İlk ciddi demokrasi deneyimini 1918-1920
yılları arasında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti
ile yaşamış olan ve bağımsızlığına yeniden
kavuşmanın 11. yılını geride bırakan Azerbaycan,
(1) hâlâ önemli ölçüde demokrasi sorunu yaşamaktadır.
O kadar ki, bazen ülkenin aslında en önemli
meselesi olan topraklarının yaklaşık yüzde
20'sinin Ermenistan Cumhuriyeti tarafından
işgal edilmiş olması bile bu sorunun gölgesinde
kalabilmektedir. Daha 20. yüzyılın başlarında
genelde dünya ve özelde doğu demokrasisine
ciddi katkılar yapmış olan bu devlet, (2)
günümüzde demokrasi konusunda zor günler yaşamanın
yanı sıra bazı ilginç örnekler de sergilemektedir.
Azerbaycan'da, devlet başkanlığı seçimi nedeniyle
iç siyasi yaşamda hareketlilik yaşanmaktadır.
Demokrasinin temel unsurlarının yerleş(tiril)memesi
nedeniyle ülkede siyasi süreç normal mecrası
içerisinde gelişmemektedir. 15 Ekim 2003'te
yapılacağı açıklanan devlet başkanlığı seçimi
öncesi Azerbaycan'da gerginlik her gün daha
da tırmanmaktadır. Günümüzdeki resmi Devlet
Başkanı Haydar Aliyev'in sağlık durumundaki
belirsizlik devam etse de, en azından siyasi
anlamda Aliyev sonrası sürecin başlaması nedeniyle
Azerbaycan'ı daha da hareketli günlerin beklediği
kesindir. Bu durum, yıllardır "Aliyevsizliği
aklının ucundan bile geçirmeyen" Azerbaycan
toplumunda farklı etki yaratmakta ve iç siyasi
yaşamına ayrı bir boyut katmaktadır.
Bu çalışmada Azerbaycan'da günümüzdeki iç
siyasi durumun çerçevesi ortaya konarak, Aliyev
sonrası dönemde Azerbaycan'a dair muhtemel
senaryolar ifade edilmeye çalışılacaktır.
Azerbaycan'da Siyasi Yaşam
A) Demokrasinin Durumu
Azerbaycan, 1920-1991 arasında, Sovyetler
Birliği içerisinde antidemokratik şekilde
ve işgal altında bulunmasına rağmen demokrasi
konusunda tamamen deneyimsiz olduğu da söylenemez.
1918'de kurulan ilk Azerbaycan Halk Cumhuriyeti,
gerçek anlamda döneminin demokrasi örneklerinden
birisi olmuştur. Temel hak ve özgürlüklerden
tutun, kadın hakları ve siyasi özgürlüklere
kadar bir çok konuda önemli reformlar gerçekleştirmiş
olan dönemin yönetimi, Rusya'nın işgaline
uğraması nedeniyle çizgisini sürdürememiştir.
Her şeye rağmen 19. yüzyılın sonlarında ve
20. yüzyılın başlarında Azerbaycan'da yetişmiş
olan aydın kesim, sadece Azerbaycan'ın değil,
tüm Türk dünyasının aydınlanmasında önemli
rol almış, Azerbaycan, Bolşevik Rusya tarafından
işgal edildikten sonra uzun bir süre boyunca
aydın kesimin varlığı ülkede her alanda hissedilmiştir.
28 Mayıs 1957'de Bakü'deki Kız Kulesi'ne Bağımsızlığın
yıldönümü nedeniyle Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin
3 renkli bayrağının (günümüzdeki Azerbaycan
Cumhuriyeti de aynı bayrağı kullanmaktadır)
dikilmesi bunun göstergelerinden olmuştur.
Azerbaycan'da 1980'lerin ikinci yarısında
ateşlenen bağımsızlık hareketi, aynı zamanda
da bir demokrasi hareketi olmuş ve bu yönü
ile dünya kamuoyunun da dikkatini çekmiştir.
Azerbaycan Bağımsızlık Hareketi'nin Lideri
olan ve Türk milliyetçisi olarak bilinen Ebülfez
Elçibey'in, dünyada demokrat olarak da bilinmesi
ve 1992'de Bakü'ye gelmiş olan İngiltere eski
Başbakanı Margaret Thatcher tarafından "en
büyük demokrat olarak" ilan edilmesi
de tesadüf olmasa gerek. 1988-1993 döneminde
ülkedeki siyasi gelişmeler, özellikle Azınlıklar
Yasası dahil, 1992-1993'te çıkarılan yasalar
ve uygulamaları, Azerbaycan'da demokrasi eğiliminin
ne kadar yüksek olduğunun göstergeleri olmuştur.
Maalesef, Haydar Aliyev'in 1993 yazında fiilen
ve 1993 sonbaharında hukuken iktidara gelmesi
ile birlikte ülkedeki eğilim yukarıdan baskıyla
antidemokratik yön almaya başladı. Gerçi o
dönemde Azerbaycan'ın içerisinde bulunduğu
şartlar nedeniyle özgürlüklerin kısıtlanmasının
zorunlu olduğu ileri sürülebilir ve bunda
haklılık payı vardır. Fakat, demokrasinin
1993 sonlarından günümüze kadarki çizgisi,
özellikle seçimler anlamında genelde olumsuz
olmuştur ve buna herhangi bir şekilde meşruiyet
kazandırmak mümkün değildir. Günümüzde, Azerbaycan
demokrasisinin en önemli sorunu seçim sorunudur.
Diğer bir çok alana ilişkin önemli gelişmelerin
olduğu mutlaka ifade edilmelidir. Örneğin
basın özgürlüğü, diğer Kafkasya ülkelerine
ve Türkistan cumhuriyetlerine göre ileri derecededir.
Parti içi demokrasiye ilişkin ilginç örnekler
de bulunmaktadır. Örneğin, 5 Kasım 2000'deki
parlamento seçimleri öncesinde muhalefetteki
Müsavat Partisi, aday listesini tamamen parti
Başkanı İsa Kamber'in de katıldığı iç seçimler
yolu ile oluşturmuştur. Ama, demokrasinin
en temel göstergelerinden olan demokratik
seçimler konusundaki yetersizlikler, Azerbaycan'da
demokrasinin durumunu ciddi şekilde eleştirmek
için yeterlidir.
Kısacası, Azerbaycan'da demokrasinin günümüzdeki
durumuna bakılarak, ülke halkının demokrasiye
eğilimli olmadığı, bu nedenle de özgürlüklerin
kısıtlanmasının, demokratik ve adil seçimler
yapılmamasının meşru nedenleri bulunduğu şeklindeki
değerlendirmeler gerçeği yansıtmamakta, işin
daha da kötüsü antidemokratik uygulamalar
konusunda iktidara cesaret vermektedir. Bu
nedenle de, Azerbaycan iç siyasetine ilişkin
değerlendirme yapılırken, ilk olarak üzerinde
durulması gereken konu, ülkede demokrasinin
durumudur.
B) Önemli Siyasi Güçler
Azerbaycan'da yaklaşık 120 siyasi partinin
mevcut olduğu iddia edilmektedir. Bunlardan
çok az bir kısmı sürekli faaliyet içerisindedir.
Aşağıda 5 siyasi parti hakkında bilgi verilecektir.
Kuşkusuz, Başkanlığını Adalet eski Bakanı
İlyas İsmayılov'un yaptığı Adalet Partisi,
Başkanlığını Milletvekili İkbal Ağazade'nin
yaptığı Ümit Partisi, Başkanlığını eski Matbuat
Bakanı Sabir Rüstemhanlı'nın yaptığı Vatandaş
Hemreyliyi Partisi gibi hakkında bilgi verdiklerimiz
dışında aktif faaliyet içerisinde olan partiler
vardır. Fakat, burada önümüzdeki devlet başkanlığı
seçimi süreci açısından önemli olanlar hakkında
kısa bilgi yer almaktadır:
ADP: Azerbaycan Demokrat Partisi,
26 Ocak 1991'de 27 kişinin katılımıyla Nahçıvan
kentinde kurulmuştur. Azerbaycan Adalet Bakanlığında
14 Mart 1993'te kaydı yapılmıştır. Partinin
1994 yılında gerçekleştirilmiş olan ilk kurultayında
Serdar Celaloğlu partiye başkan seçilmiş ve
1996'ya kadar başkanlığını sürdürmüştür. Partide
bir dönem eşbaşkanlık uygulanmış, şu anda
Adalet Partisi başkanlığını yapmakta olan
eski Adalet Bakanı İlyas İsmayılov, Azerbaycan
Milli Meclisi eski Başkanı Resul Guliyev ile
birlikte partiye eşbaşkanlık yapmışlardır.
Partinin sicil kaydı 1 Eylül 1995'de Adalet
Bakanlığı tarafından iptal edilmiş, fakat
yoğun iç ve dış baskılar sonrasında 3 Şubat
2000'de partinin kaydı yeniden yapılmıştır.
Daha sonra İlyas İsmayılov'un partiden ayrılması
sonrasında, partide eşbaşkanlık sistemi kaldırılmış,
partiye Resul Guliyev Başkanlık yapmaktadır.
AHCP: Azerbaycan Halk Cephesi, 1980'lerin
ikinci yarısında ateşlenen Azerbaycan bağımsızlık
hareketinin en önemli ürünü ve en önemli hareket
merkezi olmuştur. Azerbaycan'da günümüzde
bulunan siyasi partilerin hemen-hemen tümü
ya AHC'den kopmalar sonucu oluşmuş, ya da
daha önce AHC'de belirli düzeye gelmiş kişiler
tarafından kurulmuştur. 16 Temmuz 1989'daki
ilk kurultayında Ebülfez Elçibey başkan seçilmiştir.
AHC, uzun süre hareket olarak faaliyette bulunmuş,
bazı partiler tamamen, bazı partilerin üyeleri
de bireysel olarak bu yapı içerisinde sadece
AHC üyesi olanlarla beraber bulunmuşlardır.
1996'da partiye dönüş kararı verildikten sonra
kuruluş içerisindeki diğer partilere mensup
bireysel üyeler ile siyasi örgütler AHC'den
ayrılmıştır. Parti Başkanı E. Elçibey'in 31
Ekim 1997'de, 1993'ten beri yaşamakta olduğu
Keleki'den Bakü'ye dönmesiyle siyasi gücü
artmış ve muhalefetin en önemli gücü olarak
ön plana çıkmıştır. E. Elçibey'in sağlık sorunları
nedeniyle Ankara'da bulunduğu dönemlerde,
daha önceden parti içerisinde bulunan kutuplaşma
patlak vermiş, E. Elçibey'in 22 Ağustos 2001'teki
vefatının hemen öncesinde parti fiili olarak
"İslahatçılar" ve "Klasikler"
olarak iki kısma bölünmüştür. Şu anda her
iki taraf da AHCP isminin aslında kendilerine
ait olduğunu iddia etmektedirler. AHCP (i)
Başkanlığını Ali Kerimli, AHCP (k) Başkanlığını
ise Mirmahmud Mirelioğlu yapmaktadır. AHCP
(i) seçime kendi adına katılmakta, AHCP (k)
ise İsa Kamber'i destekleyen "Bizim Azerbaycan"
bloğu içerisinde yer almaktadır.
AMİP: Azerbaycan Halk Cephesi'nin
1991 döneminde gerçekleşen 2. kurultayında,
parti içerisindeki ılımlı-radikal kanat çekişmesinden
ılımlıların galip çıkması sonrasındaki gelişmelerle
doğmuştur. Radikal kanadın liderlerinden Etibar
Memmedov bu kurultay sonrasında AHC'den ayrılmış,
kendi taraftarlarıyla birlikte 4 Temmuz 1992
tarihinde Azerbaycan Millî İstiklal Partisi'ni
(AMİP) kurmuştur. Memmedov, ilk kurultayda
parti başkanlığına seçilmiştir. AMİP, aynı
zamanda bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin
Adalet Bakanlığı tarafından resmi kaydı yapılmış
ilk siyasi partisi olmuştur.
Müsavat Partisi: 29 Ekim 1989'da Gence'de
bir grup tarafından Azerbaycan Millî Demokrat
Yeni Müsavat isimli parti kurulmuş ve Rauf
Arifoğlu'nun yönetiminde partinin "Yeni
Müsavat" isimli gazetesi yayımlanmaya
başlamıştır. Partinin 1991'deki kurultayında
ismi Azerbaycan Millî Müsavat Partisi olarak
değiştirilmiştir. 7 Kasım 1992'de, uzun süreden
beri partiyi yapılandırma çalışmaları içerisinde
olan AHC içerisinden bir grup ile o sıralar
merkezi Türkiye'de bulunan Müsavat Partisi
yetkililerinin ortak katılımıyla gerçekleştirilen
kongrede, dönemin Azerbaycan Millî Meclis
Başkanı İsa Kamber Parti'nin başkanlığına
seçilmiştir. 8 Aralık 1992'de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin
Adalet Bakanlığı tarafından partinin resmi
kaydı yapılmıştır. Partinin Başkanlığını halen
İsa Kamber yapmaktadır.
YAP: Yeni Azerbaycan Partisi'nin 21
Kasım 1992'de Nahçıvan kentinde 550 kişinin
katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda kuruluşu
ilan edilmiş ve o sıralarda Bölge Meclisi
Başkanlığını yapmakta olan Haydar Aliyev partinin
ilk başkanı seçilmiştir. Parti Başkanı H.
Aliyev 3 Ekim 1993'te devlet başkanlığı görevine
resmen seçilmiş, bu arada parti başkanlığını
da sürdürmeye devam etmiştir. Partinin Aralık
1999'daki birinci ve Kasım 2001'deki ikinci
kurultaylarında H. Aliyev yine parti başkanlığına
seçilmiştir ve halen Başkanlığını sürdürmektedir.
İlk kurultayda Parti Başkan Yardımcılıklarından
birine getirilen İlham Aliyev ikinci kurultayda
Partide oluşturulan Başkan 1. Yardımcısı görevine
getirilmiştir.
Azerbaycan'da siyasi partilerin oluşturduğu
3 sürekli blok bulunmaktadır: Azerbaycancı
Güçler Birliği (AGB), Demokratik Kongre (DK),
Meşveret Meclisi (MM). Bu yapılar normal siyasi
sürece ilişkin yapılardır. Bunların dışında,
seçim dönemlerinde oluşturulan yapılar daha
önemli rol oynamaktadırlar. Şu ana kadar iktidar
ve muhalefet tarafından birer önemli seçim
ittifakı oluşturulmuştur.
İktidarın oluşturduğu Yeni Azerbaycan
Namine (YAN) isimli yapının, iktidar partisi
YAP'ın ve 100'den fazla sivil toplum kuruluşunun
bir araya gelmesi ile ortaya çıktığı ifade
edilmektedir. Muhalefetin şimdiye kadarki
en önemli seçim ittifakı Müsavat Partisi Başkanı
İsa Kamber'i desteklemek üzere oluşturulan
"Bizim Azerbaycan" seçim
bloğudur. Blok 25'den fazla siyasal partinin
bir araya gelmesiyle oluşmuştur ve çok sayıda
sivil toplum örgütü tarafından da desteklenmektedir.
C) Son Siyasi Gelişmeler
Aslında, Azerbaycan'da günümüzde devam eden
siyasal hareketliliğin yakın vadedeki kökleri
24 Ağustos 2002 tarihinde yapılan Azerbaycan
Anayasası'nda bazı değişiklikler yapılması
konusundaki halk oylamasına kadar gitmektedir.
Bu doğrultudaki karar 22 Haziran 2002 tarihinde
Haydar Aliyev tarafından alınmıştır. Kararın
hemen sonrasında muhalefet karara karşı ortak
tavır almış, ortak gösteriler gerçekleştirmeye
başlamıştır. Gösteriler, iktidarı istifaya
davet eden ve sosyal talepler içeren nitelik
kazanmış ve giderek kalabalıklaşmıştır. 2002
yılının Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım aylarında,
2003 yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında
önce muhalefetin oluşturduğu Birleşmiş Muhalefet
Hareketi (BMH) tarafından, daha sonra Muhalefetin
Koordinasyon Merkezi (MKM) tarafından düzenlenen
gösteriler gerçekleştirilmiştir.
Devlet başkanlığı seçimi süreci, siyasal
hareketlilik anlamında bu olayların devamı
gibi olmuş, ama doğal olarak önemli noktalarda
bundan kopukluk göstermiştir. 27 Mayıs 2003'te
Azerbaycan parlamentosu seçim komisyonlarının
oluşumuna ilişkin yasayı onaylamıştır. Daha
sonra yasa, Azerbaycan devlet başkanı tarafından
da imzalanmış ve yürürlüğe konulmuştur. Devlet
başkanlığı seçimleri öncesinde Azerbaycan'da
en çok tartışılan konulardan birisi de, seçimler
sırasında geçerli olacak seçim yasası olmuştur.
Özellikle, merkezi ve yerel seçim komisyonlarının
oluşumuna ilişkin yoğun tartışmalar yaşanmıştır.
Çünkü, Azerbaycan'daki muhalefetin çeşitli
kesimleri, yabancı gözlemciler ve uluslararası
kuruluşlar daha önceki seçimlere ilişkin olarak
seçim sürecinin demokratik olmayışının yanı
sıra, oyların sayımındaki yolsuzlukların üzerinde
daha çok durmuşlardır. Önümüzdeki seçimler
açısından da seçime kadar olan süreçten daha
çok, oyların nasıl sayılacağı sorunu tarafları
daha çok düşündürmektedir. Bu nedenle muhalefet
seçim komisyonlarında önemli partilerin (başka
bir görüşe göre, seçime katılan partilerin)
eşit sayıda üye ile temsil edilmesi gerektiğini
ileri sürmüştür. Uluslararası kuruluşlar ise,
herhangi bir partinin seçim komisyonlarında,
komisyonu tek başına kontrolünde tutamayacağı
kadar üye ile temsil edilmesi formülü üzerinde
durmuştur. Burada, bir anlamda komisyonda
mutlak çoğunluğu elinde tutmayı amaçlayan
iktidar ile bunu kesinlikle reddeden muhalefet
arasında orta yol bulunması da amaçlanmıştır.
Avrupa Konseyi'nin önerdiği yasa teklifine
göre, komisyon 16 kişiden oluşacak ve bu 16
kişi muhalefet ve iktidar arasında dengeli
şekilde dağıtılacaktı. İktidar partisi bu
formülü önce tam olarak reddetmiş, ardından
dış baskılar sonucunda ufak değişiklikle kabul
etmiştir. Bu değişikliğe göre, üye sayısı
15 kişiye düşürülmüş ve eksilen bir sandalye
ADP, Azerbaycan Liberal Partisi (ALP), AMİP
ve Müsavat Partisi'nin de bulunduğu 4 partiye
verilecek paydan düşülmüştür. Bu bir sandalyenin
azalması nedeniyle, ADP, AMİP, Müsavat Partisi
ve ALP arasında 3 sandalyenin nasıl paylaşılacağı
konusunda kısa bir gerginlik yaşanmıştır.
Fakat daha sonra, taraflar paylaşımın kura
ile belirlenmesi konusunda uzlaşmışlardır.
27 Mayıs 2003'te Azerbaycan Parlamentosu
Seçim Yasasını da onaylamıştır, ama daha sonra
bu konuda ilginç bir gelişme yaşanmıştır.
Seçim yasası devlet başkanı tarafından onaylanıp
resmi gazetede yayınlanırken, parlamentoda
onaylanan yasa ile gazetede yayınlanan yasa
arasında fark olduğu, parlamento tarafından
onaylanan yasaya sonradan 179/1 fıkrasının
eklenmiş olduğu ortaya çıkmıştır. Bu maddeye
göre, devlet başkanlığı seçimi devam ederken,
mevcut devlet başkanı herhangi bir nedenden
ötürü görevden ayrılırsa, ya da görevden ayrılmak
zorunda kalırsa, seçim durdurulur ve tüm prosedür
yeniden işlemeye başlar, yani yeni bir seçim
süreci yürütülür. Muhalefet bu değişikliğe
ciddi biçimde itiraz etmiş, fakat henüz bir
sonuç elde edilememiştir.
13 Haziran 2003'te Merkez Seçim Komisyonu
(MSK) üyelerinin parlamentoda onaylanmasının
ardından toplanan MSK, devlet başkanlığı seçim
tarihini 15 Ekim 2003 olarak belirlemiş ve
seçim sürecini başlatmıştır. Adaylığı ilk
açıklanan liderler, Müsavat Partisi Başkanı
İsa Kamber ve AHCP (i) Başkanı Ali Kerimli
olmuştur. 18 Haziran 2003'te toplanan Müsavat
Partisi'nin ve AHCP'nin (i) meclisleri kendi
başkanları olan sırasıyla İsa Kamber'in ve
Ali Kerimli'nin adaylıklarını resmen açıklamıştır.
22 Haziran 2003'te gerçekleştirilen ADP olağanüstü
konferansında partinin yurtdışında yaşamakta
olan başkanı Resul Guliyev devlet başkanlığına
aday gösterilmiştir. Daha sonra adaylığı onaylanmamasına
rağmen Guliyev'in taraftarları onun adaylığını
desteklemek için çok sayıda birlikler oluşturmuşlardır.
Bu arada AMİP Başkanı Etibar Memmedov'un adaylığı
da partisi tarafından resmen ilan edilmiştir.
İktidar kanadına baktığımızda, aynı partiden
(hatta aynı aileden) iki adayın ileri sürülmesi
şeklinde sürpriz bir gelişme yaşanmıştır.
23 Haziran 2003'te toplanan YAP Siyasi Konseyi
(üst yönetim) şu anki devlet başkanı Haydar
Aliyev'in adaylığını resmen açıklamıştır.
Fakat, çok geçmeden 28 Haziran 2003'de, Nahçıvan
Özerk Cumhuriyeti'nde içinde üst düzey yetkililerin
de bulunduğu bir grubun toplantısında İlham
Aliyev'in adaylığı ileri sürülmüştür. Bu durum,
muhalefet tarafından iktidarın şaşkınlığı
olarak yorumlansa da, gelişmelerin Haydar
Aliyev'in kontrolünde olduğu ve kendisine
seçim sürecinde istediği taktikleri kullanma
olanağı sağladığı çok açıktır.
Azerbaycan MSK, adaylıkların ileri sürülmesi
sürecinde 19 adayın başvurusunu kabul etmiş,
Azerbaycan Demokrat Parti adayı Resul Guliyev
ve eski Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov dahil
başvuruda bulunan bazı kişilerin adaylıklarını
gerekli koşulları taşımadıkları gerekçesiyle
kabul etmemiştir. MSK, ilk başvurusunu kabul
ettiği 19 aday adayından 7'sinin adaylıklarını,
yeterli imza sayısını toplayamadıkları, istenen
belgelerde eksiklik veya yanlışlık bulunduğu
gibi gerekçelerle onaylamamış, aşağıdaki kişilerin
resmi aday olduklarını açıklamıştır:
Bu arada, Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar
Aliyev'in sağlık durumundaki gelişmeler iç
siyasal süreci yakından etkilemeye başlamıştır.
8 Temmuz 2003'te sağlık sorunu nedeniyle Ankara'ya
getirilen, ardından 6 Ağustos 2003'te Rusya'ya
ait bir ambulans uçakla ABD'ye götürülen Haydar
Aliyev'in sağlık durumu konusundaki belirsizlik
büyük ölçüde devam etmektedir. Resmi kaynaklar
Haydar Aliyev'in tedavisinin sürdürülmesi
için ABD'ye götürüldüğünü ifade etmişlerdir.
Aliyev'in tedavi altında tutulduğu Cleveland
Kliniği yönetimi 7 Ağustos 2003 akşamı, Azerbaycan
Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumuyla ilgili
yazılı bir açıklama yapmıştır. Açıklamada,
Aliyev'in klinikte 1999'tan bu yana dönem-dönem
tedavi gördüğü hatırlatıldıktan sonra, "Aliyev
halen konjestif kalp yetmezliğinin yanı sıra
böbrek problemleri nedeniyle tedavi altına
alınmıştır" denilmiştir.
Haydar Aliyev'in sağlık durumundaki belirsizlik
sürerken, eski Başbakan Artur Resizade sağlık
nedeniyle istifa etmiş ve Haydar Aliyev'in
yazılı talebi ile 4 Ağustos 2003'te oğlu İlham
Aliyev Başbakanlığa getirilmiştir. Olay Azerbaycan
basını ve Türkiye basını dahil bir çok uluslararası
medya tarafından genelde olumsuz yorumlanmış,
monarşi benzetmeleri yapılmıştır. İşin ilginç,
tarafı, Artur Resizade'ye İlham Aliyev kabinesinde
Başbakan 1. Yardımcılığı görevi verilmiş,
daha sonra ise Seçim Yasası'nın Başbakanın
seçime katılmasını engelleyen maddesi nedeniyle
İlham Aliyev Başbakanlık yetkilerini Artur
Resizade'ye devretmiştir. Azerbaycan Seçim
Yasasının 69. maddesinin 2. fıkrası Başbakanın
devlet başkanlığı seçimi adayı olmasını engellemektedir.
Bu nedenle İlham Aliyev'in aday olduğu da
göz önünde bulundurularak muhalefet, atamanın
yasalara aykırı olduğunu ifade etmiştir. Bakanlar
Kurulu aldığı kararla İlham Aliyev'e seçime
kadar görevini devretme yetkisi tanımıştır.
İlham Aliyev yetkilerini bu nedenle Artur
Resizade'ye devretmiştir.
Peki, bu durum önceden de belli olduğu halde,
neden İlham Aliyev başbakanlığa getirilmiştir?
Çünkü, Azerbaycan Anayasası'na göre devlet
başkanı görevini yapamadığı zaman yetkileri
seçime kadar başbakana geçmektedir. Bu durumda
İlham Aliyev, başbakanlık yetkilerini kullanmaktan
ziyade Haydar Aliyev'in görevi bırakması durumunda
seçimlere kadar onun yetkilerini elinde tutmayı
amaçlamıştır. Bu durumun kendisi bile hukuki
yönden tartışmalı bir durumdur.
Bu arada, muhalefet cephesinde de gelişmeler
sürmüştür. Bunlar arasında en önemlisi, 23-24
Ağustos 2003 tarihlerinde Londra'da muhalefetin
dört önemli lideri olan Müsavat Partisi Başkanı
İsa Kamber, Azerbaycan Demokrat Partisi Başkanı
Resul Guliyev, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi
Başkanı Ali Kerimli ve Azerbaycan Milli İstiklal
Partisi Başkanı Etibar Memmedov arasında gerçekleşen
değerlendirme toplantısı olmuştur. Toplantının
Azerbaycan dışında yapılmasının nedeni, Resul
Guliyev'in hakkındaki davalar nedeniyle Azerbaycan'a
gelememesi ve yaşamını ABD'de sürdürmesi olmuştur.
Toplantı sonrasında ortak adaylık konusunda
görüşmelerin süreceği ifade edilmiş, daha
önemlisi, Azerbaycan içerisinde ve dışarıda
herkesin olmasından çekindiği karışıklığa
mahal vermemek konusunda uzlaşma protokolü
imzalanmıştır. Bunun yanında, liderler ikinci
tura geçecek muhalefet liderini destekleyecekleri
konusunda da uzlaşmaya varmışlardır.
Bilindiği gibi, Azerbaycan'da muhalefetin
ortak çatı altında ve tek aday konusunda birleşememesi
uzun zamandan beri tartışılan konulardan birisidir.
Aslında, Muhalefetin tek çatı altında ve tek
aday konusunda birleşememesi normal bir demokratik
toplum için gayet olağan bir durumdur. İktidara
farklı siyasal partilerin farklı nedenlerle
muhalefet etmesi kadar, her bir muhalefet
partisinin kendi liderini devlet başkanı,
kendisini de iktidar partisi görmek istemesi
gayet normal bir istektir. Sadece, olağandışı
dönemlerde, örneğin bağımsızlık mücadelesi
verilirken, veya ülkeyi işgalden kurtarmaya
çalışırken ya da çok anormal derecede diktatör
bir yönetimden kurtulmaya çalışırken hemen-hemen
tüm partiler bu konularda ortak görüşte olacağı
için birlik söz konusu olabilir. Azerbaycan'da
şu anda anormal derecede bir diktatörlük söz
konusu değildir, tam tersine kısmi demokratik
yönetim söz konusudur. Çok ciddi demokrasi
ihlallerine rağmen yasal düzenlemeler ve medyanın
bağımsızlığı bakımından önemli gelişmeler
kat edilmiştir. Bu nedenle de, bu konuda yapılan
eleştiriler pek adil değildir. Ama, yine de
muhalefetin ortak hareket etme girişimi ülkedeki
istikrar adına ve kendi çıkarları adına olumlu
gelişmelerdir.
Sonuç
Burada sonuç olarak üç noktayı vurgulayacağız:
1. Şu an itibariyle, İsa Kamber'in seçimin
en güçlü adayı olduğu söylenebilir. Kişisel
yeteneklerinin ve deneyiminin yanı sıra hem
muhalefet içerisinde önemli desteğe sahip
olması, hem de uluslararası arenadaki tanınırlığı
ve sahip olduğu ilişkiler, onu bu avantajlı
konuma getirmektedir. İddialara göre, muhalefetin
yukarıda ismini zikrettiğimiz dört önemli
liderinden üçü önümüzdeki seçimde İsa Kamber'in
ortak adaylığına sıcak bakmaktadırlar.
İktidarın seçime muhtemelen İlham Aliyev
ile katılacak olması onun şansını zayıflatmaktadır.
Eğer Haydar Aliyev seçime katılırsa, İsa Kamber
ile Haydar Aliyev arasında zorlu bir yarış
geçmesi beklenebilir. Sağlık sorunlarına ve
ilerleyen yaşına rağmen, Haydar Aliyev "usta"
yöntemleri ile İsa Kamber'i "yenebilir".
Ama, aynı şeylerin İlham Aliyev için söylenmesi
zordur.
2. Kuşkusuz devlet başkanlığı seçimi, öncelikle
Azerbaycan'ın iç siyasi sürecidir ve bu ülkedeki
insanları ilgilendirmektedir. Ama bir yandan
özgürlüklerin ve demokrasi sorununun iç mesele
olmaktan çıkması sebebiyle, diğer yandan kardeş
millet olan Azerbaycan halkının geleceğini
ilgilendiren gelişmelere seyirci kalınamaz.
Türkiye'nin bu süreçte oynaması gereken rol
ayrıntılarıyla ortaya konabilir. Ancak genel
olarak şunu ifade etmek gerekir ki seçimlerin
azami düzeyde demokratik, adil ve özgür bir
ortamda gerçekleşmesi, seçim sürecinin sıkıntısız,
iç ve dış güçlerin provokasyon çabalarından
etkilenmeden başarıya ulaşması için Türkiye
elinden geleni yapmalıdır. Daha önceki seçimlerde
olduğu gibi, uluslararası gözlemciler dahil
her kesimin gözleri önünde cereyan eden açık,
antidemokratik eylemlere meşruluk kazandırıcı
açıklamalar yapmak dönemini geride bırakmak
gerekmektedir. Türkiye'nin ilgili yetkilileri
ve kuruluşları Azerbaycan'daki ilgililere
ve kuruluşlara, yukarıda bahsettiklerimiz
konusundaki hassasiyetlerini bildirmelidirler.
Devlet ve devlet dışı kuruluşlar en az Avrupa
kurumları kadar bu sürecin içerisinde olmalıdır.
Türkiye, herhangi bir adayı değil, demokrasiyi
desteklemelidir.
3. Bu arada, topraklarının % 20'sinin Ermenistan
tarafından işgal edilmiş olması ve diğer bazı
nedenlerden dolayı Ermenistan ile sorunları
bulunan Azerbaycan açısından bu seçimler uluslararası
imaj bakımından da büyük önem arz etmektedir.
Unutulmamalıdır ki, demokratik meşruiyet kazandırma
çabalarına rağmen, herhangi bir kişinin antidemokratik
şekilde iktidara gelmesi, Azerbaycan'ın saygınlığını
yitirmesine neden olacaktır. Arzu edilmeyen
bu tür bir gelişmenin Azerbaycan'ın içerideki
sorunları çözmesi ve uluslararası sorunlarını
kendi lehinde geliştirmesi konularında olumsuz
etki yapacağı muhtemeldir. Tam tersine, Azerbaycan'da
demokratik bir seçim yapılacak olursa, hem
Azerbaycan'ın uluslararası alanda imajı olumlulaşacak,
hem de içeride halk desteği ile sorunların
çözülmesi yönünde büyük adımlar atılması olanağı
doğacaktır.
----------------------------------------------------------------------------------------
1. Azerbaycan kelimesiyle, Kuzey Azerbaycan
toprakları üzerinde kurulmuş olan günümüzdeki
Azerbaycan Cumhuriyeti kastedilmektedir.
2. 18 Ekim 1991'de Azerbaycan Parlamentosu
tarafından onaylanan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin
Bağımsızlığı Anayasası, Azerbaycan Cumhuriyeti'ni
28 Mayıs 1918 - 28 Nisan 1920 arasında 23
yaşamış olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin
varisi, yani devamı olarak kabul etmiştir.