özü, "mekan"
ve "cemaat duygusu"dur. O, daima
bir toprak parçasını kaplar. Cemaatin üyeleri
yeryüzünde belirli bir yeri birlikte işgal
ederler. Cemaatlerin çoğu yerleşikliğin ve
güçlü bir dayanışma bağı oluşturan mekanlarının
koşullarından oluşurlar. İletişim kolaylıklarının
yayılması ile modern dünyada bu bağ nispeten
zayıflamıştır. İletişimin yaygınlaşması mekanın
önemini tümüyle ortadan kaldırmaksızın, cemaatin
boyutlarını genişletmiştir. Ortak bir yaşam
alanı olan cemaat; ortak hayat tarzından "haberdarlık"
ile birlikte bulunur. (MacIver ve Page, s.15-6).
Bir diğer ifadeyle, belli çıkarların ve değerlerin
paylaşımı, insanların birbirine özen göstermesi,
ortak moral değerlerin mevcudiyeti, işbirliği,
iletişim, süreklilik, istikrar, birbirine
bağlılık, karşılıklı sorumluluk, cemaatin
en önemli unsurları arasındadır. Cemaatin
temelinde "yetersizlik ilkesi"nin
yaratmış olduğu, bir birliktelik söz konusudur.
Başarılı cemaatleri, bireysel farkları azaltarak,
itaati, sadakati ve sevgi bağını test eden
topluluklarıdır. Bağları muhafaza etmek için
bazı risklere ortak göğüs gerilirken, kolektif
yararlar da, birlikte paylaşılır (Scime;Smith;Blanchot,
s.14).
Cemaat kimliği, en basit şekilde, savaş ya
da doğal felaket gibi nedenlerle bir grubun
yaşamının tehdit edilmesi durumunda oluşur.
Bu tehdit karşısında insanlar, kolektif eylem
içerisine girerken, kendilerini birbirine
yakın hissetmeleri gibi, onları sıkı sıkıya
bağlayacak imgeler ararlar. Kolektif imgeyi
besleyen, kolektif eylem; bu ittifak, yunan
politik düşüncesindeki ideallerden 18.yüzyıl
kahvehane ve tiyatrolarındaki konuşmalara
kadar uzanır. Karşılıklı konuşmalar insanlara
bir araya gelerek bir "kamu" oluşturdukları
hissini verir. Genelde güçlü bir kamusal yaşamı
olan bu toplumdaki "cemaat duygusu"
ortak eylemin yarattığı bu birlikten ve paylaşılan
bir "kolektif benlik" duygusundan
doğar (Sennet, s.179).
Geleneksel cemaatin Sennet'in Drayfus davası
(s.300-13) örneğinden hareketle "yıkıcı
gemeinshaft" dediği bir tarafı da vardır.
Cemaat duygusu, bir anlamda "öteki"
ni dışlayarak gerçekleştirilen bağlılıktır.
Bireysellik ve farklılıklar büyük ölçüde bu
tarz cemaatler içerisinde ortadan kaldırılır.
Gerçek veya hayali düşmanlar yaratılır. Özellikle
cepheleşmeyle oluşturulan cemaatte iki rakip
taraf olmalıdır. Sizin ve kardeşinizin ancak
ortak düşmanınız olursa gerçek kardeşlik ruhunu
hissedebilirsiniz.
Oysa günümüzün post modern kabileleri olarak
adlandırabileceğimiz "sanal cemaatler"
için aynı durumdan bahsetmek pek mümkün değil.
Günümüzün enformasyon elitleri, İnternet gibi
enformasyon ve iletişim teknolojileri sayesinde
"yeni tür cemaatler" denilen bu
toplulukların geçmişi bir kültürel dönüşümden
bahsedilemeyecek kadar yenidir. Bu oluşumların
kökleri 1969 yılındaki ARPANET teknolojisine
dayansa da, bu dönüşümün teknolojik altyapısını
oluşturan Web'in popülerlik kazanması ancak
1990'lı yıllarda olmuştur. Bu tarihten önceki
yıllarda, bu Web'de bir araya gelen insanların
sayısı son derece sınırlı kalmıştır. Çoğunluğu
bilgisayar operatörlerinden oluşan bu enformasyon
elitleri sanal cemaatlerin ilk işaretlerini
vermişlerdir.
"Sanal Cemaat" Kavramı
Sanal cemaat kavramı insan ve teknolojinin
şaşırtıcı bir biçimde bir araya gelmesinden
doğmuştur. Aynı anda her yerde bulunan bilgisayar
networklerinin, fiziki mekandan bağımsız,
milyonlarca insanın "siberuzay"da
bir araya getirmesiyle oluşmuştur. Sanal cemaatlerin
en çok kabul gören tanımı, kendisinin bir
internet bağımlısı olarak değerlendiren ve
birden fazla sanal cemaatin kurulmasında ve
sürdürülmesinde birinci derecede rol alan
Howard Rheingold'a aittir. Rheingold aynı
zamanda bu alanda en çok tanınan kitaplardan
birisinin yazarıdır. Ona göre sanal cemaatler;
kişisel ilişkiler ağının yaratılması için
yeterli sayıda insan bir araya geldiğinde
networkler (internet) vasıtası ile yaratılan
sosyal gruplardır.
Sanal cemaatlerde geleneksel cemaatlerde olduğu
gibi, coğrafi/fiziki bir mekandan bahsetmek
mümkündür. Sanal cemaatlerin mekanı "siberuzay"
(cyberspace) kavramı, bilim-kurgu roman yazarı
olan Gibson'a (s.6) aittir. Ona göre siberuzay:
"her ulustan milyonlarca yasal kullanıcının
matematiksel kavramları öğrenen çocukların
her gün yaşadığı anlaşmalı halüsinasyon"dur.
Gibson'un Neuromancer'ın da bir bilim-kurgu
romanı olarak doğan siber-uzay bugün sayıları
yüz milyonları bulan internet kullanıcılarının
bir araya geldiği yer anlamında kullanılmaktadır.
Rheingold'un da belirttiği şekilde sanal
cemaatlerde insanlar, espri , bilimsel tartışma,
ticaret ve planlar yaparlar... Duygusal ilişkileri
paylaşırlar... Beyin fırtınası, dedikodu ve
düşmanlık yaparlar... Aşık olur, arkadaş bulur
ve onları kaybederler... Oyun oynar, flört
ederler... Sanatla uğraşırlar veya amaçsız
dolaşırlar. Sanal cemaatlerde insanlar, vücutlarını
geride bırakarak, gerçek hayatta ne yapıyorlarsa
onu yaparlar. Çünkü sanal dünyada kimse öpülemez
ya da kimse bir başkasının burnuna yumruk
indiremez, fakat bu sınırlar içinde çok şeyi
mümkündür. Bir çok insan için, sanal dünyanın
çeşitliliği ve kültürel zenginliği büyük bir
çekiciliğe sahiptir. Sanal cemaatler içinde,
kitap satın alınabilir, basılmamış akademik
yayınların elektronik versiyonlarına ulaşılabilir,
toplantı düzenlenebilir ve psikoterapi yeri
olarak kullanılabilir.
Sanal dünyanın en önemli mimarı olan, Bill
Gates'e göre Web'in insan ilişkileri geliştirici
yönlerinden en güçlüsü aynı şekilde düşünen
insanları, zaman ve coğrafya dilimlerine bağlı
kalmadan bir araya getirmesidir. Heyecanlı
oyunculardan bir grup oluşturmak ya da sizinle
aynı siyasi görüşü paylaşan insanlarla gündelik
konularda tartışmak veya dünya üzerinde yayılmış
ırkdaşlarınızla teması sürdürmek istiyorsanız
web de bundan kolay bir şey yoktur. Yine doğduğunuz
kentte olup bitenleri öğrenmek için de web
den yararlanabilirsiniz. Web dünya üzerindeki
cemaatlere katılmanızı ve kendi bölgenizdeki
ilişkilerinizi güçlendirmenizi sağlıyor.
Öte yandan geniş bantlı kablo döşenen yerlerin
hepsi, büyük yerleşim birimi değildir. Örneğin,
Fransa'da 12.000 kişilik küçük bir kasaba
olan Parthenay'da Avrupa IMAGINE çerçevesinde
vatandaşlar toptan gıda malzemesi ısmarlamak
gibi işlerinde Web'i kullanmaktalar. Fransız
aileleri hala Cumartesi günleri pazara geliyor;
ancak, bu kez daha çok özel şeyler almak için
küçük bir sepet taşıyorlar, böylece pazara
gitmek toplumsal bir faaliyete dönüşüyor.
Online çalışan Filozoflar Kahvesi fıkra tartışmalarını
desteklemektedir; büyük baş hayvan yetiştiricileri,
her Çarşamba chat (sohbet) odasına gelerek
ortak sorunlarını görüşmektedirler. (Gates,
s.139-141).
Muhalifler ve Taraftarlar:"Sahte Cemaatler"
Mi?
Sanal cemaatlerin günümüzde taraftarları
olduğu kadar muhalifleri de vardır. Muhaliflere
göre sanal cemaatler, "sahte cemaatlerdir"
(pseudo-comminity) ; samimiyetten uzaktır.
(1) Sanal cemaat kavramına daha eleştirel
yaklaşan bu gruba göre, bu tarz ilişkilerin
yaygınlaşması, insanların gerçek yaşamdaki
ilişkilerini başka istikametlere yönlendirir.
Dolayısıyla gerçek yaşamdaki ilişkileri yoksullaştırır
(Ryan, s.1167).
Sanal cemaatler, insanların son derece değerli
olan zamanını, ailelerinden ve dış etkinliklerinden
çalmaktadır (Matcalfe, s.109). Yine muhaliflere
göre, bu cemaatlerde "güvenilirlik"
son derece azdır ve sanal topluluklar "yabancılaşma"yı
artırabilir. Yüz yüze ilişkinin olmadığı siberuzayda
insanlar, birbirlerine karşı gerçek taahhütlere
sahip değillerdir. Ayrıca bazı firmalar, online
iletişimin, kurum içerisindeki toplumsal ilişkileri
zayıflatacağı gerekçesiyle, firma içerisinde
e-mail kullanımını dahi sınırlamak yoluna
gitmektedirler.
Ancak birçoklarına göre bu kaygılar temelsizdir
(Ryan, s.1167). Örneğin yapılan bazı çalışmalara
göre, İnternet kullanımı, insanların fiziki
dünyadaki ilişkilerinden ziyade TV'den zaman
çalmaktadır. Samimiyetten uzaklık konusunda
ise, sıkça vurgulanan, gerçek dünyada olmayan
samimiyetin, sanal dünyada da tesis edilemeyeceği
şeklindedir.
Rheingold gibi sanal cemaatlerin en sıkı
savunucuları, sanal dünyada da cemaatlerin
olabileceğini iddia etmektedirler. Özellikle
bir çok insanın dışarıya çıkmaya korkar hale
geldiği bir çok ülkede, sanal cemaatlerin
önemini mevcut sanal cemaatleri ortadan kaldırdığımızda
daha iyi anlayacağımızı savunuyor. Ona göre,
bugün sanal dayanışmanın ortadan kaldırılması
halinde belli hastalıklar artacaktır. Özellikle
özürlüler, sakatlar ve yaşlılar için sanal
cemaatler yeni iletişim alanlarıdır.
Sanal cemaatler taraftarları sık sık insanların
sanal ortamda, gerçek dünyada yapabilecekleri
her şeyi yapmalarının mümkün olduğunu vurgulamaktadır.
Öte yandan İnternet kullanımına baktığımızda,
insanların çok büyük bir bölümünün onu chat
(sohbet) yani toplumsal ilişki için kullandıklarına
tanık oluyoruz. Bir diğer ifade ile insanlar
siberuzayda enformasyondan ziyade toplumsal
ilişki aramaktalar. Ancak fiziki dünyada insanların
kimlikleri ve yerleri bilinmektedir; onlar
sabittir ve görseldir. Oysa siberuzayda, herkes
karanlıktadır. Dolayısıyla bu cemaatlerin
üyelerinin bağlılıkları gerçek de olabilir,
sahte de olabilir.
Öte yandan sanal ortamda tanışan insanlar,
fiziki dünyada da bir araya gelerek ilişkilerini
sürdürebilirler. Nitekim bu çalışmanın hazırlanması
sürecinde, konuya ilişkin görüşmeler yaptığımız,
çok sayıda farklı ülkeden İnternet kullanıcısı,
sanal ilişkileri, fiziki dünyada bir araya
gelmek istedikleri insanlarla bir tanışma
yeri olarak kullandıklarını belirtmişlerdir.
Bazıları da bu ilişkileri geçmişteki mektup
arkadaşlığı şeklinde değerlendirmişlerdir.
Yine örneğin Bursa'da İnternet'te tanışan
gençlerin, futbol maçı yapmak için fiziki
dünyada bir araya gelmesi, sanal ilişkilerin,
bir başka boyutunu ortaya koymaktadır. Yani
birçok insan için siberuzaydaki ilişkiler,
fiziki dünyadaki ilişkilere bir alternatif
olmaktan ziyade, fiziki mekanda bir arada
olmak istediği insanlarla tanışma yeri, bir
tür agora olarak görülmektedir.
Ancak siberuzaydaki cemaatleşmeye yönelik
ilişkileri, Tönnies'in pre-endüstriyel toplumlara,
"gemeinshaft" kavramı şeklinde de
düşünmemek gerekir. Aralarında aidiyet duygusu
bağlamında bir benzerlik olsa bile, birinci
büyük ölçüde cemaat dışından gelen tehdit
karşısında, zorunlulukların yarattığı (ötekine
karşı) bir ittifak olmasına karşılık, ikincisi,
daha ziyade, ötekisiz bir şekilde, ilgi alanlarına
göre bir araya gelmedir.
Sanal cemaatlerin oluşmasında Web teknolojisi
şüphesiz son derece belirleyicidir; ancak
bu ilişkiyi teknolojik determinist mantık
içerisinde tek yönlü düşünmemek gerekir. Nihayetinde
mevcut teknolojilerin nasıl kullanılacağını
da "insan ihtiyaçları" belirleyecektir.
Sanal cemaatleri oluşturan alt-kültürler
içinde monolitik bir yapıdan bahsetmek mümkün
değildir. O daha ziyade alt kültürlerin bir
ekosistemi olarak değerlendirilmektedir. Sanal
kültürler temelde heterojen kültürlerdir;
son derece gayri ciddi taraflarının yanında,
oldukça düzeyli bilimsel tartışmalara da tanık
olmak mümkündür.
Siberuzay "hiyerarşi"nin düzleştiği
bir alandır. Daniel Bell ile sıradan bir öğrencinin
yazılarını yan yana görebilirsiniz. Sanal
cemaatler konusunda çalışma yapan bir öğrenci
rahatlıkla çalışmalarını Howard Rhiengold
ile tartışabilir; ya da onun oluşturduğu sanal
cemaate üye olabilir. Geleneksel cemaatler,
ortak inanç ve güven üzerine kurulur; kilise,
cami, sinagog vb. işgal edilen bir bölge vardır.
Oysa sanal cemaatlerde mekan bir metafor olur,
duyularsa ikon (digital thinking).
Weber tarihsel materyalizmin temel varsayımına
katılmaksızın ekonomi ile cemaat arasındaki
ilişkiye işaret ederek, ekonomik olarak belirlenmeyen
cemaatlerin çok nadir olduğunu belirtir. Bu
durum kısmen sanal cemaatler için de söz konusudur.
Sanal cemaatlerin üyeleri sembolik unsurlar
yanında, ekonomik ilişkilerle de birbirine
bağlanırlar. Nitekim bazı sanal cemaatlere
üyelik belli bir ekonomik bedel karşılığı
sağlanmaktadır. Aynı şekilde cemaat içinde
belli ekonomik eylemler de gerçekleştirilmektedir.
Yani insanlar ekonomik içeriği olan sanal
cemaatlerde, ödedikleri üyelik aidatının karşılığını
bir hizmet ile almaktadırlar.
Yaşlılar, özürlüler, marjinaller ve tabii
anti-sosyal kişilikler gibi handikaplı olanlara
ve sağlıklı/doyurucu ilişkiler kuramayanlara
siberuzay uygun bir ortam sunar.
Ancak sanal cemaatlerin üyelerinin tümünü
aynı grup içerisinde değerlendirmek doğru
değildir. Fiziki dünyada son derece sağlıklı
ilişkileri bulunan insanlar da yaşamlarını
(ilgi alanları doğrultusunda) zenginleştirmek
amacıyla sanal cemaatler içinde yerlerini
almaktadırlar.
Sanal cemaatler (ve onların üyeleri) homojenlikten
son derece uzak olmaları dolayısıyla, bir
cemaat için "hacker" sayılan kişi,
başka bir cemaatte "kahraman" ilan
edilebilmektedir.
Bugün sanal cemaatlerin üyeleri çoğunlukla
bilgi temelli iş yapan profesyonellerdir (Rhiengold).
Bu kişiler, masa başında bir taraftan işlerini
yaparken, kahve molalarında, aralarında binlerce
kilometrelik mesafe olsa bile, bir başka cemaat
üyesi ile, "chat room"da sohbet
edebilir.
Özel Bir Dil
Sanal cemaatler (en azından şimdilik) bir
metin (text) etrafında oluşturulmaktadırlar.
Kendilerine özgü bir dilleri vardır. Kelimeler
mümkün olduğunca kısaltılır. (2) Örneğin bu
ilişkiler içinde ilk sorulan soru "a/s/l"dir;
yani yaş (age), cinsiyet (sex), yer (location);
veya Türkçe chatlerde slm (selam), heehee
veya eheihee... (gülmek/kahkaha atmak) şeklinde
kullanılmaktadır. (3)
Sanal iletişimde kullanılan özel dilin başka
bir boyutu da muhtelif sembollerle duyguların
ifadesidir. Sanal cemaatlerin dilinin en önemli
özelliklerinden birisi de, yoğun metafor kullanımıdır.
Bazı araştırmacılar, IRC'deki (Internet Relay
Chat/Internet'te Karşılıklı Sohbet) sosyal
bağların yapısökümünün (deconstruction), temelde,
post-modern olduğunu iddia etmektedirler.
İnternet'teki sanal cemaatlerde, geleneksel
iletişim şekillerindeki göz kontağı, mesafe,
sesin tonu, gülümseme, diğer yazılı olmayan
kurallar ve sosyal müeyyideler söz konusu
değildir. (Reid)
Anonimlik ve Bağlarından Kopma
Sanal toplulukları en çekici kılan unsurlardan
birisi, uygarlıkla beraber gelen tüm maskeleri,
bir tarafa bırakmayı kolaylaştırmasıdır. Sanal
cemaatler anonim bir karaktere sahiptir. Orada
insanlar bir nickname (takma ad) arkasına
saklanabilirler. Sosyal kontrolün olmadığı
bir ortamda "üstben" den gelen toplumsal
baskıları atarak, olabildiğince "ben"lerini
özgür bırakmanın keyfini çıkartabilirler.
Nitekim fiziki dünyada çekingen olanların,
sanal cemaatler içinde son derece atak hale
geldikleri sıkça dile getirilmektedir. Yine
sanal ortamda yaratılan kişilik etrafında,
insanlar birer fantezi olarak içlerinde yaşattıkları
birçok özlemi ifade edebildikleri için de
bir tür rahatlamayı yaşamaktadır.
Sanal dünyada paylaşılan zihni modeller ve
normlar henüz doğmamıştır. Mevcut haliyle
Web tam bir özgürlükler ortamıdır. Dolayısıyla
bugün Web'de her tür sanal cemaatin oluşturulması
mümkündür. Bunlardan bazıları din temelli,
bazıları da "hacker"lar örneğinde
olduğu gibi illegal nitelikli olabilirler.
Halen Web üzerinde merkezi bir otoriteden
bahsetmek mümkün değil. Yasal/yasal olmayan
her türlü unsuru sanal ortamda bulmak mümkün.
Şu ana kadar çocuk pornografisi dışında herhangi
bir düzenleme yapılmamıştır. Mevcut haliyle
siberuzay tam bir özgürlükler ortamıdır.
Buna karşılık belli bir şifre ile girilen
sanal cemaatlerin kısmi bir iç kontrolünden
bahsedilebilir; ancak bu da çok güvenilir
değildir. Çünkü bir sanal cemaatin kurallarına
uygun davranmayan ve bu gerekçe ile üyeliği
iptal edilen kişi, başka bir kimlikle, yeniden
o cemaate üye olabilir. Bunun denetlenmesi
de en azından bugünkü koşullarda mümkün görünmemektedir.
Postmodern Görüntü Mü?
Aslında siberuzayda halen oluşum sürecinde
bulunan sanal cemaatler ile, postmodernizm
arasında bir uyumdan bahsetmek mümkün (Furnham,
s.298). Sennet'in (s.300) bahsettiği "yıkıcı
gemenshaft"ın gerilemesine, buna karşılık
"ötekisiz" cemaatleşmelerin yükselişine
tanık olmaktayız. Bu Baudrillard'ın (1998;
s.128) "Ötekinin yok edildiği çağ"
tezi ile de büyük ölçüde örtüşmektedir.
Kuralsızlığın ve hiper-bireyleşmenin doruk
noktasına ulaştığı bu çağda, sanal cemaatler
insanlara (şimdilik zayıf da olsa) yeni aidiyet
alanları yaratmaktadır. Geleneksel cemaatlerden
büyük ölçüde farklı olan sanal cemaatler içinde
insanlar, yalnızlıklarını paylaşacakları,
içlerini dökebilecekleri, ya da işleri ile
ilgili sorunun çözülmesi konusunda yardım
alabilecekleri yeni dostlar bulmaktadırlar.
Baudrillard (1996, s.25) post-endüstriyel
çağın öncüsü "Amerika'yı anlatırken,
insanlar arasında hiçbir bağın kalmadığına
dikkat çekerek, "burada sokaklarda tek
başına şarkı söyleyen, tek başına yiyip kendi
başına konuşan insanların sayısı ürkütücü"
demektedir. (4) Sanal cemaatlerin belki de
en önemli işlevi, insana verilebilecek en
büyük ceza olan yalnızlık duygusunu hafifletebilmesidir.
Öte yandan günümüzde kültürel ve siyasal
alanların içiçe geçmesi, "yıkıcı gemeinschaft"ın,
kaynağı olan "biz ve onlar" ayrımının
güdülediği sosyal bağın silikleşmesine yol
açmıştır. Postmodern toplumda bir taraftan
kültürel kodlar ve ilkeler parçalanmış, insanlar
giderek toplumsal yaratık olmaktan uzaklaşırken,
diğer taraftan da özne merkezi önemini yitirmiş,
anlık duyguların yönlendirdiği yaşantılar
ön plana geçmiştir. Öznenin merkezi önemini
yitirmesinin sonucu olarak, hayali cemaatlere
bağlılık duygusu artmıştır. Bu cemaatlerde
coşku, empati ve duygusal yakınlık yoğun bir
şekilde yaşanmakla birlikte varoluşları sadece
gösteriler, yürüyüşler ve başkaldırılar aracılığı
ile anlık görünümlerle anlam kazanmaktadır.
(Sarıbay-Öğün, s.53)
Günümüzde Aydınlanmacı geleneğin "ilerleme"
anlayışına dayanan birçok yazar, İnternet
gibi enformasyon ve iletişim teknolojilerinin;
daha katılımcı demokratik bir toplum yaratacağını
iddia etmektedirler. Bunlara göre yeni teknolojiler,
yönetilenlere, yöneticilere daha kolay izleme
imkanı vermektedir; bu sayede kararlara katılım
daha da kolaylaşmaktadır.
Yine aynı yaklaşımın bir sonucu olarak, yok
edilen öteki ile birlikte, artık ayrımcılığın
ortadan kalkacağı, kültürel farklılıklara
toleransın daha çok artacağı, ulus-devletlerin
yerini uluslarüstü yapılara bırakacağı ve
dolayısıyla global çatışmaların hafifleyeceği
şeklindeki örtülü veya açık iddialarda bulunmak
için henüz vakit erkendir. Bu yönde trend
olmakla birlikte, hala dünyada hakim olan
yapılar modernite ile gelen kurumlardır.
Ayrıca sanla dünya yepyeni ilişki biçimlerini
beraberinde getirmiş olsa bile, sanal cemaatler
içinde insanlar hala eski alışkanlıklarına
göre davranıyorlar. Örneğin fiziki dünyada
yaşadığımız birçok etnik düşmanlığın günümüzde,
siberuzaya da taşındığına tanık olmaktayız.
Sanal cemaatler, bir başka açıdan, zamandan
ve mekandan bağımsız farklı insanları yakınlaştırdığı,
daha katılımcı demokratik bir dünyanın biçimlenmesine
katkıda bulunduğu kadar, yeni "dijital
tiranların" doğusuna da yol açabilir.
Sonuç
Sanal cemaatler, post-endüstriyel çağın "ötekisiz"
yeni kabileleri olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak onları "yurtsuzluk acısı"
çeken post-modern insanın "eve dönüşü"
olarak değerlendirmek acelecilik olacaktır.
Bu yolda işaretler vardır. Özellikle istediği
halde, fiziki engeller dolayısıyla, cemaat
aidiyetinin dışında kalmış yalnız insanlar
için, yeni bir imkan sunmaktadır.
Sanal cemaatler kısmen insanların günlük
yaşamdaki etkinliklerinden uzaklaştırsa bile,
tümüyle fiziki yaşamdaki ilişkilerine bir
alternatif oluşturmamaktadır. Hatta bir çok
kişi için sanal ortam, fiziki dünyada bir
araya gelmek istedikleri insanlarla tanışma
mekanıdır.
Öte yandan sanal cemaatler, alacakaranlıkta
sürdürülen ilişkiler sayesinde, insanlara,
uygarlığın getirdiği toplumsal baskılardan
uzaklaşma imkanı vermekte ve onları rahatlatmaktadır.
Sanal cemaatlere girmek kadar, ayrılmak ta
kolaydır. Yüz yüze etkileşimin getirdiği duygular
bu cemaatler için bir eksikliktir. Samimiyet
(intimacy) konusunda ciddi kuşkular vardır.
Toplumsal kontrol ve sorumluluk duygusu son
derece zayıftır. Ayrıca geleneksel cemaatlerdeki
hiyerarşi, büyük ölçüde sanal cemaatlerde
düzleşmektedir. Çok farklı gelir ya da eğitim
düzeyine sahip kişileri sanal ortamda görmek
mümkündür.
Bu cemaatler, Sennet'in "yıkıcı gemeinshaft"
dediği, geleneksel cemaatlerden farklılaşmaktadır.
Sanal cemaatlerde, geleneksel cemaatlerdeki
gibi monolitik kültürel yapıdan bahsetmek
mümkün değildir.
Post-endüstriyel çağın yeni kabileleri olarak
adlandırılan sanal cemaatler, global gerilimlerin
yumuşatılmasına yardımcı olabilecekleri gibi,
sanal diktatörlerin yaratılması için de zemin
hazırlayabilirler.
-------------------------------------------------------------------------------------------
(1) Benedict Anderson'a göre (s.21) "yüz
yüze temasın geçerli olduğu ilkel köyler dışındaki
bütün cemaatler (ve hatta belki onlar da)
hayal edilmiştir. Cemaatler birbirinden hakikilik/sahtelik
boyutu üzerinde değil, hayal edilme tarzlarına
bağlı olarak araştırılmalı" dır
(2) İnternet'te kullanılan kısaltmalardan
bazı örnekler:
AE Başka bir olay
BTW Bu arada
FYI Sizin bilginiz için
FUA Sıkça kullanılan kısaltmalar
IMO Benim fikrime göre
IMHO Benim aciz fikrime göre
IOW Bir diğer ifade ile
NRN Cevap gereksiz
OTOH Diğer yandan
FOFL Gülmekten yerlere yatmak
(3) Chat room'larda kullanılan dile ilişkin
bir örnek: (Parantez içindekiler, konuşmaların
anlamlarıdır).
[23:00] <York> slm millet (selam millet)
[23:00] <Kathyusha> yok be olm bizim
daha yeni açıklanıyo biz eylülde girdik butlere
(Yok be oğlum, daha yeni açıklanıyor... Biz
eylülde girdik bütünlemelere...)
[23:00] <Kathyusha> york???? (York sen
misin?)
[23:00] <York> inananamam!!!
[23:00] <York> katttttttttt(Kathyusha!!!)
[23:00] <York> kız hayırsızzzzzzzzzzz
[23:00] <Kathyusha> canım naberrrrrr
[23:00] <Kathyusha> : ) (Gülümsedi)
[23:00] <York> nerdesin?
[23:00] <kacik> selam
[23:00] <Kathyusha> nerdesin sen
[23:00] <York> buralardayım yaw... (Buralardayım
yahu)
[23:00] <York> eheiheee... (Kahkaha
attı)
Kay. Y'Orkun Yağcı, Olay/Pazar, 11.Ekim 1998
(4) Post-endüstriyel çağın "Amerika'sını
anlatırken Baudrillard (1996,s.25) şunları
söylüyor: "Burada... belli bir yalnızlık
var ki, başka hiçbir yalnızlığa benzemiyor.
Herkesin önünde, bir duvarın, bir arabanın
motor kapağı üstünde, bir parmaklık boyunca
yemeğini tek başına hazırlayan adamın yalnızlığı.
Burada her yerde görülüyor bu; dünyada görülen
en üzücü sahne; yoksulluktan daha üzücü; herkesin
içinde yalnız başına yemek yiyen bir kişi,
dilenen bir kişiden daha üzücü... Tek başına
yemek yiyen insan ölmüştür...)
Kaynakça
-Anderson, Benedict; (1995), Hayali Cemaatler,
Çev. İ. Savaşır, Metis Yayınları, İstanbul-Benosit,
Alain; Sunic, Tomislaw; Gemeinschaft and Gesselschaft:
A Sociological View of Decay of Modern Society
Mankind Quarterly, Spring 1994, Vol.34, Issue.3
-Blanchot, M.; (1997) İtiraf Edilemeyen Cemaat,
Çev. İ.Ergüden, Ayrıntı Yay. İstanbul
-Baudrillard, Jean; (1996), Amerika, Çev.
Y. Avunç, Ayrıntı Yay., İstanbul
-Baudrillard, Jean; (1998), Kusursuz Cinayet,
Ayrıntı Yay., İstanbul
-Berger, P.L.;vd. (1985); Modernleşme ve Bilinç,
Çev.C.Cerit, Pınar Yay., İstanbul
-Digital Thinking Public Life in Eloctropolis
İnternet;
http://www.feedmag.com/95.08dialog1.html
-Fernback, J.; Virtual Communities: Abort,
Retry, Failure? İnternet;
http://www.well.com/user/hlr/texts/Vccivil.html
-Furnham, Gail, C.; Postmodernism and Community
in the Schools: Unraveling the Paradex Educational
Administration Quarterly, August 1998, Vol.34
-Gibson, W.; (1998) Neuromancer, Çev. M.Altınbaş,
Sarmal Yay. İstanbul
-Hamelink, C.J.; (1998) The Digital Advance,
UN Chroicle, Vol: 35
-Johnston, Elizabet; The Community in Cyberspace
Internet;
http://www.acs.ucalgary.ca/~dabrent/380/webproj/commun.html
-Jung, C. G.; (1996) Modern İnsanın Tinsel
Sorunu, Araf, Sayı:9, Aralık 1996, Çev. A.Oyal,
İnternet; http://www.araf.net/dergi/sayi09/html/cjung964.shtml
-MacIver R.M.; Page, C.H.; (1969), Cemiyet,
MEB Yay., İatanbul
-Metcalfe, Bob; (1997) Rethinking Big Cities
in an Age of Small Towns on Virtual
Communities Info World, 08/18/1997, Vol.19,
Issue 33
-Michalski, Jerry; (1995) What is Virtual
Community? New Perspective Quarterly, Spring,
Spring 1995, Vol.1, Issue.2
-Morley, D.; Robins, K.; (1997) Kimlik Mekanları,
Çev, E. Zebekoğlu, Ayrıntı Yay., İstanbul
-Reid, Elizabeth; (1991) Electropolis: Communication
and Community on the Internet Relay Chat Internet:
http://people.we.mediaone.net/elizrs/electropolis.html
-Rheingold, Howard; Virtual Communities Internet:
htpp://www.well.com/user/hIr/vcbook/index.html
-Rheingold, Howard; A Silince of My Virtual
Community, Internet:
gopher://gopher.well.sf.ca.us/00/Community/virtual_communities92?pid=2825&cob=home
-Rose, Julie, K; (1995) Moving To a New Neighborhood:
America Online Community in the
Modern Age htpp://www.wco.com/~jkrose/sociology/sociology.html
-Ryan, Alan; (1997), Exaggerated hopes
and baseless fears, Social Research, Fall
77, Vol. 64, Issue.3
-Sarıbay, A.Y.; Öğün, S.S.; (1998) Bir Politikbilim
Perspektifi, Asa Yay., Bursa
-Sennet, R.; (1996) Kamusal Alanın Çöküşü,
Ayrıntı Yay.
-Scime, Roger; "Cyberville" and
the Spirit of Community: Howard Rheingold-meet
Amitia Etzioni Internet: http://www.imagination.org/cyberville/cyberville.html
-Skidmore, William; (1979) Theorotical Thinking
in Sociology, Chambridge University Press,
London
-Smith, March, A.; Voices from the Well; The
Logic of the Virtual Commons:
http://netsan.sscnet.ucla.edu.tr/scoc/papers/voices
-Tocqueville,A.; (1994) Amerika'da Demokrasi,
Çev. İhsan Sezal, vd., Yetkin Yay. Ankara
-Tönnies, Ferdinand: (1957) On Gemeinschaft
and Gesselschaft (Community and Society),
Translated by C.P.Loomis, The Michigan State
University Press:
http://philowinona.msus.edu/ghistory/Definations/MTRWZZI.HTM
-Weber, Max; The Sociology of Community, http://www.asahinet.or.jp/~hw8m-
mrkm/weber/society/soci_comm/index.html