 |
|
Ağustos 2003 | Sayı 7
|
| |
|
ISSN: 1303 - 9814
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
|
|
MAVİ AKIM PROJESİ: Bir Enerji Stratejisi ve
Stratejisizliği Örneği
|
Sinan OĞAN
ASAM Rusya-Ukrayna Araştırmaları
Masası
Kıdemli Araştırmacı
|
Avrupa'nın en hızlı büyüyen doğal gaz pazarı
olan Türkiye'nin 1984'de SSCB ile yaptığı
ilk doğal gaz anlaşmasından sonra Türkiye'nin
diğer enerji kaynaklarına göre bir çok yönden
üstün olan doğal gazla tanışması ve bu enerji
kaynağını benimsemesi Türkiye'nin doğal gaza
olan talebini hızla artırmaya başlamıştır.
Doğal gaza olan talebin hızla artması üzerine
o dönemde tek kaynak olan Rusya ile 1996'da
ikinci doğal gaz anlaşması imzalanmıştır.
Ancak Türkiye'nin genelde varolan enerji açığı
Türkiye'yi alternatif doğal gaz kaynakları
arayışına yöneltmiştir. Başta Azerbaycan ve
Türkmenistan olmak üzere Mısır, Irak, Cezayir
ve Nijerya ile doğal gaz alım görüşmelerinin
başlatılması bu ülkelerin 90'lı yılların başlarında
hızla büyüyen sanayisi ve artan nüfusuyla
enerji açlığı çeken Türk doğal gaz pazarı
için Rusya'yla rekabete girmelerine sebep
olmuştur.
Bu rekabete çoktan hazır olan Rusya'nın girişimleri
ile Mavi Akım (1) olarak da bilinen üçüncü
doğal gaz anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma
ile Rusya, Türk doğal gaz pazarında mutlak
hakimiyetini ilan etmiştir. Siyasi yönü ile
de çeşitli tartışmalara neden olan Mavi Akım
Projesi zaman zaman Türkiye ile Rusya arasında
gerginliklerin yaşanmasına sebep olmuştur.
Ancak, bütün bu tartışma ve soruşturmalara
rağmen proje tamamlanmış ve 30 Aralık 2002'de
boru hattı bir teslim protokolü ile resmen
faaliyete geçirilmiştir. (2) Türkiye ile Rusya
arasındaki en büyük proje olan Mavi Akım Projesi'nin
bitirilmesiyle Türk-Rus ilişkilerinde yeni
ve/fakat sancılı bir dönem başlamıştır.
Rusya Federasyonu ile Yapılan Doğal Gaz
Anlaşmaları
Türkiye yurt dışından doğal gaz teminine yönelik
ilk anlaşmayı 18 Eylül 1984'de Sovyetler Birliği
ile yapmıştır. (3) 14 Şubat 1986'da Türkiye
adına Botaş (Boru Hatları ile Petrol Taşımacılığı
AŞ) (4) ve SSCB adına Soyuzgazeksport arasında
25 yıllık bir anlaşma gerçekleştirilmiştir.
(5) 26 Ekim 1986'da inşasına başlanan Rusya
Federasyonu-Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı,
23 Haziran 1987'de ilk durağı olan Hamitabat'a
ve Ağustos 1988'de de Ankara'ya ulaşmıştır.
(6) Bu anlaşmayla 1987'den itibaren yılda
6 milyar m³ doğalgaz alınmaya başlanmıştır.
Batı hattı olarak da bilinen bu hatla Rus
doğal gazı Rusya'dan çıktıktan sonra Ukrayna,
Moldova, Romanya ve Bulgaristan'ı geçerek
Tekirdağ üzerinden Türkiye'ye ulaşmaktadır.
Rusya Federasyonu ile ikinci
doğal gaz alım anlaşması peşin alım olarak 10
Aralık 1996'da imzalanmıştır. 8 milyar m³/yıl
gaz alımını öngören anlaşmanın 23 yıl yürürlükte
kalması planlanmıştır. Bu anlaşmanın Turusgaz
(7) ile 18 Şubat 1998'de yapılan anlaşmayla
paralel yürütülmesi öngörülmüştür.
Türk doğal gaz pazarı özellikle 1995'den sonra
Rusya'nın dikkatini daha fazla üzerine çekmeye
başlamış ve Rusya, Türk doğal gaz pazarını tek
başına ele geçirmek için üst düzey girişimler
başlatmıştır. Bu amaçla aynı zamanda o dönem
Rusya enerji lobisinin en güçlü isimlerinden
olan Başbakan Viktor Çernomirdin (8) Türkiye'ye
gelerek Rus doğal gazı için lobicilik girişimleri
başlatmış ve bu girişimlerin Türk muadili (9)
tarafından özel ilgi görmesi üzerine o günlerde
tartışılan Türkmen gazı projesi yerine Rusya
ile Mavi Akım olarak bilinen yeni bir doğal
gaz anlaşması daha yapılmıştır. (10) Anlaşma
1 Nisan 1998'de TBMM'de onaylanarak yürürlüğe
girmiştir.
Mavi Akım Projesi, Rusya Federasyonu ile yapılan
üçüncü doğal gaz alım anlaşmasıdır. Türkiye
ve Rusya arasında 15 Aralık 1997 tarihinde imzalanan
"Rus doğalgazının Karadeniz altından Türkiye
Cumhuriyeti'ne sevkıyatına ilişkin anlaşma çerçevesinde
Mavi Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi"
gündeme gelmiştir. Botaş ve Gazeksport arasında
imzalanan 25 yıl süreli anlaşmaya göre, Rusya
Federasyonu topraklarından başlayıp Karadeniz'den
geçecek bir boru hattı ile Türkiye'ye yılda
16 milyar m³ doğal gaz taşınması kararlaştırılmıştır.
Projenin yaşanan gecikmelere rağmen başlangıçta
doğal gaz verme miktarı 2 milyar m³ olarak belirlenmiştir.
25 yıllık anlaşma süresince Rusya'dan toplam
365 milyar metreküp doğal gaz alınması planlanmıştır.
Projenin ilk anlaşmasında doğal gazın Türkiye'ye
geliş tarihi 2000 yılı olarak belirlenmiştir.
Ancak projenin bu tarihte bitirilemeyeceği anlaşılınca
yapılan bir protokolle tarafların yükümlülüklerinin
başlama tarihi 15 Ekim 2001 olarak tespit edilmiştir.
Bu tarihten itibaren Botaş'tan kaynaklanan bir
gecikmede her altı ay için yaklaşık 133 Milyon
dolar ceza ödenmesi, Rusya tarafından kaynaklanan
bir gecikmeden dolayı ise kış ayları için yüzde
8 ve yaz ayları içinse yüzde 4'lük bir indirim
yapılması şartı konmuştur. Ağustos 2002'de Rusya
ile yapılan % 9'luk fiyat indiriminin yetkililerce
sebebinin açıklanmamasına rağmen bu çerçevede
yapıldığı düşünülmektedir. Rusya tarafı projeyi
ancak 30 Aralık 2002'de teslim edebilmiştir.
Mavi Akım boru hattı 30 Aralık 2002'de bir protokol
ile Türkiye tarafına teslim edilmiş olsa da
bu hattın inşa çalışmaları tam olarak sona erdirilmemiştir.
Bugün 4 milyar m³'lük bir kapasitede çalışabilen
hattın tam kapasiteye ulaşabilmesi için sürdürülen
çalışmaların ilk bölümünün 2003 yılı sonlarında,
ikinci ve son kısmının ise 2004'ün ilk çeyreğinde
bitirilmesi beklenmektedir. (11)
Mavi Akım Projesi'nin en önemli özelliği Rusya
Federasyonu ile daha önce yapılan iki anlaşmadan
farklı olarak herhangi bir geçiş ülkesi ile
muhatap olmaksızın, doğrudan Türkiye'ye doğal
gaz verecek olmasıdır. Hiçbir ülke toprağından
geçmeyen Mavi Akım'dan alınacak gazın fiyatının
önceki iki anlaşmaya göre % 12 daha ucuz olacağı
belirtilmiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
tarafından "ticari sır" olduğu gerekçesiyle
açıklanmayan Mavi Akım'dan alınan gazın fiyatı
adeta bir 'devlet sırrı' olarak saklanmıştır.
Bu konuda TBMM'de yapılan kapalı oturumda bile
fiyatlar "gizlilik" gerekçesi ile
açıklanmamıştır. Ancak Türkiye'de iktidarın
değişmesi ve bu hattan gaz alınmaya başlanmasıyla
Mavi Akım üzerindeki sis perdesi de yavaş yavaş
aralanmaya başlamıştır. Basına yansıyan tartışmalarda
doğal gazın her bin metreküpünün birim fiyatı
Rus basınına göre 126 dolara (12) ve Türk basınına
göre ise 153 dolara alınmaktadır. (13) Rusya'da
doğal gazın iç pazardaki fiyatı ise ortalama
20 dolar civarındadır. (14)
Rus Gazprom şirketine göre Mavi Akım hattıyla
Türkiye'ye verilecek doğal gazın yıllara göre
dağılımı aşağıdaki gibi planlanmaktadır.
| Yıllar |
Miktar |
| 2003 |
2 milyar m³ |
| 2004 |
4 milyar m³ |
| 2005 |
6 milyar m³ |
| 2006 |
8 milyar m³ |
| 2007 |
10 milyar m³ |
| 2008 |
12 milyar m³ |
| 2009 |
14 milyar m³ |
| 2010 |
16 milyar m³ |
Kaynak:
Gazprom'un resmi internet sitesi Goluboy Potok,
http://www.gazprom.ru/articles/bluestream_00.shtml
Mavi Akım anlaşmasında gazın fiyatı, ham
petrol gibi diğer enerji ürünlerinin fiyatlarına
endeksli olarak belirlenmekte ve yıl içerisinde
uluslararası piyasa fiyatlarındaki aşırı oynamalara
paralel olarak 3 ve 6'şar aylık periyotlarla
gözden geçirilmektedir. DİE verilerine göre
1000 m³ doğal gazın fiyatı 1997'de 100 dolar,
1998'de 75 dolar, 1999'da 68 dolar ve 2000'de
de 126 dolar olarak gerçekleşmiştir.
Projenin Teknik Özellikleri
Mavi Akım Projesi'ni gerçekleştiren Rus Gazprom
şirketinin resmi internet sitesinde Mavi Akım
ile ilgili bilgi verilirken bu projenin dünyada
bir benzerinin bulunmadığı belirtilmektedir.
(15) Diğer yandan projenin ileri teknoloji
ürünü olduğu, projenin gerçekleştirilmesi
aşamasında binlerce Rus, İtalyan ve Türk uzmanın
çalıştığı ve kullanılan malzemenin Rusya'nın
yanı sıra İtalya, Almanya ve Japonya'da özel
olarak imal edildiği belirtilmektedir. (16)
Karadeniz'in altından dünyanın en derin noktasına
boru döşenerek (2.150 m) gerçekleştirilen
proje üç ayrı aşamada yapılmıştır. (17) Toplam
1.213 km uzunluğunda olan projenin ilk aşamasının
inşaatı Şubat 2000'de başlamıştır. Rusya sınırları
içerisinde İzobilnova (Stavropolski Kray RF)
ile Djubgi (Krasnodarski Kray RF) arasında
373 km. boru hattı döşenmiştir. İkinci aşama
çalışmaları Ağustos 2001'de Karadeniz'in Rusya
kıyısında başlamıştır. Eylül 2001 ile Kasım
2002 tarihleri arasında Karadeniz geçişi gerçekleştirilmiştir.
Denizin 2100 metre altından, 396 km uzunluğunda
her biri 24 inç çapında iki paralel boru hattı
döşenmiştir. (18) 30 Aralık 2002'de Samsun
kıyısındaki Durusu terminalinde teslim protokolü
imzalanarak Rusya tarafından üstlenilen inşaat
çalışmaları tamamlanmıştır. Üçüncü aşama olan
Türkiye sınırları içerisinde ise, 501 km uzunluğundaki
Samsun-Ankara hattının inşası tamamlanmıştır.
(19) Samsun-Ankara Doğalgaz İletim Hattı,
Samsun'dan başlayarak Amasya, Çorum ve Kırıkkale
üzerinden Ankara'ya ulaşmaktadır.
Projenin Samsun-Ankara kısmı
Türk firmaları Hazinedaroğlu AŞ ve Öztaş AŞ,
ile Gazprom'un ana inşaat şirketi Stroytransgaz'ın
ortaklığı olan OHS (Öztaş-Hazinedaroğlu-Stroytransgaz)
konsorsiyumu tarafından yürütülmüştür. Hattın
Rusya bölümü ve Karadeniz geçişinin yapım-işletim-finansmanının
sorumluluğu Gazprom'un, Türkiye kısmı ise Botaş'ın
sorumluluğundadır. (20) Bu proje gerçekleştirilirken
Rusya çevrecileri hattın Rusya kısmının geçtiği
"Gelincik" mevkii için protesto gösterileri
yapmıştır. Ancak Gazprom yetkilileri Mavi Akım'ın
Karadeniz'in ekolojik dengesine zarar vermemesi
için her türlü önlemin alındığını belirtmişlerdir.
(21)
Proje Finansmanı ve Beklenilen
Gelir
Rusya tarafından finansman sorumluluğu üstlenilen
proje yaklaşık 3.2 milyar dolara mal olmuştur.
(22) Proje için Rusya ve İtalya arasında Aralık
1999'da "Transco" isimli (50/50)
yeni bir ortaklık kurulmuştur. Proje için
İtalyan bankalarından oluşan bir konsorsiyumdan
(Banca Commerciale Italiana, Mediocredito
Centrale ve Westdeutsche Landesbank Girozentrale)
1,13 milyar dolar kredi sağlanmıştır. İtalya'nın
Mavi Akım'a bu desteği hiç şüphesiz ki, projenin
gaz satım şirketine İtalyan ENİ'nin ortak
olması sebep olmuştur. Projeye kredi sağlayan
diğer ülke ise Japonya olmuştur. Mavi Akım'ın
Karadeniz geçişi için Japon ihracat sigorta
kuruluşu CIBIK/MITI'den de 627 milyon dolarlık
kredi sağlanmıştır. Japonya'nın bu projeye
kredi sağlamasında ise esas önemli sebep Karadeniz
geçişinde kullanılan ve özel olarak bu proje
için imal edilmiş olan boruların büyük bir
kısmının Japonya'dan alınmış olmasıdır. Gazprom
projenin deniz kısmının inşası için yaklaşık
1,7 milyar dolarlık bir kredi sağlanmıştır.
Projenin Botaş'ın sorumluluğunda olan Türkiye
kısmı için harcanan azami miktarı ise dönemin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan'ın
ifadesine göre 320 milyon doları geçmemiştir.
(23)
Alıcı ile satıcıyı direkt
olarak birbirine bağlayan boru hattının, Gazprom
ve dolayısıyla Rusya bütçesi için düzenli bir
gelir kaynağı olması beklenmektedir. Gazprom
Yatırım ve İnşaat Departman Başkanı Mihail Akselrod'un
2002 yılı Eylül ayında yaptığı açıklamada, "projenin
yürürlülük süresi olan 25 yıl içerisinde Türkiye'ye
365 milyar metreküp doğalgaz (Rusya'dan ihraç
edilen toplam doğalgaz hacminin yaklaşık yüzde
8-10 oranı) ihraç edilmesi ve elde edilecek
toplam gelirin 42 milyar dolar ve toplam kâr
miktarının da 25 milyar dolar olmasını beklediklerini
ifade etmiştir. Anılan gelirin devlet bütçesine
gidecek olan vergi miktarı ise 4 milyar dolardır.
Ayrıca Akselrod'un ifadesine göre, Mavi Akım'ın
deniz altından geçen kısmının 15 yılda, karadan
geçen kısmının ise 8 yılda kendini amorti etmesi
beklenmektedir. (24)
Mavi Akım'ın Türkiye-Rusya
Ekonomik İlişkilerine Etkisi
SSCB ile 14 Şubat 1986'da
imzalanan ilk doğal gaz anlaşmasında alınan
gaz bedelinin yüzde 70'inin Türk mal ve hizmetleri
ile ödenmesi hükmü getirilmişti. Anlaşmanın
imzalandığı dönemde doğal gaz karşılığı mal
ihracı uygulanması ile geleneksel Türk ihraç
mallarından ziyade, Türk sanayi mallarının ihracının
artırılması için yeni imkanlar yaratılması hedeflenmiştir.
Ayrıca, iki ülke arasında 1986 yılında imzalanan
9. Dönem Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) Protokolü'nde
doğal gaz bedellerinin bir bölümünün Türk müteahhitlik
firmalarının Rusya'da gerçekleştirmiş oldukları
projelerin finansmanında kullanılması hükmüne
yer verilmiştir. İlk doğal gaz alımına başlandığı
yıl olan 1987 ile 1994 yılları arasında 1,9
milyar dolar tutarında doğal gaz ithalatı gerçekleştirilmiş
olup, bu tarihler arasında belirlenen mal listeleri
kapsamında kayda alınan ihracat miktarı 271
milyon dolar, gerçekleştirilen müteahhitlik
hizmetleri toplamı ise 609 milyon dolar olmuştur.
(25)
Mal ve/veya hizmet karşılığı
sürdürülen bu anlaşma hem Türkiye'nin ihracatını
olumlu yönde etkilemekte, hem de makro ekonomik
açıdan Türkiye'nin ödemeler dengesine olumlu
yansımaktaydı. Ancak SSCB'nin dağılmasından
sonra Rusya Federasyonu ile 1994 yılından itibaren
yapılan anlaşmalarda (1984 anlaşması protokolüne
de düzeltmeler yapılarak) bu uygulamadan vazgeçilmiş
ve alınan doğal gazın bedeli peşin olarak ödenmeye
başlanmıştır. Bu durum ise Türkiye'nin Rusya
ile olan dış ticaretinde Rusya lehine giderek
artan oranda açıklar vermesine sebep olmuştur.
1997'de 2 milyar dolar olan ihracatımız 2002
yılı itibariyle yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine
(1,163) inmiştir. Yaklaşık 4 miyar dolar (3,85)
civarında olan ithalatımız ise bu projenin devreye
girmesiyle daha da artacaktır. Rusya ile siyasi
ve ekonomik ilişkilerin dengelenmesi için ne
gibi önlemlerin alınması gereği halen düşünülememiş
ve alternatifler geliştirilmemiştir. Türkiye
ve Rusya Federasyonu arasında 1994'den sonra
yapılan ikinci dönem doğal gaz anlaşmalarında
stratejik-politik amaçlar, yerini özellikle
Rusya açısından ticari amaca bırakmıştır. (26)
Rusya'nın doğal gaz ihracında SSCB dönemindeki
stratejik-politik amaçlarının (rejim ihracına
destek sağlamak gibi) ikinci dönem doğal gaz
anlaşmalarında ticari amaçlara göre hareket
etmesi geçiş dönemi olarak da adlandırabileceğimiz
1992-1997 yıllarını kapsamaktadır. Mavi Akım'la
başlayan üçüncü dönem doğal gaz anlaşmasının
imzalandığı 1997 yılından sonra Rusya'nın ticari
amaçlarına stratejik hedefler de eklemlenmiş
ve Rusya'nın Türkiye ile sürdürdüğü doğal gaza
dayalı ilişkilerde bu dönemden itibaren stratejik
hedefler daha fazla ön plana çıkmaya başlamıştır.
Rusya'da yayımlanan The Moscow Times gazetesinin
23 Temmuz 2003 tarihli sayısında Robin Munro,
Rusya Enerji Bakanlığı'nda isminin açıklanmasını
istemeyen bir yetkiliye dayanarak Türkiye
ile Rusya arasında Mavi Akım'dan kaynaklanan
sorunlar sebebiyle Rus hükümetinin, Türk inşaat
firmalarının Rusya'da faaliyet göstermesini
engellemeyi düşündüğünü bildirmiştir. Munro,
ilgili yetkiliden şu açıklamayı aktarmıştır:
"Bu düşünülen bir seçenek. Türkiye, Gazprom
ile anlaşmasını tek taraflı olarak ihlal etmiştir
ve Rusya'daki Türk inşaat firmalarının faaliyetlerine
yasak getirilmesi bu anlaşmazlığın olası bir
sonucudur". Ancak, Gazprom Sözcüsü Igor
Plotnikov, yapmış olduğu açıklamada "Gazprom'un,
Rusya'daki Türk firmalarının kapatılması ile
bir ilgisi yok. Ortaklarımızla anlaşmaya varmayı
bekliyoruz" demiştir. Son günlerde Rusya
basınında bu ve benzeri türden haber ve açıklamalara
yer verilmesi Mavi Akım'dan doğan sorunlar
sebebiyle Türkiye ile Rusya arasında bir soğukluğun
ortaya çıktığını göstermektedir. Her ne kadar
bu tür haberlerin bir kısmının kasıtlı ve
diplomatik manevra niteliği taşıdığı düşünülse
bile Mavi Akım sorununun çıkmaza girmesi ilişkileri
de bozacak niteliktedir.
Doğalgazda Rusya'ya Bağımlılık
Doğalgazda Türkiye'nin Rusya'ya ciddi oranda
bir bağımlılığı mevcuttur. Mavi Akım öncesinde
2002 yılında Rus doğalgazını alan 20 Avrupa
ülkesi içerisinde üçüncü büyük müşteri olan
Türkiye, Mavi Akım'la beraber Almanya'dan
sonra Rusya'nın ikinci en büyük müşterisi
olmaktadır. Karşılaştırma için Avrupa ülkelerine
bakarsak 2001 yılı itibariyle Avrupa'da doğal
gazda Rusya'ya en fazla bağımlı ülke olan
Avusturya'da bu bağımlılığın oranı en fazla
yüzde 45 iken, Rusya'nın AB içerisindeki stratejik
partneri Almanya'da yüzde 33'tür. (27) Diğer
yandan AB Komisyonu AB ülkelerinin tek dış
kaynağa bağımlılık oranının yüzde 30'u geçmemesi
gerektiğini belirtmiştir. Doğal gazda birbiri
ardına imzalanan üç ayrı anlaşma ile Rusya'ya
yaklaşık 2/3 oranında bağımlı olunması 'Ankara'nın
stratejik bir hatası' olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca ortalama yüzde 60 oranındaki bu bağımlılık
derecesi NATO'nun enerji güvenliği anlayışına
da aykırıdır.
Rus Gazının Türk Pazarındaki
Payının Yıllara Göre Dağılımı
| Milyar
M³ |
2003 |
2005 |
2010 |
2015 |
2020 |
| Rusya
(Toplam) |
16 |
20 |
30 |
24 |
24 |
| Diğerleri |
10.2 |
14.2 |
21.8 |
17.8 |
17.8 |
| Toplam |
26.2 |
34.2 |
51.8 |
41.8 |
41.8 |
| Rusya'nın
Payı (%) |
61 |
58.5 |
57 |
57 |
57 |
*Bu tablo
Botaş verileri esas alınarak hazırlanmıştır.
Botaş verileri esas alınarak yukarıdaki tablo
hazırlanırken Botaş'ın resmi verilerinde gösterilen
rakamlarda çok ciddi yanlışlıkların olduğu
ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bu yanlışlıklar
tablodaki hesaplamalara dahil edilmemiştir.
Örneğin Botaş verileri dikkate alındığı takdirde
Türkmenistan'da 2006 yılından itibaren 5 milyar
metreküpten başlayan ve 2020 yılında 16 milyar
metreküpe ulaşan miktarda doğal gaz alınacağı
belirtilmiştir. Oysa Türkmenistan'la böyle
bir niyet anlaşması imzalanmış olmasına rağmen
daha sonra Hazar Denizi'nin statüsü sorununun
çözülememesi, Türkmenistan ile Azerbaycan
arasında sorunların çıkması ve diğer sebepler
yüzünden bu anlaşmanın fiilen durduğu ve yakın
bir gelecekte de anlaşmanın hayata geçirilemeyeceği
hususu gün gibi ortadadır. Tabloyu hazırlayan
Botaş yetkililerinin bu gerçeği bilmemelerinin
imkansız olduğu düşünülürse Botaş'ın burada
rakamlarla hayali bir biçimde oynadığı ortaya
çıkacaktır. Zira, Türkmenistan'dan hayali
gaz alınarak Rusya'nın toplam doğal gaz alımları
içerisindeki payı yine hayali olarak düşürülmek
istenmektedir.
Rusya'ya olan bağımlılık orta vadede diğer
alternatiflerin devreye girmesiyle azalabilir.
1995'de neredeyse % 100 bağımlı olduğumuz
Rus gazının oranının 2003'te % 61'e, 2020'de
yüzde 57'ye gerileyeceği hesaplanmaktadır.
Ancak Türkmenistan, Irak, Mısır, Yemen, Katar
ve Norveç gibi ülkelerle sürdürülen görüşmelerin
olumlu neticelenmesi durumunda bu oran azalabilir.
Bu durumda ise ihtiyaç fazlası doğal gazın
ne yapılacağı sorunu ortaya çıkacaktır. Dünyanın
en büyük doğalgaz rezervlerine sahip Rusya
sadece kendi gazını değil, Türkmenistan gibi
diğer üreticilerden aldığı gazı da bize satmaktadır.

Kaynak: Botaş verileri esas
alınarak tarafımızdan hazırlanmıştır.
Sadece yukarıdaki tablo incelendiğinde görülecektir
ki, 2002 yılı itibariyle doğalgazda Rusya'ya
olan bağımlılığımız yüzde 66'dır. Bu rakamlara
ortalama yıllık 16 milyar metreküp doğal gaz
almamız gereken Mavi Akım Projesi dahil değildir.
Bu manzara içerisinde yukarıdaki tablo Mavi
Akım'ın devreye alınmasıyla Rusya lehine bir
miktar daha değişecektir. Ancak orta vadede
tablo üzerinde olumlu etkide bulunacak iki
proje mevcuttur. Bunlar Şahdeniz'den alınacak
Azeri gazı ve artık alınmasına başlanılan
İran gazıdır. Her ne kadar AKP hükümetinin
Enerji Bakanı Hilmi Güler, Rusya'nın Türk
pazarındaki payının yüzde 70'lerden 30'lara
düşürülmesinin gerektiğini söylese de yapılan
anlaşmalar gereği önümüzdeki 25 yıl içerisinde
bu pek de mümkün gözükmemektedir.
Yolsuzluk İddiaları
Mavi Akım Projesi Türkiye'de
varolduğu düşünülen siyasi bağlantılar ve yolsuzluk
iddiaları ile de gündeme gelmiştir. Ankara DGM'si
bu projeyle ilgili "Beyaz Enerji"
adı altında bir soruşturma başlatmıştır. Öztaş-Hazinedaroğlu
ve Stroytransgaz (OHS) konsorsiyumuna Rusya'da
bile Mavi Akım'ın inşaatına başlamadan Türkiye
kısmı için 50 milyon dolar verilmesi yolsuzluk
soruşturmalarının odak noktalarından birisini
teşkil etmiştir. İmzalanan hükümetlerarası anlaşmanın
içine konan bir hükümle projenin Türkiye kısmının
inşasının hangi firma veya firmalara verileceğinin
tespiti Rus Gazprom şirketinin yetkisine verilmiştir.
Rus şirket ise Samsun-Ankara arasında yapılacak
inşaatı kendi inşaat şirketi olan Stroytransgaz
(28) ve onun Türk ortakları Öztaş ve Hazinedaroğlu
ile kurduğu OHS konsorsiyumuna vermiştir. (29)
Danıştay İkinci Dairesi, Botaş eski genel müdürleri
Nevzat Arseven ve Gökhan Yardım ile eski Yönetim
Kurulu üyesi dört kişi hakkında, Mavi Akım Projesi'nde
bazı usulsüzlükler yapıldığı gerekçesiyle soruşturma
izni vermiştir. (30) Bunun yanı sıra AKP hükümeti
tarafından kurulan Meclis Yolsuzlukları Araştırma
Komisyonu'nda dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'ın
bilgisine başvurulmuştur. Sürdürülen soruşturma
kapsamında Yılmaz hakkında dava açılması beklenmektedir.
Diğer yandan Rus basını Türkiye'deki yolsuzluk
iddialarına ve yargı sürecine özel bir önem
göstererek bu konudaki bütün ayrıntıları okuyucularına
aktarmıştır. (31) Aslında hiçbir hukuki araştırmaya
bakmadan bile Rusya ile yapılan Mavi Akım Anlaşması'nın
hem şartlarına ve hem de niteliğine bakılırsa
bu anlaşmanın Türkiye'nin hayati çıkarları göz
önüne alınmadan yapıldığı görülecektir. Dolayısıyla
Türkiye'nin çıkarlarına ters düşen böyle bir
anlaşmanın imzalanması iki alternatifi gündeme
getirmektedir. Anlaşmayı imzalayanlar ya çok
cahildirler, ya da bu işten bazı kişisel çıkarla
elde etmişlerdir.
Türkiye'nin Şişirilmiş Doğalgaz Talebi
İlk defa 1986'da SSCB ile yapılan gaz anlaşmasının
ardından 1987'de 500 milyon m³ olarak başlayan
Türkiye'nin doğal gaz tüketimi hızla artmaktadır.
2002'de 17,624 milyon m³ olan tüketimin Botaş'ın
hesaplamalarına göre 2020'de 82 milyar m³'e
ulaşması beklenmektedir.
Türkiye'nin 2003-2020
Yılları Doğalgaz Arz ve Talep Senaryoları*
| Yıllar |
2003 |
2005 |
2010 |
2015 |
2020 |
| Rusya
Mavi Akım |
2 |
6 |
16 |
16 |
16 |
| Rusya
Turusgaz |
8 |
8 |
8 |
8 |
8 |
| Rusya
(Batı) |
6 |
6 |
6 |
0 |
0 |
| Cezayir
LNG (32) |
4 |
4 |
4 |
0 |
0 |
| Nijerya
LNG (33) |
1.2 |
1.2 |
1.2 |
1.2 |
1.2 |
| İran (34) |
5 |
7 |
10 |
10 |
10 |
| Azerbaycan
(35) |
0 |
2 |
6.6 |
6.6 |
6.6 |
| Toplam
Arz |
26.2 |
34.2 |
51.8 |
41.8 |
41.8 |
| Toplam
Talep ** |
25.7 |
32.1 |
55.1 |
67.3 |
82 |
| Fark |
+0.5 |
+2.1 |
-3.3 |
-25.5 |
-40.2 |
*Bu
tablo Botaş verileri esas alınarak 27.10.2002'de
tarafımızdan hazırlanmıştır.
**http://www.botas.gov.tr/dogalgaz/dg_arztaleb_sen.html,
27.10.2002
*** LNG (36)
Yukarıda hazırladığımız tabloda belirtildiği
üzere Botaş verileri esas alınmıştır. Bu verileri
doğru kabul ettiğimiz takdirde mevcut doğal
gaz anlaşmalarına göre 2005 yılına göre bir
miktar fazlalık yaşanmasına rağmen bu tarihten
itibaren yeni anlaşmalar yapılamadığı takdirde
doğalgazda sürekli artan bir açıkla karşı
karşıya kalmış olacağız. Ancak sorun da burada
Botaş'ın verilerinin ne kadar doğru olduğundan
kaynaklanmaktadır. Zira kanaatimizce Türkiye'nin
doğal gaz talebinin bir artış dinamiği içerisinde
olacağı doğrudur, ancak bu miktarın Botaş
tarafından belirtildiği oranda artabileceği
düşünülmemektedir. Zira Botaş'ın bu talep
senaryosunu hazırlarken Türkiye'deki elektrik
santrallerinin bir çoğunun, fabrikaların bir
kısmının ve meskenlerin tamamına yakınının
doğal gaza geçirilmesi düşünülmüştür. Ancak
zengin su kaynaklarıyla övünen ve bu su kaynaklarının
bir çoğu boşa akıp giderken kendi su kaynaklarının
bir kısmına dayanarak elektrik üretimi yapan
santrallerin dahi dışarıdan alınan doğal gaza
dönüştürülmesinin stratejik sakıncalarıyla
beraber ekonomik olarak da yanlışlığı ortadadır.

Kaynak: Botaş verileri esas
alınarak tarafımızdan yapılmıştır.
Türkiye'nin enerji alanındaki bir diğer yanlış
stratejisi de nerdeyse tamamına yakınını ithal
ettiği doğal gazın yüzde 66,6'lık bir bölümünü
elektrik enerjisi için kullanmış olmasıdır.
Yukarıdaki grafikten de anlaşılacağı üzere
sadece doğal gazın alımında tek kaynağa olan
bağımlılığın yanı sıra, doğal gazın kullanım
alanlarında da bir yanlışlık söz konusudur.
Zira yurt dışından çok pahalıya alınan doğal
gazın yüzde 67'si elektrik üretiminde kullanılırken
sadece yüzde 17'si konutlarda kullanılmıştır.
Oysa Türkiye için ekonomik olarak pahalı ve
stratejik olarak da dışa bağımlı olduğumuz
doğal gaz yerine elektrik enerjisi üretiminde
su ve rüzgar kaynaklı bir üretim modeline
geçmek gerekmektedir. Marmara Ereğlisi'nde
iki tane 500 MW'lik, Hamitabat ve Ambarlı'da
600 MW'lik, Bursa'da 1300 MW'lik doğal gaza
dayalı birleşik ısı ve güç üretim tesisleri
yatırımları, doğal gazın ağırlıklı elektrik
enerjisi üretimi için kullanılması eğiliminin
ilk örnekleri olmuştur. (37.
Türkiye'deki bölgeler arası
gelişim endeksleri ve bazı bölgelere ait istatistik
bilgiler incelendiğinde görülecektir ki daha
yol, kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinden
yoksun olan ve doğal gaz altyapı çalışmalarının
ne zaman yapılacağı meçhul olan bir çok yerleşim
birimi talep hesaplaması içerisinde değerlendirilmiştir.
(38) Son yıllarda yaşanan ekonomik krizlerin
Türkiye ekonomisini küçültmesi ve dolayısıyla
da Türkiye sanayiinde enerji tüketiminin kısıtlanması
yukarıda bahse konu olan talep hesaplamasının
biraz zorlama bir iyimserlikle yapıldığını daha
net ortaya koymaktadır. Uluslararası Enerji
Ajansı da hazırladığı bir raporda Türkiye'nin
ihtiyacından çok daha fazla doğal gaz alımı
için anlaşmalar imzaladığını belirtmektedir.
(39) Rus Gazprom yetkilileri bile ortaya çıkan
anlaşmazlık üzerine yapmış oldukları basın toplantılarında
sorunun Türkiye'nin yanlış talep değerlendirmesinden
kaynaklandığını itiraf etmişlerdir. Ancak Türkiye'de
herhangi bir Botaş yetkilisinden henüz talep
değerlendirmesini yanlış yaptıklarına dair bir
açıklama gelmemiştir ve siyasi irade de bu konuda
suskundur. Yalnız Devlet Planlama Teşkilâtı
2010 yılı için Türkiye'nin doğal gaz ihtiyacının
(Botaş'ın 55 milyar metreküplük tahminine karşın)
30 milyar metreküp olduğunu açıklamıştır. (40)
| Yıllar
İtibariyle Doğal Gaz ve LNG Tüketimi
|
| Yıllar |
Miktar |
| 1987 |
520 |
| 1988 |
1,178 |
| 1989 |
3,101 |
| 1990 |
3,358 |
| 1991 |
4,097 |
| 1992 |
4,461 |
| 1993 |
4,975 |
| 1994 |
5,377 |
| 1995 |
6,859 |
| 1996 |
8,041 |
| 1997 |
9,874 |
| 1998 |
10,383 |
| 1999 |
12,657 |
| 2000 |
14,974 |
| 2001 |
16,363 |
| 2002 |
17,624 |
Avrupa'ya Doğal Gaz Satabilir miyiz?
Türkiye'de özellikle Botaş çevrelerinin ileri
sürdüğü ve kamuoyunda çokça tartışılan konulardan
birisi de Türkiye'nin Avrupa'ya doğal gaz
satabileceği yönündeki tezlerdir. Türkiye'ye
önemli ekonomik ve politik avantajlar sağlayabilecek
bu çabaların pek de kolay olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira şu an Türkiye'ye en çok doğal gaz sağlayan
Rusya ile yapılan anlaşmada Türkiye'nin doğal
gaz ihracatçısı ülkeye çevrilmesinin önüne
geçilmiştir. Rusya ile yapılan anlaşmanın
4. maddesinde her iki tarafın karşılıklı rızası
olmadan Türkiye parasını ödeyerek aldığı gazı
üçüncü bir tarafa satamayacaktır. Bu demektir
ki Avrupa'ya gaz satmamız ancak Rusya'nın
rızasına kalmıştır. Bu sorun aşılsa bile,
pahalı alınan Rus gazına Avrupa'da müşteri
bulunması pek de kolay olmayacaktır. Zira
Rusya'nın kendisi zaten Avrupa'ya doğal gaz
satmaktadır. Bu durumda yalnızca İran ve Azerbaycan'dan
aldığımız gazı kağıt üzerinde de olsa Avrupa'ya
satma şansına sahibiz. Türkiye'nin AB'ye doğal
gaz satışı yönündeki çabalarının tek somut
neticesi Yunanistan'la yapılan doğal gaz satışına
yönelik Mart 2002 tarihli Mutabakat Zaptı'dır.
AB'nin enerji dağıtım merkezi olmayı arzulayan
ve bu amaçla dünyanın ikinci büyük rezervlerine
sahip olan İran gazının yanı sıra somut önerilerle
Bakü'ye giderek, "Şahdeniz" gazı
ile ilgilendiklerini göstermişlerdir. (41)
Yunanistan ile imzalanan anlaşmaya göre; toplam
uzunluğu 285 km, maliyeti 300 milyon dolar
olan hat ile yılda 500 milyon m³ doğalgaz
taşınması öngörülmektedir. İran'la Türkiye
arasında döşenen boru hattının Yunanistan'ın
Dedeağaç Limanı'na kadar uzatılması planlanmaktadır.
Bu hattın 2003'te inşaat çalışmalarının, 2005'te
de Yunanistan'a doğalgaz arzının başlaması
planlanmaktadır. Görüleceği üzere bu hattın
kapasitesi oldukça sınırlıdır ve AB'nin ihtiyaçlarını
gidermekten uzaktır.
Mavi Akım'ın Rusya Açısından Stratejik
Önemi
Rusya'nın 21. yüzyılda enerji süper gücü
olma stratejisi içerisinde Mavi Akım Projesi
son derece önemli bir yer tutmaktadır. RAO
Gazprom'un önceki Yönetim Kurulu Başkanı Rem
Vayhirev Eylül 1999'da parlamentoda yapılan
"Rusya'nın Uluslararası Yatırım Projelerine
Katılımı" konusundaki toplantıda yaptığı
konuşmada, Mavi Akım Projesi'nin Rusya doğalgazının
ihracatının artırılmasındaki özel önemine
dikkati çekmiş, bu projenin gerçekleşmesi
durumunda Türk pazarına gaz ihracatını en
az iki katına çıkaracaklarını ve bunun da
boru hatlarını çeşitlendirerek üçüncü ülke
aracılığı olmaksızın doğrudan Türkiye'ye verme
olanağı sağladığını belirtmiştir. Vayhirev
bu hususların yanı sıra, ABD'nin desteklediği
Trans-Hazar boru hattı ile rekabet tehlikesine
de dikkat çekmiştir. Vayhirev'e göre; "Bu
iki projenin rekabetinde ilk başlayan kazanacaktır.
Nitekim tarih Vayhirev'i haklı çıkarmış ve
kazanan taraf Rusya olmuştur. Trans-Hazar
Projesi'nin kazanması durumunda Türkmen gazı
dışında, diğer bölge ülkelerinin de doğal
gazı için yol açılmaktadır. Bu durumda 15-20
sene içerisinde Rusya'nın ihracat kaybı, değeri
60 milyarın üzerinde olan 800 milyar m³ hacminde
doğal gaz olacaktır." Vayhirev kendilerinin
hangi amacı gerçekleştirmek istediklerini
açıkça belirtmese de, Duma Enerji Kaynakları
Komisyonu Başkanı, açıkça, "Türkiye'de
ekonomik olarak varolmanın Güney Avrupa pazarına
girmede kendilerine geniş imkanlar sağladığını
belirtmiştir. Bu bağlamda projenin savunucuları
onun Rusya'ya getireceği ekonomik ve geniş
kapsamlı jeopolitik yararlarına dikkati çekmektedirler.
(42) Mavi Akım Projesi aslında Rusya açısından
çok iyi bir enerji stratejisi örneği teşkil
ederken Türkiye açısından ise bir enerji stratejisizliği
abidesi olarak tarihe geçecektir.
Rusya Federasyonu Hükümeti'nin 22 Mayıs 2003
tarihli oturumunda Rusya'nın 2020 yılına kadar
olan enerji stratejisi ele alınmıştır. Bu
toplantıda Rusya'nın 2020 yılına kadar 20
bin km.nin üzerinde yeni doğal gaz hattı döşemesi
gerektiği üzerinde durulmuştur. Rusya'nın
2020 yılına kadar olan enerji stratejisi içerisinde
Mavi Akım'ın yanı sıra; Yamal-Avrupa, Güney
Avrupa Gaz Kemeri, Çin Gaz Kemeri Projesi
(Novosibirsk-Krasnayarsk-Taşkent-Habarovsk-Phenyuen-Seul-Dasin)
hatlarının tamamlanması planlanmaktadır. Gazprom
yöneticileri teknoloji harikası olarak adlandırdıkları
Karadeniz'in dibinden geçen Mavi Akım'ı iyi
bir emsal olarak göstermek istemektedirler.
(43) Ancak şimdi Gazprom'un Mavi Akım hattı
sebebiyle Türkiye ile mahkemelik olması, Rusya
tarafından sağlanmak istenen "iyi emsal"in
"kötü emsal"e dönüşmesi riskini
ortaya çıkmıştır. Bu durum ise Gazprom yöneticileri
tarafından kesinlikle istenmeyen bir durumdur.
Rusya'nın 21. yüzyılın enerji süper gücü
olma stratejisi içerisindeki başrol oyunu
bir çoğunun düşündüğünün aksine petrol yerine
doğal gaza verilmiştir. Zira dünyanın en büyük
doğal gaz rezervlerinin Rusya'ya ait olması
ve Türkmenistan gibi uluslararası piyasalara
çıkışı olmayan ülkelerin gaz rezervlerini
kontrol imkanına sahip olması Rusya'nın bu
kararı almasında etkili olmuştur. Soğuk Savaş
döneminin süper gücü Rusya'nın SSCB'nin dağılmasından
sonra bu niteliğini kaybetmesi Rusya'yı elindeki
imkanları yeniden değerlendirmeye itmiştir.
Bu yeni değerlendirme sürecinde ABD ile ne
ekonomik, ne de askeri olarak yarışması neredeyse
imkansız olan Rusya elindeki zengin enerji
kaynaklarını stratejik olarak kullanmak yönünde
karar almıştır. Nitekim Rusya'nın Mavi Akım
Projesi'ni bir an önce hayata geçirme isteği
de ekonomik olmaktan ziyade stratejiktir.
Nitekim Vayhirev'in Eylül 1999'da parlamentoda
yapmış olduğu konuşmada ABD'nin desteklediği
Trans-Hazar boru hattı ile rekabet tehlikesine
de dikkat çekmiş ve bu iki projenin rekabetinde
ilk başlayanın kazanacağını ifade etmiştir.
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere Rusya
sahip olduğu doğal gaz kaynaklarını dış politikası
içerisinde "Enerji Diplomasisi"
ile etkili bir stratejik araç olarak kullanmaya
çalışmaktadır. Rusya için yukarıda belirtilen
stratejik hedeflerin yanı sıra zor durumdaki
ekonomisi için petrol ve gaz satışlarının
artırılması son derece önemlidir. Aynı zamanda
doğalgaz boru hattı, Rusya'nın güney bölgelerinin
sosyo-ekonomik gelişmesine de güçlü bir ivme
sağlayacaktır.
Rusya'nın Türkiye'ye yönelik doğal gaz enerji
politikalarında temel hedef Türk doğal gaz
piyasasını ele geçirmek şeklinde gözükse de,
aslında arka planda Gazprom'un amacı Avrupa
pazarlarında kendisine karşı ciddi rakip olabilecek
Türkmen, Azeri ve İran gazının önünü kesmek
şeklinde özetlenebilir. Rusya ile yapılan
Mavi Akım Anlaşması'nda Rusya anlaşma metnine
4. maddeyi koyarak kendi rızası olmadan alınan
gazı Avrupa'ya satamayacağımıza dair bir garanti
elde etmiştir. Rusya için Avrupa'daki en ciddi
rakipler de Mavi Akım'ın daha erken devreye
girmesiyle doğrudan dışlanmıştır.
1 Ocak 2003 İtibariyle
Dünya Doğal Gaz Rezervleri Ülke Bazında
| ÜLKE |
Rezervler
(Trilyon Feet Küp) |
Dünya
Toplam Yüzdesi |
| Dünya toplamı |
5,501 |
100.0 |
| İlk 20 ülke |
4,879 |
88.7 |
| Rusya |
1,680 |
30.5 |
| İran |
812 |
14.8 |
| Katar |
509 |
9.2 |
| Suudi Arabistan |
224 |
4.1 |
| Birleşik Arap Emirlikleri
|
212 |
3.9 |
| ABD |
183 |
3.3 |
| Cezayir |
160 |
2.9 |
| Venezüela |
148 |
2.7 |
| Nijerya |
124 |
2.3 |
| Irak |
110 |
2.0 |
| Endonezya |
93 |
1.7 |
| Avustralya |
90 |
1.6 |
| Norveç |
77 |
1.4 |
| Malezya |
75 |
1.4 |
| Türkmenistan |
71 |
1.3 |
| Özbekistan |
66 |
1.2 |
| Kazakistan |
65 |
1.1 |
| Hollanda |
62 |
1.1 |
| Kanada |
60 |
1.1 |
| Mısır |
59 |
1.1 |
| Dünyanın Geri Kalanı |
622 |
11.3 |
* 1 metre = 3 feet
* Kaynak (Enerji Yıllığı 2003) "Worldwide
Look at Reserves and Production"
Oil& Gas Journal, Vol 100 No 52 (
23 Kasım 2002 ) s. 114-115.
Türkiye'nin Bir Enerji Stratejisi Var
mıdır?
Soğuk Savaş sonrası dönemde, Türkiye'nin
ulusal bir enerji stratejisini gerçek anlamda
oluşturamadığı çok açıktır. Proje sayısının
fazlasıyla artması ve değişik kaynaklardan
çelişkili istatistiksel tahminler gelmesi
de buradan kaynaklanmaktadır. Rusya ile iki
doğal gaz anlaşmasına rağmen bir üçüncüsünün
imzalanmasında Ankara'nın stratejik bir planlaması
yerine belirli siyasi çevrelerin lobicilik
faaliyetlerinin daha etkili olması, ulusal
doğal gaz stratejisinin durumunu (veya stratejisizliğini)
göstermektedir. Türkiye'nin doğal gazda stratejiden
yoksunluğunun en trajikomik örneği ise dönemin
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Ekim 1999'da
Azerbaycan ziyareti sırasında yapmış olduğu
"Biz kimde doğal gaz varsa alacağız"
açıklamasıdır. Türkiye'nin stratejik tercih
yanlışlığı yaparak Rusya ile üç anlaşma imzalaması
ve Azeri, Türkmen, Kazak gazının ikinci plana
itilmesi Türkiye'nin Türk Cumhuriyetleri ile
olan ilişkilerinde ekonomik açıdan bir yavaşlamaya
sebep olduğu gibi Türkiye'nin Türkmen gazını
İran ve Rusya'dan daha pahalıya almasına da
sebep olunmuştur. Ancak burada Türkmen gazının
alınamamasında diğer sebepler olarak ortaya
çıkan güzergah sorununu, Hazar'ın statüsünün
halledilememesini ve Azeri-Türkmen anlaşmazlığını
gösterebiliriz. (44)
Türkiye'nin son 10 yılda uyguladığı yanlış
enerji stratejileri ile uğramış olduğu ekonomik,
politik ve stratejik kayıplar aşağıdaki şekilde
özetlenebilir:
Rusya Federasyonu ile yapılan
üç ayrı doğal gaz alım anlaşmasıyla ülkenin
"enerji güvenliği" dikkate alınmamış
ve doğal gazda yaklaşık yüzde 60 oranında
Rusya'ya bağımlılık yaratılmıştır.
Türkiye ile Rusya arasında Türkiye
aleyhine var olan ticaret açığı daha da büyütülmüştür.
Doğalgaz karşılığı kısmen de
olsa mal satma koşulu getirilmeyerek Türkiye'nin
ihracat kapasitesi sınırlandırılmıştır.
Türk Cumhuriyetleri ile doğal
gaz anlaşmaları sayesinde sağlanabilecek olan
olası entegrasyon engellenmiştir.
Türk Cumhuriyetleri ile ekonomik
ve ticari ilişkiler zayıflatılmıştır.
Türk Cumhuriyetleri, güzergah
sorunları ve bölgede başka alıcıların olmaması
sebebiyle doğal gazlarını sadece tek ülkeye
ve ucuz fiyattan satarak Rusya'ya olan ekonomik
ve politik bağımlılıklarını arttırmışlardır.
Ekonomik olarak pahalı anlaşmalar
yapılmıştır. Türkiye'nin milyarlarca dolar
ekonomik kaybına sebep olunmuştur.
1987 yılından beri yurt dışından doğalgaz
alımı yapılan Türkiye'de yaklaşık 15 yıldır
doğalgaz yer altı depolarına ihtiyaç duyulmasına
rağmen bu soruna bir türlü nihai çözüm bulunamamıştır.
Petrolden farklı olarak yurtdışından alınan
doğal gaz depolanamadığı için anında tüketime
verilmek durumundadır. Bu durum Türkiye açısından
çeşitli sakıncalar doğurmaktadır. Türkiye
yurtdışı doğal gaz alım anlaşmalarını "al
yada öde" (45) şeklinde yapmıştır. Herhangi
bir yeraltı depolama sistemine sahip olmayan
Türkiye depolayamadığı ve bu sebeple kullanamadığı
doğal gazın da parasını ödemek durumunda kalmaktadır.
Diğer yandan, bu durum stratejik olarak Türkiye'nin
doğal gazda yurt dışına olan bağımlılığının
oldukça kırılgan noktalara gelmesine sebep
olmaktadır. Doğal gaz satan ülkelerin (ki
bu daha çok Rusya ve kısmen de İran için geçerli
olabilecek bir seçenektir) şu anda olmasa
bile doğal gazı Türkiye'ye karşı bir silah
olarak kullanma olasılıkları bulunmaktadırlar.
Rusya Federasyonu doğal gaz sattığı Ukrayna
ve Gürcistan'a karşı ilişkilerinin bozulduğu
zamanda bunu siyasi bir baskı olarak kullanmış
ve bu ülkeleri kışın doğal gazı kesmekle tehdit
etmiş ve zaman zaman da bu tehdidini hayata
geçirmiştir. The New York Times, Türkiye'nin
enerjide dışa bağımlılığını 'Enerji ihtiyacının
yüzde 98'ini ithal eden Türkiye'den daha fazla
enerji şantajına açık ülke sayısı çok azdır'
diyerek bu tehlikeyi özellikle vurgulamıştır.
(46) Yine RFE/RL analizcisi Michel Leylveled
de Botaş'ın doğal gaz talebini fazla gösterdiğini
vurgulayarak depolama sorunlarını 2005'ten
önce çözemeyecek olan Türkiye'nin bu tarihe
kadar oluşacak ihtiyaç fazlası doğalgazı ne
yapacağını bilmediğini ileri sürmektedir.
(47)
Doğalgazın tüketim taleplerinin düzenlenmesi
ve oluşabilecek doğalgaz açığına önlem olarak
doğalgazı yeraltında depolamak için ve de
yukarıda belirtilen diğer sakıncaların ortadan
kaldırılması için çeşitli çalışmalar başlatılmıştır.
Bu amaçla yurt dışında (Ukrayna'da) depo kiralanması
seçeneklerine bile bakılmıştır. Bu husus bile
Türkiye'nin depolama konusunda ne kadar ciddi
bir sorunla karşı karşıya kaldığını göstermektedir.
(48) Türkiye içinde yapılan planlamada Kuzey
Marmara Doğalgaz Yeraltı Depolama Projesi
kapsamında 21 Temmuz 1999 tarihinde TPAO ile
Botaş arasında "Doğalgaz Depolama ve
Yeniden Üretim Anlaşması" imzalanmıştır.
TPAO gerekli yatırımları yaparak Silivri açıklarındaki
Kuzey Marmara ve Değirmenköy doğalgaz sahalarını
doğalgazı yeraltında depolamak amacıyla depoya
dönüştürmesi çalışmaları sürdürmüştür (49).
Türkiye'nin ilk doğal gaz depolama tesisinin
2005 yılında kullanıma alınması planlanmaktadır.
Arz güvenliği ve stratejik açıdan önem taşıyan
doğalgaz depolama sorununa çözüm olması açısından
planlanan bir diğer proje de Değirmenköy Doğalgaz
Yeraltı Depolama Projesi'dir.
Türkiye'de ekonomik ve stratejik sebeplerin
yanı sıra adı neredeyse Mesut Yılmaz ve yolsuzluk
iddiaları ile özdeşleşen ve bu sebeple uzun
süreden beri tartışılmakta olan Mavi Akım
Projesi'nin bitirilerek AK Parti'nin iktidarı
zamanında devreye alınması AK Parti hükümetinin
bu projeye mesafeli davranmasına sebep olmuştur.
Mavi Akım'ın devreye girmesinden üç ay sonra,
12 Mart 2003'te Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı tarafından gaz alımları durdurulmuştur.
Yolsuzluk iddialarının yanı sıra bu hattan
alınan gaz için ortaya bir de fiyatlandırma
sorunu çıkmıştır. Mavi Akım hattına doğal
gaz verildikten sonra sıra alınan gazın faturalanmasına
geldiği vakit Türkiye ve Rusya ayrı ayrı formüllere
göre hesaplama yapmıştır. Bunun üzerine Rusya
tarafı Türkiye'nin eksik ödemede bulunduğunu
ileri sürünce Türkiye alımları durdurmuştur.
Rusya ve Türkiye arasında uzmanlar düzeyinde
görüşmelere başlanmış ancak bir netice elde
edilemeyince taraflar birbirlerini tahkim
süreci ile tehdit etmişlerdir. Ancak bir süre
sonra her iki taraf da tahkimin taraflar için
pek de çıkar yol olmadığını anlamışlardır.
Nitekim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi
Güler, "Türkiye'nin sözleşmedeki yükümlülüklerini
yerine getirmek için, Rus doğalgazı alımlarına
1 Ağustos tarihinden itibaren yeniden başlayacağını
belirtmiştir."(50)
Gazprom'un en önemli projesi olan ve Rusya'dan
Türkiye'ye uzanan Mavi Akım boru hattında
ortaya sorunların çıkması Gazprom'un Batı
Avrupa'ya doğal gaz ihraç etmeye başladığı
1973 yılından itibaren ilk kez bir mahkemede
çözüm arayışına gideceği bu anlaşmazlık, dünyanın
en büyük gaz şirketi ve Rusya'nın en büyük
vergi ödeyicisinin tam da uluslararası alana
açılma politikasına hız verdiği döneme denk
gelmektedir. (51) Gazprom yöneticileri hem
uluslararası alanda prestij yitirebilecekleri
ihtimali ve hem de tahkim (52) sürecinin tatminkar
bir çözüm üretmeden uzayıp gideceğini düşünmekte
olduklarından bu seçeneğe pek de sıcak bakmamaktadırlar.
Mavi Akım doğal gaz boru hattındaki sorunlar
sebebiyle 10 Temmuz 2003 tarihinde Gazprom
Başkanı Aleksey Miller görüşmelerde bulunmak
üzere Türkiye'ye gelmiştir. Miller'in gelişiyle
Gazprom ve Botaş arasında görüşmelerin üçüncü
raundu da başlamıştır. Daha önce teknik düzeyde
bir heyetin yanı sıra Gazprom Başkan Yardımcısı
Yuri Kamarov'un çabaları da neticesiz kalmıştı.
10 Temmuz'da Gazprom ile en üst düzeyde görüşmeler
gerçekleştirilmiş fakat Gazprom başkanının
çabaları da sorunun çözülmesine yardımcı olamamış
ve sadece görüşmelere çeşitli kanallarla devam
kararı alınmıştır. Tahkime gitme taraftarı
olmayan Gazprom yetkilileri verdikleri gazın
miktar ve fiyatında bir kısım indirime gideceklerini
ve elde ettikleri gelirle de Türkiye'nin doğal
gaz alt yapısına yatırım yapacaklarını belirtmişlerdir.
Ancak bu teklifler Türkiye tarafını tatmin
etmekten uzaktır. Buna karşın Gazprom da,
durumun dramatize edilmemesi gerektiğini ve
her iki ülke için de anılan projenin önemli
olduğunu vurgulamaktadır. Son günlerde her
iki taraftan da basına yansıyan olumlu açıklamalar
tarafların anlaşma zemini aramak için konuya
olumlu yaklaştıkları ve tahkim sürecine girmek
istemedikleri doğrultusundadır. Bu sebeple
önümüzdeki günlerde Gazprom'dan bir heyetin
Türkiye'ye gelerek bir orta yolun bulunabileceği
düşünülmektedir.
Gazprom ile Botaş arasında doğal gazın satış
fiyatı ve miktarı ile ilgili sorunların yanı
sıra tarafların karşılıklı sorumluluklarının
hangi tarihlerde başlayacağına dair de bir
anlaşmazlık söz konusudur. Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı, Mavi Akım'dan alınan
doğal gazın durdurulmasına neden olarak, iki
ülke arasında yapılan anlaşmada sevkıyatın
başlangıç aşamasından itibaren ilk altı aylık
dönem sonuna kadar ki sürenin geçiş dönemi
olması ve bu süreçte tarafların gazı sevk
etme ve alma yükümlülüğünün bulunmaması olarak
göstermiştir. Rusya tarafı tahkim sürecinin
1 Temmuz 2003'te başladığını ve bu tarihten
itibaren Türkiye doğal gaz almaza bile "al
ya da öde" şartı gereği 2003 yılı için
taahhüt edilen 0,8 milyar metreküplük gazı
alması ve almazsa bile parasını ödemesi gerektiğini
iddia etmektedir. Türkiye ise bu sürenin Ağustos
ayı başından itibaren başladığını öne sürmektedir.
Rusya ve Türkiye, "al ya da öde"
şartını içeren bir anlaşma yapmıştır. Bu şarta
göre ithalatçı ülke, yakıta ihtiyacı olmaması
durumunda bile belirli doğalgaz miktarı için
ödeme yapmak zorundadır.
Rusya Federasyonu hükümeti
Gazprom'un Türkiye ile anlaşmasını desteklemektedir.
Zira Gazprom yetkilileri ile herhangi bir anlaşmaya
varılamaması durumunda siyasilerin devreye girmesi
ve politik düzeyde konunun görüşüleceği düşünülmektedir.
Bu aşamadan sonra soruna bir çözüm bulunamadığı
takdirde diplomatik ve siyasi kanallardan çözüm
arayışına girilebilir.
Türkiye ile Rusya arasında giderek derinleşen
Mavi Akım sorununa bir çözüm bulmak amacıyla
bu projede yüzde 50 hissesi bulunan İtalyan
petrol ve gaz şirketi Eni SPA'nın devreye
girmesiyle İtalya Başbakanı Berlusconi ve
İtalya Sanayi Bakanı Antonio Marzano devreye
girmiştir. Hatta Sanayi Bakanı Marzano bu
konuda bizzat görüşmeler yapmak amacıyla Başbakan
tarafından Türkiye'ye gönderilmiştir. (53)
Doğal gaz alımının kesilmesine neden olan
fiyat hesaplamalarındaki farklılık aslında
tarafların yanlış formülleri kullanmasından
kaynaklanmaktadır. Doğalgazda fiyatın tespiti
çeşitli petrol ürünlerinin karma bir ortalamasına
dayanılarak yapılmakta ve doğalgazın fiyatı
çeşitli petrol ürünlerinin fiyatına endekslenmektedir.
Petrol fiyatlarının artmasına paralel olarak
doğal gaz fiyatlarının da artması için aşağıdaki
formül düşünülmüş ve uygulanmaya konmuştur.
Ancak burada Rusların yanlış yazıldı diye
değiştirilmesini talep ettiği formülde petrol
fiyatları ile doğal gaz fiyatları arasında
ters bir orantı kurulmuş ve petrol fiyatları
arttıkça doğal gaz fiyatları gerilemiştir.
Burada ilginç olan husus Rusya ile yapılan
her üç anlaşmada da önce formülün yanlış yazılıp
daha sonra 18 Şubat 1998 tarihli ek mektupla,
Turusgaz'da formül değişikliğine gidilmesidir.
(54)
Mavi Akım Anlaşması'nda tartışmaya neden
olan formül, "Pn=Po(0,40 FO/ FO1 + 0,45
FO1/ FO10 + 0,15 GO/GO0)GCV/9000" "Kontrat
Fiyatı" formülüdür. Formüle göre, referans
alınan tarihe göre, petrol ürünlerinin fiyatı
artınca ithal edilen doğalgazın fiyatı da
artmaktadır, uluslararası piyasalarda fiyatlar
düşünce de ithal edilen gazın fiyatı azalmaktadır.
FO0 teriminin formülde olmayışının bir maddi
hatadan ileri gelme ihtimali yüksektir. Formül
FO1 olarak düzenlenmişken Rusya daha önce
Turusgaz'da yapılan değişikliği örnek göstermekte
ve FO1'in yanlışlıkla yazıldığını ve aslında
bunun FO0 olarak yazılması gerektiğini ifade
etmektedir. Mavi Akım Anlaşması'ndaki formülün
Rusya'nın istediği şekilde FO0 şeklinde değiştirilmesi
alınan gazın her 1000 metreküpünde Türkiye
aleyhine resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık
30 dolarlık bir fazla ödemeyi gündeme getirecektir
ki, Türkiye'nin Mavi Akım Anlaşması ile 25
yılda yaklaşık 365 milyar metreküp gaz alacağı
öngörüldüğüne göre 25 yıl içerisinde Türkiye'nin
kaybı yaklaşık 10 milyar dolar olacaktır.
Formüldeki tanımlar ve anlamlara da açıklık
getirmekte fayda bulunmaktadır. Formülde belirtilen
Pn = P0 (0.40 + 0.45 + 0.15 ) aşağıdaki anlamları
içermekte ve bu anlamlara göre hesaplanmaktadır.
Pn = Kontrat fiyatı, US dolar/1000 Nm3 (yani,
bin norm metre küp gazın dolar olarak fiyatı).
Bu fiyat her yıl 1 Ocak, 1 Nisan, 1 Temmuz
ve 1 Ekim tarihlerinde hesaplanmaktadır. P0
= 9000 kcal/Nm3 ısıl değerli gazın 1000 Nm3'ün
taban fiyatı olup, bu sabit değer 91.50 dolar
alınıyor. Formülde geçen diğer fiyat terimleri
için 6 aylık bir referans periyot kabul edilmekte
ve değişken terimlerin 6 aylık ortalaması
alınmaktadır. Sabit fiyatlar ise, Temmuz-Aralık
1992 arasındaki fiyatların ortalaması olarak
alınmaktadır.
FO = Yüzde 3.5 kükürt içeren
ağır fuel oilin, Avrupa'daki Akdeniz FOB fiyatları
esas alınarak geçen 6 aya göre hesaplanan dolar/ton
cinsinden aylık aritmetik ortalama fiyatıdır.
Geçen fiyatlar İtalya'da yayınlanan "Platt's
Oilgram Price Report"dan alınmaktadır.
FO0 = Yüzde 3.5 kükürt içeren ağır fuel-oilin,
yani FO'nun taban fiyatıdır. Bu sabit değer
81,2258 dolar/ton alınmaktadır. FO1 = Yüzde
1 kükürt içeren hafif fuel oilin, Avrupa'daki
Akdeniz FOB fiyatları esas alınarak geçen 6
aya göre hesaplanan dolar/ton cinsinden aylık
aritmetik ortalama fiyatıdır. Geçen fiyatlar
İtalya'da yayınlanan "Platt's Oilgram Price
Report"dan alınmaktadır. FO10 = Yüzde 1
kükürt içeren hafif fuel oilin, yani FO1'in
taban fiyatıdır. Bu sabit değer 100,3258 dolar/ton
olarak alınmaktadır.
GO = Gasoil 02'nin (benzin çeşidi) Avrupa'daki
Akdeniz FOB fiyatları esas alınarak geçen
6 aya göre hesaplanan dolar/ton cinsinden
aylık aritmetik ortalama fiyatıdır. Geçen
fiyatlar İtalya'da yayınlanan "Platt's
Oilgram Price Report"dan alınmaktadır.
GO0 = Gasoil 02'nin, yani GO'nun taban fiyatıdır.
Bu sabit değer 175,9300 dolar/ton alınmaktadır.
GCV = Alınan doğal gazın kcal/Nm3 olarak ısıl
değeridir. (55)
Rusya bu aşamada Türkiye'ye fiyat indirimi
seçeneğini sunmakta ve makul bir fiyat indirimi
üzerinde anlaşabileceklerini teklif etmektedir.
Buna karşın Rusya tarafının isteği yanlış
yazılan formülün düzeltilmesidir. Teklif edilen
bu şartlar üzerinde anlaşılması durumunda
Rusya sattığı gazın fiyatında önce belirli
bir indirimde bulunacak (bunun 1000 metreküpte
yaklaşık 10 doları geçmeyeceği düşünülmektedir)
ancak, daha sonra fiyatlarda belirli bir artış
sağlayacak olan formül değişikliği ile de
satılan gazın fiyatında ciddi bir artış olacaktır.
Diğer bir tabirle Rusya'dan kaşıkla alınan
kepçeyle geri verilecektir.
Türkiye ve Rusya Federasyonu
arasında 1990'lı yılların sonunda en iddialı
projelerden birisi olarak ortaya çıkan ancak,
çeşitli yolsuzluk iddialarıyla beraber Rusya
ve ABD arasında Avrasya'da devam eden enerji
rekabetinin de etkisi altına giren Mavi Akım
Projesi bugün iki ülke arasında yeni bir sorun
olarak ortaya çıkmış durumdadır.
Mavi Akım Türk-Rus ilişkileri içerisinde
(özellikle de Rusya açısından) önemli bir
projedir, ancak Türkiye'nin daha çok Rusya
lehine olan bu projenin anlaşmasını imzalarken
gerekli pazarlıkları yapamadığı düşünülmektedir.
Türkiye'nin Mavi Akım karşılığında pazarlık
yapabileceği unsurlar yeterince mevcuttur.
Bu hususlar Rusya'nın Bakü-Ceyhan'a katılımının
sağlanması veya Trans-Hazar hattına Rusya'nın
karşı çıkışının engellenmesi olabilir, aynı
zamanda Rusya lehine olan dış ticaret dengemizi
daha da bozacak olan bu tablonun düzeltilmesi
için Rusya ile daha elverişli ticaret yapma
şartları getirilebilirdi. Ancak gözüken o
ki, bu pazarlıkların hiçbirisi yapılamadığı
gibi Türk doğalgaz politikası Rusya'nın etkisi
altına sokmuştur.
Rusya Federasyonu'nun sürdürdüğü
doğal gaz lobicilik faaliyetlerinin başarıya
ulaşmasıyla, Rusya sadece Türkiye doğal gaz
pazarının yüzde 60'ından fazlasını ele geçirmekle
kalmamış, aynı zamanda Türkiye'ye doğal gaz
satmak isteyen Türkmenistan'ı da devre dışı
bırakmıştır. Rusya bununla ayrıca anlaşmaları
imzalanan Azerbaycan ve İran gazının da Türk
pazarında sıkıştırılmasını sağlamıştır. Fakat
bunlardan daha da önemlisi Türkmenistan'ın olası
pazarını elinden almakla pazar sıkıntısı yaşayan
Türkmenleri doğal gazlarını ucuz fiyatla Rusya'ya
satmak zorunda bırakmıştır.
Mavi Akım Projesi'nde gerekli pazarlıklar
yapılmalı ve proje şartları Türkiye için kabul
edilebilir makul düzeylere çekilmelidir. Ancak
şu da unutulmamalıdır ki, Şah-Deniz Projesi'nde
her biri yüzde 25,5'lik bir paya sahip olan
İngiliz BP ve Statoil (Norveç) gibi batılı
şirketlerin Rus doğal gazı aleyhine sürdürdükleri
lobicilik faaliyetlerine fazla kapılınmamalı
ve Mavi Akım Projesi'ni bir çıkmaza sürükleyerek
Avrasya'da çok büyük işbirliği kapasitesine
sahip Türkiye ve Rusya arasında bu proje yüzünden
zaten çok kırılgan olan ilişkiler daha da
tahribata uğratılmamalıdır.
Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki
en iddialı proje olan Mavi Akım Projesi'nin
bitirilmiş olmasına rağmen fiyat ve miktar
bakımından bir takım sorunların ortaya çıkması
ve bu sorunların kısa vadede çözülememesi
durumda Türkiye ile Rusya arasında aslında
çok kırılgan bir yapıda olan ekonomik ve ticari
ilişkilerin olumsuz etkilenmesi muhtemeldir.
2002 yılı itibariyle iki ülke arasındaki ticaret
hacmi yaklaşık 5 milyar dolar civarındadır.
Geçen yıl itibariyle 500 milyon dolarlık bir
bavul ticaretinin yapıldığı hesaplanmaktadır.
Rusya tarafı bavul ticaretinin 3 milyar dolara
kadar ulaştığını iddia etmektedir. Yanı sıra;
toplam müteahhitlik hizmetlerinin 10 milyar
dolar civarında olduğu ve her yıl Türkiye'yi
yaklaşık 1 milyon turistin ziyaret ettiği
de göz önüne alınırsa hiç de azımsanmayacak
bir ekonomik ve ticari ilişkiler zincirinin
Mavi Akım sorununun gölgesi altında kalacağı
gözden uzak tutulmamalıdır.
Elbette ki, bütün bunlar
Türkiye Mavi Akım görüşmelerinde pazarlık sürecinden
vazgeçmelidir manâsına gelmemelidir. Ancak ortada
imzalanmış ve her iki ülke parlamentoları tarafından
onaylanmış uluslararası bir anlaşma mevcuttur.
Türkiye'nin altına imza atmış olduğu bu anlaşmadan
bu saatten sonra vazgeçmesi düşünülemez. Yapılması
gereken bu projeye karşıtlığı ile bilinen ABD
ve İngiltere lobisinin etkisi altına girmeden
ve böylesine hassas bir projeyi iç politika
malzemesi yapmadan bütün diplomatik kanalları
açık tutarak sorunun Türkiye'nin azami menfaatleri
göz önüne alınarak bir an önce çözülmesidir.
Aksi takdirde oldukça hassas dengeler üzerinde
yapılandırılmaya çalışılan Türk-Rus ilişkileri
bu proje sebebiyle ciddi zararlar görebilir.
Mavi Akım Projesi ile aslında Türkiye'nin
ciddi bir enerji stratejisinden yoksun olduğu
da ortaya çıkmıştır. Türkiye Rusya Federasyonu
ile imzalamış olduğu diğer iki doğal gaz alım
anlaşmasının yanı sıra Mavi Akım Projesi'ni
de imzalayarak Türkiye'nin enerji güvenliğini
Rusya'nın insafına bırakmıştır. Türkiye önümüzdeki
25 yıllık doğal gaz politikasını ipotek altına
almış olmasına rağmen yine de kullanabileceği
bazı politik ve ekonomik araçlara sahiptir.
Rusya ile imzalanan bu anlaşmalar karşılığında
başta Rus Gazprom şirketi olmak üzere Rus
sermayeli büyük kuruluşların Türkiye'deki
alt yapı yatırımlarına sermaye yatırmaları
teşvik edilmeli ve Rusya ile sadece Rusya'da
değil, Türkiye'de ve daha da önemlisi Avrasya'da
işbirliği imkanları geliştirilmelidir. Rusya
ile Avrasya'da geliştirilecek işbirliği Türkiye'nin
bölgede "bir daha kafasına çuval geçirilemeyecek"
güçlü bir ülke olmasına imkan sağlayacaktır.
Türkiye'nin kısa vadede doğal gaz fazlası
olduğu doğru olsa bile orta ve uzun vadede
doğal gaz gereksinimimiz artacaktır. Bu sebeple
Rusya dışındaki alternatifler Azerbaycan ve
İran alternatifi de güçlü bir şekilde desteklenmelidir.
Türkiye'nin doğal gaz politikasındaki en büyük
yanlışlık olan Türkmen doğal gazının alımı
mutlaka gerçekleştirilmelidir. Türkiye ancak
Türkmen doğal gazını Türkiye'ye getirebildiği
takdirde Avrupa'ya enerji köprüsü olma iddiasını
gerçekleştirebilir. Türkmen ve Azeri gazının
Türkiye'ye getirilmesi sadece ekonomik sebeplerle
değil, daha da önemlisi stratejik amaçlar
bakımından son derece önemlidir. Bakü-Ceyhan'dan
sonra Şah Deniz ve Trans-Hazar projeleriyle
Azeri ve Türkmen gazının Türkiye'ye getirilmesiyle
Türk Dünyası arasındaki entegrasyon sürecinde
ciddi bir adım atılmış olacaktır
-------------------------------------------------------------------------------------------------
1. Türkiye'de literatüre Mavi Akım olarak
geçen Rus doğalgazının Karadeniz altından Türkiye
Cumhuriyeti'ne sevkıyatına ilişkin proje İngilizce'de
Blue Stream ve Rusça'da da Goluboy Potok olarak
anılmaktadır.
2. Projenin açılışına Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin'in gelmesinin planlanması bile Rusya'nın
bu projeye verdiği önemi ortaya koymaktadır.
Ancak Türkiye'de seçim kararının alınması ve
ortaya çıkan siyasi belirsizlik Putin'in Türkiye'ye
geliş tarihinin ertelenmesine sebep olmuştur.
3. Anlaşmanın tam metni için bakınız. T.C. Resmi
Gazete, Ankara, 07.12.1984.
4. Başlangıçta, boru hatları ile petrol taşımacılığı
yapan Botaş'ın faaliyetleri, 1987 yılından itibaren
boru hatları ile doğalgaz taşımacılığı ve doğalgaz
ticareti ile genişlemiş ve Botaş, hizmet fonksiyonlarının
yanı sıra, ticari bir hüviyet de kazanmıştır.
Botaş, halen doğalgazın ithâli, dağıtımı, satışı
ve fiyatlandırılması konularında Türkiye'de
tekel durumundadır.
5. Sekizinci Beş yıllık Kalkınma Planı, Ulaştırma
(Boru Hatları Ulaştırması) Özel İhtisas Komisyonu
Raporu, DPT Ankara 2001, s. 6.
6. Doğalgaz Ankara'dan sonra, İstanbul'da Ocak
1992'de, Bursa'da Aralık 1992'de, İzmit'te Eylül
1996'da, Eskişehir'de ise Ekim 1996'da konut
ve ticaret sektöründe kullanıma sunulmuştur.
7. Botaş 1997 yılında, Turusgaz Şirketi'ne yüzde
35 hisse ile iştirak etmiştir. Rusya'dan alınacak
olan 8 milyar m³ ilave doğalgaz Turusgaz aracılığı
ile ithal edilecek olup, konuya ilişkin anlaşma
18 Şubat 1998 tarihinde Botaş ile Turusgaz arasında
imzalanmıştır. Turusgaz şirketi Gazprom'un yüzde
45, Botaş'ın yüzde 35 ve Gama'nın yüzde 15,6
ortaklığı ile kurulmuştur. Şirkette hisse senetlerinin
yüzde 4.4'ü ise sahibi belli olmayan hamiline
yazılmıştır. Ancak daha sonra Gama bu 4,4'lük
hisseyi kendi üzerine geçirdiğini açıklamıştır.
Hamiline yazılan bu hisse senetleri Türk medyasında
çeşitli spekülasyonların yapılmasına sebep olmuştur.
8. Çernomirdin, Putin'in iktidara gelmesinden
sonra enerji lobisindeki ağırlığını yitirmiş
ve Başkan Putin tarafından Ukrayna'ya Büyükelçi
olarak gönderilmiştir.
9. 30 Haziran 1997'de kurulan 3. Yılmaz hükümeti
(55. Hükümet) bu projeye özel bir ilgi göstermiş
ve bu sebeple basında ve yargıda çeşitli suçlamalarla
karşılaşmıştır.
10. Bu projenin ilk sözleşmesi aslında Refah
Partisi ve Doğru Yol Partisi Koalisyonu Hükümetinin
görevde bulunduğu 26 Aralık 1996'da imzalanmıştır.
11. Gazprom'un resmi internet sitesi Goluboy
Potok,
http://www.gazprom.ru/articles/bluestream_00.shtml
12. Ekaterina Kravchenko, "Goluboy Potok
Rossisskogo Gaza Akazalsya Slişkom dorogim dla
Turtsii", http://www.dinform.ru/newanalit/main.asp?k=225456&t=1754
13. Deniz Zeyrek, "Doğal Gazda Soygunun
Kanıtı" Radikal Gazetesi, 15 Temmuz 2000.
14. "Gaz Dolzhen Rabotat Na Rossiyu",
Ekonomika Rossii: 21. Yüzyıl Dergisi, Sayı 12,
2003.
15. Ancak bütün bunlara rağmen projenin işletme
aşamasında Karadeniz'deki jeolojik koşulların
boru hattının mekanik bütünlüğünü riske soktuğu
iddia edilmektedir. Ferruh Demirmen, Mavi Akım
ve Azeri Gazı: Üstü Kapalı Gerçekler... Cumhuriyet,
17 Eylül 2002.
16. Goluboy Potok, http://www.gazprom.ru/articles/bluestream_00.shtml
17. Mavi Akım öncesinde bu rekor 1500 metre
ile Meksika Körfezi'ne döşenmiş boru hattındaydı.
18. Gazprom, deniz tabanı inşaatını İtalyan
Saipem firmasına vermiştir ve firmanın Saipem-700
isimli gemisi Şubat 2002'de ilk hattı 2.140
m.ye döşeyerek rekor kırmıştır.
19. Aslında Türkiye kısmı projenin üçüncü aşamasını
oluşturmasına rağmen Rusya'dan önce Türkiye'de
projenin inşasına başlanması Türkiye'de soruşturma
konusu teşkil etmiştir.
20. 'Mavi Akım Projesi Hakkında Botaş Bilgi
Notu', 14 Mayıs 2002.
21. 'Ekologi Protiu Golubogo Potoka v Gelencike',
Utro Gazetesi, 7 Mayıs 2001.
22. Bazı gözlemciler Mavi Akım Projesi'nin yaklaşık
5 milyar dolara mal olduğunu iddia etmektedirler.
Mihail Çiganov, "Golubaya Meçta Vo Ploti",
http://www.wep.ru/arhiv/2002/5/639.shtml
23. 3 Şubat 2002'de Samsun açıklarında bulunan
Saipem 7000 gemisini ziyareti sırasında yapmış
olduğu konuşma metninden.
24. Gennady Yastrebtsov, Trud Gazetesi, BYE
tercümesi "Türkler Mavi Akım'ı Kestiler",
4 Haziran 2000.
25. Cihangir Gürkan Şen, Rusya'03: Türkiye-Rusya
Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri, Rus-Türk
İşadamları Derneği (RTİB) Yayını, s. 28.
26. Natalya Ulçenko, 'Rusya ve Türkiye'nin Güvenliğinde
Enerji İhracatı ve İthalatının Rolü', Avrasya
Dosyası Rusya Özel Sayısı, Kış 2001, C. 6, Sayı
4, ss. 141-154.
27. Aleksey Baliyev, 'Komu Peresek Dorogu Goluboy
Potok ?', Rossiyskaya Gazeta, 14 Ağustos 2001.
28. Türkiye'de basında çıkan bazı haberlerde
aslında Stroytransgaz şirketini Almanların satın
aldığına ve Mavi Akım Projesi'nde ANAP ve onun
o dönemki Genel Başkanı Mesut Yılmaz ile beraber
projedeki ve yolsuzluklardaki Almanya bağlantısına
da dikkat çekilmektedir. Fatih Çekirge, Alman
senaryosu-2 (Mavi Akım), Star Gazetesi, 08 Eylül
2002.
29. 'Mavi Akım Gerçeği ve Bağlantılı Projeler'
Botaş Yayını, Temmuz 2001, s. 17.
30. Mavi Akım'a Soruşturma İzni (9 Ekim 2002),
http://www.ntvmsnbc.com/news/180932.asp?0m=S13L
31. Finansovıy Skandal Svyannıy s Realizatsiey
Turetsko-Rossiyskogo Proekta Goluboy Potok Razrastsya,
7 Mayıs 2001, http://www.intertek.ru
32. Diğer ülkelerden yapılan doğal gaz alım
anlaşmalarının ilki 14 Nisan 1988 yılında Cezayir
ile imzalanmıştır. 20 yıl süreli anlaşmaya göre
Cezayir'den 1994'ten beri yılda 4 milyar m³/yıl
doğalgaz eşdeğeri LNG alınmaktadır.
33. Nijerya ile 9 Kasım 1995'te imzalanan 22
yıl süreli anlaşmaya göre, Nijerya'dan yılda
1.2 milyar m3/yıl doğal gaz eşdeğeri LNG alınacaktır.
Halen devrede olan anlaşma uyarınca 1999'da
LNG alımları başlamıştır.
34. İran'ın NIGC firmasıyla 8 Ağustos 1996 tarihinde
imzalanan 25 yıl süreli Doğalgaz Alım-Satım
Anlaşmasına göre yıllık 10 milyar m3/yıl doğalgaz
ithalatı gerçekleşecektir. 10 Aralık 2001 tarihinde
3 milyar m³/yıl ile başlayan doğalgaz alımının
2007 senesinde 10 milyar m3/yıl' a ulaşması
beklenmektedir. Özellikle ABD'den bu anlaşmaya
tepkiler geldiği ifade edilmektedir.
35. 12 Mart 2001 tarihinde Azerbaycan ile Türkiye
arasında hem hükümetlerarası anlaşma hem de
Azerbaycan'ın Socar firmasıyla ticari anlaşma
imzalanmıştır. 15 yıl süreli anlaşmaya göre
yılda 16 milyar/m³ doğalgaz alınacaktır. Son
durum itibariyle Azerbaycan ile Gürcistan arasında
transit ülke anlaşması imzalanmıştır ve 2005'de
gaz alımlarının başlaması beklenmektedir.
36. LNG tabiri İngilizce 'Liquefied Natural
Gas-Sıvılaştırılmış Doğal Gaz' kelimelerinin
baş harflerinin kısaltılmasıyla Türkçe'de kullanım
alanı bulmuştur.
37. http://www.mmo.org.tr/mmo/oda_gorusleri/dogalgazpolitikalari.htm
38. Bilindiği gibi 2003 yılı itibariyle sadece
Ankara, İstanbul, Bursa, İzmit ve Eskişehir'de
doğal gaz verilebilmiştir.
39. http://www.eia.doe.gov/bookshelf/service.htlm,
27 Ekim 2002.
40. Nazlı Ilıcak, Mavi Akım Yargıda, Dünden
Bugüne Tercüman Gazetesi, 08 Nisan 2003.
41. Samir, 'ABD Bakü-Erzurum Gaz Boru Hattının
Gerçekleşmesi Konusunda Israr Ediyor', 525.
Gazete, 12 Temmuz 2002.
42. Natalya Ulçenko, 'Rusya ve Türkiye'nin Güvenliğinde
Enerji İhracatı ve İthalatının Rolü', Avrasya
Dosyası Rusya Özel Sayısı, Kış 2001, C. 6, Sayı
4, ss. 141-154.
43. O Strategii Razvitiya Otecestvennogo TEK",
Sayı 6, 2003, 6 http://www.wep.ru/arhiv/2003/6/1160.shtml
44. Sinan Oğan, 'Hazar'da Tehlikeli Oyunlar
(Statü Sorunu, Paylaşılamayan Kaynaklar ve Silahlanma
Yarışı)', Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel
Sayısı, Yaz 2001, ss. 143-184.
45. "Al ya da öde" anlaşması, alıcı
gazı kullansın ya da kullanmasın ödeme yapmasını
gerektirmektedir. Eğer talep yoksa, bu da, fazlalığın,
bir şekilde daha sonra tüketilmek için depolanmadığı
ya da bir başkasına satılmadığı müddetçe ağır
bir kayıp olduğu anlamına gelmektedir. Bu tür
anlaşmalar genellikle standarttır, ancak Türkiye
örneğinde yüksek bir maliyeti olabilmektedir.
46. "Rusya'nın Yeni Uzantısı: Türkiye'ye
Doğal Gaz Boru Hattı", 9 Haziran 2002,
(BYE tercümesi) The New York Times
47. Michel Leylveled, 'Turkey: Gas-Demand Forecasts
Are Bad News For Exporters' 17 Temmuz 2001,
RFE/RL
48. Jon Gorvett, 'Turkey's Blue Stream Open
For Business', Middle East, Sayı 325,
Temmuz/Ağustos 2002.
49. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ulaştırma
(Boru Hatları Ulaştırması) Özel İhtisas Komisyonu
Raporu, DPT Ankara 2001, s. 32.
50. AFP: 29.07.2003
51. Gazprom Avrupa, Balkanlar ve Türkiye'ye
yılda yaklaşık 130 milyar metreküp doğal gaz
ihraç etmektedir. Rusya yaklaşık 30 yıldır yurt
dışına doğal gaz satmaktadır ve bu süre içerisinde
Rusya'nın yurtdışına toplam gaz ihracı 2,3 trilyon
metreküp olmuştur. Gazprom'un resmi internet
sitesi: www.gazprom.ru
52. Soyuzgazexport şirketi ile imzalanan anlaşmada
ve 1998 tarihli Turusgaz anlaşmasında da anlaşmazlıkların
çözümü için merkezi Stockholm'de bulunan özel
tahkime başvurulacağı ve anlaşmazlık sürecinde
İsveç hukukunun esas alınacağı belirtilmektedir.
Mavi Akım'da da aynı sürecin geçerli olacağı
düşünülmektedir.
53. Suzan Fraser, "Türkiye ve İtalya, Enerji
Konusundaki Çıkmazın Üstesinden Gelmek İçin
Bir Komite Oluşturacaklar", AP, (BYE tercümesi)
20 Mayıs 2003.
54. Nazlı Ilıcak, "Yolsuzluk Komisyonu
Tam Gaz", Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi,
07 Temmuz 2003.
55. M. Özcan Ültanır, Dünya Enerji Dergisi,
Temmuz 2003.
|
|
|
|
|
| önerileriniz anasayfa |
|
|