1. Giriş
Türkiye'nin kuzey komşusu ile ilişkileri,
çeşitli dönemlerde ağırlığı ve niteliği değişmekle
birlikte Türkiye gündeminde her zaman belli
bir ağırlığa sahip olmuştur. Adı ve siyasi
rejimi tarihsel süreç içerisinde değişmekle
birlikte Rus Çarlığı, SSCB ya da Rusya Federasyonu
döneminde Rusya, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne
karşı genellikle en "tehditkar"
ülkelerden birisi olarak algılanırken yine
aynı "tehditkar" ülke özellikle
Batı ile ilişkilerde sorunlar yaşandığı kimi
dönemlerde gündeme gelen denge politikalarının
da merkezine oturtulmuştur. Nitekim bu gelenek
Osmanlı Padişahının kendi Valisi ile sorunlar
yaşadığı bir dönemde Rusya'dan yardım istemesine
kadar eski bir geçmişe sahiptir. (1)
Siyasi alandaki bu denge politikasının izlerini
ekonomik alanda da görmek mümkündür. Nitekim,
Cumhuriyetin ilanı ile sağlanan siyasi bağımsızlığın
ardından aynı zamanda bir ekonomik bağımsızlık
mücadelesine de girişen 1930'ların genç Türkiye'sindeki
sanayileşme hamlesinde Sovyet ekonomik yardımlarının
ve SSCB desteğiyle kurulan ilk sanayi tesislerinin
rolü şüphesiz yadsınamaz. Bu çerçevede özellikle
Cumhuriyet Türkiye'sinde modern tekstilin,
metalürjinin, cam sanayiinin ve kimya sanayiinin
temelleri bu ikili işbirliği sayesinde atılmıştır.
Ayrıca kuzey komşusu, Soğuk Savaş yıllarında
dahi, Türkiye'nin özellikle ABD ve Batı dünyası
ile siyasi ilişkilerde sorunların yaşandığı
çeşitli dönemlerde Batı'ya karşı bir alternatif
işbirliği merkezi haline gelebilmiştir. 1960
sonrasında özellikle Kıbrıs sorunu ile bağlantılı
olarak Batı dünyası ile ilişkilerin krize
dönüştüğü bir dönemde Türk ekonomisinin ihtiyaç
duyduğu ve Batı dünyasından temin edilemeyen
çeşitli teknik ve teknolojik imkanların Sovyetler
Birliği'nden sağlanması yoluna gidilmiştir.
Bu açıdan Cumhuriyetin ağır sanayileşme döneminde,
1970'lerden başlayan Sovyetler Birliği'nin
kurduğu dev sanayi kompleksleri, metalürji,
kimya ve petrol rafinerileri Türk ekonomik
ve sosyal hayatının önemli kilometre taşları
olmuştur.
Ancak Soğuk Savaş döneminde siyasi gelişmelere
paralel olarak çeşitli dönemlerde gerilen
siyasi ilişkilerden karşılıklı ekonomik işbirliği
süreci de nasibini almıştır. Esasen sadece
siyasi alanda değil, ekonomik alanda da Türkiye'nin
Rusya'ya yönelik belli stratejiler temelinde
sürdürülen istikrarlı bir dış politikasının
olduğunu söylemek güçtür. Rusya daha çok Batı
ile siyasi ya da ekonomik alanlarda ilişkilerin
sıkıntılı devam ettiği ya da krize dönüştüğü
kimi dönemlerde bir çeşit denge unsuru olarak
değerlendirile gelmiş, krizlerin aşılması
ve Batı ile ilişkilerin tekrar rayına girmesi
ile tekrar Türk dış politikasındaki alışılagelmiş
konumuna dönmüştür.
Türkiye ve Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin
genel olarak siyasi ilişkilerin bir sonucu
olduğunu ve iki ülke arasındaki siyasi gelişmelere
paralel bir seyir izlediği söylenebilir. Ancak
bu durum 1990 sonrasında giderek değişen bir
hal almıştır. Soğuk Savaş'ın sona ermesi,
Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Rusya Federasyonu'nun
SSCB'nin mirasını devralması ile iki ülke
arasındaki ilişkilerde siyasi ilişkiler kadar
ekonomik ilişkilerin de ağırlık kazanmaya
başladığı ve kimi zaman siyasi ilişkilerin
ekonomik ilişkiler tarafından belirlendiği
ve yönlendirildiği gözlenmektedir.
2. Enerji Temelinde İşbirliğinin Ortaya
Çıkışı
Aslında 1990 sonrasında Türkiye ve Rusya
arasında artan ekonomik işbirliğinin temelleri
SSCB'nin son döneminde atılmıştır. Bu açıdan
18 Eylül 1984 tarihinde dünyanın en zengin
doğal gaz rezervlerine sahip SSCB ile Türkiye'ye
doğal gaz sevkıyatına dair imzalanan anlaşma
büyük bir önem taşımaktadır. (Türkiye'nin
bugüne kadar imzalamış olduğu doğal gaz alım
anlaşmaları için bkz. EK.1)
Bu anlaşmanın ardından iki ülke arasında
ekonomik ve ticari ilişkiler giderek yükselen
bir seyir izlemiştir. Bunda 1970'li yıllarda
yaşanan petrol krizleri sonrasında birçok
ülkede olduğu gibi Türkiye'de de alternatif
enerji kaynakları arayışındaki artışın payı
büyüktür. Ayrıca bu sayede alternatif bir
enerji kaynağının temin edilmesinin yanı sıra,
doğal gazın ekonomide ve enerji sektöründe
daha ağırlıklı pay almasının sağlanması ve
bazı şehirlerde gittikçe yoğunlaşan hava kirliliğine
çözüm getirilmesi amaçlanmıştır.
1984 tarihli anlaşma kapsamında 26 Ekim 1986
tarihinde inşasına başlanan "Rusya Federasyonu-Türkiye
Doğal Gaz Boru Hattı" Ağustos 1988'de
Ankara'ya kadar ulaşmıştır. Sanayi kuruluşlarının
doğal gaz kullanabilmelerini sağlamak amacıyla,
"Rusya Federasyonu-Türkiye Boru Hattı"
güzergahındaki çeşitli sanayi bölgelerine
dağıtım hatları yapılmış ve talepler doğrultusunda
yeni hatların yapımı da gerçekleştirilmiştir.
(2)
Bu anlaşma sıradan bir doğal gaz alım anlaşması
olmanın ötesinde ikili ekonomik ve ticari
ilişkilerin gelişimi açısından çok daha geniş
bir anlam taşımaktadır. Türkiye bu anlaşma
ile ilk defa Rusya Federasyonu'ndan doğal
gaz alımına başlarken Rusya'dan alınan doğal
gazın bedelinin yüzde 70'inin Türk mal ve
hizmetleri ile ödenmesi (offset) hükmü getirilmiştir.
Bu sayede anlaşmanın imzalandığı dönemde doğal
gaz karşılığı mal ihracı uygulaması ile geleneksel
Türk ihraç mallarından ziyade, Türk sanayi
mallarının ihracatının artırılması için yeni
imkanlar yaratılması hedeflenmiştir. Ayrıca,
iki ülke arasında 1986 yılında imzalanan 9.
Dönem Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Protokolü'nde
doğal gaz bedellerinin bir bölümünün Türk
müteahhitlik firmalarının Rusya'da gerçekleştirmiş
oldukları projelerin finansmanında kullanılması
hükmüne yer verilmiştir. Üstelik bu anlaşmanın
yürürlüğe girdiği dönem İran-Irak savaşı nedeniyle
Türk özel sektörünün geleneksel ihraç pazarı
olan Ortadoğu'dan çekilmek zorunda kaldığı
dönem ile çakışmıştır. Bu sayede Türk malları
ve müteahhitlik hizmetleri için alternatif
bir pazar doğmuştur.
Bu anlaşma sayesinde o güne kadar, tütün,
çay, narenciye, fındık ve hammaddeden oluşan
birkaç kalem Türk malının yanında ilk kez
ilaçtan otobüse, deterjandan telefon santraline
pek çok Türk malının Rus pazarına girişine
imkan yaratılmıştır. Ayrıca bugün Rusya Federasyonu'nda
çok sayıda başarılı projeye imza atan Türk
müteahhitlerinin Rus inşaat sektörü içerisinde
yerini almalarında bu anlaşmanın yarattığı
imkanlar etkili olmuştur. Nitekim ilk doğal
gaz alımının başladığı yıl olan 1987 ile 1994
yılları arasında 1.9 milyar dolar tutarında
doğal gaz ithalatı gerçekleştirilmiştir. Bu
tarihler arasında belirlenen mal listeleri
kapsamında kayda alınan ihracat miktarı 271
milyon dolar, gerçekleştirilen müteahhitlik
hizmetleri toplamı ise 609 milyon dolar olmuştur.
(3)
Bununla birlikte, 1994 sonrasında doğal gaz
hesabı uygulaması Rus tarafının tutumu nedeniyle
devam ettirilememiştir. İki ülke arasındaki
ticari ilişkilerin geliştirilmesine önemli
katkılar sağlayan bu mekanizmanın kesintiye
uğramasına temel neden olarak, Rus tarafınca,
doğal gazın ihracatçısı olan Gazprom şirketinin
Rusya Federasyonu'nun kurulmasının ardından
özelleştirme çalışmaları sonucunda kurumsal
ve mali yapısının değişmesi gösterilmektedir.
Ancak, Gazprom şirketinin hisselerinin halen
yüzde 38'i devlet kontrolündedir ve devletin
şirket kararlarındaki ağırlığı hala hissedilmektedir.
Daha sonraki süreçte iki ülke hükümetleri
arasında mutabakat oluşturulmuş olmasına rağmen
söz konusu mekanizmaya işlerlik kazandırılması
mümkün olamamıştır.
Geçtiğimiz yıllarda iki ülke arasında yapılan
görüşmeler sonunda, Rus tarafı Doğal Gaz anlaşmasının
tadil edilerek, doğal gaz bedellerinin geneli
yerine bir kısmının ülkemizden mal ve hizmet
alımında kullanılmasını önermiş, ancak somut
bir ilerleme kaydedilememiştir. İki ülke arasında
2001 yılı Ekim ayında Ankara'da gerçekleştirilen
son Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı sırasında
ve daha sonra iki ülke yetkilileri arasında
gerçekleştirilen çeşitli temaslarda da doğal
gaz hesabına yeniden işlerlik kazandırılması
konusunda bir sonuca ulaşılamamıştır.
Ayrıca, 1984 yılında imzalanan 25 yıllık
doğal gaz anlaşması kapsamında Rusya Federasyonu'ndan
alınan yıllık 6 milyar m³'lük doğal gaz miktarına
ilaveten, 8 milyar m³/yıl'lık doğal gaz alımını
öngören 10 Aralık 1996 tarihli anlaşmada da
offset hükmüne yer verilmemiştir. Bu anlaşma
kapsamında ilave doğal gaz alımı ise Mart
1998 tarihinde başlamıştır.
Diğer taraftan, 1997 yılında imzalanan Mavi
Akım Anlaşması'nda da bu tür bir madde yer
almamıştır. Ancak, son dönemde Rus tarafı
ile yapılan müzakerelerde Gazprom yetkilileri,
özellikle Mavi Akım çerçevesinde Türkiye'ye
verilen doğal gazın bedelinin bir bölümünün
Türkiye'den mal ve hizmet alımı ile karşılanması
yerine Türkiye'de doğal gaz altyapısının,
depolama ve dağıtım sisteminin genişletilmesi
için Rus yatırımlarına imkan tanınmasını talep
etmektedirler. Rus tarafı bu sayede bir taraftan,
Türkiye'deki ekonomik etkinliğini artırmak
isterken, diğer taraftan doğal gaz altyapısının
genişletilmesi suretiyle, Türkiye'de doğal
gaz kullanımının yaygınlaştırılmasını ve böylelikle
mevcut koşullarda Rusya'dan alınan fazla doğal
gaza karşı kamuoyunda oluşan tepkilerin azaltılmasını
amaçlamaktadır. Ancak bu durumun son yıllarda
dış ticaret dengesinde Türkiye aleyhine artan
açığın kapatılması açısından herhangi iyileştirici
bir sonucu olmayacaktır. Mavi Akım projesi
çerçevesinde Rusya'dan tam kapasite doğal
gaz alımının başlaması ile Türkiye, Rusya
Federasyonu'nun Almanya'dan sonra ikinci en
büyük doğal gaz pazarı olmaktadır. Türkiye,
mevcut alımlarla Almanya ve İtalya'nın ardından
üçüncü sıradadır.
Ancak, 2000 yılından itibaren Türkiye'nin
Rusya'ya ihracatında tekrar bir artış eğilimi
gözlenmektedir. Özellikle 2001 yılında Türk
Lirası'nın devalüasyonu ihracatçı Türk firmaları
lehine bir rekabet ortamı yaratırken, Rusya'dan
ithalatta önemli bir gerileme yaşanmıştır.
Fakat genel itibariyle Türkiye'nin Rusya Federasyonu'ndan
ithalatı enerji ürünleri ve hammadde ağırlıklı
olması nedeniyle meydana gelen krizlerden
nispi olarak daha az etkilenmektedir. Bir
başka ifade ile Rusya Federasyonu'ndan ithalatımızın
genel hatlarını fiyat esnekliği düşük ürünler
oluşturmaktadır.
TÜRKİYE'NİN RUSYA FEDERASYONU İLE TİCARETİNİN
ÜRÜN GRUPLARI İTİBARİYLE DAĞILIMI (%)
İHRACAT

İTHALAT

Kaynak : DİE
Nitekim, Türkiye'nin 2002 yılında Rusya Federasyonu'ndan
gerçekleştirdiği ithalatın üçte ikisinden
fazlasını sadece mineral yakıtlar oluşturmuştur.
Bu nedenle Türkiye'nin Rusya'dan ihracatı
ve ithalatı artış eğilimini sürdürürken 2002
yılı aynı zamanda yaklaşık 2.7 milyar dolar
ile Türkiye'nin ikili ticarette en fazla dış
ticaret açığı verdiği yıl olmuştur.
|
YILLAR İTİBARİYLE
TÜRKİYE - RUSYA FEDERASYONU DIŞ TİCARETİ
|
| YILLAR |
İHRACAT (X)
|
İTHALAT(M)
|
X/M
|
DENGE
|
HACİM
|
| 1992 |
441.9
|
1,040.8
|
0.42
|
-598.5
|
1,482.7
|
| 1993 |
504.7
|
1,542.3
|
0.33
|
-1,037.6
|
2,047.0
|
| 1994 |
820.2
|
1,046.0
|
0.78
|
-225.8
|
1,866.2
|
| 1995 |
1,238.1
|
2,082.4
|
0.60
|
-844.3
|
3,320.5
|
| 1996 |
1,482.0
|
1,846.0
|
0.80
|
-364.0
|
3,328.0
|
| 1997 |
2,049.3
|
2,048.4
|
1.00
|
0.9
|
4,097.7
|
| 1998 |
1,347.5
|
2,154.9
|
0.63
|
-807.5
|
3,502.4
|
| 1999 |
586.6
|
2,371.9
|
0.25
|
-1,785.3
|
2,958.5
|
| 2000 |
643.9
|
3,886.0
|
0.16
|
3,242.1
|
4,529.9
|
| 2001 |
924.1
|
3,435.6
|
0.26
|
-2,511.5
|
4,359.7
|
| 2002 |
1,163.0
|
3,855,0
|
0.30
|
-2,692.0
|
5,018.0
|
Kaynak : Devlet İstatistik
Enstitüsü (DİE)
Genel itibariyle, Türkiye ile Rusya Federasyonu
arasındaki dış ticarette Türkiye'nin aleyhine
bir açığın oluşmasında etkili olan temel etkenler
şunlardır :
Daha öncede belirtildiği üzere,
Türk-Rus ticari ve ekonomik ilişkilerinin
gelişiminde Rusya Federasyonu'ndan alınan
doğal gazın yüzde 70'inin Türk mal ve hizmetleriyle
ödenmesi şartını getiren 1984 tarihli Doğal
Gaz Anlaşması önemli bir rol oynamıştır.
Bu sayede çok sayıda Türk malı Rusya pazarına
girme imkanına kavuşmuştur. Ancak, Sovyetler
Birliği'nin dağılması sonrasındaki süreçte
Rus tarafının bu şartı yerine getirmemesi
nedeniyle mal ve hizmetle geri ödeme imkanı
ortadan kalmıştır. Daha sonraki yıllarda
imzalanan Mavi Akım ve Batı Doğal Gaz Hattının
genişletilmesine ilişkin sözleşmelerde ise
bu şart konulmamıştır.
Ağustos 1998 krizinden sonra Rublenin
yüzde 75 oranında devalüasyona uğraması,
dolayısıyla ithalatın pahalı hale gelmesi
ve Rus halkının satın alma gücünün düşmesi
nedeniyle ithalat yarı yarıya azalmıştır.
Son yıllarda özellikle uluslararası petrol
fiyatlarının yüksek seyri sonucu Rus ekonomisindeki
toparlanmaya ve halkının gelirindeki düzelmeye
karşılık yüksek gümrük duvarlarına dayalı
ithal ikame politikası varlığını sürdürmektedir.
Ayrıca, 1998 krizi sonrasında, Rusya'da
yaşanan devalüasyon ve uygulanan ithal ikame
politikası ile ülke içinde üretim ve ihracat
cazip hale gelmiştir. Bu durum sanayi üretiminde
büyük artışları beraberinde getirmiştir.
İthalat yoluyla talebi karşılanan gıda ve
tekstil ürünleri gibi mallar artık Batı
kalitesinde rekabet edecek kalite ile ülke
içerisinde üretilmeye başlanmıştır.
Türkiye'nin Rusya'ya ihraç ettiği
ürünler, ihraç fiyat esnekliği yüksek olan
ürünler olması sebebiyle ihracat miktarı
ve değeri arasında önemli farklar oluşabilmektedir.
Bu özellikle tekstil, hazır giyim ve gıda
ürünlerinin fiyatlarında göze çarpmaktadır.
Rusya'da faaliyette bulunan yabancı
firma sayısının artmasından dolayı rekabetin
artması Türkiye ihracatının gerilemesinde
etkili olmuştur. Türkiye'nin Rusya Federasyonu'na
ihracatında ticaret finansmanı yetersiz
kalırken Avrupa Birliği ülkeleri bu pazara
girişte önemli finansman kaynaklarına sahiptir.
Ayrıca, Rusya'nın bazı BDT ülkelerine ithalatta
KDV ve bazı diğer vergileri uygulamaması
Türk ihracatçıları olumsuz etkilemektedir.
Özellikle 1990'lı yılların ilk
yarısında bavul ticareti yoluyla Rusya Federasyonu'na
kalitesiz Türk mallarının girmesi ile Türk
mallarına ilişkin olarak oluşan olumsuz
imaj, uzun vadede Türk mallarının Rusya
pazarındaki rekabet şansını azaltmıştır.
Ancak, son yıllarda Rusya pazarına özellikle
büyük ölçekli prestijli Türk müteşebbislerin
girişi ile bu olumsuz imajın etkisi giderek
azalmaya başlamıştır.
Son yıllarda uluslararası enerji
fiyatlarındaki artış, bu ürün grubunun Rusya
Federasyonu'ndan ithalatımız içerisinde
önemli bir yer işgal etmesi nedeniyle Rusya
Federasyonu'ndan ithalatımızın artmasına,
dolayısı ile dış ticaret dengesinin Türkiye
aleyhine daha fazla açılmasına neden olmuştur.
Petrol ve doğal gazın uluslararası fiyatlarının
yüksek seyretmesinin bir sonucu olarak bu
ürünlerin önemli bir ihracatçısı olan Rusya'da
alım gücü artmaktadır. Bununla birlikte, Rusya
Federasyonu'ndan ithalatımızdaki artış özellikle
dünya enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanmıştır.
Öte yandan, bu yıldan itibaren Mavi Akım sözleşmesi
çerçevesinde Rusya'dan ilave doğal gaz alımının
başlaması ile birlikte bu açığın önümüzdeki
yıllarda hızla artacağı açıktır. Nitekim,
2005 yılında Türkiye'nin Rusya'dan sadece
doğal gaz ithalatı karşılığında ödeyeceği
bedelin 3 milyar dolar seviyesine ulaşacağı
tahmin edilmektedir.
Bununla birlikte, Rusya Federasyonu'nun DTÖ
üyelik sürecinin hızlandırılmasına paralel
olarak, Türk ihracatçılarına yönelik kota
ve gümrük tarifelerinde olumlu gelişmeler
yaşanması beklenmektedir. Ayrıca son yıllarda
Rus halkının harcanabilir gelirindeki artışa
paralel olarak kaliteli ithal mallara olan
talepte artmaktadır. Bu durum özellikle kaliteli
mal ve hizmetler sunan Türk firmaları için
de fırsatlar yaratmaktadır.
Ayrıca, normal koşullar içerisinde gerçekleştirilen
dış ticaretin yanı sıra, bavul ticareti, iki
ülke arasındaki ticaretin şekillenmesinde
önemli fonksiyonlar yerine getirmiştir. Ancak,
Rusya'da üretim yetersizliği ve talep fazlalığı
nedeniyle 1990'ların başında "ihtiyaçtan
doğan" bir ticaret şekli iken, 1995 yılından
itibaren iki ülke arasındaki bavul ticareti
gerileme eğilimine girmiştir. Bavul ticaretindeki
gerilemenin arkasında yatan başlıca sebepler
şunlardır:
Özellikle 1998 mali krizinin ardından
Rus alıcıların Türkiye yerine Çin, Polonya
ve Yunanistan gibi alternatif diğer birtakım
pazarlara yönelmeleri ve bu ülkelerin görece
ucuz mallarının artan bir rekabet ortamı
yaratması
Rus Hükümeti'nin IMF, DTÖ ve diğer
uluslararası kuruluşlarla müzakereler çerçevesinde
kayıt dışı ekonomi ve bavul ticareti konusunda
sınırlamalara gitmesi
Rusya'da yerli üreticilerin güçlenmesi
ve güçlü Batılı firmaların pazara girmesiyle
birlikte bavul ticaretine karşı kampanyaların
başlaması (Özellikle yerli deri, tekstil
ve hazır giyim ve inşaat malzemeleri gibi
alanlarda güçlenen yerli üreticilerinin
hükümet üzerindeki lobi faaliyetlerini yoğunlaştırmaları)
Rusya Hükümeti tarafından uygulanmaya
başlanan ithal ikameci politikalar çerçevesinde
bavul ticaretine konu olan çok sayıda malın
ülke içerisinde üretilmeye başlanması
Bavul ticareti kapsamında alışverişi
yapılan ürünlerin kalitesi konusunda ortaya
çıkan şüpheler
Birçok Türk girişimcinin Moskova'da
mağaza açarak faaliyet göstermeye başlamasıyla
birlikte talebin görece azalması
Kur hareketlerinde yaşanan dalgalanmalar
Bu nedenlerle, Rusya Federasyonu, kendi içinde
alacağı bir dizi tedbir ile kademeli bir biçimde,
bavul ticareti olarak da adlandırılan yolcu
beraberinde ticaretin şeklini değiştirmeyi
hedeflemektedirler. Ancak, bu değişimin bugünden
yarına gerçekleşmeyeceği ve yolcu beraberinde
ticaret şeklinin birkaç yıl daha süreceği
gözlemlenmektedir. Ancak, DTÖ üyelik müzakereleri
nedeniyle Rus tarafınca bavul ticareti uygulamasının
bir geçiş döneminin ardından tamamen sonlandırılması
beklenmektedir.
Bavul ticareti bir geçiş dönemi uygulaması
olarak, özellikle ilk yıllarda iki ülke arasındaki
ticarette çok önemli işlevler yerine getirmiştir.
Ancak, iki ülke arasındaki ticaretin bu kapsamda
uzun süre sürdürülmesi mümkün değildir. Bu
nedenle, Türkiye'de bavul ticareti ile uğraşan
kesimlerin resmi ticarete yönlendirilmesi
konusunda gerekli yasal düzenlemeler ve teşvikler
uygulanmalıdır.
3.2. Müteahhitlik Hizmetleri
Daha önce bahsedildiği üzere Türk inşaat
firmalarının Rusya pazarına girişi Sovyetler
Birliği'nin son yıllarına rastlamaktadır.
Türkiye ve Rusya Federasyonu arasında 1987
yılında yürürlüğe giren Doğal Gaz Anlaşması,
ticaret alanında olduğu gibi Türk inşaat firmalarının
da Rusya pazarına girişlerinde temel itici
güç olmuştur. Bu sayede, 1987 yılından itibaren
artan oranda Türk inşaat firmaları Rusya pazarında
önemli projeler üstlenmeye başlamışlardır.
Bu süreç 90'lı yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır.
Özellikle 1993-1995 arası dönemde Alman kredisi
ile finanse edilen askeri konut projelerinde
en yüksek seviyeye ulaşmıştır. 1991 yılında
eski Doğu Almanya'dan dönen Rus askeri personeli
için Almanya tarafından finanse edilen konut
projeleri Türk müteahhitleri için bir dönüm
noktası olmuştur. Bu kapsamda Türk müteahhitlerinin
üstlendikleri proje tutarı yaklaşık 2.5 milyar
Alman Markı'dır.
Ağustos 1998 Rusya krizi tüm ekonomik ve
ticari ilişkileri olduğu gibi Türk firmalarının
Rusya'daki inşaat faaliyetlerini de çok büyük
ölçüde etkilemiştir. Devalüasyon sonrasında
mali imkanları daralan belediyeler, bankalar
ve büyük şirketler gibi finansman temin eden
birimler inşaat harcamalarında kesintilere
gitmiştir. Banka ve büyük şirketler de küçülme
yolunu seçtiklerinden geçmiş yıllardaki inşaat
faaliyetlerini tamamen dondurmuşlardır.
Krizden sonra Rusya'da halkın reel gelirinin
hızla düşmesi konut satışlarını düşürmüş,
yabancı firmaların ülkeyi terk etmesi ve genel
olarak iş hayatının durması ofis ihtiyacını
ortadan kaldırmıştır. Bunda ekonomik krizin
yanı sıra, seçim atmosferinin yarattığı koşullar,
Merkezi Hükümet ile yerel yönetimler arasında
yaşanan çekişmeler, finansman sağlanmasında
karşılaşılan güçlükler gibi çok sayıda faktör
etkili olmuştur. Bu süreçte Türk firmalarının
Rusya'daki inşaat işlerinin yıllık seviyesi
100 milyon dolar seviyesine gerilemiştir.
Rusya Federasyonu'nda bugüne kadar 145 Türk
müteahhitlik firması yaklaşık 12.8 milyar
dolarlık 712 proje üstlenmiştir. (4) Rusya
Federasyonu Türk müteahhitlik firmalarının
en fazla proje üstlendikleri ülkedir. Toplam
proje tutarı dikkate alındığında yurtdışında
Türk müteahhitlik firmalarınca üstlenilen
projelerinin yaklaşık dörtte biri Rusya Federasyonu'ndadır.
Proje sayısı bazında hesaplandığında ise bu
oran yüzde 35'e ulaşmaktadır.
Bugün, Rus Hükümeti ve yerel yönetimlerin
finansman imkanlarının daralması, proje finanse
eden büyük Rus kuruluşlarının Rus inşaat firmalarını
desteklemeye başlaması ve istihdam amacıyla
Rus işçi çalıştırma eğiliminin artması Türk
firmalarının yeni işler almasında sıkıntı
yaratmaktadır. Rusya Federasyonu Hükümeti
finansman kaynaklarını, güçlenen ve teknik
becerisi artan Rus müteahhitlik firmalarının
desteklenmesi için kullanmaktadır. Diğer taraftan,
Rusya Federasyonu'nda bu sektörde finansmanını
beraberinde getiren Batılı firmaların daha
avantajlı konumda olduğu görülmektedir.
Artık Rusya pazarında kalıcı olmak isteyen
Türk inşaat firmalarının kendi finansman kaynaklarını
temin etme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu
bağlamda Türk firmalarının belediyelerle ve
birtakım Rus firmalarıyla ortaklıklara gitmeleri,
Batılı şirketlerle rekabette önemli avantajlar
sağlamaktadır.
Ağustos 1998 krizi sonrasında Türk müteahhitlik
firmalarının Rusya Federasyonu'nda üstlenmiş
oldukları taahhüt hizmetleri sayı ve proje
tutarı bakımından azalmış olmakla birlikte,
özellikle dünya enerji fiyatlarındaki artışın
da etkisiyle Rusya ekonomisinde gözlenen canlanmaya
bağlı olarak önümüzdeki dönemde belli bir
artış beklenmektedir. Ayrıca, Rus hükümeti
tarafından alınan bir kararla 2000 yılından
itibaren kamu ihaleleri yeniden açılmaya başlamıştır.
Bu durumun firmalarımıza yeni imkanlar sağlayabileceği
düşünülmektedir.
Diğer taraftan, Rusya Federasyonu'ndaki Türk
müteahhitlik hizmetlerini ikili ekonomik ilişkilerde
önemli bir paya sahip iken Rus müteahhitlik
hizmetlerinin Türkiye'deki hacmi oldukça sınırlı
düzeydedir. Bu nedenle Rus tarafı sürekli
olarak bu dengesizliğin giderilmesini ve Rus
müteahhitlere Türk müteahhitlik pazarında
daha fazla pay verilmesini talep etmektedir.
Teknoloji ve finansman eksiklikleri nedeniyle
Türkiye'deki altyapı projelerinde yeterince
etkin rol alamayan Rus müteahhitlik firmaları
Türkiye'de özellikle metro inşası, demiryolu
inşası ve elektrifikasyonu, termik ve hidroelektrik
santral, doğal gaz boru hatları ve gaz depolama
tesisleri inşası, depreme dayanıklı konut
inşası ve zemin etütlerinin yapılması ile
fosil yakıt ve kömür arama gibi alanlarda
daha fazla rol alma çabasındadırlar. Diğer
taraftan, Türkiye'de Sovyetler Birliği'nin
katkılarıyla gerçekleştirilen çeşitli sanayi
tesislerinin modernizasyonu Rus müteahhitlik
firmalarının talepleri arasındadır.
Tehnopromeksport, Tehnostroyeksport ve Energomaşeksport
Türkiye'de faaliyet gösteren Rus inşaat firmalarının
başlıcalarıdır. Rus müteahhitlik firmaları
Türkiye'de kontratlarının toplam tutarı yaklaşık
360 milyon dolar seviyesindedir. Bunların
başlıcaları şunlardır:
|
TÜRKİYE'DE RUS
MÜTEAHHİTLİK FİMALARININ YER ALDIĞI
BAŞLICA PROJELER
|
| Proje Adı |
Proje Bedeli (Milyon
$) |
| Çerkezköy - Kapıkule Demiryolunun
Elektrifikasyonu |
14 |
| Ankara Çevre Yolu Üç Adet
Köprü İnşaatı |
60 |
| Deriner Barajı ve Hidroelektrik
Santrali İnşaatı |
40 |
| İskenderun Met. ve Seydişehir
Alüm. Tesislerinin Modernizasyonu |
3 |
| İmralı - Kayseri Doğal Gaz
Boru Hattı İnşaatı |
40 |
| Samsun - Ankara Doğal Gaz
Boru Hattı İnşaatı |
150 |
| Gaz Depolama Tesis İnşaatları
İçin Mühendislik Hizmetleri |
4.5 |
| İstanbul Melen Projesi Kapsamında
Bir Adet Aquaduk İnşaatı |
50 |
3.3. Yatırımlar
Rusya Federasyonu'nda 1998 krizinin neden
olduğu devalüasyon ve sonrasında gümrük duvarlarının
yükseltilmesi ile başlayan ithal ikameci politikalar,
Rusya Federasyonu'na ihracatı zorlaştırmış
ve bu tarihten sonraki süreçte giderek Rusya
Federasyonu'na dışarıdan mal satmak yerine,
burada yatırım yapmak ve kendi dağıtım ağını
oluşturmak önem kazanmıştır.
Rusya Federasyonu'nda doğrudan yatırımlar
açısından özellikle son yıllarda ön plana
çıkan en önemli gelişme merkezden ziyade bölgelere
yapılan doğrudan yatırımlardaki artıştır.
Son yıllarda yabancı yatırımcıların ilgisi
başta Moskova olmak üzere Rusya'nın büyük
şehirlerinden bölgelere doğru bir kayış göstermektedir.
Ücretler, hammadde fiyatları ve kiralar başta
olmak üzere tüm maliyet unsurları Moskova
ile taşra arasında büyük farklılıklar arz
etmektedir. Bunun dışında bürokrasi ve vergi
idareleri ile diğer denetim organlarının büyük
şehirlerde çalışan yabancı firmalar üzerinde
ağır baskılar oluşturması taşraya ilginin
diğer nedenleridir. Başka bir neden de girişimci
ve liberal bazı bölge valilerinin kendi bölgelerinde
iyi bir iş ortamı hazırlamaları, özel teşvik
ve garanti yasaları çıkarmaları ve yabancı
sermayeyi korumaya dönük çeşitli politikalar
izlemeleridir.
Son dönemde bu sürece paralel olarak Rusya
Federasyonu'ndaki Türk yatırımlarında da bir
artış söz konusudur. 2003 yılı başı itibarı
ile Türk firmalarının Rusya'da yatırımları
1 milyar doları aşmıştır. Rusya Federasyonu'ndaki
Türk yatırımları iş ve alışveriş merkezleri,
gıda, içecek, tekstil, bankacılık ve telekomünikasyon
gibi çeşitli sektörlere yoğunlaşmaktadır.
Türk firmaları tarafından Rusya Federasyonu'nda
gerçekleştirilen başlıca yatırımlar şunlardır
:
| FİRMA / KURULUŞ |
YATIRIM
ALANI |
YATIRIM
TUTARI
(milyon $) |
| ENKA Holding |
İş Merkezleri |
600 |
| RamEnka (Koç Holding-Enka
Holding) |
Perakende
Ticaret |
250 |
| Anadolu Endüstri Holding
(Efes) |
Bira Üretimi |
125 |
| Finansbank, Garantibank,
Denizbank, Yapı Kredi Bankası, Ziraat
Bankası |
Bankacılık |
87 |
| Netaş (Rontelekom) |
Telekomünikasyon
|
44.7 |
| TOBB - TİM* |
Türk Ticaret
Merkezi |
40 |
| Zorlu Holding (Vestel)* |
Televizyon
Üretimi |
40 |
| Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları
(Ruscam |
Şişe ve Cam
Üretimi |
12 |
| BinMeksan |
Benzin Pompası Üretimi |
5.5 |
Kaynak : Cihangir Gürkan Şen, Türkiye - Rusya
Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri Raporu,
Rus- Türk İşadamları Birliği Yayınları, No.
8, Mayıs 2003.
(*) 2003 yılı içerisinde tamamlanacak
yatırımlardır.
3.2.1. ENKA İnşaat Yatırımları
Rusya Federasyonu'nda faaliyet gösteren Türk
inşaat firmaları arasında en büyük iş hacmine
sahip olan ENKA, aynı zamanda Rusya'daki gayrimenkul
alanındaki ilk yatırımcı yabancı şirket olmuştur.
ENKA Holding, Moskova Belediyesi'nden 49 yıllığına
kiraladığı araziler üzerine inşa ettiği binaları
işyeri, mağaza ve konut olarak pazarlamaktadır.
ENKA ve ortağı bulunduğu şirketlerin sahip
olduğu A sınıfı iş merkezi binalarının sayısı
18 olup, toplam inşaat alanı 275,000 m²'ye
ulaşmıştır. Tüm Moskova A sınıfı ofis piyasasının
yüzde 25'ine tekabül eden bu rakamlar ENKA'yı
pazarda lider durumuna getirmiştir. Bu yatırımların
yaklaşık piyasa değeri 600 milyon dolar civarındadır.
3.2.2. Ramstore Alışveriş Merkezleri
Zinciri
1997 yılından bu yana bu ülkede faaliyette
bulunan Koç ve ENKA Gruplarının ortak yatırımı
olan RamEnka, bugün Ramstore adı altında Rusya
Federasyonu'ndaki en büyük hipermarketler
zinciri konumundadır. Yüzde yüz Türk yatırımı
olan RamEnka çerçevesinde Koç ve ENKA Gruplarının
Rusya Federasyonu'ndaki yatırımları yaklaşık
250 milyon dolara ulaşmıştır. Ramstore mağazalarının
ilki Türk Eximbank kredisi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
Rusya Federasyonu'nda gelir düzeyindeki artışa
paralel olarak halkın giderek açık pazarlardan
ziyade süpermarketlere yönelmesi yönünde gelişen
sürece paralel olarak gelecek 5 yılda RamEnka'nın
Rusya Federasyonu'ndaki yatırımlarının Moskova'da
ve diğer bölgelerde açılacak yeni mağaza ve
alışveriş merkezleri ile 1 milyar dolara seviyesine
çıkarılması amaçlanmaktadır.
Ramstoreların cirosunun yarıdan çoğunu Rus
malları, yüzde 5 kadarını Türk malları, geri
kalan yüzde 40 kadarını da Avrupa ağırlıklı
ithal malları oluşturmaktadır. Ayrıca Ramstore
etiketi altında halen 75 ürünün satışı yapılmaktadır.
3.2.3. Anadolu Endüstri Holding Yatırımları
Anadolu Grubu Rusya Federasyonu'nda imalat
sektöründe en çok yatırım yapan Türk firmasıdır.
Anadolu Grubu'nun Moskova ve Rostov'daki bira
fabrikaları ve Moskova'daki malt tesislerinde
oluşan Rusya'daki yatırımlarının toplam tutarı
bugün yaklaşık 125 milyon dolara ulaşmış durumdadır.
Moskova'daki Moscow Efes Brewery, fabrika
kapasite açısından Rusya'daki en büyük bira
fabrikalarından birisidir. Anadolu Grubu tarafından
üretimi gerçekleştirilen Starıy Melnik markası,
Rusya'da en sevilen biralar arasında yer almaktadır.
Bugün, Birleşik Finansal Grup (UFG) verilerine
göre Efes'in Rusya bira pazarındaki payı yüzde
3,5 seviyesindedir ve Rusya'nın 7'nci büyük
üreticisi konumundadır. Efes ve Starıy Melnik
markalarının yanı sıra en geniş satış hacmine
sahip Alman birası olan Wasteiner'in de Anadolu-Efes'in
Moskova'daki fabrikasında üretimine başlanmıştır.
3.2.4. TOBB-TİM Türk Ticaret Merkezi
Moskova'da Türk ihraç ürünlerinin sergileneceği
ve pazarlanacağı bir iş merkezinin kurulması
projesi Türkiye Ticaret Odaları ve Borsalar
Birliği (TOBB) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi
(TİM) tarafından hayata geçirilmektedir. 55
milyon dolara mal olacak merkezin inşasının
2003 yılı Aralık ayında tamamlanması planlanmaktadır.
3.2.5. Şişecam Gorohovets Fabrikası
Şişecam kuruluşlarından Anadolu Cam Sanayi
A.Ş.'nin Moskova'nın 330 km kuzeydoğusundaki
Vladimir Eyaleti Gorohovets kasabasında kurulan
Cam Ambalaj Fabrikası ile Rusya Federasyonu
içki, meşrubat ve gıda sektörlerinin nitelikli
cam ambalaj ihtiyacının karşılanması amaçlanmıştır.
17 hektar alanda 43 bin metrekare kapalı alanı
bulunan fabrikanın birinci fırını 26 milyon
dolar yatırım ile tamamlanarak 6 Eylül 2002'de
devreye alınmıştır. Aynı gün temeli atılan
ve kapasiteyi ikiye katlayacak olan ikinci
fırın yatırımı da tamamlanmış olup, 13 Mayıs
2003'te devreye girmiştir. İkinci fırın için
harcanan 22 milyon dolar ile birlikte toplam
yatırım tutarı 48 milyon dolara ulaşmıştır.
Yatırımın yüzde 50'si öz kaynak yüzde 50'si
kredi ile gerçekleştirilmiş olup, kredi finansmanı
IFC'den sağlanmıştır. 2004'te devreye girmesi
planlanan üçüncü fırın yatırımı ile yatırım
tutarı 75 milyon dolara ulaşacaktır. Hedef,
3 yıl içerisinde Rusya Federasyonu'nun 1 numaralı
cam ambalaj üreticisi olmaktır.
3.2.6. Vestel Televizyon Fabrikası
Zorlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren
Vestel, 2002 yılı içerisinde Rus televizyon
üreticisi ortağı Standart ile Rusya'da televizyon
üretimine yönelik olarak ortak yatırım yapma
kararı almıştır. Vestel'in Rus ortağı ile
Rusya'nın Vladimir Bölgesi'ne bağlı Alesandrov
kentinde yaklaşık 40 milyon dolarlık bir yatırımla
kurmakta olduğu fabrikanın bu yılın Ağustos
ayında faaliyete geçmesi planlanmaktadır.
Bu büyük çaplı yatırımların yanı sıra, Rusya
Federasyonu'nda makine, tekstil, konfeksiyon,
gıda gibi alanlarda yatırım tutarı 1-5 milyon
dolar arasında değişen daha küçük boyuttaki
çeşitli Türk yatırımları da bulunmaktadır.
Binmeksan benzin pompaları fabrikası, "Colin's
Jeans" penye fabrikası, "Muya"
terlik fabrikası, "M" döner fabrikası,
"Etalon alüminyum dış cephe" bunların
bazılarıdır.
Rus firmalarının Türkiye'deki yatırımları
ise Rusya Federasyonu'ndaki Türk yatırımlarının
hacmi ve çeşitliliği ile kıyaslandığında oldukça
sınırlı seviyededir. 2002 yılı sonu itibariyle
Türkiye'deki doğrudan Rus yatırımları 100
milyon doların altındadır. Rus firmaları Türkiye'de
özellikle taşımacılık, ticaret ve turizm sektörlerinde
faaliyet göstermektedirler. Bununla birlikte,
Türkiye'de petrol işleme, petrokimya ve gaz
dağıtım işletmeleri gibi alanlarda özelleştirme
faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi halinde
daha etkin rol alma arzusundadırlar. Nitekim,
Gazprom, Lukoil, Tatneft gibi Rus şirketlerinin
Tüpraş'ın özelleştirilmesi ile ilgilendiği
bilinmektedir.
3.4. Turizm
Turizm, Türk-Rus ilişkilerinde bugün en fazla
gelişme kaydeden ekonomik sektörlerden birisidir.
1990'lı yılların başından itibaren Türkiye,
Rus turistlerin en fazla tercih ettikleri
ülkelerden birisi haline gelmiştir. Bu gelişmede
özellikle Moskova'da faaliyet gösteren Türk
turizm acentelerinin çalışmaları etkili olmuştur.
Bugün, Türk turizmciler Rusya turizm pazarının
dörtte birini ellerinde tutmaktadır. Rus turistlerin
birinci tercihi olan Türkiye'nin Rusya Federasyonu'ndan
turizm gelirleri yaklaşık 700 milyon dolar
seviyesindedir. Türkiye'yi yaklaşık 300 bin
Rus turist çeken İspanya izlemektedir. Türkiye'ye
Rusya Federasyonu'ndan gelen turist sayıları
yıllar itibarı ile aşağıdaki tabloda görülmektedir.
| RUSYA
FEDERASYONU'NDAN TÜRKİYE'YE GELEN TURİST
SAYISI |
| Yıllar |
Rus Turist Sayısı(kişi) |
Toplam İçerisindeki
Payı (%) |
Yıllık Artış Oranı(%) |
| 1999 |
438.719 |
5,86 |
- |
| 2000 |
676.958 |
6,49 |
54,30 |
| 2001 |
757.446 |
6,52 |
11,89 |
| 2002 |
945.000 |
7,14 |
24.85 |
Kaynak: T.C. Turizm Bakanlığı
1998 yılı Ağustos ayında Rusya Federasyonu'nda
meydana gelen mali krizin ve bunu takip eden
devalüasyonun, ortalama Rus halkının alım
gücünde yarattığı olumsuz etki nedeniyle Rusya'dan
Türkiye'ye gelen turist sayısında da bir gerileme
yaşanmıştır. Ancak, son yıllarda krizin etkilerinin
giderek aşılması ve özellikle Rus orta sınıfının
alım gücünde ve tüketim talebinde meydana
gelen artış neticesinde son yıllarda Rusya
Federasyonu'ndan Türkiye'ye gelen turist sayısı
da tekrar bir artış trendine girmiştir. Ayrıca,
2001 yılında Türkiye'de yaşanan devalüasyon
sonrasında Türkiye'de tatil maliyetinin yabancılar
için görece düşmesi ile birlikte Rus turistler
için Türkiye daha cazip bir tatil ülkesi haline
gelmiştir.
|
TÜRKİYE'YE EN ÇOK
TURİST GÖNDEREN ÜLKELER SIRALAMASINDA
RUSYA FEDERASYONU'NUN YERİ
|
|
2001
|
2002
|
| Ülke |
Turist Sayısı |
% Pay |
Turist Sayısı |
% Pay |
| Almanya |
2.884.051
|
24.82
|
3.480.051
|
26,28
|
| İngiltere |
845.536
|
7.28
|
1 040 228
|
7,85
|
| Rusya Federasyonu |
757.446
|
6.52
|
945 678
|
7,14
|
| Hollanda |
632.975
|
5.45
|
871 560
|
6,58
|
| Bulgaristan |
540.452
|
4,65
|
833 848
|
6,29
|
Kaynak : T.C. Turizm Bakanlığı
Bunun bir sonucu olarak, 2002 yılında Rusya
Federasyonu, Almanya ve İngiltere'nin ardından
Türkiye'ye en fazla turist gönderen üçüncü
ülke olmuştur. Diğer taraftan, Banko Enformasyon
Ajansı verilerine göre, Rus vatandaşlarının
2002 yılı yaz tatili seçenekleri arasında
Türkiye yüzde ilk sırada yer almıştır. Türkiye
2002 yılının tamamında da yüzde 49.1'lik pazar
payı ile ilk sırada yer alırken Türkiye'nin
hemen ardından yüzde 49.0'lık pay ile Mısır
izlemektedir. Üçüncü sıradaki Tayland'ın payı
ise yüzde 40 düzeyindedir.
Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Rusya'ya
giriş yapan Türk vatandaşlarının sayısı ise
100 bin civarındadır. 2001 yılında Moskova'yı
ziyaret eden Türk vatandaşlarının sayısının
40 bine yakın olduğu ifade edilmektedir. Rusya
Federasyonu'na en fazla Türk vatandaşının
giriş yaptığı yıl ise yaklaşık 160 bin ile
1996'dır.
Özellikle 1990'lı yılların ilk yarısında
Rusya'dan Türkiye'ye gelen turistler daha
çok alış veriş amacıyla gelmekte iken, bu
yıllardan sonra giderek tatil geçirmek için
gelen turistler daha ağır basmaya başlamıştır.
Rus turistlerin tatil amacıyla Türkiye'yi
tercih etme nedenlerinin başında bugün ucuzluk,
coğrafi yakınlık, hizmet kalitesi ve vize
kolaylığı gelmektedir. Diğer taraftan, yapılan
çeşitli çalışmalar Rus halkının gelir durumundaki
artışın başta turizm olmak üzere özellikle
tüketim mallarına ve hizmetlere kaydığını
ortaya koymaktadır. Nitekim, Rus turistler,
Türkiye'deki kaliteli tesislerde Avrupa'dakilerle
kıyaslandığında çok daha ucuza tatil yapabilmektedirler.
Diğer taraftan vize almadaki kolaylık, Rus
turistlerin Türkiye'yi tercih etmelerindeki
en önemli faktörlerden birisidir.
Son yıllarda özellikle Rusya'daki üst gelir
grupları arasında 2-3 günlük yurtdışı alışveriş
turları yaygınlaşmaktadır. Bu durum büyük
ölçüde Rusya'daki kaliteli ve markalı ithal
malların fiyatlarının hala yüksek olmasından
kaynaklanmaktadır. Bu açıdan özellikle İstanbul
ve Milano Rusların en fazla tercih ettikleri
alış veriş merkezleri olarak ön plana çıkmaktadır.
Alış veriş turları ile özellikle İstanbul'a
gelen Ruslar, Avrupalı birçok markanın ürünlerini
- ki bunların önemli bir bölümünün üretimi
Türkiye'de yapılmaktadır- Rusya'daki fiyatlara
göre çok daha ucuza temin edebilmektedirler.
Diğer taraftan, son dönemde Türkiye kış turizmi
açısından da Rus turistler tarafından artan
oranda tercih edilen bir ülke konumuna gelmiştir.
Bunda İstanbul aktarmalı olarak Uludağ'a ve
direkt olarak Erzurum Palandöken'e yapılan
uçuşlar etkili olmaktadır.
Ucuzluk Rus turistlerin Türkiye'yi tercih
etmelerinde en başta gelen faktör olmakla
birlikte, bunda Moskova'da faaliyet gösteren
Türk turizm acenteleri arasında yaşanan yoğun
rekabetin etkisi büyüktür. Yoğun bir rekabetin
yaşandığı sektörde aynı ülkeye çok sayıda
turist götürmek isteyen bir Türk turizm acentesinin
fiyatlarda indirime gitmesi kaçınılmaz olarak
diğer Türk acentesini de etkilemektedir. Diğer
taraftan, giderek bilinç düzeyi artan Rus
tüketicisi tatile gitmeden önce pazar araştırması
yapmakta ve doğal olarak turizm acenteleri
arasındaki bu rekabetten yararlanmaya çalışmaktadır.
Türkiye'ye gelen Rus turistlerin yüzde 90'a
yakını Antalya ve İstanbul'dan giriş yapmaktadırlar.
Bu durum, Rus turistlerin geliş amaçlarının
özellikle deniz turizmi ve ticari amaçlı (bavul
ticareti) olduğunu ortaya koymaktadır.
4. Sonuç
Türkiye ve Rusya'nın Avrasya bölgesinin iki
büyük ekonomik gücü olmasına ve karşılıklı
ekonomik ilişkilerde son yıllarda kaydedilen
olumlu gelişmelere rağmen, ekonomik ilişkilerin
bugün ulaşmış olduğu düzey, sahip olunan potansiyelin
oldukça gerisindedir. İki ülkenin dış ticaret
hacimleri üst üste getirildiğinde bu durum
daha açık bir biçimde görülmektedir. Dünya
ile toplam 250 milyar dolara yakın bir ticaret
hacmine sahip olan iki ülkenin kendi aralarında
gerçekleşen ticaretin hacmi ise bu rakamın
yüzde 5'ine dahi ulaşmaktan uzaktır.
Gözden kaçırılmaması gereken diğer önemli
bir husus, iki ülkenin birbirini tamamlayan
ekonomik yapılarıdır. Bugün Rusya, Türk ekonomisinin
ihtiyaç duyduğu başta enerji ürünleri ve madenler
olmak üzere çok sayıda ham ve yarı mamul girdileri
düşük taşıma maliyetleri ile sağlayabilecek
bir konumdadır. Diğer taraftan, gelir düzeyi
gün geçtikçe artan Rus halkının talep ettiği
gıdadan tekstile birçok tüketim malının üretimi
de Türkiye'de dünya ile rekabet eden fiyat
ve kalitede gerçekleştirilmektedir.
İki ülke ticari ve ekonomik ilişkilerinin
sağlıklı ve istikrarlı gelişimi açısından
asgari bir dengenin yaratılması şarttır. Bu
açıdan bugün en önemli sıkıntı ticaret alanında
yaşanmaktadır. Bu nedenle 1984 tarihli Antlaşma'da
uygulandığı gibi doğal gaz bedelinin mal ve
hizmet karşılığı ödenmesinde makul bir yüzdenin
kabul edilmesi karşılıklı ticaret dengesinin
sağlıklı seyri açısından önem taşımaktadır.
Benzer şekilde, Türkiye'nin Rusya Federasyonu'ndan
ithalatında önemli bir yer işgal eden petrol,
kömür ve diğer maddeler karşılığında da bu
tür mekanizmalar yaratılabilir. Ayrıca, Rus
firmalarının Türkiye'deki faaliyetlerini teşvike
yönelik mekanizmaların yaratılmasında yarar
vardır. İki ülke arasındaki bölgedeki çeşitli
üçüncü ülkeleri de kapsayacak projelerin geliştirilmesi
karşılıklı olarak iki ülke kamuoyu ve yönetimlerinde
gözlenen özellikle bölgesel rekabet ve güç
mücadelesine dayalı algılamaların azalmasına
katkı sağlayacaktır. Ekonomik alanda yaratılacak
karşılıklı ortak çıkarlar, siyasi ilişkilerin
sağlıklı gelişimine de katkı sağlayacaktır.
Son dönemde Mavi Akım projesi ile birlikte
gündeme geldiği gibi, ilişkiler daha geniş
bir perspektiften değerlendirilmeli, zaman
zaman ortaya çıkan sorunların ilişkilerin
genelini etkilemesine imkan verilmemelidir.
Şüphesiz, Türkiye'nin temel politikası Avrupa
Birliği ile bütünleşme yönündedir. Rusya ile
geliştirilecek sağlam ilişkiler ise Avrupa
Birliği sürecine bir alternatif oluşturmaktan
öte bir tamamlayıcı unsur olacaktır. Türkiye'nin
başta Rusya olmak üzere çevresindeki çok sayıda
ülke ile geliştireceği güçlü bağlar Batı dünyası
karşısındaki ekonomik ve siyasi konumunu destekleyecek
ve güç katacaktır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
1. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa
Olayı.
2. Devlet İstatistik Enstitüsü, Sekizinci
Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ulaştırma (Boru
Hattı Ulaştırması) Özel İhtisas Komisyonu
Raporu, Ankara, 2001.
3. Rusya Federasyonu Ülke Raporu, İhracatı
Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME), Ankara, Aralık
2000.
4. Dış Ticaret Müsteşarlığı Anlaşmalar Genel
Müdürlüğü Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetleri
Dairesi Verileri.
EKLER
EK 1.
|
TÜRKİYE
TARAFINDAN BUGÜNE KADAR İMZALANAN DOĞAL
GAZ ALIM ANLAŞMALARI
|
|
Mevcut
Anlaşmalar
|
Miktar
(Plato)
(milyar m³ / yıl)
|
İmza
Tarihi
|
Süre
(Yıl)
|
Durumu
|
| Rusya (Batı) |
6
|
14
Şubat 1986 |
25
|
Devrede |
| Cezayir (LNG) |
4 |
14
Nisan 1988 |
20 |
Devrede |
| Nijerya (LNG) |
1.2 |
9Kasım
1995 |
22 |
Devrede |
| İran |
10 |
8
Ağustos 1996 |
25 |
Devrede |
| Rusya (Mavi
Akım) |
16 |
15
Aralık 1997 |
25 |
Devrede |
| Rusya (Batı) |
8 |
18
Şubat 1998 |
23 |
Devrede |
| Türkmenistan |
16 |
21
Mayıs 1999 |
30 |
2005 |
| Azerbaycan |
6.6 |
12
Mart 2001 |
15 |
2005 |
Kaynak : BOTAŞ
EK 2.
TÜRKİYE'NİN İMZALAMIŞ OLDUĞU ANLAŞMALARA
GÖRE ÜLKELER İTİBARI İLE DOĞAL GAZ ALIM TABLOSU
(% Dağılım)

Kaynak : BOTAŞ
EK 3.
|
YILLAR VE ÜLKELER
İTİBARI İLE DOĞAL GAZ ALIM MİKTARLARI
|
|
YILLAR
|
RUSYA
|
İRAN
|
TPAO
|
CEZAYİR
|
NİJERYA
|
SPOT LNG
|
TOPLAM
(Milyon cm3)
|
|
1987
|
432
|
-
|
85
|
-
|
-
|
-
|
517
|
|
1988
|
1.136
|
-
|
42
|
-
|
-
|
-
|
1.178
|
|
1989
|
2.986
|
-
|
114
|
-
|
-
|
-
|
3.100
|
|
1990
|
3.246
|
-
|
109
|
-
|
-
|
-
|
3.355
|
|
1991
|
4.031
|
-
|
65
|
-
|
-
|
-
|
4.096
|
|
1992
|
4.430
|
-
|
31
|
-
|
-
|
-
|
4.461
|
|
1993
|
4.952
|
-
|
23
|
-
|
-
|
-
|
4.975
|
|
1994
|
4.957
|
-
|
2
|
418
|
-
|
-
|
5.377
|
|
1995
|
5.560
|
-
|
-
|
1.058
|
-
|
240
|
6.858
|
|
1996
|
5.524
|
-
|
-
|
2.436
|
-
|
80
|
8.040
|
|
1997
|
6.574
|
-
|
-
|
3.300
|
-
|
-
|
9.874
|
|
1998
|
6.539
|
-
|
150
|
3.051
|
-
|
644
|
10.384
|
|
1999
|
8.693
|
-
|
299
|
3.589
|
77
|
-
|
12.658
|
|
2000
|
10.079
|
-
|
154
|
3.962
|
780
|
-
|
14.975
|
|
2001
|
10.931
|
115
|
-
|
3.985
|
1.337
|
-
|
16.368
|
|
2002
|
11.603
|
670
|
-
|
4.078
|
1.271
|
-
|
17.622
|
Kaynak : BOTAŞ
EK 4.
2002 YILI DOĞAL GAZ İTHALATINDA RUSYA'NIN
PAYI (% Dağılım)

Kaynak : BOTAŞ
EK 5.
|
TÜRKİYE'NİN İHRACATINDA
RUSYA FEDERASYONU'NUN PAYI
|
| YILLAR |
RF'NİN PAYI (%) |
RF'NİN SIRASI |
|
1998
|
4.9
|
5
|
|
1999
|
2.2
|
9
|
|
2000
|
2.3
|
9
|
|
2001
|
3.0
|
7
|
|
2002
|
3.3
|
6
|
| |
|
TÜRKİYE'NİN İTHALATINDA
RUSYA FEDERASYONU'NUN PAYI
|
| YILLAR |
RF'NİN PAYI (%) |
RF'NİN SIRASI |
|
1998
|
4.6
|
6
|
|
1999
|
5.8
|
5
|
|
2000
|
7.1
|
4
|
|
2001
|
8.3
|
3
|
|
2002
|
7.6
|
6
|
Kaynak : DİE
EK 6.
|
YILLAR İTİBARİYLE
TÜRKİYE'NİN BAVUL TİCARETİ GELİRİ VE
RUSYA FEDERASYONU'NUN BAVUL TİCARETİ
YOLUYLA DÜNYADAN İTHALATI
(Milyar $)
|
|
Yıllar
|
Türkiye'nin Bavul
Ticareti Geliri
|
Değişim (%)
|
Rusya'nın Bavul
Ticareti Yoluyla Dünyadan İthalatı
|
Değişim(%)
|
|
1997
|
5.8
|
-37.5
|
18.3
|
13.7
|
|
1998
|
3.6
|
-36.2
|
13.3
|
-27.3
|
|
1999
|
2.2
|
-41.0
|
8.5
|
-36.0
|
|
2000
|
2.9
|
30.0
|
11.1
|
30.5
|
|
2001
|
3.0
|
3.2
|
12.1
|
9.0
|
Kaynak : T.C. Merkez Bankası
R.F. Devlet İstatistik Komitesi
EK 7.
|
2002 YILINDA RUSYA'DAKİ
EN GÖZDE TATİL YÖRELERİ
|
|
SIRA
|
ÜLKE / ŞEHİR
|
|
1
|
Türkiye
|
|
2
|
St. Petersburg
|
|
3
|
Kırım
|
|
4
|
Soçi
|
|
5
|
İspanya
|
|
6
|
Anapa
|
|
7
|
Bulgaristan
|
|
8
|
Kıbrıs Rum Kesimi
|
Kaynak : Nezavisimaya Gazeta
EK 8.
|
2002 YILINDA DÖNEMLER
İTİBARİYLE TÜRKİYE'NİN RUS TURİSTLERİN
TATİL TERCİHLERİNDEKİ PAYI
|
|
Dönem
|
Yüzde Pay
|
| Kış Sezonu |
3.7 |
| Nisan |
43 |
| Mayıs |
41 |
| Haziran |
54 |
| Temmuz |
48 |
| Ağustos |
47 |
| Eylül |
42 |
| Ekim |
25 |
Kaynak : Info - City