Bu makale, özellikle Vladimir Putin'in 2000
yılında gerçekleşen politik yükselişini izleyen
dönemde Rusya ve Gürcistan arasındaki artan
gerilimi tartışmayı amaçlamaktadır. Bu gelişmeler
Rusya ve Gürcistan sınırlarının her iki tarafında
birbirinden tamamen farklı olarak algılanmaktadır.
Rusya tarafı Tiflis'i, Rusya'ya saldırılarında
Gürcistan topraklarından yararlanan teröristlere
karşı gerekli güvenlik önlemlerini almamakla
suçlarken; buna cevaben Gürcistan tarafı da
Moskova'yı Kafkaslardaki emperyalist hükümranlığını
yeniden tesis etmek için, kendi güvenlik sorunlarını
kullanarak Gürcistan'ın iç istikrarını zedelemekle
suçlamaktadır. Sonuç olarak, her iki tarafın
gerginliğin artışı ile ilgili hikayeleri bir
sağırlar diyaloguna benzemektedir.
Bu makalede, Moskova'nın Gürcistan'ı hala
etki alanı içerisinde tutmak için bu ülkenin
iç sorunlarını sistematik bir biçimde nasıl
manipule ettiğini gösterirken, aslında Gürcistan'ın
kendi güvenlik meselelerini ele alışındaki
zayıflığının, Moskova'ya Gürcistan'ın güvenliğinde
"yapıcı rol" oynadığı iddiasını
ortaya atmaya nasıl imkan verdiğini göstermeye
çalışacağım. Bunun yanı sıra, Rusya'nın Gürcistan'la
ilişkilerinde artan gerilimin Gürcistan'ı
Rus yanlısı olmaktan çok Batıya yakın bir
yaklaşım izlemeye yönelttiğini de ortaya koymaya
çalışacağım.
Makalede öncelikle, Rusya'nın Gürcistan ile
ilişkilerinin Sovyet-sonrası dönemdeki niteliği
ortaya konulacaktır. Daha sonra, Rusya'nın
Gürcistan ile ilişkilerindeki artan gerilimin
incelenecektir. İlişkilerdeki gerilimin artmasına
yol açan tartışmalı konular enerji, Gürcistan'daki
Rus askeri üsleri, Rusya'nın yeni vize rejimi
ve uluslararası terörizmi kapsamaktadır. Sondan
bir önceki bölümde ise, Rusya'nın baskılarına
karşı Gürcistan'ın nasıl bir tutum izlediği
tartışılacaktır. Sonuç bölümünde ise, gerilimin
artırılmasının sonuçları her iki tarafın kaygılarını
da dikkate alarak değerlendirilecektir.
Sovyet-Sonrası Dönemde Rusya'nın Gürcistan
İle İlişkileri
Sovyet-sonrası dönemde Tiflis ve Moskova
arasında artan gerginliğin kökleri 1990'lı
yılların başlarında Gürcü çoğunluğun biran
önce Moskova'dan ayrılıp bağımsızlık kazanmak
için örgütlenmeleriyle başlayan gelişmelere
kadar gitmektedir. Sovyetler Birliği'nin dağılmadan
önceki son yıllarında komünizm karşıtı milliyetçi
Gürcü muhalefet, Gürcistan'daki komünist gücün
kurumsal temellerini sarsmak için grevleri
ve diğer sivil başkaldırı hareketlerini kullandılar.
Bu olaylar, Cumhuriyetin Sovyetler Birliği'nden
bağımsızlığını kazanmasında önemli bir rol
oynamıştır. (1)
Ancak bu bağımsızlık mücadelesi stratejisindeki
farklılıklar Sovyet-sonrası dönemde Gürcistan
halkının bölünmesine yol açtı. Radikal Gürcüler,
iç siyasette Sovyet döneminin Gürcü yönetici
çevreleriyle ve dış siyasette de Moskova ile
her türlü uzlaşmaya karşıydılar. Ilımlı Gürcüler
ise, bu eski güç odaklarına karşı daha dikkatli
ve ılımlı bir yaklaşım izlemeyi tercih ediyorlardı.
Sovyetler Birliği'nde, 1991 yılı Mayıs ayında
yapılan ilk Cumhurbaşkanı seçimlerinde Zviad
Gamsakhurdia'nın oyların % 86'sını alarak
seçimleri kazanmasıyla radikaller üstünlük
kazanmış oldular. Gürcistan'ın Cumhurbaşkanı
olmasından sonra Gamsakhurdia, çelişkili politikaları
nedeniyle gerek ılımlıların, gerekse daha
önceki müttefiklerinin kendisinden uzaklaşmalarına
yol açtı. (2)
Gamsakhurdia'nin bu kendine has liderliği
karşısında muhalefet liderleri bir Askeri
Konsey çerçevesinde örgütlendiler ve Gamsakhurdia'yı
Gürcistan'ı terk etmeye zorladılar. Hemen
bunun akabinde, daha kararlı bir liderlik
için bir Politik Danışma Konseyi ve daha genişletilmiş
Devlet Konseyi teşkil edildi. 1992 yılı Mart
ayında, Sovyet-sonrası Gürcistan'a uluslararası
meşruiyet kazandırmak amacıyla, Askeri Kurulun
daveti üzerine Eduard Shevardnadze Gürcistan'a
davet edildi. Shevardnadze hükümete reformcuları
getirirken, yönetimine karşı güçlü bir muhalefetin
gelişmesini önlemek için bazı yerel liderleri
görevlerinde bıraktı. Shevardnadze, bazı politika
hatalarına ve çeşitli suikast girişimleriyle
karşılaşmasına karşın iktidarını zaman içinde
iyice sağlamlaştırdı. (3)
Gürcistan'ın Sovyet-sonrası dönemdeki güçsüzlüğünden
yararlanmak isteyen başlıca özerk bölgeler
olan Güney Osetya ve Abhazya'daki ayrımcı
hareketler Tiflis yönetiminden ayrılmak için
teşebbüslerde bulundular. Tiflis'e ilk önemli
karşı çıkış Güney Osetya'dan geldi. Tiflis
1990 yılı Aralık ayında Gürcistan içindeki
bölgenin otonom statüsünü kaldırınca, Güney
Osetya Parlamentosu ayrımcı bir tutumla, Rus
Sovyet Federe Sosyalist Cumhuriyeti (RSFSC)
içinde otonom bir cumhuriyet olan Kuzey Osetya'ya
birleşme kararı aldı. Bu karar, Gürcü milliyetçi
güçlerin bölgeyi istila etmelerine yol açtı.
Bu istilanın sonucunda, 1991 yılı sonları
itibariyle binden fazla insan ve on binlerce
göçmen hayatını kaybetti. Bu çatışma Rus Devlet
Başkanı Boris Yeltsin'in 1992 yılı Temmuz
ayında ateşkes için arabuluculuk yapmasıyla
sona erdi. (4) Rusya Federasyonu, Güney Osetya
ve Gürcistan'a bağlı askeri güçlerin katılımıyla
sağlanan bu ateşkes hala yürürlüktedir.
Tiflis'in otoritesine karşı diğer bir başkaldırı
da Gürcistan'ın SSCB döneminde özerk bir cumhuriyeti
olan Abhazya'dan geldi. Abhazya'nın bağımsızlık
talepleri bölgede etnik Gürcülerle Abhazya'lılar
arasında şiddetli çatışmaların çıkmasına yol
açtı. 1992 yılı Temmuz ayında, Abhazya Yüksek
Sovyeti Abhazya'nın Gürcistan'dan ayrılarak
bağımsız olduğunu ilan etti. Buna tepki olarak
da Gürcistan Ulusal Muhafızları Abhazya'nın
başkenti olan Sukhumi'yi 1992 yılı Ağustos
ayında ele geçirdiler. Bu saldırı Abhazya
hükümetini Sukhumi'den ayrılmaya zorlamışsa
da, Tiflis buradaki otoritesini tam olarak
tesis edemedi. Sonuç olarak, 1993 yılı Eylül
ayında Abhazya güçleri Sukhumi'yi geri alarak
oradaki Gürcü kuvvetlerini Abhazya'dan çıkardılar.
(5) Şu anda Abhazya ve Gürcistan arasında
yürürlükte olan ateşkes anlaşması Inguri nehri
sınır olacak şekilde çatışmaları dondurmuştur.
Moskova, Gürcistan'daki bu ayrılıkçı hareketlere
karşı çok sempatik bir tavır sergilerken,
Tiflis'e karşı da Sovyet-sonrası Rus dış politikasının
Rusya'nın güney sınırının güvenliği için,
Gürcistan'ın istikrarlı ve bağımsız bir ülke
olmasına büyük önem verdiğini dile getirmekten
geri kalmıyordu. Rus dış politikası, Rusya'nın
konumunu "Yakın Çevre" doktrini
ile mazur gösterme çabasındaydı. Bu doktrine
göre, Gürcistan, Rusya'nın etki alanı içinde
olan Kafkaslarda stratejik konuma sahip önemli
olan bir ülkeydi. Dolayısıyla, Rusya, Gürcistan
dahil, Kafkasya'daki bölgesel sorunları Rusya
Federasyonundan başka hiç bir devletin çözemeyeceğini
belirtiyordu. (6)
Rusya Federasyonu'nun bu tezine paralel olarak,
Moskova Gürcistan'ın Abhaz, Oset ve Acar azınlık
halklarının Tiflis ile olan sorunlarında arabululucu
olarak devreye girmeyi teklif etmiştir. Moskova,
bu grupların artan otonomilerinin Gürcistan'ın
istikrarına katkısı olacağını iddia etmekteydi.
Ancak, Tiflis'teki yaygın inanış bazı Rus
askeri personelinin hala Abhaz güçlerine askeri
destek verdiği şeklindeydi. Çok zayıf bir
konumda olan Gürcistan Moskova'nın Sukhumi'ye
olan desteğini azaltmak için Rusya'nın dikte
ettirdiği şartlara uyarak 1993 yılında Bağımsız
Devletler Topluluğu (BDT)'na dahil olmuştur.
Shevardnadze, Gürcistan'ın BDT üyeliğini bağımsız
bir devlet olarak yaşamını sürdürebilmesinin
kaçınılmaz bir koşulu olarak savunmuştur.
(7)
Rusya'nın "barışçı ve savunmacı"
söylemleri ile bölgede izlediği kendini kabul
ettirme politikası arasındaki uçurum 2000
yılında Vladimir Putin'in Rusya Başkanlığına
yükselişi ile daha da artmıştır. Moskova,
Gürcistan ile olan gergin ilişkilerini bu
cumhuriyet üzerindeki, enerji, Rusya'nın Gürcistan'daki
askeri üsleri, vize rejimi ve uluslararası
terör konularındaki baskılarını dozunu artırarak
daha ileri bir aşamaya yükseltmiştir. Rusya
ve Gürcistan arasındaki gerginliği artıran
bu konuları detaylı olarak incelemek yararlı
olacaktır.
Enerji Politikası
Rusya'nın Gürcistan'ı kendi etki alanı içinde
tutma isteğinin, Kafkas petrolünün ve doğal
gazının uluslararası pazarlara ihrâcını kontrol
etme isteğinden ayrı düşünülemeyeceği, yaygın
olarak paylaşılan kanıdır. Moskova, Rusya
topraklarına uğramadan geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan
petrol boru hattının inşasına başından bu
yana karşı çıkmıştır. Rusya'nın bu projeye
itiraz etmesinin başlıca nedeni bu boru hattının
Hazar petrol ve doğal gazının transit yolları
üzerindeki Rusya tekelini zayıflatacağı gerçeğidir.
Moskova aynı zamanda bu yolla Hazar bölgesindeki
devletlerin kendi ekonomilerini Rusya'dan
bağımsız olarak geliştirmelerinden de korkmaktadır.
(8)
Bu bağlamda, Gürcistan'ın stratejik önemi
Doğu-Batı enerji koridoru üzerindeki kilit
önemde stratejik bir aktör olarak, Rusya'nın
Hazar petrol ve doğal gazının taşınması üzerindeki
tekelini zayıflatabilecektir. Ancak, Gürcistan'ın
ekonomik ve sosyal sorunları ve aynı zamanda
Rus gaz ürünlerine olan bağımlılığı, onu Rusya
karşısında baskılara açık bir hale getirmektedir.
Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına Gürcistan'ın
desteğini azaltmak için Moskova tüm gayreti
ile Gürcistan'ın uzun vadeli çıkarlarının
Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının inşasında
değil, Rusya'nın Gürcistan'a kesintisiz sağlayacağı
enerjide olduğunu gösterme çabalarını arttırmıştır.
Bu stratejiye dayanarak, Moskova Gürcistan'ın
Rus gaz sevkıyatına olan bağımlılığını manipule
etme politikasını yoğunlaştırmıştır. Rusya
bu çerçevede 2000 yılı Aralık ayından bu yana
cumhuriyete sağladığı doğalgazı periyodik
olarak kesmektedir. Tiflis'in en önemli elektrik
tedarikçisine teslimatta gerçekleşen bu doğalgaz
kesintileri elektrik kesintilerine sebep olmaktadır.
Sonuç olarak, bu politika Gürcistan'da çok
önemli bir enerji krizinin ortaya çıkmasına
yol açmıştır. (9) Gerçi Moskova bu kesintilere
neden olarak Gürcistan'ın ödemediği faturaları
gösterse de, asıl neden daha ziyade Rusya'nın
Gürcistan'ın gaz sevkıyatını kontrol altında
tutmak gibi bir politik motivasyondan kaynaklanmaktadır.
Moskova'nın Sovyet-sonrası diğer cumhuriyetlerle
olan ilişkilerinde olduğu gibi, Gürcistan'a
karşı da Rusya'nın taleplerini kabul etmediği
takdirde doğal gaz vermeyeceğini ve elektrik
kesintilerinin olacağını ima etmektedir. Sanırım
bu enerji politikası kışın soğuğunda üşüyen
Gürcistan halkının giderek daha çok Rus karşıtı
olmalarını sağlamaktadır. Sonuçta, kitlelerin
içinde Rusya karşıtı duygular büyümektedir.
Gürcistan'daki Rus Askeri Üsleri Politikası
Moskova'nın Tiflis'e karşı kullandığı bir
diğer baskı unsuru da Gürcistan'daki Rus askeri
üslerini kapatmadaki gecikmedir. 1995 yılında
Moskova ve Tiflis arasında yapılan bir anlaşmaya
göre, Rusya, Gürcistan'daki Sovyetler Birliği
zamanından kalan dört askeri üssün yasal haklarını
2020 yılına kadar kazanmıştır. Zaman içinde
Tiflis bu anlaşmada bazı değişiklikler istemiş
ve bu Rus üslerinin kapatılmasını talep etmiştir.
1999 yılında İstanbul'da yapılan Avrupa Güvenlik
ve İşbirliği Zirvesinde, Rusya üzerinde yoğunlaşan
uluslararası baskılar sonucunda 1 Temmuz 2001'de
Vaziani (Tiflis yakınında) ve Guduata'ki (Abhazya'da)
askeri üslerini kapatmayı kabul etmiştir.
İstanbul Anlaşması'na göre, 2003-2004 yıllarında
da Batum (Acaristan'da) ve Akhalkalaki'deki
(Güney Gürcistan'da) üslerin de kapatılması
için görüşmelerin başlatılması öngörülmüştür.
Bu askeri üslerin kapatılmasını finanse etmek
amacıyla Washington Moskova'ya 10 milyon dolar
yardımda bulunmayı vaat etmiştir. (10)
Rusya Vaziani ve Gudauta'daki üslerindeki
askeri ekipmanını Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler
Antlaşması (CFE) sınırlarına uygun olarak
2000 yılı sonuna kadar çekmesine rağmen, son
zamanlarda Moskova bu iki üssü kullanmaya
devam etmek istediğini dile getirmeye başlamıştır.
Hatta, daha önceki vaatlerinin aksine, Batum
ve Akhalkalaki'deki askeri üslerin kapatılmasıyla
ilgili görüşmeleri kesmiştir. Moskova bu durumuna
gerekçe olarak Gürcistan'ın politik açıdan
istikrarsız ve güvensiz ortamında bu askeri
üslerin bir istikrar unsuru olduğunu ileri
sürmektedir. (11) Kanımca, Rus askeri üslerinin
kapatılmasındaki gecikme, Rusya'nın NATO'nun
bu üslerin kontrolünü ele geçirmesine karşı
aldığı bir önlem olarak da görülebilir. Gerçekten
de, NATO'nun iki üyesi Türkiye ve ABD, Vaziani'deki
eski Rus askeri üslerini şimdiden modernize
etmeye başlamışlardır.
Moskova'nın Rus askeri üslerini kapatmadaki
isteksizliği Abhazyalı yetkililer tarafından
da Gürcistan'da yeni silahlı çatışmalara yol
açacağı gerekçesiyle desteklenmektedir. Abhaz
yetkililer ayrıca Gudauta askeri üssündeki
ekipmanın Abhazya'ya transferini talep etmektedirler.
Aynı şekilde, Batum askeri üssünün bulunduğu
Acaristan kendi temsilcilerinin Batum askeri
üssünün kapanmasıyla ilgili Rusya-Gürcistan
görüşmelerinde mutlaka yer almalarına izin
verilmesini talep etmektedirler.
Bu şekilde Moskova, Gürcistan'daki üslerin
kapatılmasındaki gecikmenin kendi çıkarlarına
hizmet eden bencil bir davranışı olmadığını
iddia ederken bu tutumunu Gürcistan'ın başlıca
etnik grupları arasındaki barış ve istikrarın
devamı ile ilgili endişelerinden kaynaklandığını
görüşünü yayarak meşruluk kazanmaya çalışmaktadır.
Sonuç olarak, Rusya'nın askeri üsleri kapatmasındaki
gecikme, Moskova tarafından Gürcistan'ın "zayıf
bir devlet" olarak kendi topraklarındaki
güvenliği sağlayamaması çerçevesine oturtulmaktadır.
Kanımca buradaki en tehlikeli eğilim, Moskova'nın
bu üsleri Gürcistan'daki azınlık milliyetçiliği
politikası yoluyla haklı göstermeye olan eğilimidir.
Moskova'nın Gürcistan'daki azınlık milliyetçiliğinden
yararlanması aynı şekilde Tiflis'e karşı,
baskı unsuru olarak vize rejimi uygulama teşebbüslerinde
de görülebilir.
Vize Rejimi Politikası
Gürcistan'ı kendi etki alanı içinde tutmak
için Moskova Gürcistan'la vize rejimi uygulamasından
doğan anlaşmazlığını da büyütmüştür. Bu amaçla,
Moskova 5 Aralık 2000 yılında Gürcistan vatandaşlarına
uyguladığı vize rejiminde değişiklik yapmıştır.
(12) Yeni vize uygulamasındaki en çarpıcı
nokta, Moskova'nın Abhazya ve Güney Osetya
sakinlerinin vizesiz seyahat hakkının devamını
öngörmesidir. Bu Cumhuriyetlerin, Gürcistan'ın
başka yerlerinde yaşayan halklarından farklı
bir şekilde muamele görmesi (Moskova'nın vize
rejimi aynı zamanda Abhazya ve Güney Osetya
yaşayanlarına Rus pasaportu verilmesini de
içermektedir) Gürcistan'ın bağımsızlığına
ve toprak bütünlüğüne karşı bir meydan okuma
izlenimi vermektedir. Bu gelişmeler karşısında,
Gürcistan Parlamentosu Moskova'nın bu vize
rejimi ile Gürcistan'a karşı açıkça yayılmacı
ve emperyalist politikalar izlediğini ve sonunda
Abhazya ve Güney Osetya'nın ilhak edileceğini
iddia etmektedir. (13)
Tiflis'in egemenliğini sürdürebildiği alanlarla
(Abhazya ve Güney Osetya dışında kalan Gürcistan
toprakları) ilgili olarak Rusya'nın uygulamaya
koyduğu yeni vize rejimi Rusya'da çalışan
500.000 kadar Gürcistan vatandaşını baskı
altına almayı hedeflemektedir. Yeni vize rejimi
Gürcistan'da işsizliği artırarak, yoksulluğun
daha da büyümesine ve Gürcistan ekonomisinin
zayıflamasına neden olabilir. (14) Kanımca,
Moskova'nın beklentisi Gürcistan'daki sosyal
huzursuzluğun getireceği baskıyla Shevardnadze'nin
Rusya'nın taleplerini kabul edeceğidir. Ancak,
Moskova'nın enerji konusundaki politikası
gibi, bu uygulama da, vize uygulamasından
zarar görecek kitlelerin Rusya aleyhindeki
duygularını beslemesi ile sonuçlanması ihtimali
çok yüksektir.
Uluslararası Terörizm Politikası
Rusya ve Gürcistan arasında zaten gergin
olan ilişkiler, Moskova'nın Gürcistan yönetimini
kendi topraklarını uluslararası teröristlere
Çeçenistan'da savaşabilmeleri için kullandırmakla
suçlayınca dramatik boyutlara ulaştı. Moskova
ayrıca, Gürcistan'ın Rus-Gürcistan sınırı
boyunca Pankisi Vadisi'nde üsler açarak, Çeçenler
için güvenli bir ortam sağladığını iddia etmektedir.
Moskova iddiasını, Gürcistan'da yaklaşık 5000
Çeçen mülteci ve Gürcistan'ın Kuzeydoğusunda
7000 kadar yerel etnik Çeçen insanının yaşamasına
dayandırmaktadır. Buna cevaben Pankisi Vadisi'ne
Rus askerlerinin yerleştirilmesi isteklerine
karşı çıkan Gürcistan, Rus sınırı boyunca
güvenlik önlemlerini artıracağını ifade etmiştir.
Ancak, Moskova Gürcistan'ın bu teşebbüslerini
Rusya'nın Gürcistan topraklarındaki terörist
yuvalarını yok etmek için yapacağı büyük operasyonu
ertelemek için yapılan göstermelik bir operasyon
olduğu gerekçesiyle eleştirmiştir. Bu da Rusya'nın
Pankisi Vadisi'nde askeri bir operasyon için
ne kadar kararlı olduğunu göstermektedir.
(15)
Rusya'nın Tiflis üzerindeki baskısı, Başkan
Vladimir Putin'in 11 Eylül 2002'de dünya liderlerine
bir mektup yazarak, Gürcistan'ın aldırmazlığı
ve Rusya'nın Birleşmiş Milletler Şartı'ndan
kaynaklanan kendi kendisini müdafaa etmek
hakkını kullanarak operasyon düzenlemesine
izin vermediğinden dolayı Gürcistan'ı şikayet
etmesiyle daha da artmıştır. Bu mektubunda
Putin:
Teröre karşı gerçekleştirdiğimiz başarılı
operasyonlarımız sonucunda hayatta kalan
son haydutlar Gürcistan'a geçmeye başarmıştır.
Ancak Gürcistan yetkilileri bunlara gözlerini
yummakta ve bunlar orada hür ve müreffeh
bir yaşam sürdürmektedirler. Askeri, mali
ve diğer yardımları da dışardan (...)
almaya devam etmektedirler. Yukarda söylenenler,
Tiflis'in Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi'nin teröre karşı ve tüm devletlerin
uymakla yükümlü olduğu 1373 no'lu kararını
ihlali ile ilgilidir. Bu durumda, Gürcistan'ın
bu alandaki uluslararası topluma karşı
zorunluluklarını yerine getireceğini garantiye
almalıyız (...) Bu bağlamda Rusya, Birleşmiş
Milletler Şartı'na uygun olarak ve geçen
yıl Eylül ayında ABD'ye karşı yapılan
barbarca saldırıdan sonra Güvenlik Konseyi'nin
1368 no'lu kararıyla kayıt altına alınan
bireysel veya toplu savunma hakkını kullanmak
zorunda kalacaktır. Vurgulamak istediğim
konu, söz konusu devletin egemenlik haklarına
ve toprak bütünlüğüne karşı olmadığımız
veya politik rejimini değiştirme gibi
bir düşünce içinde olmadığımızdır. (16)
demiştir.
Rus kamuoyu, Putin'in İkinci Çeçen Savaşı
boyunca yürüttüğü her türlü politikayı genelde
desteklemiştir ve bu son durum da Putin'in
popülaritesini olağanüstü şekilde arttırmıştır.
NATO ve Birleşmiş Milletler'e yaklaşımı dolayısıyla
halkın gözünde küçük düşen Putin, kararlı
bir lider olduğu şeklinde kamuoyunda oluşan
imajını yükseltmek zorunda kalmıştır. Putin,
ayrıca Irak Savaşı'ndaki yaklaşımı nedeniyle,
ABD'nin Moskova'ya Gürcistan'a karşı açık
çek verebileceğini beklemiş olabilir. (17)
Ancak, Tiflis ve Washington arasında gelişen
ilişkiler Putin'in politikalarının bozguna
uğrayacağını göstermektedir.
Rusya'nın Baskılarına Karşı Gürcistan'ın
Tepkisi
Rusya'nın Gürcistan üzerinde giderek artan
baskılarına karşı bir denge oluşturmak için,
Tiflis ABD ile ilişkilerini güçlendirmeye
yönelmiştir. Bu nedenle, Nisan 2002'de Gürcistan'ın
sınır güvenliğinin sağlanması ve silahlı kuvvetlerinin
modernizasyonu için 64 milyon dolar bütçeli
"Eğit ve Donat" programı çerçevesinde
ABD ile ilişkilerini yoğunlaştırmıştır. Ancak,
"Eğit ve Donat" programı, oldukça
küçük bir askeri yardım olduğundan, Gürcistan'ın
bunu Abhazya ve Güney Osetya üzerinde yeniden
kontrolünü tesis etmesi için kullanabilmesi
çok zordur. Programın amaçlarına paralel olarak,
yalnızca 1600 Gürcistan askeri eğitilecektir
ve bu sayı Abhazya ve Güney Osetya'daki ayrılıkçı
hareketleri Gürcistan'ın kontrol altına alması
için yeterli değildir. (18)
Gürcistan'daki bu yeni durum Irak krizi nedeniyle
Gürcistan'ın desteğine ihtiyaç duyan Washington'un
Moskova ile olan ilişkilerini de sarsabilecek
boyutlara ulaşmıştır. Ancak ABD, Putin'in
tehditlerine kesin bir dille karşı çıkmış
ve Gürcistan'daki Çeçen asi üslerine saldırmak
istemekle suçlamıştır (19) Bu kriz esnasında,
Tiflis'i desteklediği için, Gürcistan Parlamentosu
Irak Savaşı sırasında ABD ordusunun tüm askeri
tesislerini kullanmasına izin vermiştir. Gürcistan
Parlamentosu ayrıca, 21 Mart 2003 tarihinde
Gürcistan'da bulunan tüm ABD görevlilerine
diplomatik dokunulmazlık vermiştir. Tepki
olarak Rusya Parlamentosu Gürcistan Parlamentosunun
bu kararlarını Moskova ve Tiflis ilişkileri
için zararlı bir nitelik taşıdığını bildirmiştir.
Gürcistan'ın ABD ile giderek artan işbirliği
Tiflis'i NATO üyeliği için 2002 yılının Sonbaharında
resmen başvurmak için cesaretlendirmiştir.
Halihazırda ABD'nin Gürcistan'a verdiği destekten
rahatsız olan Moskova, Tiflis ve NATO arasındaki
gelişen ilişkilerden giderek endişelenmektedir.
Özellikle, Rusya Gürcistan'ın, Rus toprakları
üzerinde keşif operasyonları yapabilecek NATO
casus uçaklarına hava sahasını açmasını istememektedir.
Bu nedenle, Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü
Aleksander Yakovenko "NATO radarlarının
ve keşif uçaklarının (AWACS) Gürcistan'da
olası konuşlandırılması, Rusya'nın ulusal
çıkarlarına aykırıdır ve Moskova'yı koruyucu
karşı önlemler almaya zorlar" demiştir.
(20)
Gerçi Gürcistan'ın bu Batı yanlısı yaklaşımı
Moskova tarafından "sürpriz bir gelişme
olarak nitelendirilse de, Moskova Tiflis'ten
daha farklı bir gelişme beklememek durumundadır.
Zira; özellikle askeri üslerin geciktirilmesi,
uluslararası terörizmle savaş, Gürcistan'a
enerji ikmali konusunda gözdağı verme, son
derece ayrımcı bir vize politikası izleme
gibi konularla Tiflis yönetimiyle gerginliği
artıran Moskova, Gürcistan'dan ancak bu uzaklaşmayı
bekleyebilir. Rusya ve Gürcistan arasındaki
ilişkilerin gerginleşmesinden üç yıl sonra
bugün görüyoruz ki taraflar işbirliği içinde
sorunlarını halledebilecekken, bir sağırlar
diyalogu içinde her iki taraf da hayal kırıklığı
yaşamaktadır.
Sonuç
Bitirirken şunu söyleyebiliriz: Özellikle
Vladimir Putin'in Rusya Devlet Başkanlığına
yükselmesinden sonra Moskova ve Tiflis arasında
gerginliğin artması gerek Rusya, gerekse Gürcistan
için karışık sonuçlar doğurmuştur. Her iki
taraf da sorunlarını birbirinden tamamen farklı
bakış açılarıyla görmüştür. Moskova enerji,
askeri üsler, vize rejimi ve uluslararası
terörizm konularındaki kendi pozisyonunu Gürcistan'a
açıkça dikte ettirmeye çalışmaktadır. Ancak,
bu politikalar Tiflis'in Rusya yanlısı değil
de, Batı yanlısı bir dış politika yönelişi
izlemesine yol açmaktadır. Bu nedenle, bölgede
istikrar arttırıcı politikalar geliştirilirken
Moskova'nın Gürcistan ve diğer komşularının
kaygılarını da dikkate alması gerekir. Mevcut
sağırlar diyalogu yerine, karşılıklı anlayış
kültürünün benimsenmesi, yakın gelecekte Tiflis'le
ilişkilerini güçlendirebilmek için Moskova
için tek çıkar yol gibi görünmektedir.
----------------------------------------------------------------------------------------
1. Stephen Jones, 'Georgia: A Failed Democratic
Transition', in I. Bremmer ve R. Taras (eds.),
Nation and Politics in the Soviet Successor
States, Cambridge: Cambridge University Press,
1993, ss. 288-310 (s.295)
2. Stephen F. Jones 'Populism in Georgia:
the Gamsakhurdia Phenomenon,' in Donald Schwarz
and Razmik Panossiam, eds., Nationalism and
History: the Politics of Nation Building in
Post-Soviet Armenia, Azerbaijan and Georgia,
Toronto: University of Toronto Press, 1994,
ss. 127-149.
3. Bakınız Stephen F. Jones and Robert Parsons,
'Georgia and the Georgians,' in Graham Smith,
ed., The Nationalities Question in the Post-Soviet
States, London: Longman, 1996, ss. 291-313.
4. Stephen Jones, 'Georgia: A Failed Democratic
Transition', op. cit., cc.295-296.
5. Catherine Dale, 'Turmoil in Abkhazia: Russian
Responses,' RFE/RL Research Report, vol. 2,
no. 34, 27 Ağustos 1993, ss.48-57.
6. Bkz. Oktay F. Tanrısever, 'Sovyet-Sonrası
Dönemde Rusya'nın Kafkasya Politikası, Türkiye
ve Komşuları, der. Mustafa Türkeş ve İlhan
Uzgel, Ankara: İmge Yayınları, 2002, ss.377-410
(ss. 386-391).
7. Alexander Rondeli, 'Regional Security Prospects
in the Caucasus', in G. K. Bertsch et.al.,
eds., Crossroads and Conflict: Security and
Foreign Policy in the Caucasus and Central
Asia, New York and London: Routledge, 2000,
ss. 48-54 (ss.49-50).
8. Bkz. Meliha Altunisik, 'The Complex Web
of Relations in the Caspian Hub,' The Yearbook
of the Middle East and the Balkans, İstanbul:
The Middle East and the Balkans Foundation,
2001.
9. Pravda Online, 4 Aralık 2000.
10. Khatuna Salukvadze, 'The Struggle for
the Remains of Geopolitical Weight: Russia
Dodges Disengaging Militarily from Georgia',
Analyst: Biweekly Briefing, 18 Temmuz 2001.
11. Ibid.
12. Vladimir Mukhin, 'Tension Still Strong
between Russia, Georgia', The Russia Journal,
6 Aralık 2000.
13. Bkz. 'The Statement of the Parliament
of Georgia on the Introduction of Visa Regime
between Russia and Georgia', Internet üzerindeki
URL adresi: http://intranet.parliament.ge/statements/parl_24.11.00_en.htm
14. Peter Baker, 'For Georgia, Russia Remains
An Intimidating Neighbor: Visa Requirement
Seen as Moscow's Latest Power Play,' Washington
Post, 6 Mayıs 2001.
15. Jim Heintz, 'Russia Ready to Attack Georgia',
Associated Press, 12 Eylül 2002.
16. RIA Novosti, 12 Eylül 2002.
17. Stephen Mulvey, 'Why Russia Threatens
Georgia over Pankisi', BBC, 12 Eylül 2002.
18. Eric A. Miller, 'Morale of US-Trained
Troops In Georgia Is High, But US Advisors
Concerned About Sustainability,' Eurasia Insight,
5 Mayıs 2003.
19. Elaine Monaghan, 'U.S. Criticizes Putin
for Threatening Georgia', Reuters, 12 Eylül
2002.
20. Jean-Christophe Peuch, 'Russia: Moscow
Concerned NATO Spy Planes May Use Georgian
Airspace', RFE/RL, 11 Temmuz 2003.